T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/73 - Karar No:2026/165 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/73 KARAR NO : 2026/165 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2023 NUMARASI : 2021/536 E-2023/585 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/73 - Karar No:2026/165 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/73 KARAR NO : 2026/165 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2023 NUMARASI : 2021/536 E-2023/585 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/02/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında yazılı sözleşmeler ve şifahi sözleşmeler çerçevesinde Batman, Samsun, Trabzon ve Adana illerinde dava dışı kurumlar tarafından davalı firmaya ihale edilen işlerin bir bölümünü yüklendiğini, müvekkilinin yüklendiği işler ile bu işler dışında kalan fakat davalı şirketin isteği üzerine yapılan bir kısım ilave işi sözleşme ve ek şartnameye ve usulüne uygun olarak zamanında ifa edip teslim ettiğini, müvekkilinin yaptığı işin davalı firma ve dava dışı kurumlar tarafından düzenli olarak kontrol edildiğini ve teslim alındığını, taraflar arasında bu süreçte herhangi bir ihtiaf yaşanmadığını, yapılan iş kapsamında tanzim edilen faturaların davalı firmaya tevdi edildiği, davalı tarafından teslim alınan faturalara itiraz edilmediğini, bir kısım ödemeler yapıldığını ancak bakiye fatura bedellerinin aradan geçen süre zarfında ödenmediğini, fatura bedellerinin ödenmesi hususunda davalı ile görüşmeler yapıldığını, bedelin ödeneceğini bildirilmesine karşılık ödeme yapılmadığını, müvekkili ile davalı arasında iş ilişkisi devam ettiğinden müvekkilinin ödeme hususunda ısrarcı olmadığını ancak aradan geçen süre zarfında herhangi bir ödeme bulunmaması nedeniyle davalıya Diyarbakır 1. Noterliği'nin 08.01.2020 tarihli ihtaramenin gönderildiğini, bu ihtarnameye karşılık davalı tarafından Ankara 30. Noterliği'nin 16.01.2020 tarihli gerçeğe aykırı ve mesnetsiz iddialar içeren cevabı ihtamame ile borcun kabul edilmediğini, demir doğrama ve çelik imalat işi ifa eden müvekkilinin sözleşme kapsamında kendisine tevdi edilen işlerin ifasında kullandığı malzemelerin işin yapıldığı esnadaki fiyatı ile güncel fiyatları arasında %200-300 oranında bir fiyat artışı olduğunu, mevcut durumda müvekkilinin davalı tarafından zamanında ödenmeyen fatura bedelleri sebebiyle mağdur olmasının yanında aradan geçen süre zarfında bu malzemelerde aşırı oranda fiyat artışı nedeniyle mağdur olduğundan söz konusu malzemelerin işin yapıldığı tarihteki değeri ile güncel fiyatı arasında oluşan farktan kaynaklı değerin tespit edilerek tahsili talebi zaruretinin bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla hakediş raporları çerçevesinde müvekkili tarafından düzenlenen fatura bedellerinden ödenmeyen toplam 1.560.780,63 TL tutarındaki bedelden bu aşamada 100.000,00 TL'nin her bir alacak için tanzim edilen hakediş raporu tarihinde itibaren ticari (avans) faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; görev yönünden davacı tarafın tacir olmaması ve gerçek kişi olması sebebiyle mahkemenin görevsiz olup, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, yasanın emredici hükmü gereği davacının dava dilekçesindeki iddia ve beyanlarını ispat ile mükellef olduğunu, delillerini sunması gerektiği halde, dava dilekçesi içinde, davaya konu somut olayı ve taleplerini ispatlayan yeterli belge veya evrakların sunulmadığını, davacının dava konusu iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacının alacağını ispat etmek zorunda olduğunu, davanın dayanağı olarak gösterilen faturaların tarafların cari kayıtlarına ve ticari defterlerine işlenip işlenmediğinin yahut ne şekilde işlendiğinin öncelikle belirlenmesi gerektiğini, buna göre iş bu cevap dilekçesi ekinde de sunulacak cari ekstre kayıtlarından açıkça görüleceği üzere davacı tarafın müvekkilinden herhangi bir alacağı bulunmamakla