Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6499 E. , 2024/4230 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6499 Karar No : 2024/4230 DAVACI : S.S. ...Kooperatifi VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı (... Bakanlığı) VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU : 26/12/2019 tarih ve 30990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 396 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ı) ve (l) bentlerinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafında…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6499 E. , 2024/4230 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6499 Karar No : 2024/4230 DAVACI : S.S. ...Kooperatifi VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı (... Bakanlığı) VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU : 26/12/2019 tarih ve 30990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 396 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ı) ve (l) bentlerinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesinin 7. ve 8. fıkrasında, Yapı Kayıt Belgesi sahiplerine, talepleri üzerine yapıların üzerinde bulunduğu ve Hazine ile belediyeye ait olan taşınmazların rayiç bedel üzerinden satılacağı hususunun düzenlendiği, Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Tebliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasında, yapının maliyet bedeli belirlenirken (g) bendinde; istinat duvarı, dolgu alanı, havuz, spor sahaları ve bina niteliğinde olmayan yapılar için 150,00 TL/m² esas alınmak suretiyle hesap yapılacağının belirtildiği, anılan Tebliğin 7. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca, özel kanunlar kapsamında kalan taşınmazlar dışındaki taşınmazların Çevre ve Şehircilik Bakanlığına tahsis edilmesi ve Bakanlık tarafından üzerinde yapı kayıt belgesi bulunan yapı sahiplerine satılması gerektiği, Tebliğin "Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, kesinleşmiş planlar neticesinde sosyal donatı olarak belirlenmiş ve Maliye Bakanlığınca aynı amaçla değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş Hazineye ait taşınmazlar üzerinde bulunan yapılar hakkında yapı kayıt belgesi düzenlenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, buna göre, imar planlarında sosyal donatı alanına ayrılmış olmasına rağmen taşınmazın, Maliye Bakanlığınca bu amacı gerçekleştirecek kurumlara tahsis edilmemiş olması durumunda taşınmazların satışı konusunda herhangi bir kısıtlamanın söz konusu olamayacağı, bu nedenlerle dava konusu Tebliğ hükümlerinin dayanak Kanuna aykırı olduğu, Kanunda yer almayan kısıtlamalara yer verildiği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idarece, usul yönünden, davada süre aşımı bulunup bulunmadığının resen incelenmesi ve süre aşımı bulunduğunun tespit edilmesi halinde davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, esas yönünden, 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlemesi yetkisinin idarelerine ait olduğu, yapı kayıt belgesinin alınması ile yapı kayıt belgesi bulunan yerlerin satışının farklı konular olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan her yapının “inşa edilmiş” olarak değerlendirilemeyeceği, dayanak Kanun'da sosyal donatı için tahsisli bulunan Hazineye ait taşınmazlara yönelik getirilen yasağa uygun düzenleme yapıldığı, dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, 26/12/2019 tarih ve 30990 sayılı Resmi Gazete' de yayımlanan 396 Sıra No'lu Milli Emlak Genel Tebliği'nin "Satılamayacak taşınmazlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ı) ve (l) bentlerinin iptali istemiyle açılmıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16.maddesinin 1. fıkrasında; Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebileceği, başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususların Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedileceği, 7. fıkrasında; Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazların Bakanlığa tahsis edileceği, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin 31/12/2019 tarihine kadar yapacakları satın alma talepleri üzerine taşınmazların Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılacağı, bu durumda elde edilen gelirlerin bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedileceği, ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası, yapı ve tesisler hakkında ise onbirinci fıkrası hükmünün uygulanmayacağı, (Ek cümleler:4/7/2019-7181/14 md.) Yapı kayıt belgesine konu taşınmaz için 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre tapu tahsis belgesi alınması ve bu belgeye esas arsa bedellerinin ödenmiş olması hâlinde bu madde uyarınca ayrıca satış bedeli alınmayacağı,(...), 8. fıkrasında da; Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazların rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılacağı, hükme bağlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16 ncı maddesine dayanılarak, bu madde