4. Hukuk Dairesi 2024/12530 E. , 2025/2071 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/31 E., 2021/651 K. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen
**4. Hukuk Dairesi 2024/12530 E. , 2025/2071 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/31 E., 2021/651 K. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; Ulaş ilçesine bağlı ..., ..., ... köyleri tarafından grup yolu olarak kullanılan ve asfalt kaplaması da yapılmış olan yolun, davalılara ait taş ve maden işletmelerine ilişkin çalışmalar sırasında standartların üzerinde ağır tonajlı araçlar tarafından kullanılması ve kusurlu taşımalar neticesinde zarar gördüğünü oluşan zararın tadilatla giderilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle yeniden inşa edilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalarak asıl davada 233.330,71 TL'nin davalı ... Anonim Şirketi'den, birleşen davada 1.240.771,76 TL'nin olay tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte birleşen dava davalılarından tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Anonim Şirketi vekili asıl dava cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davalının pasif dava ehliyetinin bulunmadığını, yol üzerinde davalı şirketin taş işletmesi olmadığını, yolda başka taş ocakları, taş işletmeleri ve maden işletmeleri bulunduğunu, davacının dava ehliyetinin bulunmadığını, yolun yapım standartlarına uygun yapılmadığını, denetim ve bakımının iyi yapılmadığını, yolun altına yağmur ve kar sularının sızmasının önlenmesi için beton kanallar yapılmadığını, davacının tek taraflı yaptığı hesabın delil niteliği taşımadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... İnşaat Nakliyat Gıda Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili birleşen dava cevap dilekçesinde; davalı şirketin dava konusu olayda bahsedilen yolları kullanmadığını, taşocağı işletmesi o bölgeye yakın olduğu için davaya dahil edildiğini, davalı şirketin Enerj ve Tabi Kaynaklar Bakanlığında işletme izni ve işletme ruhsatı bulunduğunu, maddi açıdan bir fiil ve zarar bulunsa da buna yol açanın davalı şirket olmadığını, fiil ile zarar arasında davalı şirketin haksız bir fiili olmadığından illiyet bağı kurulamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... Madencilik Enerji Kimya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili birleşen dava cevap dilekçesinde; davada zamanaşımının söz konusu olduğunu, davalının yolu kullanarak ağır tonajlı araçları geçirmediğini, yolda meydana gelen hasar ve uğranıldığı iddia edilen zarar ile davalı şirketin faaliyetleri arasında illiyet bağının ispatlanamadığını, delil tespiti ve bilirkişi raporunun delil olma niteliğinin olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... Yapı Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili birleşen dava cevap dilekçesinde; yoldaki zarar ile davalı şirket arasında illiyet bağı kurulamayacağını, dava konusu yolda oluştuğu iddia edilen hasar ve zarardan davalı firmanın sorumlu olmadığını, ayrıca davalının dava konusu yolda herhangi bir özel yük taşımacılığı gerçekleştirmediğini, şirkete ait araçların fazla yükleme yapmasının söz konusu olmadığını, ağır geçen kış mevsimi ve yeterli bakım ve onarımının yapılmaması sebebiyle yolda meydana gelen hasarlardan davalı şirketin sorumlu tutulmasının hakkaniyete uygun olmadığını, yolun ucuz, özensiz ve standartlara aykırı yapıldığını, davalı şirketin dava konusu yol üzerinde kullandığı güzergahın çok kısa bir mesafe olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.06.2011 tarih ve 2008/49 Esas, 2011/57 karar sayılı ilamıyla; davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraflar temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemizin 20.11.2021 tarih ve 2011/15209 Esas, 2012/17403 Karar sayılı ilamıyla "...mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılıp kusura dair rapor alınmadığı, sadece tespit bilirkişi raporu ile yetinildiği, bu raporun ise yoldaki bozulmalara dair çok yönlü bir araştırma, inceleme ve gerekli değerlendimeleri taşımadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece yapılacak iş uzman bilirkişiler eliyle yol yapımında kullanılan malzeme, mevsim ve hava koşulları, yolu kullanan vasıtaların niteliği, davalıların yol güzergahı ve tarafların iddia ve savunmaları da dikkate alınarak kusru ve zarar yönünden rapor alınarak, sonucuna göre verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır..." gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya uyularak Verilen Karar Mahkemenin 28.02.2018 tarih ve 2014/799 Esas, 2018 237 karar sayılı kararıyla, zarar ve davalıların eylemi arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. C. Dairenin İkinci Bozma Kararı Mahkeme kararı süresinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dairemizin 23.12.2019 tarih ve 2019/1388 Esas, 2019/6233 Karar sayılı ilamıyla "...uzman bilirkişi heyetinden alınan 04.09.2015 tarihli kurul raporunda, köy yollarının inşası sırasında üst yapı tasarımı yapılırken söz konusu yollarda mevcut ve gelecekte geçecek trafik hacmi ve taşıt komposizyonu hesaplanarak üst yapı kalınlıklarının belirlenmesi gerektiği, dava konusu yolların taş ocakları ve maden ocakları yüklerini taşıyan ağır taşıtların ve köylerin hasat zamanı yüklü taşıtların etkisiyle beklenenden fazla ağır taşıt yükü etkisi altında kalması ve bölgedeki iklim şartlarının da sert olması nedeniyle hızla bozulacağı belirtilmiş ve davacının bu sebepleri bildiği halde, davaya konu yolu yönetmelikte belirtilen kriterlere göre planlamadığı gerekçesiyle %85 oranında kusurlu bulunduğu, davalı şirketlerin de kusurlu kabul edildiği takdirde hangi şirketin ne kadar kusurlu olduğunun tespit edilemeyeceğini ancak en alt düzeyde %15 kusurlu olabilecekleri yönünde mütalaada bulunulmuştur. Şu halde; bilirkişi raporunda ağır tonajlı vasıtaların yola zarar verdiği kabul edilmiş ve davalılar yönünden %15 oranında kusur da tayin edilmiş olduğuna göre, mahkemece yapılması gereken dosyada mevcut tanık beyanları da gözetilerek, bilirkişi raporunda tespit edilen kusur oranında hesaplanan zarardan davalıların sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile haksız fiil sorumluluğunun "kusur" unsuru ve kusur miktarı kesin olarak tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediği ...” gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda verilen kararıyla; bilirkişi raporunda ağır tonajlı vasıtaların yola zarar verdiği kabul edilmiş ve davalılar yönünden %15 oranında kusur da tayin edilmiş olduğuna göre, dosyada mevcut tanık beyanları da gözetilerek, bilirkişi raporunda tespit edilen kusur oranında hesaplanan zarardan davalıların belirtilen oranda sorumlu oldukları gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulü ile 19.930,88 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ....'