birlikte müvekkili şirkete 1.690.591,25 TL borcu bulunduğunu, davacının alacağını faturalara dayandırdığını, ancak faturanın taraflardan birini borç altına sokabilmesi için borç doğurucu bir hukuki işlemin bulunması gerektiğini, faturanın bir sözleşme olmadığını, TTK'nın 23.maddesi hükmünden anlaşıldığı üzere, faturanın, onu teslim alan muhatabı bağlaması için sözleşme ile yüklenilen edimin yerine getirilmiş olmasının şart olduğunu, davacı tarafından öncelikle müvekkiline Diyarbakır 1. Noterliği'nin 08.01.2020 tarih ve 00886 yevmiye numaralı ihtarname ile bakiye fatura bedellerinin ödenmesinin talep edildiğini, dava dilekçesinde davacı tarafından da belirtildiği üzere cevabi ihtarname gönderilerek borcun kabul edilmediğini ve müvekkili şirketin davacıdan alacağının bulunduğuna ilişkin Ankara 30. Noterliği'nin 16.01.2020 tarih ve 00753 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, müvekkili firmanın, davacı tarafından da belirtildiği üzere davacı ile alt yüklenici ilişkisinden kaynaklı olarak 2017 tarihinden bu yana birçok iş yapmakta olduğunu, bu iş ilişkisinden kaynaklı olan alacak ve borçlarını da cari hesapta izlediğini, sözleşme konusu iş için geçici ve kesin kabulleri müvekkilin ihaleyi aldığı kurumlar tarafından gerçekleştirildiğini, davacı şirkete gerekli ödemeler yapıldığını, davacının müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, dilekçe ekinde, müvekkili firma cari hesap kayıtlarının sunulduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler, faturalar, ticari defter ve kayıtlar incelendiği takdirde davacının müvekkili şirketten alacaklı olmadığının aksine, müvekkili şirkete 1.690.591,25 TL borcu bulunduğunun görüleceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, dosyada mevcut belgelere göre taraflar arasında Batman Ceza İnfaz Kurumu, Samsun Kavak Ceza İnfaz Kurumu (2 adet sözleşme vardır), Adana Çevik Kuvvet Depo ve Spor Salonu İnşaatı Yapım İşine ilişkin sözleşmelerin bulunduğu, sözleşmelerin taraflarca imza altına alındığı, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek, taraflar arasındaki yapılan anlaşmalar uyarınca davacının yaptığı işe karşılık davalı tarafından gerek banka kanalıyla ve çekle yapılan gerekse de başka kurum/ kuruluşlar aracılığıyla yapılan ödemelere ulaşılarak taraflar arasındaki mevcut alacak-borç durumunun ortaya konulması gerektiği, tarafların usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2017 yılında başladığı, talimat mahkemesi aracılığıyla alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki Batman-Samsun-Trabzon-Adana-Bursa İllerindeki tüm işlere ait ihale makamınca ve taraflarca mutabık kalınarak onaylanmış tüm alt yüklenici sözleşmeleri ve hakediş belgelerinin dava dosyasına kazandırılarak inşaat mühendisi teknik bilirkişisi marifeti ile incelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiği şerhi düşülerek davacının kayıtlarına göre davalıdan 31/12/2020 tarihi itibarıyla 1.732.899,19 TL alacaklı gözüktüğünün belirtildiği, tarafların defter kayıtlarının karşılaştırıldığı ve bu defter kayıtlarına yansımayan ödeme belgelerinin de incelendiği 08/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; fark bedel olan 437.196,95 TL tutarının; 81.367,54 TL'sinin 79.069,25 TL'si 2017 yılı teminat kesintisi ve 2.298,29 TL'si hakediş tablosunda yer alan sair kesintilerin kayda alınmaması, 4.331.25 TL'sinin 3.671,25 TL'si 06.05.2018 tarihli 152172 numaralı faturanın stopaj kesintisinin kayda alınmaması, 330,54 TL'si 2018 yılında 30.12.2018 tarihinde düzenlenen 152196 numaralı faturada tevkifat miktarının yanlış hesaplanması, 329,46 TL'si hakediş tablosunda yer alan sair kesintilerin kayda alınmaması, 351.421.07 TL'sinin 350.000,00 TL'si 27.05.2019 tarihli 152200 numaralı (Batman Projesi) faturanın teminat kesintisi ve 1.421,07 TL'si hakediş tablosunda yer alan sair kesintilerin kayda alınmaması, 77.09 TL'sinin 2020 yılı hakediş