kapsamında Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların bulunduğu Hazineye ait taşınmazların, Yapı Kayıt Belgesi sahiplerine satışına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla davalı idarece hazırlanarak, 26/12/2019 tarih ve 30990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 396 Sıra No'lu Milli Emlak Genel Tebliği yürürlüğe konulmuştur. Tebliğin 3. maddesinin f) bendinde; Yapı Kayıt Belgesi: İmar Kanununun geçici 16 ncı maddesine göre alınan belge olarak tanımlanmış, "Satılamayacak taşınmazlar" başlıklı 4. maddesinde de; "(1) Bu Tebliğ kapsamında; a) 31/12/2017 tarihinden sonra üzerinde yapı yapılan taşınmazlar, b) 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında kalan taşınmazlar, c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında kalan taşınmazlar, ç) 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre kıyıda kalan yerler, d) 9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu uyarınca milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanları içinde kalan taşınmazlar, e) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında satışı mümkün olmayan taşınmazlar ve ilgili idare tarafından satılması uygun görülmeyen taşınmazlar, f) 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanda bulunan taşınmazlar, g) İstanbul tarihi yarımada içinde 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda bulunan taşınmazlar, ğ) 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı Hakkında Bazı Düzenlemeler Yapılmasına Dair Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda bulunan taşınmazlar, h) Özel kanunlar kapsamında kalan ve ilgili idare tarafından satışı uygun görülmeyen taşınmazlar, ı) Sosyal donatı için tahsisli alanlarda kalan taşınmazlar, i) İmar planlarında kamu hizmeti için ayrılmış taşınmazlar (ilgili idare tarafından bu hizmette kullanılmayacağı belirtilenler, fiili veya hukuki durumu itibarıyla kamu hizmetlerinde kullanılması mümkün bulunmayanlar veya ilgili milli emlak idaresince fiilen kamu hizmetinde kullanılmadığı tespit edilenler hariç) veya fiilen kamu hizmetlerinde kullanılan taşınmazlar, j) Teferruğ yoluyla edinilen ve edinme tarihinden itibaren bir yıl geçmemiş taşınmazlar, k) Kamulaştırma yoluyla edinilip 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 23 üncü maddesinde yazılı süresi dolmamış taşınmazlar, l) Taşkın yapı durumunda olanlar hariç; üzerinde havuz, spor sahası, konteyner ve benzeri bina niteliğinde olmayan yapı bulunan taşınmazlar, m) Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup tescili mümkün olmayan taşınmazlar, n) Özel kanun hükümleri gereği kamu kurum ve kuruluşlarına tahsisi, devri, terki ve kullanım hakkı verilmesi gereken taşınmazlar, o) Hatay ili sınırları içerisinde bulunanlar ile Çanakkale ilinin Bozcaada ve Gökçeada ilçeleri sınırları içerisinde bulunan taşınmazlar, ö) Yapı Kayıt Belgesi iptal edilen taşınmazlar, p) Bakanlıkça satışı uygun görülmeyen taşınmazlar, satılamaz." olarak düzenlenmiştir. Anılan Yasa ve bu yasa hükmüne dayanılarak yapılan düzenleme ile ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması amaçlandığına göre Hazineye veya Belediyeye ait bir taşınmazın da satışının ancak üzerinde ruhsatsız veya ruhsat veya eklerine aykırı bir yapının bulunması koşulunu sağlaması halinde mümkün olması tabiidir. Yine davalı Bakanlık tarafından 06/06/2018 tarih ve 30443 sayılı Resmi Gazete'de; Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul Ve Esaslar yayımlanmış, "Hazineye ve belediyeye ait taşınmazlar üzerindeki yapılar" başlıklı 7. maddesinde; "(1) Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlardan özel kanunları kapsamında kalan ve bu özel kanunlara göre değerlendirilmesi gerekenler dışında kalanlar Bakanlığa tahsis edilir. Tahsis işleminden sonra, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bu taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Rayiç bedel Bakanlıkça tespit edilir veya ettirilir. Bu suretle yapılacak satışlarda satış bedeli, en az yüzde onu peşin ödenmek üzere beş yıla kadar taksitlendirilebilir. Taksit tutarlarına ödeme tarihine kadar kanunî faiz oranının yarısı uygulanır. (2) Taşınmazın yüzölçümü büyük olmakla birlikte üzerindeki yapının küçük bir alanı kaplaması halinde yapının bulunduğu alan ifraz edilerek, ifrazın mümkün olmaması durumunda taşınmaz hisseli olarak satışa konu edilir.