8. Hukuk Dairesi 2016/9314 E. , 2016/12689 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin ... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının kabulüne dair Urla Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili ile davalı ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâ
**8. Hukuk Dairesi 2016/9314 E. , 2016/12689 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin ... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının kabulüne dair Urla Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili ile davalı ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul, Kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına 28.09.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY Davacı ... vekili, davalı adına tapuda kayıtlı ... parsel sayılı taşınmazın, 170 m2'lik kısmının 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na göre, kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmın tapu kaydının iptalini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin ... sayılı ilamı ile davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş, karar düzeltme talebi üzerine Daire'ce davalının tüm yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerektiği gerekçesi eklenmek suretiyle sair karar düzeltme talebi reddedilmiştir. -//- Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı ... vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi ... sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, karar düzeltme talebi üzerine, Dairece 6099 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme gözetilerek yargılama giderlerinden sayılan avukatlık ücretinden davacının sorumlu tutulup tutulmayacağı, ayrıca davalı lehine avukatlık ücreti verilip verilmeyeceği yönünden değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek onama kararının bu yöne hasren ortadan kaldırılmasına karar verilmiş, Mahkemece 15/03/2012 tarihinde verilen kararda esas yönünden kesinleşmesi nedeniyle hüküm kurulmayarak, davacı yararına yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Hükmün davacı ... vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nce ... sayılı ilam ile Anayasa Mahkemesi’nin 12.05.2011 tarih, 2009/31-77 sayılı kararı ile hak düşürücü süreye ilişkin hükmün iptal edildiği, iptal hükmünün yürürlüğe girdiği, 10.03.1969 gün, 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere iptalin kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemeyeceği, henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına gireceği, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonucu oluşan durumun, eldeki maddi anlamda kesinleşmemiş ve derdest olan davaya da uygulanmasının zorunlu olduğu, kamu malları ile ilgili malların aynı zamanda kamu düzeni ilkesini de içerdiği, işin esası hakkında 28.11.1997 tarih, 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuş, Dairece karar düzeltme talebi reddedilmiş, Mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kabulüne, bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen kısmın tapu kaydının iptali ile kıyı kenar şeridi olarak tescil harici bırakılmasına, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece verilen ilk kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nce davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulması üzerine Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nce hüküm onanmış, karar düzeltme talebi üzerine ise onama kararı sadece avukatlık ücreti ve yargılama giderine hasren ortadan kaldırılmış, buna göre hükmün esasına ilişkin onama kararı bu yöne ilişkin karar düzeltme talebi reddedilerek kesinleşmiştir. Mahkemece, bu yön gözetilerek 15/03/2012 tarihinde verilen kararda esasa ilişkin herhangi bir hüküm kurulmayarak, sadece yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin hüküm kurulmuştur. Hükmün onanan kısmı kesinleşmiş artık kesin hüküm haline gelmiştir. Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dahil olmak üzere bütün mahkemeleri bağlar. Kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olduğundan, tarafların iradesine tabi değildir. Hukuki güvenlik ve yargıya güven kesin hüküm ilkesi ile sağlanır. Hukuki güvenlik ilkesi; hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmaz koşulu olup, mevcut emredici hukuk kurallarının herkese eşit şekilde ve düzgün bir şekilde uygulanmasını da içeren bir ilkedir. T.C. Anayasa’sının 2. maddesi’nde Cumhuriyetin nitelikleri sayılırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu vurgulanmıştır. Hukuk devleti kişilerin hukuki güvenliğini sağlayan bir devlettir. Hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve davranışlarını buna göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Hukuk devleti hukuk kurallarının onu koyanlar da dahil olmak üzere, her kişi ve kuruluşu bağlamasını ifade eder. Hukuk devleti kavramının özünü devlet organlarının hukuka bağlılığı yani, yönetimin eylem ve işlemlerini hukukun içinde kalarak yerine getirmesi oluşturmaktadır. -//- T.C. Anayasası 36. maddesi; “Herkes ….. adil yargılanma hakkına sahiptir.”hükmünü içerir. Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma başlığı taşıyan 6. maddesinde; “Herkes …. davasının ….. hakkaniyete uygun …… olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.” denilmektedir. Adil yargılanma hakkının en önemli alt kavramlarından birisi, silahların eşitliği ilkesidir. Yargılamada taraflar arasında adil, hakkaniyete uygun bir denge kurulması gerekir. Anayasa’nın 2. maddesiyle benimsenen hukuk devletinde, hukuki güvenliği sağlayan bir düzen kurulması asıldır. Böyle bir düzende devlete güven ilkesi vazgeçilmez temel unsurlardandır. Hukuk devletinde yasama, yürütme ve yargının hukuka bağlı olması gerekir. Yargısı hukuka bağlı olmayan bir devlette vatandaşların kendilerini güvencede hissedebileceklerini söylemek mümkün değildir. Hukuk devletinde bireyler devlete güven duyabilmeli aynı şekilde devlet de bu güveni vatandaşa verebilmelidir. Kesin hükme saygı uluslar arası hukuk düzenine özgü hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul görmektedir. Eğer bir hukuk sistemi içerisinde yargının verdiği ve bağlayıcı olan bir kesin hüküm işlevsiz bir duruma getirilmiş ise adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden söz edemeyiz. Somut olayda, Mahkemece davanın hak düşürücü süre yönünden reddine yönelik verilen karar, Yargıtay 1.Hukuk Dairesi’nce onanarak kesinleşmiştir. Kesin hüküm gücü kazanan bir kararın, bozmaya konu edilmesi, kamu düzenini bozacak bir sonuç yaratır. Mahkemece verilen ret kararı esas yönünden onanıp kesinleştiğine göre, bozma ilamına konu edilip, Mahkemece de esas yönünden hüküm kurulup davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Bu durum, uluslararası hukuk düzeninde kabul görmüş ilkelere, T.C Anayasası’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine, hukuki güvenlik ilkesine, adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil eder. Devlete ve yargıya güveni ciddi bir şekilde sarsar. Açıkladığım nedenlerden dolayı Mahkemece verilen hükmün esası ile ilgili davanın kabulüne ilişkin kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun, onamaya yönelik görüşlerine katılmıyorum. 28.09.2016