Başvuru, ülke genelinde yayımlanan Takvim gazetesinde yer alan habere karşı cevap ve düzeltme tekzip) talebinin reddedilmesi ve Cumhuriyet savcılığına yapılan şikâyet neticesinde ilgililer hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ülke genelinde yayımlanan Takvim gazetesinde yer alan habere karşı cevap ve düzeltme (tekzip) talebinin reddedilmesi ve Cumhuriyet savcılığına yapılan şikâyet neticesinde ilgililer hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/10/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/3/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) eski başkan vekili olan başvurucu hakkında ülke genelinde yayımlanan Takvim gazetesinin 4/4/2014 tarihli nüshasının birinci sayfasında fotoğrafıyla birlikte manşetten verilen "TİB' siz Osman" ve gazetenin iç sayfasında da "Osman Abi terTİB'i" başlıklarıyla bir haber yayımlanmıştır. Başvurucu, anılan haberde gerçeği yansıtmayan iddia ve yorumlara yer verilmek suretiyle kamuoyuna tamamen yanlış ve asılsız bilgiler aktarıldığı iddiasıyla 2/6/2014 tarihinde noter vasıtasıyla Takvim gazetesine tekzip metni göndermiştir. Başvurucu, anılan tekzip metninin süresi içinde yayımlanmaması üzerine 10/6/2014 tarihinde Sulh Ceza Mahkemesine başvurarak cevap ve düzeltme yazısının yayımlanmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Ankara Sulh Ceza Mahkemesi 11/6/2014 tarihli ve 2014/325 Değişik İş sayılı kararı ile talebin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçe kısmı şöyledir: “5187 sayılı Basın Yasası'nın 14/4 madde hükmü dikkate alındığında düzeltme ve cevabın belirtilen sürüler içerisinde yayımlanmaması halinde mahkemeye başvuru usulü düzenlenmiş olup, burada tanımlanan norm dikkate alındığında Sulh Ceza Mahkemesinin istemi 3 gün içerisinde duruşma yapmaksızın karara bağlar şeklinde düzenlemenin söz konusu olduğu, bu kapsamda ilgili norm dikkate alındığında mahkemelere her hangi bir delil toplama yükümlülüğünün yüklenmediği, bu itibarla belirtilen süre içerisinde mahkemelerin kendilerine tevdi edilen bilgi ve belgelere göre mevcut talebi değerlendirme zorunluluğu dikkate alındığında, Yine Basan Yasası'nın 14/1 maddesinde belirtildiği üzere "...suç unsuru içermeyen, kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını sorumlu müdür hiç bir düzeltme ve ekleme yapmaksızın ...yayınlamak zorundadır." şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; Talep edenin dilekçesine ekli cevap ve düzeltme metni dikkate alındığında metin içeriğinde yer alan '...şahsıma yönelik tamamen asılsız, ağır iddia ve iftiralarda bulunulmuştur....' şeklindeki beyanların 5187 sayılı yasanın 14/1 maddesinde belirtilen suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısına ilişkin aykırılık oluşturduğu anlaşılmakla yukarıda belirtilen hukuki olgular karşısında talebin REDDİ...” Başvurucunun anılan karara itirazı üzerine Ankara Asliye Ceza Mahkemesi 2/7/2014 tarihli ve 2014/337 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar başvurucuya 12/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, ayrıca 7/4/2014 tarihli dilekçesi ile "TİB' siz Osman" ve "Osman Abi terTİB'i" başlıklı haberlerde kasıtlı olarak gerçeğe aykırı beyanlara yer verilerek kendisine hakaret edildiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma sonucu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 9/6/2014 tarihli ve 2014/61708 Soruşturma sayılı kararla şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir; "...Tüm soruşturma evrakı kapsamına göre şikayete konu haber bir bütün olarak okunup incelendiğinde; TİB' de meydana geldiği iddia edilen yasadışı dinlemeler ve kayıtların silinmesi iddiası ile ilgili müfettişlerin