tablosunda yer alan sair kesintilerin kayda alınmaması, hakediş tablosunda yer alan “Fatura Edilecek Kesintiler” bölümlerine istinaden davalı tarafından davacıya düzenlenen fatura toplam tutarının 686.481,44 TL olduğu ancak davacı taraf defter kayıtlarında bu tutarın 644.955,67 TL, fark tutarın 41.525,77 TL olması, bir kısım ödeme belgelerinin davacının kayıtlarında yer almaması gibi davacı defter kayıtlarında bulunan eksiklikler nedeniyle tarafların defter kayıt ve hesap bakiyelerinin birbirini teyit etmediği, davacı tarafa banka kanalı ile 2.198.868,80 TL ödemede bulunulduğu, kök bilirkişi raporunun 22. ve 23. sayfasında gösterilen toplam bedeli 4.530.048,01 TL olan 44 adet davacı tarafa keşide edilen ve davalıya ait olan çekler nedeniyle davacının kayıtlarında bulunmayan ödeme tutarının ise 2.312.176.49 TL olduğu, dava tarihi itibari ile davacının 656.799,11 TL teminat kesintisi alacağı sonrasında davalıya 1.033.801,18 TL borcu bulunduğunun bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, bu bilirkişi raporundan sonra dosyaya giren ve bildirilen çekler için yazılan banka yazı cevapları, sunulan ödeme belgeleri dikkate alınarak düzenlenen 29/09/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki anlaşmalara konu edilen yapım işleri sebebiyle dava dışı işçi tarafından ödenmediği ileri sürülen işçilik alacağı sebebiyle davalılar aleyhine Batman 2. İş Mahkemesi'nin 2020/139 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonrası başlatılan Batman İcra Dairesi'nin 2021/14158 sayılı takip dosyasına davalı tarafından icra dosyasına 53.867,86 TL ödemede bulunulduğu, ek bilirkişi raporunun 3. ve 4. sayfasında gösterilen toplam bedeli 4.530.048,01 TL olan 44 adet davacı tarafa keşide edilen ve davalıya ait olan çeklerin tamamının ödendiği, listelenen çeklerden 2.217.871,52 TL tutarlı çeklerin davacı taraf kayıtlarında yer aldığı, her ne kadar davacı tarafça bu çeklerin bir kısmı (25 adet toplam 1.804.700,26 TL tutarlı çekler) için imza inkarında bulunulsa da, dava dilekçesinde böyle bir iddianın yer almaması ve davalı tarafın buna muvakafat etmemesi sebebiyle imza inkarına ilişkin itiraza itibar edilmediği, diğer yandan davacının imza inkarında bulunduğu çeklerin bir kısmının (6 adet toplam tutarı 481.489,47 TL olan çeklerin) davacı kayıtlarında yer aldığı, davacı vekili teslim makbuzu bulunmayan bu çeklerin davacıya teslim edilmediği, davacının çekleri ciro etmediği şeklinde itirazda bulunsa da, bu çeklerde davacı tarafın cirosunun bulunduğunun bankalardan gönderilen belgelere göre tespit edildiği, bu çekler nedeniyle davalının ödemede bulunduğu ve davacı alacağından mahsubu gerekli toplam tutarın 1.804.700,26 TL olduğu, yine bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere mevcut “Müfredat Kartı” belgesinden davacının davalının 004 nolu alt işvereni olduğu, davacıya ait işyeri sicil numaralarının 44120010110188280720277004 ve 44120010111330790550631004 olduğu, personel ödemelerine ilişkin hareketler harici tüm ödemelerin dekont içeriklerinde bu işyeri sicil numaralarının bulunduğu, oluşturulan listede adı geçen dava dışı personellerin SGK hizmet listelerinde isimlerinin bulunduğu, buna göre davalının sunduğu ödeme belgeleri ve kayıtlarında 827.292,67 TL tutarında SGK ve personel maaş ödemesinden sadece 10.191,93 TL 'sinin davacı kayıtlarında yer aldığı, davalı tarafından davacıya banka kanalıyla yapılan 2.198.868,80 TL ödeme dışında ek raporda yine davacı kayıtlarında yer almayan 53.400,00 TL ödeme bulunduğu, sonuç olarak yukarıda belirtilen ve ek bilirkişi raporunda değinilen davalının yaptığı her bir ödeme kaleminin ayrı ayrı dikkate alındığında fatura ve ödemelere ilişkin cari hesapta davalının davacıdan 1.636.723,39 TL alacaklı olduğu, teminat kesintilerine ilişkin cari hesapta ise davalının davacıya 656.799.11 TL borçlu gözüktüğünün tespit edildiği, neticeten bilirkişi raporlarına kaynaklık eden