11. Ceza Dairesi 2012/23354 E. , 2013/13112 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet 1- Sanıklar müdafilerinin “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyizleri üzerine yapılan incelemede; 07/04/2003 günlü iddianamede sanıklar hakkında 765 sayılı TCK'nun 345. maddesinin uygulanması talep edilmiş ise de, tavsif bölümünde sahte reçete düzenlediklerinin anlatılmış olması, sanık ...'in hazır bu
**11. Ceza Dairesi 2012/23354 E. , 2013/13112 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet 1- Sanıklar müdafilerinin “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyizleri üzerine yapılan incelemede; 07/04/2003 günlü iddianamede sanıklar hakkında 765 sayılı TCK'nun 345. maddesinin uygulanması talep edilmiş ise de, tavsif bölümünde sahte reçete düzenlediklerinin anlatılmış olması, sanık ...'in hazır bulunduğu 21/05/2008 günlü oturumda iddia makamının mütalaasında 765 sayılı TCK'nun 342/1 ve 80. maddelerinin uygulanmasının talep edilmiş olması ve adı geçen sanık müdafiinin 23/09/2008 havale tarihli savunma dilekçesinde bu suç yönünden de savunma yapmış olması karşısında, sanık ...'e ek savunma hakkı tanınmadan 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesinin uygulanamayacağına ilişen tebliğnamedeki (1) nolu; İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Denetmenleri Bürosu Başkanlığı Muhasebe Denetmenlerince yapılan inceleme sonunda düzenlenen 10/05/2002 gün, 16-300/1-2 sayılı ve 27/11/2002 gün, 32-300/1-3 sayılı “inceleme raporları” ile sanıkların, 5 (beş) ayrı hasta adına toplam 123 adet sahte reçete düzenlenip, bedellerinin sahte olarak düzenlenen faturalarla tahsil edildiğinin tespit edilmesi ve davanın da buna uygun açılmış olmasına rağmen, sadece ... isimli bir hasta adına düzenlenen reçete ve faturalar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, grafoloji ve sahtecilik uzmanı ... 03/10/2007 tarihli raporunda; ... isimli hastaya ait 34 adet sahte reçetedeki tanzimle ilgili yazıların sanık ...'in, iki adet faturadaki yazı ve imzaların ise diğer sanık ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edilmesi, bu tespitin dosya kapsamındaki bilgi ve beyanlarla uyumlu olması karşısında, diğer hastalara ait reçete ve faturalar üzerinde inceleme yaptırılmamış olması sonuca etkili görülmemiş, dosyada bulunan fotokopilerinden tanzimle ilgili tüm şekil şartlarını taşıdığı gözlemlenen ve bedelleri kurumca tereddütsüz bir şekilde ödenen suça konu reçete ve faturaların aldatma yeteneğini haiz olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki (2) no'lu; bilirkişi incelemesine esas olmak üzere yazı ve imza örnekleri alınması amacıyla hakkında yakalama kararı çıkartılan sanık ...'ın hazır edildiği 03/08/2007 tarihinde yapılan duruşmaya ait tutanakta imza eksiği var ise de, sanığın yazı ve imzalarını içeren ve duruşma tutanağının devamı niteliğinde olan tutanaklarda mahkeme heyetinin imzalarının tamam olması, 03/08/2007 günlü duruşmada, sanığın yazı ve imzalarının tespiti dışında başkaca esaslı bir işlemin yapılmamış olması karşısında, duruşma tutanağındaki imza eksikliğinin mahallinde tamamlanması mümkün görüldüğünden tebliğnamedeki (3) no'lu sanık ...'ın tutuklulukta geçen günlerinin cezasından mahsubunun, 765 sayılı TCK'nun 40. maddesi yerine 5327 sayılı TCK'nun 63. maddesine göre yapılmasının, mahallinde düzeltilebilir maddi hata olduğu kabul edildiğinden tebliğnamedeki (4) no'lu bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır. Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklara yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezalarını artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve dereceleri, takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde eleştirilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 2- Sanıklar müdafilerinin "dolandırıcılık" suçundan kurulan hükme yönelik temyizlerine gelince; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun en son işlendiği 31/12/2001 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 1412 sayılı CMK'nun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanıklar hakkında “dolandırıcılık” suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.