(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/475 E. , 2009/2174 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.4.2006 gününde verilen dilekçe ile mükerrer kadastro iddiasıyla kayıtta yapılan düzeltmenin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 4.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve iç…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/475 E. , 2009/2174 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.4.2006 gününde verilen dilekçe ile mükerrer kadastro iddiasıyla kayıtta yapılan düzeltmenin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 4.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı 1812 parsel sayılı taşınmaz maliki, kadastro müdürlüğünün 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22.maddesine göre işlem yapılacağının ihbar edildiğini, kadastro müdürlüğünün yapacağını bildirdiği işlemlerin yasal dayanağı bulunmadığını, kadastro müdürlüğünün 09.03.2006 tarihli ihbar işlemin iptalini istemiştir. Davalı ... davada husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece düzeltmeye ilişkin kadastro müdürlüğünün 09.03.2006 tarihli işlemin iptali ile bilirkişi krokisinde B harfi ile gösterilen 252.88 m2.lik kısmın davacının 1812 parseline ilavesi suretiyle yüzölçümünün 3327.04 m2. olarak düzeltilmesine karar verilmiştir. Hükmü davacı ile davalı ... temyiz etmiştir. 1-Davadaki istemin dayanağı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22. maddesinin ilk fıkrasıdır. Gerçekten bu hüküm uyarınca evvelce tespit, tescil ya da sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Şayet, ikinci kadastro yapılmış ve ilk kadastroda mülkiyet durumu kesinleşmiş yerler için ikinci bir sicil oluşturulmuşsa ikinci kadastroda yasa buruğu hükümsüz sayılacağından Türk Medeni Kanununun 1026. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22. maddesinin gönderme yaptığı Türk Medeni Kanununun 1026. maddesinde yapılacak işlem basamakları sıralanmıştır. Buna göre de, bir ayni hakkın sona ermesi ile tescil hukuki değerini kaybettiği takdirde terkini talep edecek kişi ilk kadastroda mülkiyet hakkı kesinleşen kişidir. Bu kişinin tapu memuruna başvurması halinde istem yerinde görülürse, aleyhine işlem yapılan taraf işlemin kendisine tebliği tarihinden başlayarak 30 gün içinde işlemin iptalini isteyebilir. Tapu sicil veya kadastro müdürlüğü terkini re’sen yapamayacağını ve bu konuda mahkeme hükmü gerektiğinden ikinci kadastronun varlığını saptarsa hakime başvurarak ikinci kadastro ile oluşan ayni hakkın sona erdiğinin belirlenmesini mahkemeden isteyebilir ve hakimin vereceği karara göre de terkin işlemi yapar. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Eldeki davanın açılmasına neden olan Tekirdağ Kadastro Müdürlüğünün 9.3.2006 tarihli yazısında davacının kadastro müdürlüğüne 29.8.2008 tarihinde başvurduğu, kadastro müdürlüğünü yaptığı incelemede davacının maliki olduğu 1812 sayılı parselin krokide A harfi ile gösterilen 525.84.m2 yüzölçümlü bölümüne ait çapın ikinci kadastro sonucu oluşturulduğunun saptandığı bu bölümle ilgili işlem yapılmasının gerektiğinin davacıya bildirilmesi üzerine davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim mahkemece de yaptırılan bilirkişi incelemesinde krokide A harfi ile gösterilen aynı zamanda 1812 sayılı parselin çap kaydı içerisinde kaldığı anlaşılan taşınmaz bölümünün ikinci kadastro ile tesis edildiği belirlenmiştir. Tapu memurunun davacının başvurusu üzerine yaptığı inceleme sonucu bu bölüme ait ayni hakkı sona erdiren işleminde yasaya aykırılık yoktur. Bu yüzden 9.3.2006 tarihli kadastro müdürlüğünün işlem ihbar yazısının iptalini gerektirir yasal bir neden bulunmamaktadır. Bunun dışında HUMK.nun 72. ve 74.maddeleri hükmünce hakim iki taraftan birinin talebi olmadan re’sen bir davayı tetkik ve halledemez ve her iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlıdır. Dava kadastro müdürlüğünün 9.3.2006 tarihli yazısı üzerine açıldığından ve bu yazının konusu bilirkişi krokisinde A harfli mükerrer kadastro ile oluşan taşınmaz bölümü olduğundan dava olmadığı halde krokide B harfi ile gösterilen 252.88 m2. yerin davacıya ait 1812parsele ilavesi suretiyle tesciline de olanak bulunmamaktadır. Mahkemenin yapılan bu saptamayı biryana bırakarak krokide B harfi ile gösterilen yerin davacı taşınmazına ilave ederek onun adına tescili doğru değildir. Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır. 2- Yukarıdaki bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek bulunmadığına, 19.2.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.