tarafların ticari defter ve kayıtları, çekler nedeniyle yapılan ödeme yapılan belgeler, icra ve banka kanalıyla yapılan tüm ödemeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıdan dava konusu ettiği alacak kalemleri sebebiyle alacaklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda; taraflar arasındaki yazılı sözleşmeler ve şifahi sözleşmeler çerçevesinde Batman, Samsun, Trabzon ve Adana illerinde dava dışı kurumlar tarafından, davalı kuruma ihale edilen işlerin bir bölümünün müvekkilince yüklenildiğini, müvekkilinin yüklendiği işler ile işbu işler dışında kalan fakat davalı şirketin isteği üzerine yapılan bir kısım ilave işin müvekkilince sözleşme, ek şartnameye ve usulüne uygun olarak zamanında ifa edilip teslim edildiğini, bu kapsamdaki hakediş belgeleri ve hakediş belgeleri bağlamında tanzim edilen faturaların davalı şirkete tevdii edildiğini, davalı tarafın teslim aldığı faturalara itiraz etmediğini ve bir kısım ödemelerde bulunduğunu ancak bakiye fatura bedellerini aradan geçen süre zarfında ödemediğini, bu hususta görüşmeler yapıldığını ve bedelin ödeneceğinin bildirildiğini ancak herhangi bir ödemede bulunulmadığını, akabinde müvekkilinin Diyarbakır 1. Noterliği'nin 08.01.2020 tarih ve 00886 yevmiye numaralı ihtarname ile davalı şirkete bakiye fatura bedellerinin ödenmesi hususunta ihtar çekildiğini, davalının Ankara 30. Noterliği'nin 16.01.2020 tarih ve 00753 yevmiye numaralı ihtarname ile cevap verdiğini, dava dışı kamu kurumları tarafından davalı yüklenici şirkete ihale edilen işlerin, davalı ile yapılan sözleşmeler kapsamında müvekkili ... (...) taşere etmek suretiyle gerçekleştirildiğini, bu kapsamda demir doğrama ve çelik imalat işi ifa eden müvekkilinin sözleşme kapsamında kendisine tevdii edilen işlerin ifasında kullandığı malzemelerin işin yapıldığı esnadaki fiyatı ile günümüzdeki güncel fiyatları arasında %200 -300 oranında bir fiyat artışı olduğunu, mevcut durumda müvekkilinin davalı tarafından zamanında ödenmeyen fatura bedelleri sebebiyle mağdur olmasının yanında, aradan geçen süre zarfında işbu malzemelerdeki aşırı orandaki fiyat artışı nedeniyle ayrıca mağdur olduğunu, müvekkilinin üstlendiği işlerin tamamını, davalı şirket yetkilileri ile dava dışı devlet kurumu yetkilileri tarafından düzenli olarak kontrol edilip teslim alındığını, müvekkili ile taraflar arasında bu süreçte ifa edilen işten kaynaklı olarak herhangi bir ihtilaf yaşanmadığını, davalının cevap dilekçesinde "müvekkile borcu olmadığı fatura bedellerini ödediği ve hatta alacaklı olduğu" yönünde beyanda bulunmasına karşılık işbu ödemelere ilişkin olarak herhangi bir belgenin dava dosyasına sunulmadığını, yargılama safhasında görevli mahkemece ilgili banka ve kurumlara yazılan müzekkere cevabının ekinde sunulan çeklerin müvekkili tarafından imzalanmadığını, ciro edilmediğini, mahkemece bu hususta imza incelemesi ve araştırması yapması gerektiğini, davalı tarafın müvekkiline borçlu olduğunun kanıtlanmasına karşılık, davalının işbu borcu ödediğini kanıtlayamadığını, davanın reddi yönünde tesis edilen kararın gerekçesi sarih bir biçimde hukuka aykırı olup, kararın meri hukukta herhangi bir dayanağının bulunmadığını, redde temel gerekçe olarak gösterilen hususun hayatın olağan akışına aykırı ve makul bir izahı dahi bulunmadığını, söz konusu çek ve belgelerin davalı tarafça da davaya cevap ve yargılama safhasında dava dosyasına sunulmadığını, yargılama safhasında dosyaya sunulan raporlara ilişkin olarak yapılan itirazları doğrultusunda, söz konusu çeklerin ilgili banka ve kurumlardan getirtilerek dosya mündericatına alındığını, mevcut durumda bilgileri dahi olmadığı ve davalı tarafından dosya sunulmayan çeklerle ile ilgili olarak dava dilekçesinde itirazda bulunulmasının beklenmesinin makul bir izahının bulunmadığını, kaldı ki mahkemenin hayatın olağan akşına aykırı gerekçesine karşı makul bir beyanda bulunma konusunda da bu aşamada