Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/3808 E. , 2024/4994 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/3808 Karar No : 2024/4994 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idare tarafından aleyhine olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/3808 E. , 2024/4994 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/3808 Karar No : 2024/4994 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idare tarafından aleyhine olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, eşi ...'ın Şanlıurfa Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta iken, 09/02/2020 tarihinde doğal olmayan sebeplerle (uyuşturucu madde kullanımı nedeniyle meydana gelen kalp krizi sonucunda) vefat ettiği, kendisine eşinin ölüm sebebinin kalp krizi olarak bildirildiği ancak Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ... sayılı soruşturma dosyasına sunulan adli tıp raporu ile eşinin uyuşturucu madde sebebiyle hayatını kaybettiğini 30/09/2021 tarihinde öğrendiği ve olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek destekten yoksun kalma zararı ile cenaze giderlerine karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı üzerine 1.500.000,00 TL) maddi tazminat ile duyulan elem ve ızdıraba karşılık 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; tarafların kusur durumlarının değerlendirilmesi neticesinde olaydaki gözetim ve denetim yükümlülüğünün yerine getirilmesinde eksiklikler bulunduğu, hizmet kusurunun oluştuğu, buna göre takdiren davalı idarenin %70, müteveffanın ise % 30 oranında birlikte kusurlu oldukları, taleple bağlılık kuralı gereğince davacının talep ettiği 1.500.000,00 TL maddi tazminat tutarı üzerinden yapılan hesaplamada bu kusur oranlarına göre davacının, müteveffa...'ın desteğinden yoksun kaldığı miktarın 1.050.000,00 TL olduğu anlaşıldığından, söz konusu maddi tazminat miktarının davalı idarece davacıya ödenmesi, davacının bu miktarı aşan maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi, cenaze giderlerine ilişkin de maddi tazminat talebinde bulunulduğu görülmüş ise de söz konusu giderleri ispata yarar herhangi bir bilgi belge sunulmadığından, maddi tazminat talebinin bu zarar kalemine ilişkin kısmı yönünden reddine karar verilmesi, davacının, eşi ...'ın vefatı nedeniyle ömür boyu manevi olarak, üzüntü ve ıstırap duyacağı muhakkak olup, davacının uğramış olduğu manevi zararlara karşılık, olaydaki kusur durumu da dikkate alınarak 70.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesi, manevi tazminat isteminin fazlaya ilişkin kısmının ise reddi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin 1.050.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin 70.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; olayın oluş şekli ve yeri, meydana gelen sonuç ile ilgili mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; tarafların kusur durumlarının değerlendirilmesi neticesinde, olaydaki gözetim ve denetim yükümlülüğünün yerine getirilmesinde eksiklikler bulunduğu, hizmet kusurunun oluştuğu, buna göre takdiren davalı idarenin % 30, müteveffanın ise, sağlığını hiçe sayması, hükümlü olmasına rağmen yasadışı yollardan uyuşturucu temin edip kullanmasından dolayı % 70 oranında kusurlu olduğu, bilirkişi raporunda destekten yoksun kalma tazminatı ölüm tarihi baz alınarak heseplanmış ise de bihakkın tahliye tarihi dikkate alınmak suretiyle hesaplama yapılması gerektiği, buna göre hesaplanan 1.582.264,80 TL maddi tazminat tutarı üzerinden yapılan hesaplamada bu kusur oranlarına göre davacının, müteveffa ...'