(...), (4) Belediyelerin özel mülkiyetinde olan taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olan yapılara Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Böyle bir durumda, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan bunlara satılır." kuralı getirilmiştir. Aynı düzenlemenin, "Yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar" başlıklı 8. maddesinde de; "(1) Yapı Kayıt Belgesi; a) 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde, 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanda, b) İstanbul tarihi yarımada içinde 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda, c) 19/5/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda, ç) Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlar üzerinde, d) Kesinleşmiş planlar neticesinde sosyal donatı alanı olarak belirlenmiş ve Maliye Bakanlığınca aynı amaçla değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş Hazineye ait taşınmazlar üzerinde, bulunan yapılar hakkında Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemez. (2) Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan ve yanlış beyanda bulunulan müracaat sahibi hakkında 10 uncu maddenin ikinci fıkrası uyarınca suç duyurusunda bulunulur." kuralı getirilmiştir. Yukarıda yer verilen düzenlemelerde, ruhsatsız ya da ruhsat veya eklerine aykırı olarak yapılan yapıların yasallaştırılması bir başka deyişle kişisel menfaatin korunması adına kamunun kullanımından çıkarılması uygulaması getirilmesine karşın, kesinleşmiş planlarda sosyal donatı alanı olarak belirlenmiş ve aynı amaçla kullanılmak üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş alanlardaki yapılaşma yönünden kamu menfaati öne alınarak. yapı kayıt belgesi düzenlenmesi uygun bulunmamıştır. İmar Kanununda, Yapı; karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir. Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarıyan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar, olarak tanımlanmıştır. Söz konusu düzenlemeye dayanak oluşturan Yasada, Hazine ve Belediyeye ait taşınmazlar üzerinde inşa edilmiş ve yapı kayıt belgesi almış olan yapıların satılması mümkün kılınmış olmakla, Hazine ve Belediye taşınmazlarının satışı için yapı kayıt belgesi düzenlenmiş yapı ön koşul oluşturmakla, afet risklerine hazırlık amacıyla ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapının sınıfı, grubu gibi bilgilerin de kayıtta dikkate alınacağı hususu göz önüne alındığında bina niteliğinde bir yapının varlığının aranıldığı sonucuna ulaşılmakta, havuz, spor sahası, konteyner ve benzeri yapıların bu özelliği taşımaması sebebiyle kapsama dahil edilmemesinde ve satışın dışında tutulmasında yasal isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu durumda, kesinleşmiş planlar neticesinde sosyal donatı alanı olarak belirlenmiş ve Maliye Bakanlığınca aynı amaçla değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş Hazineye ait taşınmazlar üzerinde bulunan yapılar hakkında Yapı Kayıt Belgesinin düzenlenemeyecek olması nedeniyle kamunun kullanımına ayrılmış alanlar üzerinde yapılan ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapıların korunması adına satışın uygun görülmemesinde ve mevcut düzenleme ile afet risklerine hazırlık amacıyla ruhsatsız ve ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması dolayısıyla bina niteliğindeki yapılar için yapı kayıt belgesinin düzenlenmesi öngörüldüğünden, bina niteliği taşımayan yapılar için düzenlenmiş olan yapı kayıt belgesi esas alınarak satışın uygun bulunmamasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı kooperatif üyelerinin konutlarından oluşan yerleşim yerinin (... Evleri) bulunduğu alanda yer alan Ankara İli, Çankaya İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı Hazineye ait taşınmaz üzerindeki havuz, spor sahası ve soyunma odası tesisleri için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen yapı kayıt belgesine istinaden, bahse konu Hazineye ait taşınmazın taraflarına satılması istemiyle davacı kooperatif tarafından yapılan başvuru zımnen reddedilmiştir. Bunun üzerine davacı kooperatif tarafından, uygulama işleminin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı esasına kayden bir dava, bu uygulama işleminin dayanağı olduğu belirtilen 26/12/2019 tarih ve 30990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 396 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği'nin "Satılamayacak Taşınmazlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (ı) ve (l) bentlerinin iptali istemiyle ise bakılan dava açılmıştır. USUL YÖNÜNDEN: Davalı idare tarafından, süresinde açılmadığının tespiti halinde, davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği ileri sürülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulaması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulama işlemi yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında ise sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır. Dava konusu düzenlemenin 26/12/2019 tarih ve 30990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğü girdiği dikkate alındığında, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesine uygun olarak yayım tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde, 18/02/2020 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 3194 sayılı İmar Kanunu'nun, 11/05/2018 tarihli, 7143 sayılı Kanun ile ek ve dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarih itibarıyla 04/07/2019 tarihli, 7181 sayılı Kanun ile değişik Geçici 