T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: 2024/727 - 2026/529 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/727 KARAR NO : 2026/529 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 26.10.223 NUMARASI : 2020/... Esas, 2023/... Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- ... Sigorta Anonim Şirketi - VEKİLİ : Av. DA…
T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: 2024/727 - 2026/529 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/727 KARAR NO : 2026/529 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 26.10.223 NUMARASI : 2020/... Esas, 2023/... Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- ... Sigorta Anonim Şirketi - VEKİLİ : Av. DAVALI : 2- ... Sigorta A.Ş. - VEKİLLERİ : Av. DAVALILAR : 3- ... - 4- ... - DAVA : Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) KARAR TARİHİ : 17.02.2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17.02.2026 Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.10.2023 tarih ve 2020/... Esas, 2023/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/07/2016 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken oluşan trafik kazasında araçta yolcu konumunda olan müvekkilinin yaralandığını, ... plakalı aracın ... Sigorta nezdinde ZMMS poliçesi, ... Sigorta nezdinde Zorunlu Koltuk Ferdi kaza Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, her iki sigorta şirketine yapılan müracaat üzerine ZMMS poliçe şirketinden tarafından tespit edilen 81.539,94 TL tazminatın müvekkiline ödendiğini, yapılan ödemenin zararı karşılamadığını, yetersiz olduğunu, zorunlu koltuk ferdi kaza sigortasından ödeme yapılmadığını, işbu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; 200,00 TL (100,00 TL geçici, 100,00 TL kalıcı) işgöremezlik tazminatı ile 50.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH : Davacı vekili 16.01.2023 tarihli dilekçesi ile dava değerini davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden ZMMS'ye göre kalıcı iş görmezlik tazminatını 208.258,54 TL'ye, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden ve zorunlu ferdi kaza koltuk sigortası sebebiyle maddi tazminatI 10.937,50 TL'ye (Davalı asillerden poliçe teminat limitini aşan kısım yönünden maddi tazminat taleplerinin bulunmadığını) ıslah etmiştir. CEVAP: Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; dava öncesinde yapılan müracaat üzerine davacıya 01/04/2020 tarihinde 81.539,94 TL tazminat ödendiğini, sorumluluklarının sona erdiğinden davanın reddi gerektiğini, kabul anlamında olmamak üzere kusur ve maluliyet yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılması gerektiğini, hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılmaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, tazminatın TRH 2010 yaşam tablosu ve 1.8 teknik faiz ile hesaplanması gerektiğini, SGK tarafından yapılan ödemenin tazminattan indirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 208.258,54 TL kalıcı iş göremezlikten kaynaklanan, 10.937,50 TL ferdi koltuk kaza sigortasından kaynaklanan olmak üzere toplam 219.196,04 TL maddi tazminatın (208.258,54 TL 'sinden ... Sigorta A.Ş'nin, 10.937,50 TL davalı ... Sigorta A.Ş'nin, davalılar ... ve ...'nin toplam 219.196,04 TL'sinden sorumlu tutulmak kaydıyla) ... Sigorta ve ... Sigorta A.Ş'den temerrüt tarihi olan 02/04/2020 tarihinden, davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 11/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat talebinin reddine karar verildiği görüldü. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davanın, davalı tarafları ve sorumluluk türleri birbirinden farklı olmasına rağmen her iki sigorta şirketinin de tek bir vekalet ücretinden müşterek sorumlu olduğu düşünülerek tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. Karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; tazminat hesabında yeni ZMMS şartlarındaki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve 1.8 teknik faiz uygulanmasının da anılan cetvellerde getirildiğinden artık uygulanmasının mümkün olmadığını, davacıya 01/04/2020 tarihinde 81.539,94 TL ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemenin iptal kararından önce olduğunu, ödeme tarihindeki yasal düzenlemeye göre TRH yaşam tablosu 1.8 teknik faiz, ödeme tarihindeki asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak davacının zararın karşılanıp karşılanmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, ayrıca davacının çalıştığı iş koluna ilişkin maaş bordrosunun da getirtilerek hesaplama yapılmasının gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davası olup, ilk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen kararı davacı vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin hükmü esas alınan hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan; “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/...Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019... Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/... karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı) İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 13.06.2022 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “… TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin….” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiş olup, davalı sigorta şirketi tarafından 01.04.2020 tarihinde 81.539,94 TL yapılan ödeme davacının zararının tamamını karşılamadığı da tespit edilmiştir. Bu bakımdan yapılan ödeme kısmı ifa olarak değerlendirilmiştir. Bu bakımdan hükme esas alınan 02.01.2023 tarihli ek hesap bilirkişi raporunda davacının kalıcı maluliyetten kaynaklı toplam zararının 328.639,38 TL olduğu, yapılan 81.539,94 TL olduğu ve yine kaza tarihi itibariyle poliçe limitinin 310.000,00 TL ile sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Belirtmek gerekir ki dosya içinde bir ibraname de mevcut değildir. Bu bakımdan yapılan ödemenin poliçe limitinden düşülmesinin akabinde davacının talep edebileceği tazminat miktarının 228.460,06 TL ile sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Bu hususta istinaf konusunun sadece davalı tarafından yapıldığı dikkate alınarak aleyhe bozma yasağı gereği yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin itiraz haklı görülmemiştir. Davacı