İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tüm dünyada ..., C++, ... ve ... yazılımlarının eser ve hak sahibi olduğunu, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/128 D.İş sayılı dosyası kapsamında davalı şirket adresinde yazılımlarının davalı şirket adresindeki bilgisayarlarda y…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1766 Esas KARAR NO: 2026/129 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 13/10/2022 NUMARASI : 2020/398 E. - 2022/176 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tüm dünyada ..., C++, ... ve ... yazılımlarının eser ve hak sahibi olduğunu, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/128 D.İş sayılı dosyası kapsamında davalı şirket adresinde yazılımlarının davalı şirket adresindeki bilgisayarlarda yasal olmayan halde kurulu, aktif ve çalışır durumda olduğunun tespit edildiğini, davalının faaliyet alanının yazılımlarını kullanmaya uygun bulunduğunu, bu şekilde mali haklarına mütecaviz tutum sergilediğini ve zarara uğradığını, yazılımlarının, geliştiricilerin yeni uygulamalar oluşturmalarını sağlamak üzere meydana getirildiğini ve bu alanda dünyada tek olduklarını belirtmiş FSEK 68 kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; 1988 yılında şahıs şirketinin, 1994 yılında bugünkü kurumsal kimliği ile kurulmuş olan köklü bir yazılım firması olduğunu, müşterilerinin ihtiyaçları ve hedefleri doğrultusunda araştırmalar yapıp yazılımlar ürettiğini, bilgisayar yazılımları üretirken bugüne kadar profesyonel programlardan hep yararlandığını ve lisanslı yazılım kullanmanın önemini takdir edecek basirette olduğunu, kendisi de patentli yazılımlar üretmesi hasebiyle, fikri mülkiyet haklarına duyarlı ve bu konuda hassasiyeti bulunduğunu, bugüne kadar lisanssız yazılım kullanmadığını, fakat davacı yanca dayandırılan değişik iş tespitinin usule uygun olarak gerçekleştirilmediğini, kendisini temsilen tespit tutanağını imza eden “...” adlı kişinin temsile yetkili olmadığını, tespit konusu ... adlı lisanssız yazılım bulunduğu tespit edilen bilgisayarın kendisine ait bulunmadığını, kötü niyetle davacının yetkili kıldığı bir satıcının, tespitin hemen sonrasında aynı gün tespitin hatalı detaylarını verip hukuki sonuçlarını birer tehdit unsuru olarak belirttikten sonra lisanslama için kendisinden 135,015 € + KDV talep ettiğini ve bu tutarın, dosya konusu yazılımın gerçek bedeli olmadığını, tespitte bilirkişinin sanki birden fazla lisans ihlali varmışçasına bir rapor düzenlemiş ise de bir lisansın, "..."(Bu Lisans Kapsar) "... 10.3 ...", "C++... 10.3 ..." " ... 2017 ..., ... 2017 ..." ifadesiyle diğer parçaları da kapsadığını, delil tespit raporunda dava konusu lisanssız yazılımın 03/03/2019 tarihinde yüklenmiş olduğunun tespit edilmekle, tespit tarihinin 26/06/2019 olduğuna göre, yaklaşık 3,5 aylık bir kullanım olasılığı bulunuyor ise de davacının zaten web sitesinden bu süre için deneme amaçlı yüklemelere izin verdiğini, bu boyut ve özellikle bir yazılımın bir bilgisayarda kurularak gerçek üretim amaçlı kullanılamayacağını beyan ve iddia ederek davanın reddini talep ettiği görülmüştür. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; Tespit yapılan bilgisayarın davalı şirketin uhdesinde bulunduğunu ve tutanağı imza edip davalı adına beyanda bulunanla davalı arasındaki hukukun davaya etkisinin bulunmadığını, davalının denetleme sorumluluğunun varlığından kaynaklanan sorumluluğunun bulunduğunu, ürünün fiyatını belirlemenin kendi takdirinde bulunmakla, lisanssız kullanımlara yüksek fiyat uygulamasının kendi uhdesindeki politikasının gereği olduğunu, Değişik İş Raporunun sonuç bölümünde açıkça yazdığı üzere; ''... ... ... yazılımın bulunduğunu, programın çalışır durumda olduğunu, program formatında yapılmış çalışmalar bulunduğunu, programın aktif edildiğini, ve ana paketin dışında ek (... 10.3 ..., C++ ..., 10.3 ..., ... 2017 ...2017 ...modül ve eklentiler kurulu olduğu" hususlarının tespit edildiğini, bahsi geçen ... 