acze düştüklerini, zira işbu gerekçenin bırakın hukuki bir anlam ve dayanağı, akla uygun bir izahının dahi olmadığını, 29.09.2023 tarihli bilirkişi raporunun eksik, hatalı ve yanlı bir tutumla tanzim edildiğini, söz konusu raporun hükme esas alınamayacağını, mahkemenin 13.07.2023 tarihli celsesinin 3 nolu ara kararına istinaden, dava dosyasına ilgili banka ve kurumlar tarafından fotokopileri gönderilen çeklerdeki imzaların aidiyeti ve davalı tarafın SGK ödemeleri olarak özetlediği ve müvekkili adına ödendiğini beyan ettiği belge ve yazı cevaplarına karşı sunulan 26.07.2023 tarihli dilekçede ayrıntılı bir cetvel halinde sunulan çeklerde yer alan imzaların müvekkiline ait olmadığını, bu bağlamda öncelikle söz konusu çeklerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığı yönündeki itiraz ve beyanlarına karşılık, davalının söz konusu çeklerdeki imzaların müvekkiline ait olduğu yönünde bir beyan yada iddiada bulunacaksa imza incelemesi yaptırılması yada itiraza konu çeklerin yapılacak hesaplamada nazara alınmaması gerektiğinin amir nitelikteki mevzuat ve konu ile ilgili emsal ve yerleşik mahiyetteki Yargıtay içtihatları ile hukukun evrensel ilkeleri gereği olduğunu, mevcut durumda ilgili bankalar tarfından dosyaya gönderilen çeklerdeki imzalara ilişkin itirazlarına karşılık davalı tarafa bu hususta beyanda bulunması için süre verilmesinin, akabinde davalı tarafın cevap içeriğine göre imza incelemesi yapılmasının yada söz konusu çeklerden ari olarak yeniden hesaplamada bulunulmasının gerektiği yönündeki beyanlarının hukuka uygun bir gerekçe belirtilmeksizin nazara alınmadığını, kaldı ki dava dosyasına sunulan ve mahkemenin işbu hukuka aykırı kararına dayanak olarak aldığı bilirkişi raporunda da bu hususun ayrıca belirtildiğini, mahkemece bu hususlarda herhangi bir inceleme ve değerlendirmede bulunulmadığını, bilirkişinin salt davalı iddia ve beyanları konusunda inceleme ve değerlendirmede bulunmuş olup, müvekkilinin defter ve belgelerinin yok sayılarak salt davalı tarafın defter, belge ve beyanları konusunda bir değerlendirmede bulunulduğunu, bilirkişinin bu tutumu ile davalı tarafın iddiaları tevsik etmek saikiyle hareket ettiği kanaatinde olduklarını, mahkemece somut verilere dayanarak yapılan itirazları konusunda da bir değerlendirmede bulunulmadığını, bilirkişi raporunun aksine davalı tarafın, alacaklı olduğu bir firmaya karşılık aradan geçen süre zarfında herhangi bir talep yada takipte bulunmamadan beklemesinin akabinde taraflarınca dava açıldıktan sonra müvekkili şirketten alacaklı olduğu yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu bağlamda işbu raporun objektiflikten uzak olmakla birlikte dava dosyasını aydınlatmaktan uzak olduğunu ve hükme esas alınamayacağını, 11.11.2022 tarihli beyan dilekçesini tekrarla, bilirkişi incelemesinde bu beyanlarının nazara alınmadığını ve herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığını, dilekçenin sonuç kısmının 2 nolu bendinde listesi sunulan çeklerin müvekkiline teslim makbuzlarının davalı tarafından dosyaya sunulmasının talep edildiğini, mevcut durumda dava dosyasına 26.07.2023 tarihinde sunulan layiha içeriğini yinelediklerini ve dilekçede belirtilen 26 adet çekteki ciranta imzalarının müvekkiline ait olmadığını, davalının bu çeklerin davacıya teslim edildiğine ilişkin bir teslim makbuzunu da sunmadığını, dolayısıyla teslim makbuzu bulunmayan çeklerin müvekkiline teslim edilmediğini ve ciro da edilmediğini, bu çek bedellerinin alacaktan mahsubunun doğru olmadığını, 11.11.2022 tarihli dilekçelerinde izah edildiği üzere davalının 26.10.2022 tarihli beyan dilekçesinin (2) nolu bendinde ve 08.09.2022 tarihli bilirkişi raporunun 19.sayfasında işaret edildiği üzere; tarafların fatura kayıtlarına dair, ticari defterler arasında 437.196,95 TL fark olduğu belirtilerek, bu farkın kaynağının 4 kalem halinde izah edildiğini, bu farkın 79.069,25 TL'sinin 2017 yılı teminat