T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2132 - 2025/2401 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2132 KARAR NO : 2025/2401 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/05/2023 NUMARASI : 2022/281 E. - 2023/281 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkeme…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2132 - 2025/2401 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2132 KARAR NO : 2025/2401 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/05/2023 NUMARASI : 2022/281 E. - 2023/281 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/05/2023 tarih ve 2022/281 E. - 2023/281 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı, davalı Şahsın 2020/99204 sayılı ve “...” ibareli başvuusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu ibarenin SMK'nın 6/3 maddesi anlmına gerçek hak sahibi olduğunu, zira kendisinin Bodrum Esnaf Odası siciline kayıtlı olarak “...” işyeri unvanını uzun yıllardır kullandığını, davalının kendisi aleyhine Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2020/263 esas sayılı dava dosyasında açtığı davanın reddedildiğini, buna rağmen davalının haksız fiillerini devam ettirerek uyuşmazlık konusu olan “...” ve “...” unvanlarını 08.10.2021 tarihinde Bodrum Esnaf Odası siciline kendi adına kaydettirdiğini, davacının bunun üzerine Muğla İl Ticaret Müdürlüğüne başvuruda bulunduğunu ve 05.10.2021 tarihinde davalıyı Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet ettiğini, kendisinin 1993 yılından bu yana alçı, alçıpan, kartonpiyer, tadilat, alçı, boya, anahtar teslimi inşaat işleri, plan, proje ve iç dekorasyon ve gergi tavan, duvar kağıdı üretimi ve baskı hizmetlerini içeren ticari faaliyetlerde bulunduğunu, “...” unvanını 2009 yılından bugüne kadar kesintisiz olarak bu ticari faaliyetlerinde, reklam ve tanıtımlarında ve sosyal medyada kullandığını, nitekim Google arama motorunda bu ibare yazıldığında reklamsız olarak ilk 300 sırada kendisine ait görsel ve videolarının çıktığını, ayrıca www.....com.tr, www.....com, www.....com, www.....com ve www.bodrumgergitavansistemleri.com alan adlarının ve e-posta hesaplarının da kendisine ait olduğunu, davalı şahsın marka başvurularının, kendisi aleyhine ikame ettiği davadan sonraki bir döneme rastlamasının davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’ın 2021-M-8434 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, müvekkilinin “..." ismi ile ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, bu ibareyi marka olarak da tescil ettirdiğini, davacının “...” isimli markayı davalının bilgisi ve muvafakati olmaksızın kullandığının tespiti üzerine davacı aleyhine 07.07.2020 tarihinde Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2020/263 esasında kayıtlı davanın açıldığını, bu dava dosyasının halihazırda istinaf incelemesinde olduğunu, davacının davalı hakkında yaptığı suç duyurularının tamamının takipsizlik kararı ile sonuçlandığını, davacının gerçek hak sahipliği ve kötü niyet iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın sadece YİDK kararının iptali istemine ilişkin olduğu, davacının dava konusu edilen “...” ibaresini veya iltibas tehlikesi doğuracak derecede benzerini, ticari faaliyetlerinde önceki tarihlerden beri kullandığına dair marka işlem dosyasına sunduğu belgelerin incelenmesinden, davacının 2009 yılından beri Bodrum ilçesinde sürdürdüğü inşaat ve iç dekorasyon faaliyetlerinde zaman zaman “...” tanıtma vasıtasını iş yeri unvanı olarak, iş yerindeki tabelalarda, sosyal medyada paylaştığı videolarda ve sosyal medya hesaplarının adı olarak kullandığı, ancak davacının gerçek hak sahipliğine gerekçe olarak gösterdiği bu kullanımların, SMK m. 6/3 hükmünde aranan “ciddi/yaygın kullanım” hususunu teşvik etmekten ziyade, bir markanın, daha da doğru bir