11. Ceza Dairesi 2024/5255 E. , 2024/12576 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2023 tarihli ve 2022/354 Esas, 2023/393 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 43 üncü, 52 nci ve 62 nci maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 100
**11. Ceza Dairesi 2024/5255 E. , 2024/12576 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2023 tarihli ve 2022/354 Esas, 2023/393 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 43 üncü, 52 nci ve 62 nci maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmesi suretiyle usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 17.09.2024 tarihli ve 2024/16950 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.09.2024 tarihli ve KYB-2024/96188 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.09.2024 tarihli ve KYB-2024/96188 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Adı geçen sanık hakkında yapılan yargılama sonunda, Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesince sanık ... ve diğer sanık ...'nin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek bilişim sistemi niteliğindeki "selanikgiyim" ve "milletsaatim" isimli instagram hesaplarından müştekiye "tebrikler efendim bizden iphone 11 kazandınız. Kargo bedeli için 25 TL göndermeniz gereklidir." şeklinde mesaj attıkları, müştekinin diğer sanık ...'nin hesabına 06/10/2020 ve 07/10/2020 tarihlerinde ayrı ayrı 25,00 Türk lirası gönderdiği, sanık ...'un banka kartını diğer sanık ...'a verdiğini beyan ettiği, sanık ...'ın ise diğer sanık ile birlikte e-ticaret yaptıklarını beyan ettiği, sanıkların üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmemelerine rağmen kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarına itibar edilemeyeceği, sanıkların telefon kazanmış gibi mesajlar atarak kendilerine ulaşan katılanı hileli hareketle kandırarak katılandan toplamda 50,00 Türk lirası haksız menfaat temin ettikleri gerekçesiyle sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Katılan ...'ın 12/10/2020 tarihli kolluk ifadesinde, "...Selanikgiyim ve milletsaatim isimli instagram hesaplarından tebrikler efendim bizden iphone 11 kazandınız kargo bedeli olarak 25 TL göndermeniz gereklidir şeklinde mesaj gelmiştir. Bu mesajda ... isimli şahsın Garanti Bankasına ait... nolu iban numarası da paylaşılmıştır. Bana ait olan ... nolu hesabımdan ... isimli şahsa ait olduğunu bildiğim ... nolu hesabına 06/10/2020 günü 25 TL, 07/10/2020 günü 25 TL toplamda 50 TL havale yaptım..." şeklinde, Sanık ...'nin 01/03/2021 tarihli kolluk ifadesinde," ... Belirtilen garanti bankası hesabı bana aittir... Eski arkadaşım olan ... benden banka kartımı istedi, ben de ne için istediğimi sorduğumda kendisine kargodan para iadesi geldiğini bu paraların kendi hesabına gelmesi halinde yüzde sekiz KDV kesileceğini söyledi ben de kendisine inanarak banka kartımı ve şifremi verdim. Üç hafta sonra bankadan beni aradıklarında olayın farkına vardım ben şikayetçiyi tanımam para göndermesi için sosyal medyada bir işlem yapmadım gelen paralardan da benim haberim yoktur. Bu olayı ... isimli arkadaşım yapmıştır..." şeklinde, 12/10/2023 tarihli savunmasında, "Ferhat'ın bahsettiği ben değilim, ... isimli bir ortak arkadaşımızdı. Eşofman ve takım kombinleri satacağından dolayı çocukluk arkadaşım olduğundan dolayı kartı değil canımı istese verirdim. Bu sebepten dolayı kartımı verdim. Ben müştekinin zararını gidermek isterim. Hangi işte kartımı kullandığını bilmiyorum..." şeklinde, Sanık ...'