Başvuru, gözaltı tedbiri dolayısıyla hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olması, özel güvenlik kartının iptalinden dolayı çalışamadığı süreler için maddi tazminata hükmedilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; gözaltı tedbiri dolayısıyla hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olması, özel güvenlik kartının iptalinden dolayı çalışamadığı süreler için maddi tazminata hükmedilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 7/10/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1986 doğumlu olup İzmir'de ikamet etmektedir. Bir şirkette özel güvenlik elemanı olarak çalışan başvurucu; Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması üyesi olduğu şüphesiyle 1/11/2016 tarihinde gözaltına alınmış, 14/11/2016 tarihinde adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Başvurucunun özel güvenlik elemanı çalışma izni ve kimlik kartı İzmir Valiliğinin 16/11/2016 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Başvurucunun iş sözleşmesi de işveren tarafından 30/11/2016 tarihinde feshedilmiştir. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 13/3/2017 tarihinde başvurucu hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu, 4/12/2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi uyarınca İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde (Ağır Ceza Mahkemesi) 12/4/2017 tarihinde Hazine aleyhine tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, haksız yere gözaltına alınması ve gözaltına alınmasından kaynaklı olarak özel güvenlik elemanı çalışma izninin iptalinden sonra işsiz kalması sebebiyle uğradığını öne sürdüğü zararın karşılığında 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 19/12/2017 havale tarihli raporda, 14 günlük gözaltı süresi sebebiyle uğranılan maddi zarar 957,97 TL, iş akdinin feshi sebebiyle çalışılamayan 6 ay 1 gün için 109,05 TL yoksun kalınan kazanç hesaplanmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi 13/3/2018 tarihinde davayı kısmen kabul etmiş, gözaltında kaldığı süre için başvurucuya 957,97 TL maddi tazminat, 000 TL de manevi tazminat ödenmesine hükmetmiş, özel güvenlik elemanı çalışma izninin iptali sebebiyle uğranılan zarar yönünden ise davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, Yargıtay Ceza Dairesinin yerleşik kararlarına göre idarenin yaptığı haksız uygulamalar nedeniyle meydana gelen zararların 5271 sayılı Kanun'un maddesi kapsamında tazminin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca başvurucunun mali ve sosyal durumu dikkate alındığında 000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucunun istinaf istemi İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 1/7/2019 tarihli kararıyla esastan reddedilmiştir. Nihai karar 11/9/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. UYAP kayıtlarının incelenmesinden başvurucunun özel güvenlik görevlisi çalışma izni ve kimlik kartının iptaline ilişkin olarak İzmir Valiliğinin 16/11/2016 tarihli kararına karşı açtığı davadan 30/3/2017 tarihinde feragat etmesi üzerine İzmir İdare Mahkemesince 6/4/2017 tarihinde dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. İlgili hukuk için bkz. A.A. [GK], B. No: 2017/34502, 21/10/2021, §§ 22-