ın desteğinden yoksun kaldığı ve kusur oranına göre davalı idarece davacıya ödenmesi gereken tazminat tutarının 474.679,44 TL olduğu, söz konusu maddi tazminat miktarının davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği, manevi tazminat istemi yönünden ise kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca olay tarihinde durumun öğrenildiğinden bahisle bu tarihten itibaren 1 yıllık süre içinde idareye başvurulması ve talebin reddi halinde dava açılması gerekmekte iken bu süre geçtikten sonra yapılan başvuru üzerine açılan davanın süreaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, Sağlık Bakanlığının hasım mevkiine alınması gerektiği, idarelerinin denetim ve gözetim yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirdiği, destekten yoksun kalma tazminatı için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerektiği, manevi zararın tatmin aracı olmadığı, idarelerinin harçtan muaf olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin maddi tazminat istemi yönünden kabulü ile kararın bu kısmının bozulması, manevi tazminat istemi yönünden ise temyiz isteminin reddi ile kararın bu kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görülmekle davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacının eşi ...'ın Şanlıurfa 2 Nolu ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta iken açık ceza infaz kurumuna ayrılması kararı doğrultusunda 07/02/2020 cuma günü akşam saat 19.10'da Şanlıurfa Açık Ceza İnfaz Kurumuna nakil olarak geldiği, 08/02/2020 cumartesi günü saat 17.25 sıralarında rahatsızlandığı, hafta sonu olması nedeniyle kurum doktoru bulunmadığından 112 Acil Servisten ambulans çağrıldığı, gelen görevli doktor tarafından ÜSYE (üst solunum yolları enfeksiyonu) tanısı konularak hastanın stabil olduğu belirtilerek kurum doktoruna kontrol önerildiği, durumun tutanak altına alındığı, aynı gün akşam saat 23.10 sıralarında banyo yapmak için sıra beklerken aniden yere düştüğü, 112 Acil Servisin gelmesinden sonra tedavisi için görevli memur nezaretinde Hilvan Devlet Hastanesine sevk edildiği, yapılan müdahalelere rağmen saat 00.30'da vefat ettiği, konu ile ilgili olay günü görevli bulunan infaz ve koruma memurları hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda; olayda kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verildiği, aynı zamanda Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyası ile adli soruşturma başlatıldığı, söz konusu ceza soruşturması dosyasına sunulan ... tarih ve ...sayılı Adli Tıp Kurumu Raporunda; müteveffa ...'ın kesin ölüm sebebinin uyuşturucu uyarıcı madde zehirlenmesi ve kalp krizinin ortak etkisi ile gerçekleştiğinin belirlenmesi üzerine de davacı tarafından, kendisine eşinin ölüm sebebinin kalp krizi olarak bildirildiği ancak Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2020/5672 sayılı soruşturma dosyasına sunulan adli tıp raporu ile eşinin uyuşturucu madde sebebiyle hayatını kaybettiğini 30/09/2021 tarihinde öğrendiğinden bahisle 28/12/2021 tarihinde kayda giren dilekçesi ile olay nedeniyle meydana gelen maddi manevi zararlarının tazmini istemiyle idareye başvurduğu, söz konusu başvurunun ... tarih ve ... sayılı işlem ile reddedilmesi üzerine de olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur, zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım / etki etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır. Diğer taraftan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesinin 2. fıkrasında, eşlerin çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü oldukları kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, davalı idarenin denetim ve gözetiminde bulunan bir hükümlünün, ölümünün uyuşturucu uyarıcı madde intoksikasyonu (zehirlenmesi) ve miyokard enfarktüsünün (kalp krizi) ortak etkisi sonucu olduğu, olayda hizmet kusurunun bulunduğu, bununla birlikte olayda bir ceza infaz kurumundan bir diğerine sevki yapılan müteveffanın, olayın meydana geldiği ceza infaz kurumuna teslim olmasından kısa bir süre sonra, yaklaşık 24 saat içinde rahatsızlandığı, iki ceza infaz kurumu arasındaki yol süresi içinde uyuşturucu uyarıcı madde temin ve/veya kullanımını gerçekleştirdiği kanaatine varılarak olayda davacının müterafik kusurunun da bulunduğu dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesince olayda hizmet kusuru olduğundan bahisle davalı idarenin % 30, müteveffanın ise, sağlığını hiçe sayması, hükümlü olmasına rağmen yasadışı yollardan uyuşturucu temin edip kullanmasından dolayı % 70 oranında kusurlu olduğu yolunda yapılan değerlendirmede