16. maddesinde, "(1) Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir. ... (3) Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir. ... (7) Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin 31/12/2019 tarihine kadar yapacakları satın alma talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu durumda elde edilen gelirler bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası, yapı ve tesisler hakkında ise onbirinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Yapı kayıt belgesine konu taşınmaz için 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre tapu tahsis belgesi alınması ve bu belgeye esas arsa bedellerinin ödenmiş olması hâlinde bu madde uyarınca ayrıca satış bedeli alınmaz. Yapı kayıt belgesi alınan taşınmazların satışa konu edilen kısımlarından yapı kayıt belgesi tarihi ile satış tarihi arasındaki dönem için ecrimisil alınmaz, tahakkuk ettirilen ecrimisiller terkin edilir, satış tarihi itibarıyla tahsil edilen ecrimisil tutarı satış bedelinden mahsup edilir, bu tutardan fazlası iade edilmez." (8) Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılır. (9) Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz. (10) Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır. (11) Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz. (12) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir." hükümleri yer almıştır. Anılan hükme istinaden, önce, yapı kayıt belgesi verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla davalı Bakanlık ile Maliye Bakanlığı tarafından müştereken hazırlanan ve mali hükümler içermesi sebebiyle Sayıştay'ın görüşüne sunulan Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar, 06/06/2018 tarih ve 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur. Anılan Usul ve Esaslar'ın; "Hazineye ve belediyeye ait taşınmazlar üzerindeki yapılar" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlardan özel kanunları kapsamında kalan ve bu özel kanunlara göre değerlendirilmesi gerekenler dışında kalanlar Bakanlığa tahsis edilir. Tahsis işleminden sonra, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bu taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Rayiç bedel Bakanlıkça tespit edilir veya ettirilir. Bu suretle yapılacak satışlarda satış bedeli, en az yüzde onu peşin ödenmek üzere beş yıla kadar taksitlendirilebilir. Taksit tutarlarına ödeme tarihine kadar kanunî faiz oranının yarısı uygulanır. (2) Taşınmazın yüzölçümü büyük olmakla birlikte üzerindeki yapının küçük bir alanı kaplaması halinde yapının bulunduğu alan ifraz edilerek, ifrazın mümkün olmaması durumunda taşınmaz hisseli olarak satışa konu edilir. (3) Birinci fıkra uyarınca yapılan satışlardan elde edilen gelirler genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere, Hazine ve Maliye Bakanlığının merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. Bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz. ..." kuralına; "Yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar" başlıklı 8. maddesinde, (1) Yapı Kayıt Belgesi; a) 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde, 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanda, b) İstanbul tarihi yarımada içinde 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda, c) 19/5/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda, ç) Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlar üzerinde, d) Kesinleşmiş planlar neticesinde sosyal donatı alanı olarak belirlenmiş ve Maliye Bakanlığınca aynı amaçla değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş Hazineye ait taşınmazlar üzerinde, bulunan yapılar hakkında Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemez. (2) Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır ..." kuralına yer verilmiştir. Söz konusu Usul ve Esaslar'ın ardından, yine 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesine dayanılarak, bu kez yalnızca davalı Bakanlık tarafından, yapı kayıt belgesi alınan yapıların bulunduğu Hazineye ait taşınmazların, yapı kayıt belgesi sahiplerine satışına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanan 396 sıra numaralı Milli Emlak Genel Tebliği, 26/12/2019 tarihli ve 30990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur. Dava konusu Genel Tebliğ'in; "Satılamayacak taşınmazlar" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Bu Tebliğ kapsamında; a) 31/12/2017 tarihinden sonra üzerinde yapı yapılan taşınmazlar, b) 25/2/1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında kalan taşınmazlar, c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında kalan taşınmazlar, ç) 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre kıyıda kalan yerler, d) 9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu uyarınca milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanları içinde kalan taşınmazlar, e) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında satışı mümkün olmayan taşınmazlar ve ilgili idare tarafından satılması uygun görülmeyen taşınmazlar, f) 