ifadeyle bir tanıtma vasıtasının “mutad kullanımı”nı kanıtladığı, zira davacının sosyal medya hesaplarındaki takipçi sayısının düşük seviyelerde kaldığı, paylaştığı Youtube videolarını izleyen kişilerin sayısının da 100’den az olduğu , bu hesapların davacının ticari faaliyetlerinin yaygınlığını ve yoğunluğunu tevsik edebilecek nicelikten ve nitelikten uzak olduğu, günümüzde ticari faaliyette bulunsun bulunmasın herkesin sosyal medya hesabı olduğu/olabildiği gözetildiğinde, bir işletmenin sosyal medya kullanımının, özellikle de bu seviyede kaldığı zaman ve takdirde, mutad bir “markasal” kullanım olmaktan öteye gitmediği ve markaya yapılan yatırımı, markanın tanıtımı için harcanan emeği, markanın tescilli bir markanın önüne geçerek, istisnai bir korumadan faydalanarak, kullanım yoluyla hukuken korunması gereken ekonomik bir değer kazandığını teşvik edemediği , davacının sunmuş olduğu faturalarda ise “...” ibaresinin markasal hüviyette kullanımına dair bir emare bulunamadığı, hatta davacı tarafın 2016-2019 tarihlerinde kestiği faturalarından, söz konusu tarihlerde işletme adının “...” olduğunun anlaşıldığı, diğer faturalarda ise "..." tanıtma vasıtası markasal hüviyette değil, "işletme adı" olarak kullanıldığı, favacının söz konusu faturalara konu faaliyetlerinin “gergi tavan satışı, montajı, kurulumu” olduğu görülebiliyor ise de, “gergi tavan”ın hali hazırda yapılarda dekoratif amaçla kullanılan bir yapı elemanın cins ismi olduğundan, faturalara bu ürünün satışının konu edilmiş olmasının, bu kelime öbeğinin markasal hüviyette kullanıldığı anlamına gelmeyeceği, ayrıca davacının, bir işletme açması için asgari gereklilikler olan bir takım vergi ve oda kayıtlarını gerçekleştirmiş olmasının, ancak ve sadece davacının ticari faaliyetlerine hangi tarihlerde başladığını teşvik edebileceğini, bu husustaki belgelerin de, davacının tescilsiz markasal kullanımlarının “yoğunluğu”nu ve “ciddiyetini” teşvik edebilen bir yönü bulunmadığını, kaldı ki; bir tanıtma vasıtasının sırf işletme adı/unvanı şeklinde kullanımının markasal kullanım olarak da kabulünün marka hukukuna göre mümkün bulunmadığı, sonuç olarak davacı tarafça marka işlem dosyasına “...” tanıtma vasıtasını, markasal hüviyette ve SMK m.6/3 hükmünün gerektirdiği derecede yoğun ve yaygın kullandığını kanıtlayan yeterli nitelikte/nicelikte/içerikte delil sunulmamış olduğu ve bu markaya davacı adına hukuken korunması gereken ekonomik bir değer kazandırıldığının bu belgelerden anlaşılamadığı, dolayısıyla SMK m.6/3 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı, dava konusu başvurunun gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, dava konusu ibarenin 2009 yılından beri kullanıldığını, bu hususun mahkemenin de kabulünde olduğunu, dava konu başvurunun kötü niyet olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, marka başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/3. maddesinde, “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmü bulunmakta olup, bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamak için düzenlendiği, 6769 sayılı SMK'nın 6/3. maddesinde düzenlenen "gerçek hak sahipliği" ilkesi uyarınca, önceye dayalı hak sahipliğine dayanılabilmesi için, marka başvurusundan önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, işaretin yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette markasal kullanılması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerektiği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/2275 Esas, 2019/3674 Karar ve 13/05/2019 tarihli kararının da bu yönde olduğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, davacının dava konusu ""..." ibaresi üzerinde anılan madde kapsamında hak sahibi olduğunu ispatlayamadığı, kötü niyet iddiasının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.