12. Ceza Dairesi 2012/30387 E. , 2013/21966 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması Hüküm : Beraat Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve irade
**12. Ceza Dairesi 2012/30387 E. , 2013/21966 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması Hüküm : Beraat Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin TCK'nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesinin aynı Kanunun 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, TCK'nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylemin aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin TCK'nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 80. maddesi ile TCK'nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eyleminin suç olarak düzenlendiği, Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, öğrenim gördüğü lisede, tarih dersi esnasında, şikayetçi öğretmeninin konuşmalarını ve bazı öğrencilerin öğretmenlerinin duyamayacağı şekilde ve onun hakkında aralarında sarf ettikleri hakaret içeren sözlerini, kamera sistemi çalışır taşınabilir telefonla gizlice kaydederek, elde ettiği görüntüleri, arkadaşı tanık ...a verdiği ve tanık ...ın, söz konusu görüntüleri, internette bir video paylaşım sitesine koyması sonucu sanığın bahse konu görüntülerin yayılmasına sebebiyet verdiği iddiasına konu olayda, Tanık ...'ın, Cumhuriyet Savcısı tarafından müdafii huzurunda şüpheli sıfatıyla alınan 18.02.2008 tarihli beyanında, şikayete konu kaydın sanık tarafından yapılan çekim sonucu elde edildiğini ifade etmesi, aynı olaydan dolayı hakkında hakaret suçundan dolayı mahkumiyet kararı verilen tanık ...ın, Cumhuriyet Savcısı tarafından müdafii huzurunda şüpheli sıfatıyla alınan 18.02.2008 tarihli beyanında, şikayete konu kaydı sanıktan temin ettiğine dair açıklamada bulunması, gerek soruşturma aşamasında düzenlenen 08.01.2008 tarihli bilirkişi raporuna, gerek sanık savunmasına göre, söz konusu çekim yapıldığı sırada, konuşmalara dahil olmakla, sanığın da sınıfta olduğunun belirlenmiş olması karşısında, tanık ...'ın, “Benim bu görüntülerin nasıl ve kimin tarafından çekildiğinden veya internete nasıl verildiğinden haberim yoktur.” şeklindeki Ümraniye 2. Sulh Ceza Mahkemesine tanık sıfatıyla verdiği 03.03.2010 tarihli, tanık ...ın görüntüleri sanıktan değil, sanığın çalışmakta olduğu internet kafede bulunduğu sırada internet ortamından elde ettiğine dair 23.12.2009 tarihli oturumdaki, olayın sıcağı sıcağına verdikleri önceki beyanlarıyla çelişen ifadelerine itibar edilemeyeceği gözetilerek, katıldığı aleni olmayan söyleşiyi, şikayetçi öğretmeninin bilgisi ve rızası olmaksızın kaydeden ve bu kaydı tanık ...a veren sanığın eylemlerine uyan TCK'nın 133/2-3. maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle, yazılı şekilde, sanığın beraatine karar verilmesi, 2- Hükümden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile TCK'nın 133/3. maddesinde yapılan değişikliğe göre hapis cezasının üst sınırı itibariyle 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 11. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.