Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/3455 E. , 2024/9428 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/3455 Karar No : 2024/9428 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden incelem
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/3455 E. , 2024/9428 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/3455 Karar No : 2024/9428 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ile özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Hakkındaki isnatların HSK üyeliği sırasındaki görev konularına ilişkin olduğu, soruşturmanın 6087 sayılı Kanuna göre icra edilmesi gerektiği, HSK üyeliği sırasında ve 17/25 Aralık sonrası zaman diliminde örgüt üyesi olduğunu gösterir hiçbir somut delil olmadığı, adı geçen eski Savcı ...'u hiç tanımadığı, bu kişinin başka bir kimlikle mesleğe kabul edilmesinde kastının bulunmadığı, ceza yargılamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin üzerinden yaklaşık 4 yıl geçmesi hasebiyle disiplin cezasına hükmedilemeyeceği, 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi uyarınca hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde aynı nedenlere dayalı olarak dava konusu kararın verilmesinin hukuka güven ilkesini zedelediği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davacının silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiası kapsamında yürütülen ceza yargılamasında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek etkin pişmanlıktan faydalandırılmak suretiyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, davacının FETÖ ile iltisaklı veya irtibatlı olduğuna yönelik tanık ifadeleri bulunduğu, 2802 sayılı Kanunda meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezaları yönünden hiçbir zamanaşımı süresinin kabul edilmediği, davacının HSK üyesi olarak görev yaptığı dönemde ... isimli eski Cumhuriyet savcısının başka bir kimlik ile mesleğe kabul edilmesine ilişkin karara iştirakinin FETÖ/PDY mensuplarını koruma amacıyla ve diğer örgüt mensubu üyelerle birlikte hareket edilerek örgütün faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen bir eylem olduğu, 6087 sayılı Kanunun seçimle gelen halihazırda mevcut üyelerin hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturmalarda uygulanacağı, davacının HSK üyeliğinden sonra 05/11/2014-16/02/2015 tarihleri arasında ... Ağır Ceza Mahkemesi üyeliği yapmakta iken emekli olması nedeniyle hakkında 6087 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığı, davacının eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu bozması nedeniyle 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının sabit olduğu ve HSK üyesi olarak görev yaptığı dönemde FETÖ üyeliğinden kaynaklanan saikle ... isimli eski Cumhuriyet savcısının başka bir kimlik ile mesleğe kabul edilmesine ilişkin karara iştirak ettiği, bu şekilde davacıya isnat edilen eylemin, kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuran şeref ve onurunu bozan nitelik ve ağırlıkta olduğu sonucuna varılarak 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karşı yapılan yeniden inceleme talebinin yine aynı Daire'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddine dair karar ve anılan karara yönelik yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir. Anayasa’nın “Hakimlik ve Savcılık Teminatı" başlıklı 139. maddesinde, meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hariç, hakim ve savcıların azlolunamayacağı kurala bağlanarak, hâkimlik ve savcılık mesleğinin teminat altına alındığı, 140. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, hâkim ve savcıların atanmaları, hakları ve ödevleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Anayasa’nın 139. ve 140. maddeleri, hâkim ve savcıların, hangi fiilleri nedeniyle veya hangi suçlardan mahkum edildiklerinde meslekten çıkarma cezası verileceği konusunun düzenlemesini kanuna bırakmıştır. Hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı, güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Kanun koyucu, Anayasa’nın verdiği bu yetkiye dayanarak, hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir suçtan mahkum olma veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilme hâllerini, 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinde düzenlemiştir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. Maddesinde; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Öte yandan, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... günlü, E:..., K:... sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay .... Ceza Dairesinin ... günlü, E:..., K;... sayılı kararında, FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğu belirlenmiş bulunmaktadır. Davanın konusu disiplin cezası olup, davacının Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde, FETÖ/PDY terör örgütünün faaliyetleri kapsamında ... isimli eski Cumhuriyet savcısının başka bir kimlik ile mesleğe kabul edilmesine yönelik karara iştirak etmesine ilişkindir. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrasında: "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmü yer almaktadır. Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... dosya numaralı, ... tarihli ve... sayılı soruşturma izni verilmesi teklifi ve Kurul Başkanı'nın... tarihli "Olur"u, Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin ... dosya numaralı ... tarihli ve ... ''kısmen birleştirme", Hakimle... ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ......tarih,... değişik iş ve ... sayılı "kısmen gönderme kararı", Teftiş Kurulu Başkanlığının ... tarihli ve ... sayılı görev emri üzerine Kurul Başmüfettişleri tarafından yapılan soruşturmada; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi ... isimli eski Cumhuriyet savcısının başka bir kimlikle mesleğe kabul edilmesine ilişkin karara iştirak ettiği iddiaları soruşturulmuş ve davacı hakkında 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesi son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesince; davacıya isnat olunan eyleme ilişkin soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda, dosya içerisindeki bilgi, belgeler, Yargıtay...Ceza Dairesinin ... Esas ve ... sayılı kararı ile tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;"... bu kapsamda, ilgilinin Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde ... isimli eski Cumhuriyet savcısının başka bir kimlik ile mesleğe kabul edilmesine ilişkin karara iştirakinin de örgütün faaliyetleri kapsamında gerçekleştirdiği usul ve yasaya aykırı bir işlem olduğu dosya kapsamındaki delillerle sabittir. Hâkimlik ve savcılık mesleğini yapacak kişilerde doğruluk ve dürüstlük bir erdem değil, meslek için bir gerekliliktir. Bu nedenle, hâkim ve Cumhuriyet savcısı, tutum ve davranışlarıyla hâkimlik mesleğinin vakar ve onurunu korumalı, uygunsuz olarak algılanabilecek her türlü eylemden de kaçınmalıdır. Zira adalet bekleyen kişiler nezdinde hâkimin tutum ve davranışları ve kişiliğiyle bırakacağı intiba, doğrudun yargıya olan güvene yansıyacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun... tarih, ... Esas ve... Karar sayılı kararında da değinildiği üzere, hâkimler ve savcılar Anayasa ve yasalarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olan veya olmayan ancak evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığında da kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler. Görevinin gerektirdiği davranış biçimlerini terk etmiş, görevi adalete hizmet etmek olan bir kamu görevlisinin olmazsa olmaz ilkeleri arasında sayılan bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, eşitlik ve dürüstlük gibi evrensel etik kuralları hiçe sayan kimse, hâkimlik ve savcılık görevinin gereklerine aykırı davranmış olacaktır. Anayasamız, 9. maddede, yargı yetkisinin Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağını düzenlemiş, 138. maddenin ... fikrasında, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceğini, tavsiye ve telkinde bulunamayacağını hükme bağlamıştır. Bu nedenle, bir hâkim veya Cumhuriyet savcısının Türk Milleti adıma kullanması gereken yargı yetkisini, birkişi, örgüt yada menfaat grubunun talimat veya telkinleriyle, bağımsızlık ve tarafsızlık niteliğiyle bağdaşmayacak şekilde, şahsi ihtiraslara feda etmesi kabul edilemeyeceğinden, ilgilinin eylemlerinin, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nülfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından eylemine uyan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası uyarınca "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına, ilgilinin, emekli olması ve fiilen görevi başında bulunmamasından dolayı hakkında 2802 sayılı yasanın 74/2. maddesinin uygulanması konusunda karar verilmesine yer olmadığına, oy birliği ile, karar verilmiştir. " Davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararına karşı davacı vekilinin yeniden inceleme talebi Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin ... tarihli ve K:... sayılı, itiraz talebi ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarihli ve K:... sayılı kararları