7. Hukuk Dairesi 2013/3995 E. , 2013/4743 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, şirkette İnternet ve Mobil Bankacılık Bölümünde çalıştığını, davacının 01/07/2010 tarihinde, bölümünde göstermiş olduğu yüksek performans neticesinde İnternet ve Mobil Bankacılık Bölümü Müdürü olarak atandığını, bağlı bulunduğu …
**7. Hukuk Dairesi 2013/3995 E. , 2013/4743 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, şirkette İnternet ve Mobil Bankacılık Bölümünde çalıştığını, davacının 01/07/2010 tarihinde, bölümünde göstermiş olduğu yüksek performans neticesinde İnternet ve Mobil Bankacılık Bölümü Müdürü olarak atandığını, bağlı bulunduğu Genel Müdür Yardımcısının davacı ile çalışmak istemediğini belirttiğini, yapılan baskı ile sinirleri bozulan davacının işten ayrılma beyanını imzaladığını, aynı gün imzaladığı belgenin fesih ihbarı değil istifa dilekçesi olduğunu farkederek istifa iradesi olmadığını bildirdiğini ertesi gün istifa dilekçesinin iadesini istediğini ancak yetkilerinin kaldırılması üzerine bankayı terketmek zorunda kaldığını, bu nedenlerle iş akdinin feshinin geçersizliğine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davacının istifa dilekçesi ile iş aktini kendisinin feshettiğini, daha sonra ibraname imzaladığını, davacı iddialarının doğru olmadığını, baskı ile istifa dilekçesi imzalatılmadığını daha sonra davacının istifadan vazgeçtiğini ancak işten çıkış bildiriminin SGK'ne verilmiş olduğu için tekrar işe kabul yapılmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının istifaya zorlandığı kabul edilmekle, geçerli bir fesih sebebi bildirilmediğinden işveren tarafından yapılan feshin geçersiz olduğuna karar verilmiştir. Taraflar arasında, iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. .../.. 2013/3995-4743 S.2 Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanununun 24'üncü maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı yasanın 17'nci maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında Yasada işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir. İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde, kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir. Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. Uygulamada en çok karşılaşılan şekliyle, işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde bir icap olarak değerlendirilmelidir. İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Dairemizce bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. İşçinin haklı nedenle derhal fesih nedenleri mevcut olduğu ve buna uygun biçimde bir fesih yoluna gideceği sırada, iradesi fesada uğratılarak işverence istifa dilekçesi alınması durumunda da istifaya geçerlilik tanınması doğru olmaz. Bu durumda işçinin haklı olarak sözleşmeyi feshettiği sonucuna varılmalıdır. İstifa belgesine dayanılmakla birlikte, işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş olması, Türkiye İş ../. 2013/3995-4743 S.3 Kurumuna yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay yönünden bu çelişkinin istifanın geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir. İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda, işçinin dava dilekçesinde somut sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu halde de istifanın ardındaki gerçek durum araştırılmalıdır. İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde, işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamaz. İstifa durumunda işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi yükümü ortaya çıkabileceğinden, istifa türündeki belgelerin titizlikle ele alınması gerekir. İmzaya itiraz ya da metin kısmına ilaveler yapıldığı itirazı mutlak olarak teknik yönden incelenmelidir. İstifa halinde dahi işçiye kıdem tazminatı ödeneceğini öngören sözleşme hükümleri ile işyeri uygulamaları, 4857 sayılı Yasaya göre geçerli olup, bu halde kıdem tazminatı 1475 sayılı Yasanın 14'üncü maddesine göre hesaplanmalı ve anılan maddedeki kıdem tazminatı tavanı gözetilmelidir. Belirtmek gerekir ki, sözü edilen Yasada düzenlenen kıdem tazminatı tavanı mutlak emredici niteliktedir. Somut olayda dava dilekçesi ve davacının davanın devamı esnasında delil olarak dosyaya ibraz ettiği 30.01.2012 tarihli ihtarnamesinde tutarlı olarak 29.12.2011 tarihinde 31.01.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere istifa ettiğini ancak bu iradesini açıkladıktan bir gün sonra istifadan vazgeçmek istediğini ne var ki; bu yöndeki iradesinin işverence kabul edilmediğini açıkca beyan etmektedir. Bu yönüyle istifa beyanının baskı sonucu alındığı ya da irade fesadı sonucu gerçekleştiği ispat edilememişken yazılı gerekçe ile istifanın geçersiz kabul edilmesi ve davacının işe iadesine karar verilmesi hatalıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca mahkemece verilen kararın bozularak ortadan kaldırılması ve Dairemizce aşağıdaki yazılı hükmün kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA 2-Davanın REDDİNE, 3-Alınması gereken 24,30 TL harçtan peşin alınan 21,15 TL harcın tenzili ile bakiye 3,15 TL harç giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, .../.. 2013/3995-4743 S.4 4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 37,30 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Artan gider ve delil avansının istek halinde ilgilisine iadesine, 7-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 27.03.2013 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.