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen davanın kısmen kabulü ile 99.654,40 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... Turizm İnşaat Tic. Ltd. Şti., ... Yapı San. Tic. Ltd. Şti., ... İnş. Nak. Gıda Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Madencilik Enerji ve Kimya San. A.Ş., ....'den eşit oranda alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ... Köyü - ... Köyü arasındaki yaklaşık 25 km grup köy yolunun, bölgede taş ve maden ocağı bulunan davalılara ait araçların Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliğinde belirtilen azami yük sınırlarına uyulmaksızın ağır tonajlarda yüklenerek bu yoldan geçmeleri nedeniyle bozulduğunu, davacı idarenin yapmış olduğu yolun standartlarında herhangi bir uygunsuzluğun söz konusu olmadığını, bu nedenle yolun bozulmasına haksız eylemleri ile sebebiyet veren davalıların %100 oranında kusurlu olduklarını, davalı şirketlerce köy yollarına zarar verildiğinin açık olduğunu, idarenin kamu hizmeti yapmakla sorumlu bir kamu kuruluşu olarak bu görevini kesintisiz sürdürmekle görevli kılındığından zararların tazmin zorunluluğu karşısında tespit edilen kusur oranı bakımından verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; birleşen dosya davalısı ... Madencilik Enerji ve Kimya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi hakkında iflasın açılmasına karar verildiğini mahkemece bu durum dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin tek bir maden ocağından maden taşıdığını ve davaya konu yolu kullanmadığını, yolu başka şirketler ve köylüler de kullandığı için tazminattan indirim yapılması gerektiğini ve talebin zamanaşımı ve esastan reddi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; taşımacılık faaliyeti sırasında ağır tonajlı vasıtalarla köy yoluna girerek zarar veren davalı şirketlerin yola verdikleri zararın tazmini istemine ilişkindir. Eldeki dava devam ederken birleşen dosya davalılarından ... Madencilik Enerji Kimya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi hakkında borca batıklık nedeniyle iflas kararı verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı şirketin tasarruf yetkisi kısıtlanmıştır. Müflisin tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması müflisin iflâs masasına giren mal ve haklarına ilişkin davaları takip etme yetkisini de etkiler. Müflis, nasıl iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmiyorsa, dava ehliyetini de kaybetmez. Ancak müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki dava takip yetkisi, artık müflise değil, iflâs idaresine aittir. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, Kanun, müflisin taraf bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durmasını kabul etmiştir. Müflisin davalı olduğu davalarda; İflâs idaresi, alacakları tahkik ederken müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı (çekişmeli) alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki kararı, ikinci alacaklılar toplantısında verilir. İkinci alacaklılar toplantısında davaya devam edilmesine karar verilirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194. maddesinde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan Mahkemece asıl dava konusu alacağın ikinci alacaklılar toplantsında iflas masasına kaydedilip edilmediğinin araştırılması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi; masaya kayıt edilmek istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Somut olayda, dava devam ederken Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1227 Esas, 2018/7 Karar sayılı ilamıyla 05.01.2018 tarih saat 10:45 itibariyle borca batıklık nedeniyle iflasına karar verildiği; Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/37 Esas, 2020/50 Karar sayılı ilamıyla, davalı hakkındaki iflasın erteleme talebinin reddedildiği ve hükmün Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 15.11.2021 tarihli ve 2021/3824 Esas, 2021/1460 Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece öncelikle yukarıda bilgieri verilen iflas karar dosyası dosya içine alınarak, iflas idaresine müzekkere yazılarak, ikinci alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığının sorulması, ikinci alacaklılar toplantısı henüz yapılmamış ise İİK'nın 194. maddesi gereğince ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar davanın durmasına, davaya konu alacak, ikinci alacaklılar toplantısında, iflas masasına kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına, alacak kısmen ya da tamamen reddedilmiş ve ayrıca kayıt kabul davası açılmamış ise, davaya kayıt kabul davası olarak devam edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, bunun sağlanabilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. 2. Bozma sebep ve şekline göre davacı vekili ve davalı ... Anonim Şirketi vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı ... Anonim Şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı ... Anonim Şirketi vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya ve davalı ... Anonim Şirketi'ne iadesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.