kesintisi, 350.000,00 TL’sinin ise 27.05.2019 tarihli 152200 numaralı (Batman Projesi) faturanın teminat kesintisi olduğunun tespit edildiğini ve davalı tarafından bu durumun teyit edildiğini, işin yapılıp teslim edilmesi karşısında teminatın davacıya iadesi gerekmekte olup, işin teslim edilmediği gibi bir itirazı olmayan davalı tarafından toplam 429.069,25 TL teminat bedellerini müvekkiline ödemediğinin bizzat bu beyanlarıyla ve bilirkişi raporuyla sabit olduğunu ve davalının toplam 429.069,25 TL borçlu olduğunu, bilirkişi tarafından bu konuda da bir inceleme ve değerlendirmede bulunulmadığını, aynı dilekçelerinin 3 nolu bendinde de; bilirkişi raporunun 21 ve 22.sayfalarında ve davalı taraf beyanının (4) nolu bendinde belirtilen "banka kanalıyla yapılan ödemelere ilişkin" tablodaki kayıtlardan 4.sırada bulunan 17.11.2017 tarihli 34.500,00 TL, 33.sırada bulunan 01.04.2019 tarihli 3.000,00 TL ile tablonun altında bilirkişi tarafından yazılan "Tablonun 4, 26, 39 ve 40.sırasında yer alan ödemelerin davacı kayıtlarında bulunmadığı tespit edilmiştir" şeklindeki nota istinaden tablonun 26.sırasındaki 06.12.2018 tarihli 30.000,00 TL, 39.sırasındaki 25.07.2019 tarihli 68.659,71 TL ve 40.sırasındaki 01.08.2019 tarihli 35.000,00 TL ödemelerin müvekkiline yapılmadığını ve defterlerinde kayıtlı olmadığını, zira bu ödemelerin davacı adına yapılmış olsa bile hakediş raporlarında mahsubu yapılarak hakediş raporları düzenlenip fatura kesildiği için eldeki davada dikkate alınması halinde mükerrer mahsup yapılmış olacağından davalı tarafın bu bedeller kadar da davacıya borçlu olduğunu, bilirkişinin SGK prim ve ödemelerin hakediş raporlarından mahsup edilmeden ayrıca yapıldığı yönündeki değerlendirmesinin de gerçeğe aykırı olduğunu, zira konu ile ilgili olarak tanzim edilen tüm hakediş raporlarında bu hususun ayrıntılı olarak belirtilerek hesaplamada bulunularak hakediş raporlarının tanzim edildiğini, dilekçenin 5 nolu bendinde, davalı beyanının (6) nolu bendinde ve bilirkişi raporunun 24, 25, 26.sayfalarında değinilen, davacı defter kayıtlarında yer almayıp davalı defterlerinde yer alan, davacı adına SGK'ya prim olarak veya davacı adına personele ödendiği ileri sürülen ödemeler konusunda ve davalı beyanının (7) nolu bendinde ve bilirkişi raporunun 26.sayfasında değinilen, davalı taraf 2021 yılı ticari defterinde kayıtlı olup 14.07.2021 tarihinde davacı cari hesabı ile ilişkilendirdiği belirtilen “2021/14158 E Batman İcra Dairesi” açıklamalı 53.867,86 TL ödeme konusunda da dosyaya gelen yazı cevaplarına yönelik olarak, bu ödemelerin tamamının yani davacı adına davalı tarafından yapılan tüm ödemelerin zaten hakediş raporları düzenlenirken mahsup edilmekte ve buna göre hakedişler düzenlenmekte olup, dolayısıyla eldeki davada ikinci kez mahsup yapıldığı takdirde mükerrerlik durumunun doğacağını, bu nedenle dosyaya çeşitli kurum ve kuruluşlardan gelen yazı cevaplarında davacı adına yapıldığı görülen ödemelerin eldeki davada mahsubunu da kabul etmediklerini ve bu husustaki itirazları konusunda herhangi bir inceleme ve değerlendirmede bulunulmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, taraflar arasında süre gelen akdi ilişki kapsamında davacının dava konusu edilen çeşitli illerde yaptığı işler kapsamında faturalar düzenlediği, faturalardan bakiye alacağın olduğu ve ödenmediği iddiasına dayalı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL'nin tahsili istemine ilişkindir. Davalı tarafça, davacı tarafça yapılan işler kadar bedelin davacıya ve davacı adına 3.kişilere ödendiği belirtilerek borçlu olunmadığı aksine alacaklı olduğu savunulmuştur. Mahkemece tarafların sunduğu deliller ve ticari defterler incelenerek alınan bilirkişi raporunda, davacının bakiye alacağının olmadığı yönünde tespit ve görüş bildirilmiş, davacı tarafça, davalı tarafından 3.kişilere yapılan ödemeler ve bu ödemelerin mahsubuna ilişkin itirazda bulunulmuş