hukuka aykırılık bulunmamakta olup müterafik kusur oranında davacının zararlarının karşılanması gerektiği açıktır. A- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmına Karşı Davalı İdare Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın anılan kısmı, usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir. B- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısımının İncelenmesi: Bölge İdare Mahkemesince yapılan destekten yoksun kalma tazminatı hesabında, müteveffanın ölüm tarihi değil bihakkın tahliye olacağı tarih dikkate alınarak destek süresi, aylık gelir ve 1/2 pay oranı çarpılarak maddi zarar bulunmuş ise de, UYAP üzerinden yapılan incelemede davacı ve müteveffanın 3 çocuğunun bulunduğu ve bu çocukların müteveffanın desteğinden yararlanma yaşında oldukları anlaşılmakta olup, -davacı olmasalar dahi- çocuklara da ölenin desteğinden pay ayrılması gerekirken sadece davacı eşe destek vereceği kabulüyle yapılan hesaplama Dairemiz içtihatlarına uygun bulunmamaktadır. Davacıya ödenecek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken desteğin kendisine, eşine, dava açmamış olsalar dahi destek kapsamında olan çocuklarına ve desteğin vefat tarihinde hayatta olmaları kaydıyla bakiye ömürlerinin sonuna kadar anne ve babasına da pay ayıracağı hususu dikkate alınmalıdır. Bu paylaşım yapılırken desteğin kendisine 2 pay, eşine 2 pay (yeniden evlenmiş ise yeni evlilik tarihine kadar pay ayrılmalıdır.), çocuklarının her birine 1'er pay (destek süresi sona eren çocuk bakımından destek payı hesaplanmamalıdır.), anne ve babasına 1'er pay ayrılarak tazminat miktarının hesaplanması gerekmektedir. Dolayısıyla desteğin anne ve babasının her birine evleninceye kadar %25, evlendikten sonra %16, ilk çocuk olduktan sonra %14, ikinci çocuk olduktan sonra %12,5 pay ayıracağı kabul edilmektedir. Bunun yanında, her anne ve babanın çocuğuna belli bir yaşa kadar (yüksek öğrenim görmediğinin tespiti halinde erkek çocukları için 18 yaş, kız çocukları için 22 yaş yüksek öğrenim göreceği kabul edildiği takdirde 25 yaş, evlenmiş ise evlendiği yaş) destek olacağının kabulü gerektiğinden, müteveffanın desteğinden yoksun kalan çocuklarının destek süreleri de buna göre belirlenmelidir. Ayrıca yeniden yapılacak bilirkişi incelemesinde destek süresinin ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmesi, müteveffanın bihakkın tahliyesinin gerçekleşeceği tarih dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekmektedir. Bu nedenle davacı eşe ödenecek destekten yoksun kalma tazminatının aşağıda belirtilen açıklamalara göre yeniden hesaplanması gerekmektedir. Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, Dosyada bulunan müddetnameye göre desteğin hak ederek tahliye olacağı 17/08/2030 tarihinden içtihadi emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, net asgari ücret dikkate alınarak, desteğin yaşasaydı alacağı aylık üzerinden yukarıda belirtilen paylar ayrılmak suretiyle davacı eşe ayıracağı destek tutarı davacının destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. Pasif dönemdeki zararı, desteğin içtihadı emeklilik yaşı olan 60 yaşını tamamladığı tarih ile TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenecek muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, içtihadi emeklilik yaşını tamamladığı ve emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamakta olup, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek rapora göre davacının maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, davacı tarafından temyiz isteminde bulunulmadığı anlaşıldığından, iş bu bozma kararı üzerine davacı lehine hükmedilecek olan maddi tazminat tutarının, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağı uyarınca daha önce hükmedilen maddi tazminat tutarını (474.679,44 TL) aşamayacağı da açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen REDDİNE, kısmen KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararının; manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/11/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.