Başvuru, kadastro tespitine itiraz davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi, esaslı iddiaların kararda tartışılmaması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kadastro tespitine itiraz davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi, esaslı iddiaların kararda tartışılmaması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 9/12/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Adıyaman ili Kahta ilçesi Erikli köyünde 1985 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazlar birden fazla kişi adına tespit görmüştür. Başvurucunun dedesi A.B.nin de aralarında olduğu 5 kişi 20/9/1985 tarihinde Kahta Kadastro Mahkemesine açtıkları davada; tespite konu taşınmazlarla ilgili adlarına vergi kayıtları olduğunu, davalıların bu taşınmazları kendilerini zorla köyden çıkaran köy ağasından satın aldıklarını belirterek kadastro tespitine itiraz etmişlerdir. Aynı kişiler, anılan bölgede bulunan toplam 100 parsele ilişkin olarak farklı kişilere karşı dava açmışlar, bunun yanında Hazine bir adet taşınmaz, Ç. isimli şahıs ise toplam 11 taşınmazla ilgili olarak aynı konuda dava açmıştır. Mahkemenin E.1985/294-301-296-302-268-298-299-297-277-300 sayılı dosyalarında açılan bu davalar E.1985/293 sayılı dosyada birleştirilmiştir. Başvurucunun murisi Abuzer Bereket'in 18/5/2000 tarihinde vefatı ile murisin oğlu ve başvurucunun babası olan Mahmut Bereket davaya dâhil edilmiş, Mahmut Bereket'in de 11/6/2002 tarihinde vefatıyla başvurucu davacı sıfatıyla taraf olmuştur. Mahkeme, 30/12/2011 tarihli kararında "deliller, taraf beyanları ve mahallinde yapılan keşifler ile dosya'ya yansıyan tüm bilgi ve belgelerden Erikli köyündeki 810, 483, 480, 484, 494, 600, 611, 655, 616, 603 parsel nolu taşınmazların yukarıda adı geçen davacılar ile soyadı E..ler olan kişiler arasında uyuşmazlık konusu olmadığı, ancak diğer parseller yönünden uyuşmazlığın özünün 1920'lı yıllara dayandığı, yukarıdaki bilgiler ve deliller ışığında adı geçen davacıların davacı olduğu taşınmazların 1920'li yılların başında Ş.E. adındaki yörede Ağa olarak bilinen kişiye ait olduğu, bu kişinin istiklal mahkemesinde kurtuluş savaşından sonra idam edildiği, geriye vergi kayıt maliki olarak adı geçen oğlu K.E.yi bıraktığı, bu süreçte ve öncesinde soyadı B.., T.. ve G.. olan davacıların Ş.E.nin sahibi olduğu bu taşınmazlarda çiftçilik yaparak Ağa olan bu kişi hesabına çalışarak geçimlerini sürdürdükleri, Ş.E.nin idamından sonra soyadı B.., G.. ve T.. olan davacıların işlemekte oldukları davalı taşınmazları Ş.E.nin oğlu K.E.ye vermek istemedikleri bunun üzerine K.E.nin yukarıda belirtilen temyiz mahkemesi H.sinin 4/11/1930 tarihli karar fotokopisinden anlaşıldığı kadarıyla ve belirtildiği üzere soyadı B.. olan kişilere dava açtığı bunun üzerine 1940'lı yıllarda anılan kararda "soyadı Bereket olan kişilerin taşınmazlara müdahalesinin men'ine karar verilmek iktiza ederken" hükmünün yer aldığı bunun üzerine soyadı B.., G.. ve T.. olan kişilerin Erikli köyünü iradi olarak terk ederek zilyetliklerini kestikleri anlaşılmıştır. Soyadı B.., G.. ve T.. olan davacıların köyden zorla cebren çıkartıldıklarına yönelik iddiaları yönünden : Yukarıda anılan temyiz mahkemesi Hukuk Dairesinin karar içeriği gözetildiğinde dava açan Ş.. oğlu K.E.dir, davalılar ise dosyamız davacılarından olan soyadı B.. olan kişilerin atalarıdır. Hayatın olağan akışına göre ağalık düzeninin verdiği nüfuzun kullanılması sosyal şartlar ve yöre şartları düşünüldüğünde 1930'lı yıllarda daha olağan ve yaygın olarak görülen vakıalardır. Ancak Ş.. oğlu K.E. tarafından dava yoluna başvurulmakla mahkeme kanalı ile soyadı Bereket olan kişilerin taşınmazlardan uzaklaştırılması hedeflenmiştir, Ayrıca gelinen aşamaya kadar davacıların köyden cebren ve zorla çıkarıldıklarına dair soyut iddia dışında dosyada her hangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır, Kaldı ki o dönemde dahi köyde taraflar dışında yaşayan bir çok farklı soyisimli ailelerin olduğu da dosya kapsamı ile sabittir. Her ne kadar soyadı Bereket, G.. ve T.. olan kişilerin davacı olduğu parsellere revizyon gören vergi kayıtlarında bir kısım Bereket ve T.. soyisimli kişilerin Ş.. oğlu K.E. ile beraber adları vergi kayıt maliki olarak geçiyor olsada vergi kayıtları mülkiyet belgesi olmadığından zilyetlikle birleşip doğrulanmadıkça hukuki değer kazanamayacağından bu nedenle en zayıf ispat vasıtası olduğundan ayrıca soyadı Bereket, G.. ve T.. olan kişilerin yukarıda açıklandığı üzere bir neden olmaksızın uzun süre taşınmazlarla ilginin kesilmesi iradi terkin varlığını gösterdiğinden ve bu şekilde 1940'lı yılların başında zilyetlik kesildiğinden ayrıca kadastro tespit tutanaklarının edinme sebeplerinde yazılı olduğu üzere soyadı Bereket, G.. ve T.. olan kişilerin çiftçilik yaptıklarından dolayı fer'an (ikincil planda, tali) zilyet olduklarından açtıkları davanın ispatlanamadığından bahisle reddine dair karar vermek gerekmiş.." gerekçeyle davayı reddetmiştir. Başvurucunun temyiz talebi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi duruşmalı temyiz incelemesi yapmış, 11/7/2013 tarihli kararıyla İlk Derece Mahkemesi hükmünü onamıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 20/10/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Ret kararı 10/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve 9/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.