personeli sorguladığından, dinlenen personelin sil emrini dönemin başkanvekili Osman Nihat ŞEN' den aldığını söylediklerinden, dosyanın Savcılığa verildiğinden, müfettişlerin düzenlediği rapora göre şikayetçinin bir numaralı şüpheli olduğundan, emniyette dinleme yapan personeli keyfi olarak istediği numaraları dinleyebildiğinden bahsedildiği, müştekiye yönelik hakaret kastıyla yani açıkça aşağılama ve küçültme amacıyla yazıya dökülmediği, bu içerikte sözlerin kullanılmadığı, kullanılan sözlerde küçültücü ve hakaret içeren bir sözün bulunmadığı,...Basının, olayları ve bu olaylar ile ilgili edinilen bilgileri sade ve yalın bir şekilde aktarmanın dışında, olaylara dahil olan şahısların kişilikleri ve olayın niteliği hakkında bilgi aktarması ve olaylar ile ilgili yorum ve eleştirilerin de belirtilmesi suretiyle haber konusu yapmasının basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu tür durumlarda hukuka aykırılıktan söz edilmesinin mümkün olmadığı,İfade özgürlüğünün sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenilmeye değmez görülen haber ve düşünceler için değil devletin veya toplumun bir bölümünün aleyhinde olan, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanması gerektiği, bunun demokratik toplum düzeninin ve çoğulculuğun gereği olduğu, eleştirinin kaynağını bu özgürlükten aldığı, eleştirinin doğasından kaynaklanan sertliğin suç oluşturmayacağı, eleştirinin övgü olmadığına göre, sert, kırıcı ve incitici olmasının da doğal olduğu,Müşteki tarafından gerçek dışı olduğu iddia edilen ve gazetede yayınlanan yazı ile ilgili olarak 5187 Sayılı Basın Kanununun maddesinde belirtilen şekilde cevap ve düzeltme hakkının kullanılması yönünde talepte bulunulmasının mümkün olduğu,Yine internette yayınlanan aynı içerikteki haber açısından 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun, 06/02/2014 tarih ve 6518 sayılı Kanun ile değişik, maddesinde belirtilen şekilde işlem ve talepte bulunulmasının mümkün olduğu,Yukarıda belirtilen kararlar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında değinilen ve belirlenen ilkeler ile TC. Anayasasının maddesinde düzenlenen düşünce ve kanaat özgürlüğü, maddesinde düzenlenen düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile maddesinde ve 5187 Sayılı Basın Kanununun maddesinde düzenlenen basın özgürlüğü de dikkate alınarak, demokratik toplumlarda çok önemli bir göreve sahip olan basının toplumu ilgilendiren konularda bilgi vermekle yükümlü olduğu, halkın ise bilgi alma hakkının bulunduğu, Basın Özgürlüğünün belirli bir ölçüde abartmayı hatta tahriki de içerdiği, kamu çıkarını ilgilendiren konularda bu özgürlüğün sınırlandırılmasının ancak çok istisnai olarak kabul edilebilir olduğu, toplumun gözü önünde olan tanınmış kişilerin eleştirilmesinin sınırlarının normal bir bireye kıyasla daha geniş olduğu, söz konusu yazının düşünce açıklama, bilgi verme ve eleştiri sınırları içerisinde kaldığı, açıklanış şekliyle konusu arasında düşünsel bir bağ bulunduğu ve nesnel bir açıklama ile desteklendiği, açıklanmasında kamunun ilgisi ve yararı olduğu, bu hali ile atılı suçların unsurları açısından oluşmadığı anlaşıldığından..." Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/9/2014 tarihli ve 2014/887 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar 22/9/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 20/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Düzeltme ve cevap” kenar başlıklı maddesinin birinci, dördüncü ve beşinci fıkraları ile “Düzeltme ve cevabın yayımlanmaması” kenar başlıklı maddesi, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesi, 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı maddesi.