7. Ceza Dairesi 2011/8441 E. , 2012/1749 K. 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'nin, aynı Kanun'un 26/1, 765 Türk Ceza Kanunu'nun 59/2, 81/1-3, 72, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında 4. maddeleri uyarınca 1.366,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Erdek Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2011 tarihli ve 2011/83-112 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 29/07/2011 gün ve 40670 …
**7. Ceza Dairesi 2011/8441 E. , 2012/1749 K.** **"İçtihat Metni"** 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'nin, aynı Kanun'un 26/1, 765 Türk Ceza Kanunu'nun 59/2, 81/1-3, 72, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında 4. maddeleri uyarınca 1.366,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Erdek Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2011 tarihli ve 2011/83-112 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 29/07/2011 gün ve 40670 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 22/08/2011 gün ve KYB. 2011/263174 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 18/04/2011 tarihli ve 2009/5425 esas, 2011/4501 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanık hakkında balık avlarken Bakanlar Kurulu Kararı ile 1.derece deniz askerî yasak bölgesi olarak kurulan sahaya girdiğinden bahisle 2565 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açıldığı, aynı Kanun'un 2, 10, 26. maddelerine göre 1.derece deniz askerî yasak bölgesi ve bu bölgelerin çevresindeki emniyet mesafesi ile bu bölgelerde uyulması gereken yasaklar idarenin düzenleyici işlemi ile belirlendiği, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un geçici 1 inci maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır." hükmünün mevcut olduğu, anılan kanun hükümlerinde 5237 sayılı Kanun'un genel hükümlerine uyum amacıyla bir değişiklik yapılmadığından aynı Kanun'un 5. maddesinin 2565 sayılı Kanun yönünden 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe girdiğinin kabulü gerektiği, sanığa atılı eylem ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde sözü edilen özel ceza kanunları ya da ceza içeren kanunlar kapsamında bulunduğu, aynı Kanun'un 2. maddesine göre "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz." hükmünün yer aldığı, 2565 sayılı Kanun hükümleriyle getirilen ve idarenin düzenleyici işlemleriyle konulan yasaklamalar, yasakların uygulama alanı ve bu alanların sınırlarının belirlenmesine dair düzenlemeler bu durum karşısında, 5252 sayılı Kanun'un geçici birinci maddesi ile Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 5. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; 2565 sayılı Kanun'un 21 ve 26. maddelerinde suçu tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımnî olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) ve atılı eylemin artık suç oluşturmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Erdek Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2011 gün ve 2011/83-112 e.k sayılı kararının CMK nun 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, cezanın kaldırılmasına 09/02/2012 günü oybirliğiyle karar verildi.