ile reddedilmiş olup, anılan karar ... tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda, davacıya ilişkin ortaya konulan tespitler tesis edilen işlemde yasaya aykırılık bulunmadığını göstermektedir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 08/02/2024 tarihinde, davacı vekili Av. ... ve davalı idare vekili Av. ...'nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı, taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Duruşma yapıldıktan sonra Dairemizin 09/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten ve SEGBİS ile kayıt altına alınan 08/02/2024 tarihli duruşmanın davacıya ilişkin bölümünün tekrar izlenmesinden sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı, hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. Anılan karara yapılan yeniden inceleme talebinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itiraz Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiştir. Davacı tarafından, Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ile özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. Öte yandan, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca yapılan değerlendirmede 16/02/2015 tarihinde emekli olan davacı hakkında hakimlik görevi sona erdiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 231. maddesinin 5-6. fıkrası uyarınca davacı hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 20/11/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin birinci fıkrasında; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.", son fıkrasında; "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. 25/10/2010 - 26/10/2014 tarihleri arasında HSK üyeliği görevinde bulunan ve ... Ağır Ceza Mahkemesi üyeliği yapmakta iken 16/02/2015 tarihinde emekli olan davacının, görev yaptığı dönemde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olup, ... isimli eski Cumhuriyet savcısının başka bir kimlikle mesleğe kabul edilmesine ilişkin karara iştirak ettiğine yönelik soruşturma maddesi kapsamında yapılan soruşturma üzerine düzenlenen 06/09/2021 tarihli soruşturma raporunda; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sabit görülen davacının meslekte kalmasının uygun olmadığı, meslekten çıkarılması gerektiği, davacı hakkında örgüt üyeliği kapsamında kovuşturma yürütüldüğünden aynı eylemden dolayı kovuşturma yapılmaması gayesine matufen soruşturma konusu eylem kovuşturmayı gerektirir ağırlıkta olsa da ayrıca kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kanaatine yer verilmiştir. Anılan raporun değerlendirilmesi sonucunda; 2010-2014 yılları arasında yapılan denetimler, incelemeler ve soruşturmalar, unvanlı görevler başta olmak üzere atamalar, terfiler ve yüksek mahkemelere üye seçimlerinde sistematik uygulamalar sonucunda FETÖ/PDY’nin yargı teşkilatı içerisinde etkin bir güce ulaştığı, belirtilen dönemde HSK üyesi olarak görev yapan davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen Yargıtay .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının gerekçesinde; "Sanık ...'nun ... sicil numarası ile sırasıyla ..., ..., ..., ... Hâkimliği ile ... Ağır Ceza Mahkemesi, ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevlerinde bulunduğu, 2010 yılında referandum yoluyla yapılan Anayasa değişikliğinden sonra ilk derece adli yargı mensupları arasından 25/10/2010 tarihinde HSK üyeliğine seçildiği ve 26/10/2014 tarihine kadar Üçüncü Dairede görev yaptığı, HSK’daki görev süresi bittikten sonra 05/11/2014-16/02/2015 tarihleri arasında ... Ağır Ceza Mahkemesi üyeliği görevlerinde bulunduğu ve 16/02/2015 tarihi itibariyle isteği üzerine emekliye ayrıldığı, hâkim adaylığı döneminde HSK eski Genel Sekreteri FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi firari M.B. ile eğitim merkezinde tanıştıktan sonra örgütle irtibatının başladığı, 1995 yılında ... Hâkimliği yaptığı sırada G.A. ile beraber FETÖ terör örgütü gizli toplantılarına katıldığı, bu toplantılarda FETÖ silahlı terör örgütü liderine ait kasetler izlenip kitapları okunduğu, sonrasında da HSK eski Genel Sekreteri M.B. tarafından organize edilen örgütsel nitelikli toplantılara katıldığı, sanığın katıldığı toplantıların örgütün yargı mahrem yapılanması kapsamında gizli toplantılar olduğu, 2010 yılında yeni HSK'nın teşekkül ettirilmesinin hemen sonrasında yüksek yargıya üye belirlenmesi aşamasından önce HSK Genel Sekreteri M.K.'nın evinde, sonrasında HSK üyesi B.Ç.'nin evinde, sanık ... ile birlikte tamamı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye/yönetici olduğu iddiasıyla soruşturma ve kovuşturma bulunan İ.O., A.H., T.G., H.S., A.K., A.B., R.Y., B.E., N.