olup, mahkemece 13.10.2022 tarihli duruşmanın 1 no'lu ara kararında "Davacı vekilinin bu celse ki beyanı doğrultusunda davalının, dava dışı ... yahut dava dışı başkaca üçüncü kişilere dava konusu faturalar nedeniyle çek banka havalesi yahut elden ödeme yapıp yapmadığı konusunda mahkememize bildirimde bulunması ve varsa ödemeye dair evrakları sunması için davalı vekiline 2 haftalık süre verilmesine," karar verilmiş, ara kararı gereğince davalı vekilince 26.10.2022 tarihli dilekçenin sunulmuş davacı vekilince sunulan dilekçeye karşı 11.11.2022 tarihli dilekçe ile yazılı beyanda bulunularak davalı tarafça iddia edilen ödemelere ilişkin bir takım belgelerin mahkemece getirtilmesi yönünde talepte bulunulmuş olduğu ve mahkemece belgelerin dosyaya kazandırılması yönünde ara işlemlerin yapılarak dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilerek 29.09.2023 tarihli ek bilirkişi raporunun dosyaya kazandırıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından sunulan 16.10.2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ve beyan dilekçesinde; 11.11.2011 tarihli dilekçede mevzu çeklerle ve davacı alacaklarından davalı tarafça mahsup edildiği bildirilen ödeme iddiaları ile ilgili beyanlarını tekrar ettiklerini, bilirkişi raporunda bu beyanlarının nazara alınmadığı ve herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığını, çek fotokopileri üzerinden müvekkili tarafından yapılan inceleme neticesinde nitelikleri belirtilen 26 adet çeklerdeki ciro imzalarının müvekkili davacıya ait olmadığını, davacıya teslim edilen çeklerle ilgili çek teslim makbuzu imzalatıldığını ancak bu çeklerin davacıya teslimine ilişkin teslim makbuzu bulunmadığını, çeklerin teslim edilmediğini ve müvekkili tarafından ciro edilmediğini, davacı adına düzenlenmiş bir kaşe basılmak suretiyle davacının yerine imza atıldığını, bu çekler kabullerinde olmadığından çek bedellerinin alacaktan mahsubunun da doğru olmadığını, yine 11.11.2022 tarihli dilekçesinin 2 nolu bendinde belirtildiği gibi toplam 429.069,25 TL teminat kesintilerinin müvekkiline ödenmediğini, davalının haksız olarak kendisinde bulundurduğu teminat bedeli kesintilerinden 429.069,25 TL borçlu olduğunu, bu konuda da bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, yine 11.11.2022 tarihli dilekçenin 3 nolu bendinde de belirtildiği üzere; bilirkişi raporunun 21 ve 22.sayfalarında ve davalı taraf beyanının (4 ) nolu bendinde belirtilen "banka kanalıyla yapılan ödemelere ilişkin" tablodaki kayıtlardan; 4.sırada bulunan 17.11.2017 tarihli 34.500,00 TL ve 33.sırada bulunan 01.04.2019 tarihli 3.000,00 TL ile tablonun altında bilirkişi tarafından yazılan "Tablonun 4, 26, 39 ve 40.sırasında yer alan ödemelerin davacı kayıtlarında bulunmadığı tespit edilmiştir" şeklindeki nota istinaden tablonun 26.sırasındaki 06.12.2018 tarihli 30.000,00 TL, 39. sırasındaki 25.07.2019 tarihli 68.659,71 TL ve 40.sırasındaki 01.08.2019 tarihli 35.000,00 TL ödemelerin davacıya yapılmadığını ve defterlerinde kayıtlı olmadığını, zira bu ödemelerin davacı adına yapılmış olsa bile hakediş raporlarında mahsubu yapılarak hakediş raporları düzenlenip fatura kesildiği için eldeki davada dikkate alınması halinde mükerrer mahsup yapılmış olacağından, davalı tarafın bu bedeller kadar da davacıya borçlu olduğunu, bilirkişinin SGK prim ve ödemelerin hakediş raporlarından mahsup edilmeden ayrıca yapıldığı yönündeki değerlendirmesinin de gerçeğe aykırı olduğunu, zira bu konu ile ilgili düzenlenen tüm hakediş raporlarında bu husus ayrıntılı olarak belirtilerek hesaplamada bulunularak hakediş raporlarının tanzim edildiğini, yine aynı dilekçenin 5 no'lu bendinde; davalı beyanının (6) nolu bendinde ve bilirkişi raporunun 24, 25, 26.sayfalarında değinilen, davacı defter kayıtlarında yer almayıp davalı defterlerinde yer alan, davacı adına SGK'ya prim olarak veya davacı adına personele ödendiği ileri sürülen ödemeler konusunda