T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2026/137 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/141 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/10/2025 ESAS-KARAR NO : 2025/217 E 2025/930 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tes…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2026/137 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/141 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/10/2025 ESAS-KARAR NO : 2025/217 E 2025/930 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 20/02/2026 YAZILDIĞI TARİH : 19/03/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; müvekkili aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/39798 esas sayılı dosya ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine geçildiğini, müvekkilinin davalı yanın kardeşi olup, yaklaşık 20 yıl önce kız kardeşi olan müvekkilini aldatarak aralarında hiçbir borç ilişki bulunmadığı halde takibe konu bonoyu boş olarak imzalatmak suretiyle müvekkilinden aldığını, aralarındaki miras paylaşımı konusunda meydana gelen husumet nedeniyle bononun düzenleme tarihi, vade tarihi ve bedelinin sonradan doldurulması suretiyle bono bedelinin 250.000,00 TL ödeme gününün 07/10/2018, düzenleme tarihinin ise 02/02/2018 şeklinde yazılmak suretiyle müvekkili ile aralarında herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığı halde icra takibine konulduğunu, belirterek müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığının tespitine, takibin iptaline, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili; davacının, senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğunu yazılı delille ispatlaması gerektiğini, bononun düzenleme tarihi boş bırakılarak da lehtara verilebileceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece; Ceza mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, Resmi Belgede sahtecilik suçu yönünden verilen hükmün, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar verilen karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmese de hukuk hakimi ceza yargılamasında tespit edilen maddi olgular ile bağlı olacağı, ceza mahkemesinin maddi vakıayı saptayan kesinleşmiş kararları TBK'nun 74. maddesi uyarınca hukuk hakimini bağlayacağı, bu itibarla ceza yargılamasında tespit edildiği üzere yargılamaya konu senedin baskı ile davacıdan alındığı ve sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu, senedin sahte olduğunun anlaşıldığı, takibe konu senedin, davacının rızası olmaksızın boş bir şekilde alındığı ve sonradan doldurulmak suretiyle takibe konulduğu, senedin düzenleme tarihi 02/02/2018 olarak yazılı ise de senet üzerindeki pulun 2001 tarihine ilişkin olması davacı yanın iddialarını desteklediği, keza ceza yargılamasında da dinlenen tanık beyanları ile alınan ATK raporu da senedin sonradan davalı tarafça doldurulduğu yönündeki iddiaları desteklediği, davacının borç altına girme iradesinin bulunmadığı ve senedin sahte olduğu, davacının davasında haklı bulunduğu yargılama devam ederken davacının vefat etmiş olmakla mirasçısı ... davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne Ankara Batı İcra Dairesinin 2018/39798 esas sayılı takip dosyası nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı yanın kötü niyetli olarak senedi doldurup takibe koyduğu sabit olduğu koşulları oluşan tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili; ceza yargılaması sonucu kesinleşen bir karar bulunmadığını, davacının senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu usulüne uygun yazılı delillerle kanıtlayamadığını, davacının iddiasına göre senedin 20 yıl önce iradesi sakatlanarak alındığı iddia edildiğine göre davanın bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık; iradesi sakatlanarak boşa imzalı düzenlenen senedin anlaşmaya aykırı doldurularak takibe konu edildiğine ilişkin açılan davada taraflar arasında görülen ceza yargılaması sonucu verilen karara göre karar verilip verilemeyeceği hususuna ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; iradesi sakatlanmak suretiyle açığa imzalı senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasına dayalı menfi tespit davasına ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davanın tarafları arasındaki uyuşmazlık; davanın dayanağı olan takip dosyasında alacaklı yararına düzenlenen bonoya bilinçli olarak imza atıp atmadığı, iradesinin hile ile sakatlanıp sakatlanmadığı ve davalının kötüniyetli olup olmadığı hususuna ilişkindir. Mahkemece verilen önceki karar Dairemizce kesinleşmiş bir ceza yargılaması kararı bulunmadığı için davacının diğer delilleri de değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden bahisle kaldırılmıştır. Ancak ilk derece mahkemesince kaldırma kararının gerekleri yapılmamıştır. Ankara 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/85 Esas - 2020/388 Karar sayılı dosyasında sanık olarak yargılanan davalı ... aleyhine davacının katılan sıfatıyla yer aldığı açığa atılan imzanın kötüye kullanılması, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verildiği bellidir. TBK 74 kapsamında hukuk hakimi sayılan hallerde ceza hakiminin kararıyla bağlı değildir. Fakat bu durum hiçbir şekilde farklı karar verilmesi gerekliliğini değil yalnızca aynı yönde karar verilmesinin zorunlu olmadığını ifade etmektedir. Bu tür HAGB ‘na yönelik bir kararın sanığı atılı suçlardan aklayan bir beraat kararı olmadığı da açıktır. Hukuk hakimi bu ceza davasında elde edilen delilleri HMK hükümleri çerçevesinde irdeleyerek gerekli olanları hukuk davasında gerekçe yapabilecektir. Benzer uygulama ceza davasının zamanaşımına uğradığı durumlarda da uygulanmaktadır. Bu kapsamda dava konusu olayda ceza mahkemesince verilen karar kesin hüküm niteliğinde değildir, mahkemeyi bağlayıcı özelliği yoktur ancak ceza mahkemesinin maddi olayı belirleyen kısımları mahkemece dikkate alınır ise de ceza yargılamasında dinlenen tanık beyanı ve deliller hüküm kurmaya elverişli değildir. Davacı, davanın dayanağı olan ve borç doğuran bononun hile ile düzenlendiği, bu belgenin yirmi yıl önce davalı tarafça, (hile sonucu) boşa imzalatılarak sonradan iradeye aykırı şekilde doldurulduğunu ileri sürmektedir. Davalı ise davacının iddialarını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini bononun borç doğurucu belge olduğunu bildirmektedir. Öyleyse davacı hile iddiasını TMK nın 6. Maddesine göre ispatlamalıdır. Ancak HMK 203/1-ç maddesine göre hata, hile, tehdit, aşırı yararlanma gibi iradeyi sakatlayan durumlarda tanık dinlenmesi mümkündür.Bu durum senetle ispat kuralının istisnalarındandır. Ceza Mahkemesi dosyasında dinlenen tanık anlatımı da gözetilerek davacının tanık deliline dayandığı senedin düzenleme tarihi itibariyle davacının demans hastası olduğu ve kısıtlandığı da gözetilerek bononun iradi şekilde imza atılıp atılmadığı, tanık beyanları ve dosyaya sunulan diğer delillere göre somut olay değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Davacı yan dava dilekçesinde davaya konu senetleri tanzim edenin yaşlılık ve hastalık nedeniyle hukuki ehliyetinin bulunmadığı, irade sakatlığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, senedin tanzim tarihinde, düzenleyenin fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı, senedin düzenleyenin iradesini sakatlayan sebepler iddiası yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. O halde mahkemece davacının iradesini sakatlayan ‘’aldatma, yanılma’’ hukuksal olgusu üzerinde durularak, tarafların tanık da dahil tüm delillerinin eksiksiz toplanması ve ondan sonra TBK'nın 39. maddesindeki sürenin geçip geçmediğinin değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yetinilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir. 6100 sayılı HMK'nin 353/1.a.6.maddesinde dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/217Esas, 2025/930Karar ve 09/10/2025 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 20/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Katip... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."