(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/4783 E. , 2008/6087 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.04.2006 gününde verilen dilekçe ile cins tashihi iptali ve eski hale iade istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın yargı yolu nedeniyle reddine dair verilen 16.03.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içe…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/4783 E. , 2008/6087 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.04.2006 gününde verilen dilekçe ile cins tashihi iptali ve eski hale iade istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın yargı yolu nedeniyle reddine dair verilen 16.03.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 266 parsel sayılı taşınmazın tapuda iki katlı kargır ev ve arsası şeklinde kayıtlı olduğunu, taşınmazın kaydında 19.10.1999 tarihinde yapı kullanma izin belgesi alınmadan cins tashihi yapıldığını, bunun usulsüz olduğunu, ayrıca 3621 sayılı Kıyı Kanununun 8.maddesi uyarınca da taşınmaz üzerine bina yapılmasının olanaklı olmadığını, bu nedenle 08.02.2006 tarihinde de kaçak yapı için yıkım kararı verildiğini ileri sürerek, tapudaki cins tashihinin iptali ve arsa vasfı ile tapuya tescili isteğinde bulunmuştur. Davalı, belediyenin davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını savunmuş, mahkemece idarenin usulsüz işlemi ile cins tashihi yapıldığı belirtilmek suretiyle idari yargının görevli olduğundan söz edilerek yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Dava, tapu kaydında yasal gerekleri yerine getirilmeden yapılan cins tashihinin yolsuz tescil niteliğinde olduğu iddiası ile kaydın düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Bilindiği gibi, 2577 sayılı İdare Yargılama Usulü Kanunu'nun "idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2.maddesinde idari dava türleri ve idari yargı yetkisi açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılan iptal davaları, tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan anlaşmazlıklara ilişkin davalar idari dava türleri olarak gösterilmiş, yargı yetkisinin sınırı ise idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu belirtilmiştir. Görülüyor ki, idari davaların türleri ve yargı yetkisinin sınırları belirtilirken idare mahkemelerin yerindelik denetimi yapacağından sözedilmiş, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayarak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar vereceğine ilişkin bir düzenleme getirilmemiştir. Bu bağlamda somut olaya baktığımızda, taşınmazların geometrik durumlarını ve hak sahiplerinin belirlenmesi için yapılan kadastro çalışmaları, bu çalışmalara göre sicillerin oluşturulması, sicildeki değişiklerin kayda işlenmesi mahkemenin de kabul ettiği gibi idarenin görevleri arasındadır. Ancak, idarenin bu görevlerini yerine getirirken taşınmazların geometrik durumlarının hatalı tespiti veya hak sahiplerinin hatalı belirlendiği veya diğer kayıtların yolsuz veya usulsüz oluştuğu iddiasının bulunması halinde, gerçek durumun tespiti ve düzeltilmesine ilişkin davalar adli yargıda görülerek çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklardır. Dava konusu taşınmazın cinsinin düzeltilmesine ilişkin idari işlemin dayanak kayıt ve belgelerin aksine hatalı yapıldığı bu nedenle de düzeltilmesi istendiğine göre davanın Türk Medeni Kanunun 1027 ve Tapu Sicil Tüzüğünün 85.maddesinde de açıkça düzenlendiği gibi görülme yeri adli yargıdır. Mahkemece, davanın Türk Medeni Kanunun 1027 ve Tapu Sicil Tüzüğünün 85.maddesi uyarınca, taşınmazın niteliğinde eksik ve yetersiz belgelerle yapılan düzeltmenin iptali olduğu gözetilerek, davacı Belediyenin davadaki taraf sıfatı da tartışılmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, davanın yargı yolu nedeniyle reddi doğru olmamıştır. Karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 09.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.