ın 06/12/2021 tarihli kolluk ifadesinde, " ... ... isimli kişi benim mahalleden eskiden arkadaşım olurdu. Kendisiyle birlikte e ticaret üzerinden erkek giyimi satmak adına birlikte iş yaptık. Fakat bu kişi beni de dolandırdı. Kendi adıma şirketi kurup bütün bu işler ile ve e ticaret işi ile ben ilgilendim. Daha sonra fark ettim ki benim hesap bilgilerim ve adımı kullanarak çeşitli sosyal medya hesaplarından insanları dolandırmıştır. Ben bu eski arkadaşımın bu şekilde biri olduğunu öğrenir öğrenmez bu kişi ile bu iş durumunu feshettim. Tamamen irtibatımı da kopardım. İrtibatımı kopardıktan sonra bana sözde zarar vermek ve beni bu durumlar üzerine yıpratmak amaçlı bu şekilde oyunlar oynamaktadır. Hatta ...'nin arkadaşı ve halen görüşmekte olduğu kişi olan ... isimli kişi de bana bunu yapmaktadır. ... isimli kişiyi tanımam. Bu kişiyi dolandıran kesinlikle ...'dir..." şeklinde, 24/11/2022 tarihli savunmasında, "Müşteki şahsı tanımam, ... ve ... isimli kişiler benim çocukluk arkadaşım olurlar, ... isimli şahısla ben üniversitede okuduğum dönemde 23/12/2019 tarihinde birlikte e-ticaret işi kurmuştuk, resmi evraklar benim üzerimeydi, ... sözlü olarak benim ortağımdı, çocukluk arkadaşı olduğumuz için böyle bir güven ilişkimiz vardı, ardından ortaklığımız pek sağlıklı gitmedi ve ayrıldık, şirket kapanışını 29/10/2020 tarihinde verdim, dosyadaki diğer ... isimli şahıs ise ...'in tabiri caizse ayakçılığını yapmaktadır, aramız bozulduğu için bana bu şekilde iftira atmaktadırlar, ben hiçbir zaman ...'nin hesabını kullanmadım, ben suç tarihinde şirketin kapanışını vermiştim, buna ilişkin belgeleri dosyaya sunmak istiyorum, o dönemde başka bir işte sigortalı olarak çalışıyordum, onlarla bir iş ilişkim kalmamıştı, üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, müştekinin zararını suçlamaları asla kabul etmemekle birlikte zararı gidermek istiyorum..." şeklinde, 24/06/2023 tarihli savunmasında, " Ben bu hususta daha önceden de mahkemeniz aracılığıyla savunma yapmıştım, bu savunmamda şirketi kapattığım tarih yanlış olarak kayda geçmiş, ben 29 ekim 2020 tarihinde değil, 29.09.2020 tarihinde şirketimin kapanışını yaptım, bu konuda mahkemenize de düzeltmek için dilekçemi sundum, dilekçemdeki beyanlarımı da tekrar ederim, benim ... ile ortak kurduğumuz şirketin ismi Zegzeg'dir, ancak müştekinin irtibata geçtiği ınstagram sayfası Selanik giyim ve millet saati olarak geçmektedir, benim iddianameye konu suçla herhangi bir ilgim bulunmamaktadır, suçta kullanılan müştekinin irtibata geçtiği telefon numarası ve banka hesap numarası ...'ye aittir, müştekinin mağduriyeti benim işletmemi kapattıktan sonraki tarihte gerçekleşmiştir, üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum," şeklinde beyanda bulunduğu, Katılanın kolluktaki ifadesi sırasında sunduğu mesaj kayıtlarını gösterir ekran görüntüsünde, söz konusu mesajın alt kısmında ... ismi ve Garanti bankasına ait IBAN numarasının yazılı olduğu, Aksaray Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 14/10/2020 tarihli araştırma raporunda, selanik giyim isimli instagram hesabının y\*\*\****@***.*** mail adresine bağlı olduğu, kullanıcısının tespit edilemediği, fakat müştekinin göndermiş olduğu paraların hesap sahibi olarak belirttiği ... isimli şahsın ismi ile başladığı, bu şahıs tarafından kullanıldığının değerlendirildiği, millet saatim isimli hesabın kapalı olması sebebiyle araştırma yapılamadığı hususlarının belirtildiği, Sanığın 06/12/2022 havale tarihli dilekçesi ile özetle, üzerine atılı olan suçu kabul etmediğini, ancak müştekinin zararını gidermek istediğini, PTT kargo ile konutta teslim ile zararı gidermek istediğinde problem ile karşılaştığını, müşteki ile iletişime geçip kendisine durumu arz etmesine rağmen müştekinin kendisine küfür ettiğini, bu nedenle zararı gidermek istediğini, gerekirse mahkeme veznesine elden teslim etmek istediğini beyan ettiği, anılan dilekçe ekinde katılan ile mesajlaşmalarını gösterir kayıtlar ile kendisi adına kayıtlı işi 29/09/2020 tarihinde terk ettiğini gösterir İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenmiş tutanak sureti, çalışma bilgilerini gösterir hizmet döküm belgesi ve gerçekleştirmiş olduğu bir kısım mal satışına ilişkin irsaliyeli faturalar sunduğu anlaşılmakla, Dosya kapsamına göre, 1- Katılana telefon kazandığı ve 25,00 Türk lirası kargo ücreti göndermesi gerektiği şeklinde gönderilen mesajların içeriğinde ayrıca inceleme dışı sanık ...'nin ismi ve hesap bilgisinin yazılı olduğu, katılanın anılan mesajlar üzerine söz konusu hesaba toplam 50,00 Türk lirası para gönderdiği, 14/10/2020 tarihli araştırma raporunda, mesajlardan birinin gönderildiği "selanikgiyim" isimli instagram hesabının kullanıcısı tespit edilememekle birlikte hesabın y\*\*\****@***.