DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/423 E. , 2024/954 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/423 Karar No : 2024/954 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Barosu KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 21/09/2023 tarih ve E:2023/11066, K:2023/5046 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Hatay ili, Antakya ilçesinde bulunan
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/423 E. , 2024/954 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/423 Karar No : 2024/954 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Barosu KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 21/09/2023 tarih ve E:2023/11066, K:2023/5046 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Hatay ili, Antakya ilçesinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanların 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun'un 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 04/04/2023 tarih ve 7033 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 21/09/2023 tarih ve E:2023/11066, K:2023/5046 sayılı kararıyla; 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali"nin doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlandığı, menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerektiği, sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırlarının her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirleneceği, Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel düzenleyici işlemlere karşı sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyetinin bulunduğu, nitekim konuyla ilgili anayasal ve yasal düzenlemelerde de bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacaklarının açık bir biçimde yer aldığı, Diğer taraftan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde, baroların; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlandığı, yine aynı Kanun'un Baro Yönetim Kurulunun görevlerinin sayıldığı 95. maddesinin 1. fıkrasının 21. bendinde de, yönetim kurulunun; hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğunun belirtildiği, Uyuşmazlıkta, 1136 sayılı Kanun'un 76. maddesinde sayılan baroların görevleri göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu Hatay ili, Antakya ilçesinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanların 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun'un 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 04/04/2023 tarih ve 7033 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacı Baro'nun hak ve menfaatlerini etkilemediği, anılan Kanun maddesinin de davacıya hukuken böyle bir hak tanımayacağı dikkate alındığında, dava konusu riskli alan kararı ile Hatay Barosu arasında menfaat ilişkisi bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde, baroların; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlandığı, yine aynı Kanun'un Baro Yönetim Kurulunun görevlerinin sayıldığı 95. maddesinin 1. fıkrasının 21. bendinde de, yönetim kurulunun; hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğunun belirtildiği, bu kapsamda kamusal nitelikli, insan hakları ve kentli hakları anlamında en önemli haklar arasında yer alan sağlıklı çevrede yaşama hakkının ihlali niteliğindeki işlemlere karşı girişimlerde bulunmak, olası bir ihlalin önlenmesi için gerekiyorsa dava açmanın baroların görev ve yetkileri kapsamında yer aldığı, ayrıca dava konusu işlemden etkilenen bölgede baroya üye avukatların da ikamet ettiği ve dava konusu işlemin bu yönüyle de baroyu ilgilendirdiği, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: 1136 sayılı Kanun'un 76. ve 95. maddesinin 1. fıkrasının 21. bendi uyarınca baroların; mesleki bir örgüt olmanın ötesinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak gibi bir işlev yüklenmesi nedeniyle diğer meslek örgütlerinden farklı bir konuma sahip olduğu; bu konumları nedeniyle çok geniş bir alanı ve dolayısıyla kamu yararını yakında ilgilendiren dava konusu işleme karşı dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın ehliyet yönünden reddi yolunda Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu 21/09/2023 tarih ve E:2023/11066, K:2023/5046 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 02/05/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde; baroların avukatlık mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, avukatlık mesleğinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak amacıyla kurulmuş meslek kuruluşları olduğu belirtilmiş iken 10/05/2001 tarih ve 24398 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4667 sayılı Kanun ile 1136 sayılı Kanunun 76. maddesinde değişiklik yapılarak barolar, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanmış; 1136 sayılı Kanun'un Baro Yönetim Kurulunun görevlerinin düzenlendiği 95. maddesine yine 4667 sayılı Kanun ile eklenen 21. bentte de, Yönetim Kurulunun, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu belirtilmiştir. 1136 sayılı Kanun'un 76. ve 95/21. maddelerinde yapılan ve yukarıda açıklanan yasal değişiklikten sonra baroların; mesleki bir örgüt olmanın ötesinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak gibi bir işlev yüklenmesi nedeniyle diğer meslek örgütlerinden farklı bir konuma sahip olduğu açıktır. Danıştay kararları ışığında konuya bakıldığında; 1136 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikten sonra açılan davalarda dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanı sıra dava konusu idari işlemin, hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkesini, genel kamu yararı, Anayasa ile koruma altına alınan eşitlik, kişinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı gibi temel insan haklarını ihlal edip etmediğine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun olayda söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü, ancak daha geniş yorumlandığı görülmektedir. Dava açma ehliyeti, davanın esasının incelenebilmesinin ön koşuludur. Bu aşamada davacı iddialarının hukuken doğru olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılamaz. Davada menfaat ihlalinin olup olmadığının saptanabilmesi için, öncelikle davacı Hatay Barosunun iddialarına bakılması gerekmektedir. Dava dilekçesinde, Hatay ili, Antakya ilçesinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanların 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun'un 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin dava konusu 04/04/2023 tarih ve 7033 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının bilimsel araştırmaya dayanmadığı, alan hakkında jeolojik veri bulunmadığı, riskli alan kararının 6306 sayılı Kanun'un işlem tesisindeki yetki ve gerekçelerin belirtildiği maddeleri yerine Kanun'da geçen kavramların açıklandığı tanım maddesi olan 2. maddesi uyarınca tesis edilmesi nedeniyle işlemin usul ve sebep unsuru yönüyle hukuka aykırı olduğu, davalı idarelerin önceki riskli alan kararları dikkate alındığında ilk kez bu kadar geniş bir alanın riskli alan ilan edildiğinin anlaşıldığı, alan genişledikçe idarenin uygulama yeteneğinin azalacağı, eşitliği sağlamakta zorlanacağı, Antakya'nın en önemli tarihi alanını kapsayan riskli alan kararının kamu yararına aykırı olduğu, mülkiyet hakkını ihlal ettiğinin ileri sürüldüğü görülmektedir. Bu durumda, davacı Hatay Barosu tarafından ileri sürülen hukuka aykırılık iddiaları da dikkate alındığında, dava konusu işlemin iptalini istemekte kişisel, meşru ve güncel menfaat ihlali şartının gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.