vekilinin hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; İlk derece mahkemesince görülen davada; davalı Ak Sigorta'nın sorumluluk türü ZMMS poliçesinden, diğer davalı ... Sigorta'nın sorumluluk türü ise Zorunlu Ferdi Koltuk Kaza Sigortası poliçesinden kaynaklanmaktadır. Davacı davalılara yönelik davasını tek bir davada ikame edebileceği gibi isteseydi ayrı ayrı da açabilecektir. Hal böyle iken, her iki mahkemede görülecek davada davalılar ve sorumluluk tür ve alanları birbirinden farklı olduğu için de her iki davalının sorumlu olacağı maddi zararlar ile vekalet ücretleri de birbirinden farklı olacak şekilde hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı görülmekle, davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin istinaf başvurusunun REDDİNE, davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; a- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.10.2023 tarih ve 2020/... Esas, 2023/... Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının 4. BENDİNİN KALDIRILMASINA, b- Hüküm fıkrasının 4. bendinin, "4-a-)-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihindeki A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 33.238,78 TL vekalet ücretinin davalılar ... Sigorta A.Ş. ile ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b-)-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihindeki A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 10.937,50 TL vekalet ücretinin davalı ... Sigorta A.Ş.'den ile ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine," şeklinde DÜZELTİLMESİNE, c- İlk derece mahkemesi kararındaki diğer hükümlerin aynen muhafazasına, İstinaf giderleri açısından; 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınması gereken 14.226,14 TL istinaf karar harcının peşin yatırılan toplamda 4.013,10 TL harçtan mahsubu ile bakiye 10.213,04 TL harcın bu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından mükerrer yatırıldığı anlaşılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Karar sonrası davalı ... Sigorta A.Ş.'nin avansından sarf edilen tebligat ve dosyanın istinafa gönderimine ilişkin yargılama giderlerinin davalının üzerinde bırakılmasına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy ÇOKLUĞU ile karar verildi. 17.02.2026 Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır MUHALEFET ŞERHİ Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır. Dairemizce ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 02.01.2023 havale tarihli hesap bilirkişi raporunun yerinde olduğu görüşüne katılmıyorum. Zira, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Sorumluluğa İlişkin Anlaşmalar" başlıklı 111. md.si "Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." hükmünü içermektedir. Bu madde hükmüne göre kural olarak hak sahiplerine yapılmış ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden (zararın tam olarak giderilmesinden) söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlık bulunmaması koşuldur. Ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumda ödemenin yapıldığı tarih gözönünde tutularak davacının karşılanmayan zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması böylece hesaplanacak miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki gerçek zararı hangi oranda karşıladığını saptamak, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek karşılanmayan zarardan davalı tarafın ödeme yapılan tarihe göre zararı karşılandığı oranda indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek gerekir. Açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde maddi tazminat talebinin tümden reddine karar vermek gerekir. Başka bir anlatımla, davacıya banka aracılığıyla yapılan ödemeler dikkate alınarak, davacının yapıldığı tarihteki karşılanmayan zararını aktüerya uzmanı bilirkişi aracılığıyla saptamak, böylece hasaplanan miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki karşılanmayan zararları hangi oranda karşıladığını belirlemek, hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek davacı hak sahibinin maddi zararlarını bilirkişiye hesaplatmak, bulunan miktarlardan yasal indirimler yapılarak belirlenen karşılanmayan zararlardan davalı tarafınca ödeme yapılan tarihe göre zararın karşılandığı oranda indirim yapmak, daha sonra kalan miktar ve davacının talebi gözetilerek maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2015/... karar) Somut olayda, İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 02.01.2023 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “…TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yöntemi….” tespitler ile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Yine aynı raporda davalı tarafından 01.04.2020 tarihinde 81.539,94 TL ödemede bulunduğu ve bu ödemeye ilişkin davacı taraf ibraname düzenleyip verdiği görülmüştür. Ancak söz konusu ödemenin 2020 yılı itibariyle davacının tüm zararının ancak %94,77 oranında karşıladığı görülmüştür. Bu durumda davacının tüm zararının karşılanmadığı tespit edilmiştir. Keza dosya içinde bir ibraname de bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda yapılması gereken hükme esas alınan 02.01.2023 havale tarihli hesap bilirkişi raporda olduğu gibi hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek, davacının belirlenen 328.639,38 TL toplam zararından %94,77 oranında indirim yapılarak daha sonra kalan miktar ve davacının talebi gözetilerek maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir. Yine belirtmek gerek ki, tazminat hesaplanırken TRH 2010 mortalite tablosu kullanılması yerindedir. Ancak bu tablodaki verilerin kullanıma tarihleri zararın kapsamını belirlenmesi açısandan önem arz etmektedir. Yargıtay yerleşik içtihatlarında belirlemiş olduğu kural "bilinen bir gerçeklik varsa farazi bir hesaplama yapılamayacağı" kuralıdır. Bu durumda davacının zararının belirlenirken alınan aktüerya bilirkişi raporunun hazınlandığı tarihte davacının yaşı bilindiğine göre, başka bir anlatımla gerçekleşmiş bir vaka mevcut iken, davacının bakiye yaşam sürelerinin kaza tarihi baz alınarak hesaplanması da, hatalı bir uygulama olduğu görüşündeyim. Bu yönler ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmayarak muhalefet ediyorum. Üye ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır