Başvuru, kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmaya ilişkin işleme karşı açılan davada, beraatle sonuçlanan ceza yargılaması sürecine konu fiil esas alınarak ve sahte belge varmış gibi hareket edilerek gerekçesiz bir şekilde karar verilmesi ve temyizde taleplerin karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının; ihaleye katılımda verilen teminatın haksız olarak irat kaydedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddia
Başvuru, kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmaya ilişkin işleme karşı açılan davada, beraatle sonuçlanan ceza yargılaması sürecine konu fiil esas alınarak ve sahte belge varmış gibi hareket edilerek gerekçesiz bir şekilde karar verilmesi ve temyizde taleplerin karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının; ihaleye katılımda verilen teminatın haksız olarak irat kaydedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 10/2/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca (TOKİ) 11/9/2008 tarihinde yapılan "İstanbul Kayabaşı Bölge 332 Adet Konut, 1 Adet 40 Derslikli Lise, 1 Adet 40 Derslikli İlköğretim Okulu, 1'er Adet Kreş ve Spor Salonu, Adaiçi ve Genel Altyapı ile Çevre Düzenlemesi İnşaatı İşi" ihalesi başvurucu Şirket üzerine bırakılmıştır. Başvurucu Şirket sosyal güvenlik prim borcu bulunmadığına dair belgeyi ve istenilen diğer belgeleri TOKİ'ye sunmuş ve 20/10/2008 tarihinde sözleşme imzalanmıştır. TOKİ Başkanlığınca, başvurucu Şirketin sosyal güvenlik prim borcu bulunmadığına dair Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Şırnak İl Müdürlüğünden almış olduğu 6/10/2008 tarihli yazı ile yine başvurucu Şirket hakkında düzenlenen 16/10/2008 tarihli yazının evrak numaralarının aynı olduğunun tespit edilmesi üzerine SGK Şırnak İl Müdürlüğünden söz konusu yazıların geçerliliklerinin teyit edilmesi istenmiştir. SGK Şırnak İl Müdürlüğü 6/10/2008 tarihli yazının kendileri tarafından düzenlenmediğini ve yazının altında bulunan imzanın Müdür Yardımcısı K.K.ya ait olmadığını bildirmiştir. TOKİ, sosyal güvenlik prim borcu olmadığına dair belgenin sahte olarak düzenlendiği gerekçesiyle başvurucu Şirket ile imzaladığı sözleşmeyi feshetmiş; Şirketin bir yıl süreyle bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına, 000 TL (başvurucu Şirketin beyanına göre) kesin teminatın irat kaydedilmesine karar vermiştir. Ayrıca başvurucu Şirket yetkilileri hakkında resmî belgede sahtecilik ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.A. Ceza Yargılamasına İlişkin Süreç TOKİ tarafından başvurucu Şirket hakkında suç duyurusunda bulunulması üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 11/5/2009 tarihli iddianamesiyle ihaleye fesat karıştırma ve resmî belgede sahtecilik suçlarından Şirket yetkilileri hakkında kamu davası açılmıştır. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 30/11/2010 tarihli kararıyla ilgili Şirket yetkilileri hakkında beraat kararı vermiştir. Kararın gerekçesinde; sanıkların ihaleye fesat karıştırma suçunu işleme kastı ile hareket etmedikleri, bu nedenle ihaleye fesat karıştırma suçunun unsurlarının oluşmadığı, cezalandırmaya yeterli kesin ve şüpheden uzak delil bulunmadığı belirtilmiştir. Belgede sahtecilik suçu açısından ise belgeyi hazırlayanın Şirketin muhasebecisi E.A. olduğu, E.A.nın ifadesinde Şirketin SGK prim borcu olmadığını sosyal güvenlik yetkililerinden öğrendiğini, ihaleyi kaçırmamak için anılan belgeyi kendi hazırladığını ve ihale komisyonuna verdiğini, diğer sanıkların bu işle ilgisi olmadığını belirtmiştir. Mahkeme, menşeinden araştırma yapıldığında ve Kurumdan da araştırıldığında belgenin gerçek olmadığının derhâl anlaşılabileceğini, cezalandırmaya yeterli iğfal kabiliyeti olduğu yönünde delil olmadığından suçun unsurlarının oluşmadığını ifade etmiştir. Anılan hüküm Yargıtay Ceza Dairesinin 27/2/2013 tarihli kararıyla onanmıştır.B. İdari Yargıya İlişkin Süreç Başvurucu Şirket, kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanma ve kesin teminatın irat kaydedilmesi işlemlerinin iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesinde ayrı ayrı dava açmıştır. Kamu İhalelerine Katılmaktan Yasaklanma İşlemine Karşı Açılan Dava Ankara İdare Mahkemesi 28/1/2010 tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde; SGK Şırnak İl Müdürlüğünün yazısı ile dosyada bulunan ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame, soruşturma kapsamında alınan ifadeler ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor gözönüne alındığında başvurucu Şirketin sosyal güvenlik prim borcu olmadığına dair TOKİ Başkanlığına sunduğu 6/10/2008 tarihli yazının SGK Şırnak İl Müdürlüğünce düzenlenmediği, yazının altında bulunan imzanın da Müdür Yardımcısı K.K.ya ait olmadığı anlaşıldığından 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun maddesinde belirtilen süreler içinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu ceza mahkemesi kararının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. Temyiz talebi Danıştay Onüçüncü Dairesinin 26/12/2012 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 7/11/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Bu karar, başvurucuya 20/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Kesin Teminatın İrat Kaydedilmesine Karşı Açılan Dava Ankara İdare Mahkemesi 28/1/2010 tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme aynı gerekçe (bkz. § 17) ile başvurucu Şirketin ihale sürecinde 4734 sayılı Kanun'a göre yasak fiil veya davranışlarda bulunduğunun sözleşme yapıldıktan sonra tespit edilmesi sonucu kesin teminatın irat kaydedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varmıştır. Başvurucu ceza mahkemesinde açılan kamu davasında beraat kararı verilmesi nedeniyle kararın bozulması gerektiğini belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. Temyiz talebi Danıştay Onüçüncü Dairesinin 27/12/2012 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 7/11/2013 tarihli karar ile reddedilmiştir. Bu karar, başvurucuya 20/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 10/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 5/1/2002 tarihli 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun Maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:"Yüklenicinin bu iş nedeniyle idareye ve Sosyal Sigortalar Kurumuna olan borçları ile ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan kanunî vergi kesintilerinin yapım işlerinde kesin kabul tarihine, diğer işlerde kabul tarihine veya varsa garanti süresinin bitimine kadar ödenmemesi halinde, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatlar paraya çevrilerek borçlarına karşılık mahsup edilir, varsa kalanı yükleniciye geri verilir." 4735 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Aşağıda belirtilen hallerde idare sözleşmeyi fesheder:...b) Sözleşmenin uygulanması sırasında yüklenicinin 25 inci maddede sayılan yasak fiil veya davranışlarda bulunduğunun tespit edilmesi,Hallerinde, ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir. " 4735 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Yüklenicinin, ihale sürecinde Kamu İhale Kanununa göre yasak fiil veya davranışlarda bulunduğunun sözleşme yapıldıktan sonra tespit edilmesi halinde, kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir." 4735 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Sözleşmenin uygulanması sırasında aşağıda belirtilen fiil veya davranışlarda bulunmak yasaktır:a) Hile, vaat, tehdit, nüfuz kullanma, çıkar sağlama, anlaşma, irtikap, rüşvet suretiyle veya başka yollarla sözleşmeye ilişkin işlemlere fesat karıştırmak veya buna teşebbüs etmek.b) Sahte belge düzenlemek, kullanmak veya bunlara teşebbüs etmek...."