ve davalı beyanının (7) nolu bendinde ve bilirkişi raporunun 26.sayfasında değinilen, davalı tarafın 2021 yılı ticari defterinde kayıtlı olup, 14.07.2021 tarihinde davacı cari hesabı ile ilişkilendirdiği belirtilen “2021/14158 E Batman İcra Dairesi” açıklamalı 53.867,86 TL ödeme konusunda da dosyaya gelen yazı cevaplarına yönelik olarak, bu ödemelerin tamamının yani davacı adına davalı tarafından yapılan tüm ödemelerin zaten hakediş raporları düzenlenirken mahsup edildiğini ve buna göre hakedişler düzenlendiğini, dolayısıyla eldeki davada ikinci kez mahsup yapıldığı takdirde mükerrerlik durumu doğacağını, bu nedenle dosyaya çeşitli kurum ve kuruluşlardan gelen yazı cevaplarında davacı adına yapıldığı görülen ödemelerin eldeki davada mahsubunun da kabul edilmediğini belirterek, yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece 19.10.2023 tarihli duruşmada çeklerdeki imzaların kabul edilmediğini belirterek, imzalar konusunda imza incelemesi yapılmasını talep ederek, itirazlar doğrultusunda gerekli belgeler toplanarak yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiş, davalı vekilince, davacı beyanlarının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğu ve muvafakatlarının bulunmadığı belirtilerek bilirkişi raporunun hükme esas alınması talep edilmiştir. Mahkemece 19.10.2023 tarihli duruşmanın 1 no'lu ara kararı ile "Dava dilekçesinde çeklere ilişkin imza inkarında bulunulmadığı anlaşılmakla ve davalı tarafın muvafakatinin olmadığı belirlenmekle bu yöndeki davacı vekilinin aksine iddia ve itirazlarının ve araştırma yapılması talebinin reddine..." karar verilerek, yargılamaya devamla hüküm kurulduğu anlaşılmış ise de, Yargıtay yerleşik içtihatlarında (HGK'nın 05.05.2010 tarih ve 2010/12-74 E- 2010/243 K) kabul edildiği üzere, senedin hükümsüzlüğünü gerektiren def'ilerin mutlak def'i olup, borçlunun hamil/ alacaklıya karşı çekteki cirodaki imzanın sahte olduğu iddiası mutlak def'i olup, her zaman ileri sürülebileceğinden, davacı tarafça dosyaya, davalı tarafından yazılı beyanda bulunulduktan sonra dosyaya getirtilen 26 adet çekteki cirodaki imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde gerekli incelemenin yapılarak bu konuda konusunda uzman bilirkişi ve/veya bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Yine, ek bilirkişi raporuna yukarıda belirtildiği üzere, davacı tarafından yapılan itirazların teknik itiraz olup, karşılanması yönünden gerekli belgelerin getirtilmesinden sonra ek rapor alınması veya mahkemece gerekli görülmesi halinde konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından yapılacak inceleme ve değerlendirme ile rapor tanzimi gerekirken, hiçbir gerekçe ve değerlendirme yapılmadan bir karar verilmesi de hatalıdır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece yapılması gereken iş, taraflar arasındaki hukuki ilişki kapsamında yukarıda belirtiliği üzere imza inkarı yönünden gerekli incelemenin yapılması, daha sonra yapılan işlere yönelik geçici kabul ve kesin kabul yapıldığı yönünde davalı beyanı da bulunduğu anlaşılmakla, eser sözleşmeleri ve kesin hesap konusunda uzman bilirkişilerin de yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetinden tarafların iddia, beyan, savunmaları ile daha önce alınan kök ve ek bilirkişi raporuna yapılan itirazlar da değerlendirilmek suretiyle denetime elverişli bilirkişi heyet raporu alınması, alınacak rapora taraflarca itiraz edilmesi durumunda mahkemesince itirazların karşılanması yönünden denetlenebilir ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre yargılama yapılarak karar verilmesidir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/10/2023 tarih ve 2021/536 Esas- 2023/585 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 1.708,00 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 5-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 12/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır