7. Hukuk Dairesi 2011/3689 E. , 2012/3690 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tah
**7. Hukuk Dairesi 2011/3689 E. , 2012/3690 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalının kusur oranına yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Borçlar Kanununun 44/1. maddesi hükmünde; zarar gören tarafın zararın meydana gelmesine razı olması yahut kendi fiili ile zararın meydana gelmesine veya zararın artmasına yardım etmesi veya zararı meydana getiren kişinin durumunu ağırlaştırması durumunda, hâkime hükmedilecek tazminatta indirim yapma veya tazminata hükmetmekten tümüyle kaçınma yetkisi tanımak suretiyle ortak (müterafık) kusurlu davranışın tazminata etkisini kabul etmiş bulunmaktadır. Zararla sonuçlanan hukuka aykırı bir davranışta bu maddenin uygulanabilmesi için, öncelikle ortak kusurun belirlenmesi gerekir. Bunun için de zarar görenin zarardan kaçınma görevini yerine getirmemesi ile ortaya çıkan davranışının objektif ölçülerle bir kusur sayılıp sayılamayacağı ve bu kusurun zararın meydana gelip gelmemesinde bir payı (illiyet bağı) olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Somut olaya gelince; davacı, davalıya ait ana su borusunun patlaması nedeniyle, işyerini su bastığını, işyeri binası ile işyerinde bulunan ticari emtianın hasar gördüğünü öne sürmüştür. Mahkemece, bilgisine başvurulan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda, binaya ait mimari projede, bodrum katta kapalı bulunan rögarın aslında pompa ile zemine aktarılacak şekilde gösterilmiş ise de bunun yapılmadığı, davalının hasardan sorumlu olduğu açıklanmış, mahkemece bu rapor benimsenerek, davalı tarafın tam kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiştir. Mahkemece, raporda belirtilen, mimari projede bodrum katta kapalı bulunan rögarın aslında pompa ile zemine aktarılacak şekilde gösterilmiş olmasına rağmen bunun yapılmamasının, hasarın meydana gelmesinde veya artmasında davacı açısından müterafik kusur oluşturup oluşturmayacağı araştırılmamıştır. Hal böyle olunca, dosya yeniden bilirkişi heyetine verilerek, özellikle davacı tarafa somut olayda yükletilmesi gereken müterafik kusur bulunup bulunmadığının saptanması, uzman bilirkişiden yukarıda açıklanan olguları yansıtacak biçimde ayrıntılı ve gerekçeli ek rapor alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ :Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde davalıya iadesine, 22.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.