10.3 ..., 10.3 ... ve ... 2017 ... ürünlerinin ayrıca satıldığını ve bu programların davalı tarafından tek başına ... ... satın alınmış olsa idi elde edilecek imkanı sağlamadığını, davalının ileri sürdüğü deneme sürümünün, resmi sitesinden indirilmesi halinde deneme lisansı belgesine sahip olmasının beklendiğini ve fakat davalının sunamadığını cevaben beyan ve iddia etmiştir. Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; Delil tespiti sırasında lisanssız yazılım bulunan bilgisayarın kime ait olduğunun tespit edilmeyip bu konuda soru dahi sorulmadığını, gün içinde adresinde, çalışanlar dışında stajyerler, misafirler ve teknik destek almaya gelen kişiler de bulunabildiğini, lisanssız yazılımın bulunduğu bilgisayarın envanterinde bir bilgisayar olmadığının ve ana programın diğer modülleri de içerdiğinin noter tespitinin yapıldığını, geliştirdiği ve ürettiği yazılımların davacının yazılımları ile ilgili bulunmadığını, davacı yazılımlarının kullanılarak üretilemediğini, raporda yer alıp davalı yazılımlarınca üretildiği tespit edilen çalışmaların kendi iştigal konusuna ilişkin olmadığını beyan ve iddia ederek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Mevcut uyuşmazlık açısında yapılacak olan değerlendirmede hali hazırda kullanılabilir bir yazılım teslim edilmiş olması ve yazılım tüm imkanlarından faydalanılabilir halde olması koşuluyla tüm yazılım bedelinin üzerinden üç kat hesabının yapılmasının gerektiği,- bu noktada davacının mahkememizce yapılan incelemeye yönelik itirazlarının yerinde olmadığı- aksi takdir de ise kullanılan süre dikkate alınarak güncelleme dönemleri bölünmek suretiyle lisans bedelinin bölüştürülmesi ve hesaplamaya baz alınması gerektiği (örneğin lisans bedeli 36000 USD, 3yılda bir güncelle durumunda yıllık 12000 USD aylık 1000 usd kullanım bedellerine ulaşılacak olup, şayet kullanıma hazır bir program teslim teklifi yapılmadığı takdirde kurulum ve tespit tarahi arası dönemde tecavüzden kaynaklı hesaplamaya gidilmeli, davadaki gibi 3 aylık kullanımda 3000 usd x3 hesabı gibi) yapılmadığı hallerde noktada emsaller dikkate alındığında talep edilen 10.000 TL'nin (emsal 161.016,95 TL ) yerinde olduğu sonucuna ulaşılmış olup takdiren bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Tüm dosya kapsamı izahı yapılan mevzuat kapsamında dosya ele alındığında davalının bilgisayarın kendilerine ait olmadığına yönelik savunmalarının tespit dosyasındaki şirket ortağının ikrarı dikkate alındığında ve hayatın olağan akışı içerisinde kabulünün mümkün olmadığı, yapılan hesaplama kapsamında talep edilen miktarın emsal ve mahkememiz değerlendirmesine uygun düştüğü anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak, Davanın KABULÜ ile (10.000,00-TL FSEK 68 gereği 3 katı hesabı ile) 30.000,00-TL'nin 26/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mali hakları müvekkili şirkete ait olan bilgisayar yazılımlarının, lisanssız olarak kullanıldığına ilişkin, İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/128 D.İş sayılı dosyası ile, davalıya ait işyerinde 14.06.2019 Tarihinde delil tespiti yapıldığını, Mahkemece yapılan delil tespiti ile müvekkili şirkete ait ... ... sürümlü yazılımın, davalı şirket adresindeki 1 adet bilgisayarda kurulu ve aktif, çalışır durumda olduğu, bu şekilde yazılımın izinsiz olarak, korsan tabir edilen biçimde yüklenmiş ve kullanılır olduğu, davalı şirketin herhangi bir fatura/lisans belgesi sunamamış olduğu tespit edildiğini, tespit sonrasında 07.12.2020 tarihinde İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2020/398 E. sayılı, mülkiyetten doğan mali haklarının ihlali nedeniyle FSEK 68. Maddesine dayalı maddi tazminat davası ikame olunduğunu, delil tespitinin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra, 2022 yılında yeniden yerinde inceleme ve keşif yaparak davalıya ait bilgisayarları incelemiş ve bilgisayarlarda yazılımlara