11. Hukuk Dairesi 2009/2413 E. , 2010/8313 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.12.2008 tarih ve 2008/323-2008/376 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t…
**11. Hukuk Dairesi 2009/2413 E. , 2010/8313 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.12.2008 tarih ve 2008/323-2008/376 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatifin ortağı olduklarını, 27.7.2008 tarihli olağanüstü genel kurulda gündemde olmadığı halde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin gündeme madde ilave edildiğini ve toplantının 189 ortağın katılımı ile başladığını ancak daha sonra bir kısım ortakların genel kurulu terk ettikleri halde yeterli nisap olmadan kararlar alındığını, bu nedenle kararların mutlak butlan ile batıl olduğunu ileri sürerek, genel kurulda alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 27.7.2008 tarihli olağanüstü genel kurulun 189 ortak ile toplandığı, bir kısım ortakların toplantıyı daha sonra terk ettikleri, alınan kararların yeterli nisap olmadan alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne, genel kurulda alınan kararların yoklukla sakat olduğunun tesbitine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, 27.7.2008 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre, her ne kadar genel kurulda alınan kararların ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınması gerekmekte ise de, hazirun cetvelinin, genel kurul toplantısına iştirak eden ortaklara toplantıya katıldıklarını imzaları ile tasdik imkanı veren bir belge olması ve hazirun cetvelinde imzası bulunanların toplantıyı sonuna kadar izleme ve kararlara katılma yükümlülüğü getiren yasal ve sözleşmesel bir düzenlemenin mevcut olmaması nedeniyle yasa veya anasözleşmede belirlenen toplantı nisabını etkilememek kaydıyla toplantıya katılan ortakların bir bölümünün daha sonra genel kuruldan ayrılmalarına rağmen geriye kalan ortaklarla karar alınması mümkündür. Somut olayda, mahkemece genel kurulda alınan kararların yeterli oy çokluğu ile alınmadığından yok hükmünde bulunduğu gerekçesiyle anılan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmiştir. Oysa, davaya konu genel kurul toplantısına ait tutanak incelendiğinde ortaklar listesinde kayıtlı 230 ortaktan 187 ortağın toplantıda asaleten ve vekaleten bulunduğu, oylama sırasında bir kısım ortakların toplantıyı terk ettikleri, gündem maddelerinin geride kalan 87 ortağın oybirliği ile karara bağlandığı anlaşılmıştır. Buna göre iptali istenen maddenin oylamasına toplam 87 kişi katılmış olup, toplantı nisabının oluştuğu buna göre alınan kararın geçerli olması için o anda kullanılan oyların çoğunluğu olan 44 oyla alınması yeterlidir. Somut olayda ise kabul oyu verenlerin 87 olması nedeniyle iptali istenen kararların geçerli nisap ile alındığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde bir kısım ortakların toplantıyı terk etmeleri nedeniyle geriye kalan ortakların karar alınması için yeterli çoğunluğa sahip olmadıkları belirtilerek alınan kararların iptali istenmiş olup, yukarıda açıklanan nedenlerle bu iddianın yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile söz konusu kararların mutlak butlan ile malul olduğunun kabulü ile geçersiz sayılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.