Ö. ve B.Ç. ile bu üyeler dışında HSK üyesi olmayan M.B., E.D., A.T., M.Ö., A.B. ve N.D.’nin iştiraki ile gizliliğe en üst seviyede riayet edilmek suretiyle toplantılar yapıldığı, bu toplantılarda Yargıtay ve Danıştay'a seçilecek örgüt mensuplarının belirlendiği, belirlenen bu isimleri "seçilme yeterliliğine sahip hâkim ve savcılar' olanak nitelendirerek o tarih itibariyle kendileriyle birlikte hareket edeceklerini düşündükleri FETÖ/PDY ile irtibatı olmayan Kurul üyeleri ile önceki toplantılardan hiçbir şekilde bahsetmeyerek seçimden kısa süre önce hâkim evinde yapılan toplantıda paylaştıkları, seçimlerin meşru zeminde gerçekleştirildiği algısını oluşturmak için önce üyelik yeterliliğine sahip beş bine yakın hâkim savcının ismi bulunan listelerin yapılan Genel Kurul toplantısında üyelere dağıtıldığı, sanığın içinde bulunduğu grubun hazır oy pusulaları ile sembolik olacak şekilde seçimi yaptıkları, böylece yüksek yargıya yeni üyelerin seçildiği, sanığın, FETÖ silahlı terör örgütü mensubu HSK üyeleri ile birlikte gizli ev toplantılarına katıldığı ve onlarla birlikte hareket ettiği, 26/12/2013 tarihinde HSK'nın bildirisi olarak yayınlanan ancak kamuoyunda korsan bildiri olarak değerlendirilen ve yargı mensupları tarafından da bu bildirinin Fetullah Gülen yakın yargı mensuplarının korunmasına yönelik olduğu kanaatinin oluşturduğu bildiride sanığın da imzasının bulunduğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün içerisinde örgüt üyesi olarak mensubiyetinin hâkim olarak görev yaptığı dönemde ve HSK üyesi olduğunda da devam ettirdiği, görev süresince örgüt mensuplarının lehine olacak şekilde işlem ve işlemler yapılması hususunda örgütsel faaliyet yürüttüğü, FETÖ/PDY silahlı terör örgütün yargı yapılanmasındaki mensupları hakkında HSK'da inceleme, soruşturma ve disiplin işlemlerine ilişkin kararlarda örgüt mensuplarını koruma amacıyla lehlerinde olacak şekilde muhalefet şerhi koyduğu, diğer örgüt mensubu üyelerle birlikte hareket ettiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne örgüt üyesi olarak dâhil olup bu birlikteliğini ve örgüte bağlılığını yakalandığı 29/07/2016 tarihine kadar devam ettirdiği, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun temadi eden, kesintisiz suçlardan olup temadi yakalanma ile kesileceğinden sanığın yakalandığı tarihte temadinin kesildiği, bu nedenle suç tarihinin 29/07/2016 ve öncesi olduğu anlaşılmakla; Sonuç olarak, sanığın suçunu ikrarı, tanıklar İ.O., A.H., B.E., M.K.Ö., N.Ö., G.A., K.Y.'ın beyanları, bilirkişi raporları, müzekkere cevapları, tutanaklar ile tüm dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; eylemlerinde çeşitlilik ve yoğunluk bulunan sanığın, örgütün amacı, stratejisi devlet içinde özellikle HSK içinde yapılanması ve faaliyetleri itibariyle ülke genelinde Devletin güvenliğine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzene ve bu düzenin işleyişine yönelik cebir, şiddet ve ağır suç teşkil edecek şekilde vahamet arz eden olayları gerçekleştiren FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapı ve organik bütünlüğüne dâhil olduğu ve üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçunun bu haliyle sübut bulduğu ..." şeklindeki tespit ve değerlendirmelere yer verildiği, bu kapsamda, davacının HSK üyesi olarak görev yaptığı dönemde ... isimli eski Cumhuriyet savcısının başka bir kimlik ile mesleğe kabul edilmesine ilişkin karara iştirakinin de örgütün faaliyetleri kapsamında gerçekleştirildiğinden bahisle davacıya isnat olunan eylemin usül ve yasaya aykırı olduğu hususunun sabit kabul edildiği belirtilerek HSK... Dairesi tarafından davacının eylemine ilişkin olarak mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak şekilde davranışlarda bulunduğu kanaatine varılmak suretiyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamında ve ceza davasında ortaya konulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının sabit olduğu ve HSK üyesi olarak görev yaptığı dönemde FETÖ üyeliğinden kaynaklanan saikle ... isimli eski Cumhuriyet savcısının başka bir kimlik ile mesleğe kabul edilmesine ilişkin karara iştirak ettiği, bu şekilde davacıya isnat edilen eylemin, kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuran şeref ve onurunu bozan nitelik ve ağırlıkta olduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 6.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 10/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.