Başvuru, yeterli savunma hakkı tanınmaması ve mahkûmiyet kararının gerekçesinin tebliğ edilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa itiraz hakkının etkili olarak kullanılamaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; yeterli savunma hakkı tanınmaması ve mahkûmiyet kararının gerekçesinin tebliğ edilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa itiraz hakkının etkili olarak kullanılamaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 4/1/2014 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 15/4/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 9/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 15/2/2016 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında 22/11/2007 tarihinde gözaltına alınmış; Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesinin 26/11/2007 tarihli ve 2007/272 Sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 23/5/20008 tarihli ve E.2008/740 sayılı iddianamesi ile başvurucunun suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, yağma, hırsızlık, ruhsatsız silah taşıma suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Dava, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga maddesi ile görevli) E.2008/176 sayılı dosyası üzerinden görülmüştür. Başvurucunun tutukluluk hâli yargılama sürecinde devam etmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2/4/2013 tarihli ve E.2008/176, K. 2013//77 sayılı kararı ile başvurucunun suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan 1 yıl 15 gün hapis, (üç ayrı) yağma suçundan toplam 30 yıl hapis, (iki ayrı) hırsızlık suçundan toplam 4 yıl 17 ay hapis, ruhsatsız silah taşıma suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 375 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme, hüküm ile birlikte “sanıkların … almış oldukları hapis cezalarının cins ve miktarları, her bir sanığın verilen ceza miktarına göre kaçma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olması ve atılı suçların bir kısmının 5271 sayılı CMK’nın 100 vd. maddelerinde gösterilen katalog suçlardan olması ve tutuklu kaldıkları sürelere göre” başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Anılan karar, başvurucuya duruşmada tefhim edilmiştir. Karar duruşmasında başvurucunun yanı sıra müdafii de hazır bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde, hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz yoluna gidildiğine dair bilgi ve/veya belge sunulmamıştır. Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet hükmünü temyiz etmiştir. Başvurucu müdafii, temyiz dilekçesini 8/4/2013 tarihinde Mahkemeye sunmuş olup dilekçede gerekçeli kararın tebliği yönünde bir talepte bulunulmamıştır. Başvurucu da 8/4/2013 tarihinde hükmen tutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla temyiz dilekçesini Mahkemeye göndermiştir. Başvurucu tarafından sunulan temyiz dilekçesinde de gerekçeli kararın tebliği talebi bulunmamaktadır. UYAP üzerinden yapılan incelemede, gerekçeli kararın 27/5/2013 tarihinde UYAP ortamında Mahkemece onaylandığı ve başvurucunun müdafiine 27/6/2013 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Başvurucu, Mahkemeye sunduğu 14/5/2013 tarihli dilekçesiyle gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmesini talep etmiştir. Mahkeme 28/2/2014 tarihli yazıyla gerekçeli kararı başvurucuya tebliğ edilmek üzere başvurucunun tutulu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumuna göndermiştir. Başvurucu 14/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Yargıtay Ceza Dairesinin 16/7/2014 tarihli ve E.2014/1468, K.2014/15462 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında bir kısım suçtan verilen mahkûmiyet hükümlerinin “denetime olanak sağlanması açısından ve infazda duraksamaya neden olmayacak biçimde sanıkların her bir yakınana karşı eylemleri nedeniyle, ayrı ve bağımsız biçimde değerlendirme yapılarak uygulama maddelerinin ayrı ayrı gösterilip hüküm kurulması gerekirken,yazılı biçimde topluca uygulama yapılması” gerekçesiyle, diğer bir kısım suçlardan verilen mahkûmiyet hükümlerinin ise “… tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle, bir üst paragrafta belirtilen ve dosya kapsamının büyük çoğunluğunu oluşturan suçların esası hakkında inceleme yapılması gerekmekte olup, dosyanın bir bütün halinde değerlendirilebilmesi için, anılan suçlarında bozulması zorunluluğu” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un maddesi ile CMK mülga maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine dosya, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, E.2014/360 sayılı dosya üzerinden yapılan yargılamayı başvurucu yönünden tutuklu olarak devam ettirmiştir. Mahkeme, 28/5/2015 tarihli ve E.2014/360, K.2015/214 sayılı kararı ile başvurucunun “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçundan 1 yıl 15 gün hapis, “(üç ayrı) yağma” suçundan toplam 30 yıl hapis, “hırsızlık” suçundan 2 yıl6 ay hapis, “ruhsatsız silah taşıma” suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 375 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme hüküm ile birlikte “sanıkların aldıkları ceza miktarı, tutuklu kaldıkları süre … verilen ceza miktarına göre kaçma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olması, adli kontrol tedbirlerinin yeterli güvence teşkil etmeyeceği” gerekçesiyle başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Dava, inceleme tarihi itibarıyla temyiz aşamasındadır. B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklama kararı” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.” 5271 sayılı Kanun'un “Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. (2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.”