7. Hukuk Dairesi 2009/7772 E. , 2010/5964 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 108 ada 96 ve aynı ada 99 parsel sayılı sırası ile 366,46 m2 ve 8899,30 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliğiyle, …
**7. Hukuk Dairesi 2009/7772 E. , 2010/5964 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 108 ada 96 ve aynı ada 99 parsel sayılı sırası ile 366,46 m2 ve 8899,30 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliğiyle, aynı ada 97 parsel sayılı 1948,73 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise yol niteliği ile davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adlarına tespit edilen dava dışı 108 ada 75, 76 ve 77 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümlerinin eksik tespit edildiğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu 108 ada 75, 76, 77, 96 ve 97 parsel sayılı taşınmazların ... mirasçıları adına tapuya tesciline, 108 ada 99 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 07.11.2008 tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 3949,43 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün ... mirasçıları adına tapuya tesciline, geriye kalan taşınmaz bölümünün tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14.maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacılar ... ve ...'ün dayandığı tapu kaydının oluşma nedeni dikkate alındığında dayanağı haritasının bulunabileceği dosya içeriği ile anlaşılmaktadır. Ne varki, mahkemece dayanılan tapu kaydının haritasının bulunup bulunmadığı araştırılmamış, tapu kaydının dayanağı haritasının bulunması halinde yerel Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilerek yöntemine uygun şekilde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yerine uygulanmamıştır. Kural olarak kayıtların haritaya dayanmaları halinde kapsamlarının haritasına göre belirlenmesi zorunludur. Öte yandan dava konusu taşınmazların tespit tutanağı içerikleri incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanlarının çeliştiği tartışmasızdır. Bir başka deyişle kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düşmüştür. O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı tarafın dayandığı tapu kaydının dayanağı harita yerel Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde taşınmaz başında keşif yapılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle davacı tarafın dayandığı tapu kaydının dayanağı harita yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile tutunulan tapu kaydının dayanağı haritanın ölçeği eşitlenmeli, çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerleri ile haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar yönünden miras bırakan ile davacılar dışındaki mirasçılar hakkında belgesiz araştırması yapılmamış olması dahi isabetsizdir. Kabule göre de; dava konusu olmadığı belirlenen 108 ada 75, 76 ve 77 parsel sayılı taşınmazların tutanak asılları ve dayanaklarının tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken davalı hazine aleyhine kesin hüküm oluşturacak şekilde mahkemece tespit gibi tesciline karar verilmesi, öte yandan dava konusu taşınmazların miras bırakan ... mirasçılarının paylarının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 25. maddesine göre belirlenerek payları oranında mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken paylar belirlenmeden tescile karar verilmesi dahi isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.