rastlanılmadığı gerekçesiyle, kısmi dava şeklinde açmış oldukları davanın tamamını 10.000-TL üzerinden kabul ederek, 3 Katı tutarında 30.000-TL üzerinden davanın kabulüne karar verildiğini, 2019 yılında delil tespiti yapıldığını ve yazılımların kaçak olarak bilgisayarlarda yüklü olduğu tespit edildiğini, sonrasında talep edebilecekleri tazminat bedelinin belirlenmesi amacıyla tazminat davası açıldığını, davalı şirket bilgisayarlarında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasında hukuki bir menfaat olmadığını, kaçak yazılım kullanımı nedeniyle karşı taraftan istenebilecek tazminat hesabı açısından bilirkişi raporu alınması gerektiğini, dava kısmi dava değilmiş gibi 10.000-TL üzerinden karara bağlandığını, üstelik fazlaya ilişkin haklarımız saklı tutulmadığını, üzerine de 3 katı tutarında tazminata hükmedildiğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; -Maddi hatalarla dolu delil tespiti dosyası esas alınarak hüküm tesis edildiğini, Delil Tespiti dosyasında (2019/128D.İş) yapılan işlemin; yetkisiz ve usulsüz gerçekleştiğini, kararın 2. Bendinde delil tespiti yapılacak adres ve karşı taraf bilgileri ile talepte bulunulan adres ve karşı taraf bilgileri birbirinden farklı olduğunu, ilgili kararın icrası sırasında davacı vekili ve/veya bilirkişi tarafından hazırda bulunan şirket çalışanlarına da ibraz edilmediğinden HMK 304/1 maddesi gereğince tashih talebinde bulunulamadığını, hükmün 2. Bendinde bahsi geçen şirket, müvekkili şirket olmadığı gibi adres de müvekkili şirketin adresi olmadığını,-delil listesinde belirtilen tanıklarının dinlenmediğini, Delil tespiti dosyasında "şirket ortağı" olarak imzası alınan ..., şirket ortağı olduğunu beyan etmediği halde, davacı vekili ve bilirkişinin baskıcı bir tutumuyla imzası alındığını, delil listesinde yer alan ve lisanssız kullanıldığı tespit edildiği iddia edilen bilgisayarın şirket envaterinde olmadığına dair e-tespit tutanağı celb edilmediğini, Türk Patent Kurumu'ndan davacı markasının koruma kapsamında olup olmadığı sorgulanmadığını,-davacı olan .... Firmasının "... ... ..." isimli yazılımın gerçek hak sahibi olup olmadığının, bu yazılımın haklarının korunması ile ilgili yetkisinin olup olmadığının, yazılımın haklarının Türkiye'de de korunması yetkisinin olup olmadığının tespiti yapılmadığını, Davacının dava açma hak ve yetkisi varsa bile arabuluculuk sürecinde temsil yetkisinin bulunmaması halinde dava şartı da yerine getirilmemiş olacağından Yerel Mahkemece bu hususlar da araştırılmadığını, -Davacı tarafından yapılan şikayet üzerine müvekkili şirketin yetkilisi hakkında açılmış ve İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2020/62 E sayılı dosyası ile görülmüş olan ceza davasında müvekkilinin BERAAT ettiğini ve bu karar 06/10/2022 tarihinde kesinleştiğini, -Mahkemece yaptırılan bilirkişi raporunda; Heyet, "ihlalin açıkça tespit edilemediğini"," bahsi geçen delil tespitine konu raporda yer alan hususlara göre ihlalin varlığını gösteren somut bulguların bulunmadığını" belirtmesine rağmen Yerel Mahkeme, yargılamada ortaya çıkan bilirkişi raporundakinin aksine, delil tespitinde üstelik de tüm hukuk kuralları ihlal edilerek yapılan yetkilendirilmemiş adreste, müvekkili şirket için verilmemiş bir delil tespiti kararı ile düzenlenen raporu kararına esas aldığını, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, FSEK kapsamında mali hak sahipliğine tecavüze dayalı tazminat talebine ilişkindir. Mahkemenin 2019/128 D.