T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1986 - 2025/2275 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1986 KARAR NO : 2025/2275 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/02/2023 NUMARASI : 2022/243 E. - 2023/38 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1986 - 2025/2275 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1986 KARAR NO : 2025/2275 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/02/2023 NUMARASI : 2022/243 E. - 2023/38 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/02/2023 tarih ve 2022/243 E. - 2023/38 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." esas unsurlu ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2020/129805 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince itiraz edildiğini, müvekkili itirazının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkilinin “...” ibaresini ilk olarak 2000 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde yatırımlar yaparak markalarını arttırdığını, müvekkili markaları ile dava konusu markanın hem ibareleri hem de hükümzülüğü talep edilen emtiaları karıştırılmaya yetecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin “...” ibareli markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmesinin, yerleşik yüksek mahkeme içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, bu ibarenin doğrudan müvekkil şirkete işaret ettiğine ilişkin pek çok yargı kararının mevcut olduğunu, müvekkilinin “...” markasının çok uzun sürelerden beri piyasada olması sebebiyle ayırt edici niteliğinin yükseldiğini ve bahse konu markanın yüksek ayırt edici marka statüsüne ulaştığını, davalı markası ile müvekkili markalarının görsel, fonetik ve kavramsal olarak da ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, bu benzerliğin iltibasa yol açacağını, dava konusu marka ile müvekkili markalarının işitsel olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı markasında “...” ibaresinin birebir yer aldığını, “...” kelimesinin görsel olarak ön plana çıkartılmak istendiğini, tüm bu sebeplerin orta seviyedeki tüketiciler nezdinde markaların karıştırılma ihtimalini arttırdığını, müvekkilinin markasının serisi veya alt markası olarak algılanacağını, markaların aynı sınıfta yer alan mal ve/veya hizmetleri kapsadığını, ortalama gıda tüketicisinin markaları benzer olarak algılayacağını, davaya konu olan markanın müvekkilin seri markaları ile benzer şekilde oluşturulduğunu, davalının herhangi bir çaba sarf etmeden “...” marka imajından haksız bir kazanç elde etmeye çalıştığını, Türkiye’de “...” markasının bilinen bir marka olduğunu, müvekkilinin işletmesi ile bağlantı içerisinde algılandığını, “...” sözcüğünün müvekkili ile özdeşleştiğini, ayırt edici özellik kazanmış bir marka haline geldiğini, tanınmış bir marka olduğunu, davalının bu tanınmışlıktan dolayı haksız kazanç sağlayacağını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-5120 sayılı kararının 05. sınıfın “tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanımına uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” emtiaları, 35. sınıfın ilgili alt sınıfında bulunan 29 ve 30. sınıfların tamamına yönelik mal ve/veya hizmetler ile 35. sınıfın ilgili alt grubunda bulunan 32. sınıfın “maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. enerji içecekleri (alkolsüz), proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” hizmetleri yönünden iptaline, aynı mal ve hizmetler yönünen dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarının farklı bir genel görünüm içerisinde tüketiciye sunulduğunu, davalı markasında “...” ibaresinin ön plana çıkarılmadığını ve bu ibarenin bütünün içerisinde yer aldığını, ... ibaresinin zayıf unsur olduğunu, ortalama tüketici kesiminin davalı markasını “...” olarak algılamayacağını, markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle belirgin bir biçimde birbirlerinden ayrıldığını, davacı markasının tanınmış olduğu iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "..." ibareli davacı markaları ile 2020/129805 sayılı "..."" ibareli davalı marka başvurusu arasında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığı, davacının "..." ibareli markasının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatlanamadığı ve tanınmışlık koşullarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili markaları ile davalı markasının iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiğini, markaların aynı tüketici kitlesine hitap ettiğini ve bu tüketici kitlesinin, algılama ve dikkat düzeyinin düşük olduğunu, müvekkili markalarının ayırt ediciliğinin yüksek bulunduğunu, bu yönde mahkeme kararlarının olduğunu, aksi yöndeki mahkeme kabulünün, hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda gerçekleştiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına ve davasına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarihli, 2021/1685 E., 2022/6319 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere "..." ibaresinin sağlıklı, zinde, formda, uygun, vs. anlamlarına geldiği ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğu, buna göre uyuşmazlık konusu gıda malları yönünden tescili istenen dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığının kabulünün gerektiği, marka işaretleri benzer olmadığından, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olup olmadığının tartışılmasının sonuca etkili bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.