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanda bulunan taşınmazlar, g) İstanbul tarihi yarımada içinde 3194 sayılı Kanunun geçici 16. maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda bulunan taşınmazlar, ğ) 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı Hakkında Bazı Düzenlemeler Yapılmasına Dair Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda bulunan taşınmazlar, h) Özel kanunlar kapsamında kalan ve ilgili idare tarafından satışı uygun görülmeyen taşınmazlar, ı) Sosyal donatı için tahsisli alanlarda kalan taşınmazlar, i) İmar planlarında kamu hizmeti için ayrılmış taşınmazlar (ilgili idare tarafından bu hizmette kullanılmayacağı belirtilenler, fiili veya hukuki durumu itibarıyla kamu hizmetlerinde kullanılması mümkün bulunmayanlar veya ilgili milli emlak idaresince fiilen kamu hizmetinde kullanılmadığı tespit edilenler hariç) veya fiilen kamu hizmetlerinde kullanılan taşınmazlar, j) Teferruğ yoluyla edinilen ve edinme tarihinden itibaren bir yıl geçmemiş taşınmazlar, k) Kamulaştırma yoluyla edinilip 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 23 üncü maddesinde yazılı süresi dolmamış taşınmazlar, l) Taşkın yapı durumunda olanlar hariç; üzerinde havuz, spor sahası, konteyner ve benzeri bina niteliğinde olmayan yapı bulunan taşınmazlar, m) Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup tescili mümkün olmayan taşınmazlar, n) Özel kanun hükümleri gereği kamu kurum ve kuruluşlarına tahsisi, devri, terki ve kullanım hakkı verilmesi gereken taşınmazlar, o) Hatay ili sınırları içerisinde bulunanlar ile Çanakkale ilinin Bozcaada ve Gökçeada ilçeleri sınırları içerisinde bulunan taşınmazlar, ö) Yapı Kayıt Belgesi iptal edilen taşınmazlar, p) Bakanlıkça satışı uygun görülmeyen taşınmazlar, satılamaz." kuralı; "Başvuru ve değerlendirme" başlıklı 5. maddesinin 2. fıkrasında, "İdare satın alma başvurularını, herhangi bir yazışma yapmaksızın, öncelikle Milli Emlak Otomasyon Projesi (MEOP) ve İdare kayıtları üzerinden inceler. Yapılan bu incelemede başvuruda bulunulan taşınmazın Hazine taşınmazı olup olmadığı kontrol edilir. Taşınmazın, Hazine taşınmazı olmadığının anlaşılması halinde bu durum başvuru sahibine bildirilir. Taşınmazın, Hazine taşınmazlarından olması durumunda ayrıca 4 üncü madde kapsamında satılamayacak taşınmazlardan olup olmadığı tespit edilir. Başvuruda bulunulan taşınmazın satılamayacak taşınmazlardan olduğunun tespit edilmesi halinde bu husus gerekçesi ile birlikte başvuru sahibine bildirilir." kuralı; "Satış işlemleri" başlıklı 9. maddesinin 5. fıkrasında, "Kişilerin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda yer alan yapı, istinat duvarı ve benzeri nitelikteki müştemilatın bir kısmının Hazine taşınmazı üzerinde taşkın yapı niteliğinde olması ve bunlara ilişkin Yapı Kayıt Belgesi bulunması halinde satışa konu edilebilir. Taşkın yapı için satılacak Hazine taşınmazının alanı, Yapı Kayıt Belgesi sahibinin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazın alanının yüzde beşini geçemez." kuralı yer almıştır. Öte yandan, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile "Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazların satışı, kiralanması, trampası ve üzerinde sınırlı aynî hak tesisi, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanması ve bu yerler için gerekli görülen hallerde kullanma izni verilmesi işlemlerini yapmak" ile görevli olmak üzere adı geçen Bakanlığın ana hizmet birimlerinden biri olarak düzenlenmiş iken; 178 sayılı KHK'nın, 09/07/2018 tarihli ve 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 703 sayılı KHK'nın 13. maddesi ile yürürlükten kaldırılması ve hemen akabinde 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 10/07/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi üzerine, anılan Kararnamenin Dördüncü Bölümünde kuruluş ve görevleri düzenlenen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın, aynı görev tanımına sahip bir hizmet birimi halini almıştır. Ayrıca aynı Kararnamenin 97. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, milli emlâke ilişkin görevlerinin yanı sıra "Yerleşmeye, çevreye ve yapılaşmaya dair imar, çevre, yapı ve yapım mevzuatını hazırlamak, uygulamaları izlemek ve denetlemek, Bakanlığın görev alanı ile ilgili mesleki hizmetlerin norm ve standartlarını hazırlamak, geliştirmek, uygulanmasını sağlamak ve ilgililerin kayıtlarını tutmak," ile (ğ) bendinde, "Gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri ile niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera dışına çıkarılan alanlar dâhil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce uyulacak usul ve esasları belirlemek" de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın görevleri arasında sayılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler. Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette ve bu normları aşar nitelikte hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir. 