*** mail adresine bağlı olduğu, müştekinin para gönderdiği banka hesabının ...'ye ait olması ve mail adresinin baş harfinin de bu isimle uyumlu olması sebebiyle instagram hesabının da bu kişi tarafından kullanıldığı yönünde değerlendirme yapıldığı, sanık ...'ın aşamalarda üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği ve suç tarihinde daha önce kendisine ait işi terk etmiş olduğunu beyan ettiği, bu hususun İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenmiş tutanak ile sabit olduğu, yine katılanın parayı adı geçen sanığın hesabına yatırmadığı, diğer sanık ...'nin soyut iddiası dışında sanığın atılı suça iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde, Kabule göre de; 2- Adı geçen sanığın mahkemeye sunmuş olduğu 06/12/2022 havale tarihli dilekçesi ile üzerine atılı suçu kabul etmemekle birlikte, katılanın zararını gidermek istediğini açıkça beyan ederek etkin pişmanlık iradesini ortaya koyduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi bakımından sanığa uygun süre verilerek, gerekirse mahkemece ödeme yeri belirlenip suçtan hasıl olan zararı ödeme imkanı tanınarak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini de açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir. Böylece ülke genelinde uygulama birliği sağlanacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmiş olacaktır. 2. Bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri ise, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrıma tabi tutularak 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre bozma nedenleri; 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde, yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar da bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise, (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, yeniden yargılama yapılması yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir. Aynı Kanun'un dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ilgili ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde de yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir. 3. Görüldüğü üzere, bir karar veya hükmün hangi hallerde kanun yararına bozulabileceği, kanun yararına bozma kararının ilgili aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, bozma sonrasında kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden inceleme, araştırma ve yargılama yapılıp yapılamayacağı, hangi hallerde Yargıtay’ın doğrudan hükmetme yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinde sıralı ve ayırıcı biçimde düzenlenmiştir. Kanun yararına bozma, kesinleşen hüküm yönünden hüküm tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan gerek usul, gerekse maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlıdır. Dava konusu olayda mahkemece kanıtların toplanıp değerlendirilmesi yapıldıktan sonra verilen hükümde, sanığın cezalandırılması için yeterli delil bulunmadığından bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulması mümkün değildir. Zira böyle bir durumda ortada hukuka aykırılık hali bulunmamakta olup, varolan kanıtların mahkûmiyete yeterli olup olmamasına ilişkin değerlendirme yanlışlığından kaynaklanan bir uyuşmazlık hali söz konusudur. 4. 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir", aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; "Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir." hükümleri yer almaktadır. [adres satırı maskelendi] III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemindeki (2) numaralı düşünce yönünden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN KABULÜNE, 3. Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2023 tarihli ve 2022/354 Esas, 2023/393 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 4. Sanık ... hakkındaki infazının durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2024 tarihinde karar verildi.