İş Sayılı Dosyası Üzerinden Alınan 26/06/2019 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; ''Tespit isteyen yanın delil tespiti için bahsi geçen karşı tarafın “... LTD. ŞTİ.'nin Merkez Mah. ... Sok. ...Kağıthane / İSTANBUL” adresinde bulunan işyerinin/ofislerinin açık ve faaliyetle olduğu, Karşı tarafın faaliyette ve açık olan işyerinde/ofisinde inceleme esnasında toplamda 7 adet bilgisayar olduğu görülmüştür. Tüm bulunan bilgisayarlarda tespit isteyen yanın talepleri doğrultusunda yapılan incelemeler sonucunda 1 adet bilgisayarda bahsi geçen “...” programlarının kurulu durumda olduğu, ..." isimli Dizüstü bilgisayarda tespite konu olan “... ... ...” yazılım programının 03.03.2019 tarihinde kurulduğu, programın çalışır durumda olduğu, bu yazılım program formatında yapılmış olan çalışmaların bulunduğu ve “..." Lisans Kodu (Seri Numarası) ile programin aktif edildiği ve ana paketin dışında ek (... 2017 ... modül/eklentilerin kurulu olduğu, Bilgisayarlarında kurulu/yüklü olan ... yazılım programları ile ilgili tarafımıza karşı tarafça herhangi bir Fatura/Belge sunulmamıştır.'' yönünde görüş ve kanaate ulaştıkları anlaşılmıştır.Mahkemeye sunulan 21/02/2022 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin nezdindeki 2019/128 D.İş dosyası kapsamında davalıya atfedilen “Merkez Mahallesi, ... Sokak, ...Kağıthane/İstanbul adresinde bilirkişilik marifetiyle gerçekleştirildiği anlaşılan tespit incelemesi neticesinde 26/06/2019 tarih ve 10:30 saati itibariyle oluşturulan tutanağı davalı namına imza edenin “...” adı ve “Şirket Ortağı” vasfını kullanarak tutanağı imza ettiği gözlenmekle, “7 adet bilgisayar üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 1 adet dizüstü bilgisayarda ... ... 10.3.1 ... yazılımının kurulu ve çalışır durumda olduğunu, yazılımın ..., ..., ..., ... eklentileri ile birlikte kurulu olduğunu, programlar ile çizim tasarım faaliyetlerinde bulunulmuş olduğu tespit edilmiştir.” ifadesi ile şirket ortağı vasfıyla (imza eden kişi olduğu değerlendirilmekle) “...yalnızca ... ... 10.3.1 ... yazılımını kullanıyorum, diğer eklentilerini kullanmıyorum” beyanına yer verildiğinin not edildiğini, anılan D.İş dosyasına giren bilirkişi raporunun incelendiğinde; Pozitif bulguya rastlanıp “....” olduğu tespit edilen bilgisayar adının, inceleme konusu bilgisayarı fiziken tanımlayıcı olmadığını ve her an değiştirilebilir nitelikte, yüklü işletim sistemi yazılımı nezdinde inceleme konusu bilgisayarı, bağlı bulunduğu bilgisayar ağında tanıtıcı ve insanlar tarafından anlaşılmayı mümkün kılıcı, soyut bir etiketten ibaret olduğundan bahisle, davalı yanın D.İş dosyasına sunulmuş yazılı beyanda, işaret olunan adda bir bilgisayarın davalı envanterine kayıtlı olmadığının ifade olunmasının, analitik yönden anlamlı görülmediğini, zira bahsi geçen adın cihazın satın alınma işleminden sonra işletim sisteminde tanımlanan ve sadece insanlar tarafından ayırt edici olabilmesi amacına matuf olup bilgisayar sisteminin kendisince önem arz etmeyen sanal bir lakap veya etiketin, bilgisayarı fiziki olarak tanımlayan marka, model, seri numarası yerine fatura veya mali belge üzerinde geçen bir ibare olmasının beklenemeyeceğini, anılan bilgisayar adında bir envanter kaydının zaten beklenmeyeceğini ve bu haliyle, davalı mali müşavirinin anılan beyanının teknik-analitik yönden muteber görülmediğini, burada yer alan fiziki ağ adreslerinin (...), bilgisayar sisteminin ayrılmaz ve değişmez etiketleri olmadığını, bu adreslerin bilgisayara değil, bilgisayar üzerinde müteşekkil olup bilgisayarın ağ ortamına bağlanmasını sağlayan ağ kartlarına (...) ait bulunduğundan bahisle, bilgisayar sabit kalmak üzere birer yedek parça durumundaki ağ kartlarının değişimiyle adı geçen fiziksel adreslerin de değişeceğini, ... adresi olarak ifade edilen fiziki ağ adreslerinin bilgisayar sistemini mutlak tanımlayıcı birer kimlik verisi olarak görülemeyeceğini, örneğin raporun 2. sayfasında “...” olarak tespit olunmuş fiziksel ağ adresinin açıklamasında yazdığı üzere bu tanımlayıcının “...” açıklamasıyla, bilgisayarın kablosuz bağlantı kartına (devresine) ait olduğu ve küçük bir aparat olan bu devrenin değişimiyle, raporlanan kodun da değişeceğini, bileşenlerin de jenerik ve benzer her bilgisayarda karşılaşılabilecek türde bilgisayar aksamlarını ifade ettiğini ve inceleme konusu bilgisayarı fiziken mutlak tanımlamaktan uzak