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesinin son fıkrasında, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların davalı Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirleneceği öngörülmüştür. Maddenin içeriğine bakıldığında, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi düzenlenmesi ile yapı kayıt belgeli yapıların Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde bu taşınmazların rayiç bedel üzerinden satışının gerçekleştirilmesi konularında Çevre ve Şehircilik (Bayındırlık ve İskan) Bakanlığının yetkilendirildiği, satıştan elde edilen gelirlerin muhasebeleştirilmesi (bütçeye gelir kaydı vb.) konusundaki detayların belirlenmesinin ise Maliye Bakanlığına bırakıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kanun koyucu, yukarıda sayılan konuların iki Bakanlığın görev ve yetki alanına girmesi nedeniyle konuya ilişkin usul ve esasları müştereken düzenlemelerini öngörmüştür. Diğer taraftan, yukarıda aktarıldığı üzere, "Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazların satışı veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanması vb. işlemlerini yapmak" ile görevli bulunan Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün bünyesinde bulunduğu Bakanlık, 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesi ile Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Maliye Bakanlığı iken, dava konusu Tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olmuştur. Dava konusu Milli Emlak Genel Tebliği ise, 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesi ile Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın yanı sıra, davalı Bakanlığın milli emlâke ilişkin yukarıda özetlenen yetkileri de dayanak alınarak, bütünüyle yapı kayıt belgeli yapıların bulunduğu Hazineye ait taşınmazların, yapı kayıt belgesi sahiplerine satışına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda Genel Tebliğde, Kanun ile Usul ve Esaslar'da davalı Bakanlığın yetkilendirildiği satın alma taleplerini inceleme ve sonuçlandırma, rayiç bedeli tespit etme ve doğrudan satışı yapma konularına (satışa konu olacak taşınmazlara, satış ve tahsilat işlemlerine) ilişkin detaylı düzenlemeler yer aldığı, satıştan elde edilen gelirlerin muhasebeleştirilmesine, yani Maliye Bakanlığının görevli ve yetkili olduğu alana ilişkin herhangi bir kurala yer verilmediği görülmektedir. Buna göre, davalı Bakanlığın, 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesi ile Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın yanı sıra, milli emlâke ilişkin yukarıda özetlenen yetkilerini de dayanak alarak ve yalnızca kendi görev-yetki alanı ile sınırlı kalmak suretiyle dava konusu Genel Tebliğ ile tek başına (Maliye Bakanlığının iştiraki olmaksızın) düzenleme yapmaya yetkili olduğu, dava konusu işlemde bu yönden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı idarenin, anılan düzenleme kapsamında satılamayacak taşınmazları belirleme yetkisi bulunup bulunmadığı hususuna gelince; 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesinin 9. ve 11. fıkralarında, madde hükümlerinden yararlandırılamayacak, bir başka ifadeyle yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar ile Hazineye ait satılamayacak taşınmazlar sayılmıştır. Anılan fıkralara göre, 1) Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar, 2)Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar, 3) 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan, 4) İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlar, 5) 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş tarihi alan, Kanun hükmü kapsamı dışında tutulmuştur. Ayrıca, her ne kadar anılan maddede açıkça belirtilmemiş ve "satılır" ibaresine yer verilerek davalı idareye bağlı yetki tanınmış ise de; özel kanun hükümleri gereği satışa konu olamayacak alanların/taşınmazların (örneğin, 4342 sayılı Mera Kanunu, 6831 sayılı Orman Kanunu, 3621 sayılı Kıyı Kanunu, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında satışı mümkün olmayan taşınmazların, 6183 sayılı Kanun'un 98. maddesinin 2. fıkrası uyarınca teferruğ edilen gayrimenkul teferruğ kararı tarihinden itibaren bir yıl müddetle satışa çıkarılamayacağından, teferruğ yoluyla edinilen ve edinme tarihinden itibaren bir yıl geçmemiş taşınmazların), kamu hizmetine tahsisli olup fiilen bu amaçla kullanılan alanların (örneğin, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri, karakol, pazar yeri, semt spor alanı gibi kamusal hizmete ayrılan umumi hizmet alanlarının), satışının kamu yararına aykırı olacağı değerlendirilen Hazineye ait taşınmazların (örneğin, kamulaştırma amacı kapsamında kullanılmasının sağlanmasına ve kanun hükmünün dolanılması suretiyle 5 yıllık süre tamamlanmadan önce eski maliklerince geri alınmasının önlenmesine yönelik kamu yararı doğrultusunda 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 23. maddesinde yazılı süresi dolmamış taşınmazların), satışa konu olması hukuken imkânsız bulunan