olduklarının değerlendirildiğini, bilirkişi raporunun tamamında davacı yazılımını taşıdığı tespitine yer verilen bilgisayar sistemine ait marka, model, seri numarası gibi asli fiziki tanımlayıcıların yer aldığı ürün etiket içeriğine rastlanmadığını, tespit olgusu ile barındırmanın isnad edildiği bilgisayar sistemi arasındaki hemen tüm analitik bağlantının ortadan kalkacağını, inceleme konusu bilgisayarı fiziken mutlak tanımlayabilecek unsurlar cihetinden teknik eksikliklerin bulunduğunu, davacının cihaza yönelik fiziki tespit taleplerinin, yukarıda anılan ''... numaralarının'' alınmasından ibaret olduğunu, yüklü yazılımın bir deneme sürümü olmadığı ve süresiz lisans hakkına sahip ve “ticari kullanım’” ibareli halde yüklü bulunduğunun şüpheden uzak görüldüğünü, bilirkişi raporunda yer alan “...” (Bu lisans [şunları] etkinleştirir) ifadesiyle, sayılı modüllerin inceleme konusu bilgisayarda yüklü olduğunun çıkarımının bu olguya göre çıkarılamayacağını, ifadenin sadece lisans kapsamını tanımlayıcı ve hangi ürünleri etkinleştirme yetkisinin olduğunu tanımladığının değerlendirildiğini ve bu yönüyle anılan ekran görseline dayandırılmış olmasının isabetli görülmediğini, yüklü işletim sisteminin “Program kaldır veya değiştir” adlı modülünde davalı yana ait yegane yazılımın “... ...” adlı ana çatı olduğunu, çalışma dosyalarının detay verilerine yer verilmediğini ve dosya isimleri irdelendiğinde, hemen tümünün, yazılım ile birlikte gelen örnek dosyalar olabileceği izlenimini veren nitelikte görüldüğünden bahisle; Dayanak teşkil eden çalışma dosyalarının, inceleme konusu kılınan bilgisayarda üretilmiş çalışmalar olmayabileceğini, tek bir lisansın dosya konusu kılınabileceğini, dosya konusu yazılımın "..." çatı paketinin, tüm alt modülleri içeren en kapsamlı sürüm olduğunu, yapılan yerinde inceleme neticesinde; Dosya konusu edilen yazılımın halihazırda veya geçmişte yüklendiği/yüklenip kaldırıldığı yönünde pozitif bir bulguya erişilemediğini, fiziki tanımlayıcı tespitlerinin bulunmadığına atıfta bulunulan bilgisayara adreste rastlanılmadığını, davalı yetkililerince anılan cihazın, tespit döneminde geçici süre ile adreste bulunan bir stajyerin hususi eşyası olduğunu ve artık kurumda bulunmadığının söylenildiğini, olgunun varlığı yönünden somut pozitif bir olguya rastlanılmadığı, davalı tarafça ihlalin açıkça tespit edilemediğini, dava konusu edilen programın bilgisayar programı özelliği gösterdiğini, FSEK kapsamındaki “eser” tanımına uyduğunu, davalıların kullanımının, şahsen kullanma maksadıyla istisna kapsamına girmediğini, ticari bir amaçla olduğu yönünde görüş bildirerek; Davalı tarafça ihlalin açıkça tespit edilemediğini, Mahkemece ihlalin olduğunun, daha önceki tespitten anlaşıldığı kanaatine varılırsa dava konusu programın “eser” kapsamında olup FSEK uyarınca korunduğundan davacıya ait mali haklardan, çoğaltma hakkının (FSEK md. 22/3) ihlali edildiğini, bu çerçevede davacının, FSEK md. 68/1’e istinaden davalıdan “Bedelin üç kat fazlasına kadar” talep edebileceğini, bu hususun Mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda rayiç bedel hesabı yaptırılmadığı, delil tespiti dosyasında yükleme tarihleri tespit edilerek, buna göre kullanılan versiyonun eski olup olmadığının, eski ise liste fiyatı üzerinden iskonto uygulanıp uygulanmayacağının, ayrıca ürünün varsa eksik özellikleri sebebiyle tespit edilen bedelden indirim yapılıp yapılamayacağının değerlendirilmediği, sonuçta yukarıda açıklanan çelişkiler giderilmeden karar verildiği, belirlenen ilkeler çerçevesinde tüm deliller toplanarak bilgisayar mühendisi yeni bir bilirkişiden, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekillerinin istinaf isteminin KABULÜ ile; davalı vekili istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2-İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/10/2022 tarih, 2020/398 E. 2022/176 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026