taşınmazların (örneğin, 31/12/2017 tarihinden sonra üzerinde yapı inşa edilen veya yapı kayıt belgesi iptal edilen taşınmazların, özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazların, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup tescili mümkün olmayan taşınmazların) da 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesi kapsamında yer alamayacağı hususunda duraksama bulunmamaktadır. Zira, özel kanun hükümlerinin 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesi ile ilga edildiğinden söz edilemeyeceği gibi, kanun koyucunun, satışa konu olması hukuken imkânsız bulunan veya kamunun istifadesine bırakılan alanlar ile Hazinenin mülkiyetinde kalmasında kamusal yarar bulunan taşınmazların fuzuli işgal suretiyle özel mülkiyete konu edilmesini öngördüğünün kabulüne de imkan bulunmamaktadır. Kanun koyucu abesle iştigal etmeyeceğinden, anılan hükümde geçen "satılır" ibaresinden de, Kanun hükmünde açıkça sayılanlara ek olarak yukarıda belirtilenler dışında kalan taşınmazların satışında davalı idarenin bağlı yetki içerisinde bulunduğunun anlaşılması gerekmektedir. Bir başka anlatımla, "yapı kayıt belgesi alınması" ile "yapı kayıt belgeli yapının bulunduğu Hazineye ait taşınmazın satın alınması" farklı konular olup, yapı kayıt belgesi alınmış olması, yapı malikine mutlak surette fuzulen işgal ettiği Hazineye ait taşınmazı satın alma hakkı tanımamaktadır. Esasen, yapı kayıt belgesinin misyonu, ruhsata aykırı/ruhsatsız yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına, yani yapının imar mevzuatına uygun hale getirilmesine kadar geçen süre ile sınırlı olmak üzere, yapıya su, elektrik ve doğalgaz bağlama imkanı ile anılan yapıyı (yıkım, para cezası gibi yaptırımların ya da elektrik, su bağlanmaması gibi uygulamaların tehdidi altında olmaksızın) kullanma olanağı sunmaktan ibaret bulunmaktadır. Dolayısıyla, yapı kayıt belgesinin varlığı, işgalci yapı malikine, başka ek bir koşulun varlığı aranmaksızın, doğrudan ve her halûkarda yapının üzerinde bulunduğu Hazineye ait taşınmazı satın alma hakkı bahşetmemektedir. Nitekim, 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesinde ifade edilen "doğrudan satış" ibaresinden maksat, Hazineye ait taşınmazın koşulsuz ve şartsız yapı malikine satılması değil, ihaleye çıkılmaksızın, yani başka istekli aranmaksızın yapı malikine satılmasıdır. Bu itibarla, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazların satış işlemlerini yürütmekle görevli bulunan davalı Bakanlığın, Hazineye ait bir taşınmazın satışında sakınca bulunup bulunmadığını değerlendirmeye ve 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesi kapsamında satışa konu edilecek Hazineye ait taşınmazları, yukarıda aktarılan ilkeler çerçevesinde belirlemeye de yetkili olduğu sonucuna varılmaktadır. a) Dava konusu Genel Tebliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin incelenmesi: Dava konusu bentte, "Sosyal donatı için tahsisli alanlarda kalan taşınmazlar"ın satılamayacağı öngörülmüştür. Düzenlemenin dayanağı olan 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesinin 9. fıkrasında, " ... Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz." hükmü yer almıştır. Aynı Kanun maddesine dayanılarak, davalı Bakanlık ile Maliye Bakanlığı tarafından müştereken hazırlanan ve mali hükümler içermesi sebebiyle Sayıştay'ın görüşüne sunulan Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 8. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, "Kesinleşmiş planlar neticesinde sosyal donatı alanı olarak belirlenmiş ve Maliye Bakanlığınca aynı amaçla değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş Hazineye ait taşınmazlar üzerinde bulunan yapılar hakkında Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemez." kuralına yer verilmiştir. Davacı tarafından, 3194 sayılı Kanun hükmün kapsamını belirlemek ve uygulamasını göstermek amacıyla çıkarılan Usul ve Esaslar'da yer alan düzenlemeye göre, Hazineye ait taşınmazların satışının, "kesinleşmiş planlar neticesinde sosyal donatı alanı olarak belirlenmiş olması" ve "Maliye Bakanlığınca aynı amaçla değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş olması" koşullarının aynı anda birlikte bulunması kaydıyla yasaklanabileceği ileri sürülmektedir. Dolayısıyla uyuşmazlık, Usul ve Esaslar'da yer alan "ve" bağlacının nasıl yorumlanması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Türkçe'de "ve" bağlacı, beraberlik/birliktelik anlamı taşımakta ise de, "ve" bağlacı ile birbirine bağlanan kelime ya da cümlelerin her halûkarda ve mutlaka aynı anda birlikte/beraber olması kastedilmemektedir. Bu açıdan "ve" bağlacı, kendisinden önce ve sonra gelen kelime ya da kelime öbeklerinin (örneğin, iki farklı koşulun) aynı anda bir arada bulunması gerekliliğini anlatabileceği gibi, her iki koşulun farklı zamanlarda tek başına bulunmasının yeterli olduğunu da ifade edebilmektedir. Dolayısıyla "ve" bağlacının, kullanıldığı bağlama bakılarak anlamlandırılması gerekmektedir. Buna göre, dayanak Kanun'un lafzı ve amacı dikkate alındığında, kanun koyucunun, "tahsis" kavramını, kamu kurumlarının kullanımına bırakılan alanlarla sınırlı bir belirleme yapmak için kullanmadığı, bilakis sosyal donatı alanı olarak kamunun ortak kullanımına ve istifadesine sunulan alanları da Kanun kapsamı dışına çıkararak kamunun sosyal olanaklardan yararlanmasına ilişkin yararını (kamu yararını), fuzuli şagil olan yapı malikinin yapı maliyetinden doğan mülkiyet hakkından (kişisel yarardan) üstün tuttuğu, esasen bu dengenin ölçülülük prensibiyle de örtüştüğü; Usul ve Esaslar'ın anılan maddesinde de bu doğrultuda düzenleme yapılarak hem "kesinleşmiş planlar neticesinde sosyal donatı alanı olarak belirlenmiş" hem de "Maliye Bakanlığınca aynı amaçla değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş" Hazineye ait taşınmazların ayrı ayrı satışa konu olamayacağının öngörüldüğü anlaşılmıştır. Bu durumda, dayanağı Kanun hükmünün tekrarından ibaret olan, Usul ve Esaslar'da belirlenen kurala da aykırılık içermeyen dava konusu bentte hukuka aykırılık görülmemiştir. b) Dava konusu Genel Tebliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinin incelenmesi: Dava konusu bentte, "Taşkın yapı durumunda olanlar hariç; üzerinde havuz, spor sahası, konteyner ve benzeri bina niteliğinde olmayan yapı bulunan taşınmazlar"ın satılamayacağı kurala bağlanmıştır. Genel Tebliğin dayanağı olan 3194 sayılı Kanun'un 5. maddesinde, yapı, "karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesisler" şeklinde; bina ise, "kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarıyan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar" olarak tanımlanmıştır. Tanımlardan da anlaşılacağı üzere, "yapı" kavramı, "bina" kavramını da içine alan daha geniş bir kapsama sahiptir ve 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesinin 7. fıkrasında, Hazineye ait taşınmazın satışının ön koşulu olarak, bu taşınmaz üzerine inşa edilmiş ve yapı kayıt belgesi düzenlenmiş bir "yapı"nın bulunması gerektiği belirtilmiştir. Bununla birlikte, yukarıda da belirtildiği üzere, "yapı kayıt belgesi alınması" ile "yapı kayıt belgeli yapının bulunduğu Hazineye ait taşınmazın satın alınması" farklı konular olup üzerinde yapı kayıt belgeli yapı bulunan Hazineye ait her taşınmazın yapı malikine satışı zorunlu bulunmamaktadır. Ancak 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesi kapsamında satışa konu edilecek Hazineye ait taşınmazları belirleme yetkisi olan davalı Bakanlığın, bu takdir yetkisini hukuka ve kamu yararına uygun kullanması gerektiğinde de kuşku bulunmamaktadır. Buna göre, davalı Bakanlığın; Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin 2. fıkrasını (Taşınmazın yüzölçümü büyük olmakla birlikte üzerindeki yapının küçük bir alanı kaplaması halinde yapının bulunduğu alan ifraz edilerek, ifrazın mümkün olmaması durumunda taşınmaz hisseli olarak satışa konu edilir.) ve basit, küçük tesis niteliğindeki yapıların satışından elde edilerek genel bütçeye kaydedilecek gelirin düşüklüğünü de dikkate alarak Hazineye ait taşınmazı satmaya değer bulunmayacak nitelikteki bağımsız yapıları, yapı kayıt belgeli bulunsalar dahi (Usul ve Esaslar'ın 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 8 numaralı alt bendinde; istinat duvarı, dolgu alanı, havuz, spor sahaları ve benzeri bina niteliğinde olmayan yapılar için yapı kayıt belgesi düzenleneceği açıkça kabul edilmiştir.) satış kapsamı dışında bırakırken; kişinin özel mülkiyetindeki taşınmazı üzerinde bulunan ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapıların bir kısmının Hazineye ait taşınmaz üzerinde taşkın yapı niteliğinde bulunması halini (ana yapının mütemmim cüz ya da eklentilerinden ayrılmaması ve imar affının amacına ulaşması için) ve üzerinde -yapı kayıt belgeli- bina bulunan Hazineye ait taşınmazları kapsama dahil etmesinde kamu yararı bulunduğu ve dava konusu düzenlemeyle kamu yararı ile bireysel yarar arasında ölçülü bir denge kurulduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, yapı kayıt belgesi, ruhsata aykırı/ruhsatsız yapı malikine, yapıyı imar mevzuatına uygun hale getirilmesine kadar geçen süre boyunca (yıkım, para cezası gibi yaptırımların ya da elektrik, su bağlanmaması/kesilmesi gibi uygulamaların tehdidi altında olmaksızın) kullanma olanağı sağladığından, belge bedelinin -asgari olarak- bu olanaklara sahip olunması karşılığında ödendiğinin kabulü zorunludur. Dolayısıyla işgal edilen Hazine taşınmazının satın alınamamasına rağmen belge bedeli ödenmiş olmasının zarara yol açtığından ve bu anlamda mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden bahsetmek de mümkün değildir. Bu itibarla, hukuka ve kamu yararına uygun bulunan dava konusu düzenlemelerin iptali istemiyle açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu ve reddi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 22/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.