11. Hukuk Dairesi 2008/11966 E. , 2010/2991 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Tokat 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.05.2008 tarih ve 2007/97 - 2008/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tü
**11. Hukuk Dairesi 2008/11966 E. , 2010/2991 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Tokat 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.05.2008 tarih ve 2007/97 - 2008/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalıların işletenleri ve sürücüsü oldukları otobüste yolculuk ettiği sırada meydana gelen trafik kazası sonucu yaralandığını, İstanbul’a özel ambulansla götürüldüğünü, müvekkilinin göğüs kafesinde ve kalça kemiklerinde kırıklar meydana geldiğini, kazanın üzerinden uzun zaman geçmiş olmasına rağmen halen günlük işlerini kendi başına yapamadığını, yakınlarının yardımına muhtaç olduğunu ileri sürerek, 1.064,00 YTL maddi, 20.000,00 YTL manevi tazminatın davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar Tekeli Petrol Ürünleri Tic.San.A.Ş.ve Tokat Seyahat Turizm A.Ş. vekili, hastane ve tedavi masraflarının aracın sigortalı olması nedeniyle sigorta poliçeleri kapsamında bulunduğunu, talep edilen manevi tazminatın fahiş miktarda olduğunu, kazanın tamamen irade dışında meydana geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., kazayı kabul ettiğini, davacının kendisinin kullandığı araçta yolcu iken meydana gelen kaza sonucu yaralandığını, tazminat ödeyecek gücünün olmadığını bildirmiştir. İhbar olunan sigorta şirketi vekili, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalısının kusuru ile sınırlı bulunduğunu bildirmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile 1.000,00 YTL tazminatın faiziyle birlikte davalılar ve Anadolu Sigorta A.Ş.’den, 4.000,00 YTL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, haksız eylem sonucu uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemlerine ilişkindir. Davacının davalıların işleteni ve sürücüsü oldukları araçta yolculuk ettiği sırada meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu yaralandığı, ambulansla İstanbul’a götürülmüş olduğu ve tedavisine orada devam edildiği anlaşılmıştır.Davacının maddi tazminat isteminin ambulansla taşınması nedeniyle yaptığı 1.064,00 YTL gidere ilişkin olduğu, mahkemece bu gidere ilişkin 1.000,00 YTL’nın tahsiline karar verildiği, ancak 64,00 YTL’lık KDV’ye ilişkin istemin reddine karar verilerek, maddi tazminat istemine ilişkin davanın bu nedenle kısmen kabul edilmiş olduğu anlaşılmıştır.Oysaki davacının davaya konu kaza sonucu yaralanması nedeniyle yaptığı ambulans ile taşınmasına ilişkin giderin faturalandırılmış olduğu ve ibraz edilen faturada ambulansla taşıma hizmetine ilişkin KDV tutarının da gösterilerek, bu tutarın da davacı tarafından ödenmiş olduğu, mal ve hizmet alımlarında hesaplanan KDV’nin de mal ve hizmet bedeline eklenip, faturalandırılarak bu bedelin de mal ve hizmetten faydalanan tarafından ödenmesine göre davacının davaya konu kaza nedeniyle almak zorunda kaldığı bir hizmet nedeniyle ödediği KDV tutarının da uğradığı zarar kapsamında olması nedeniyle tazminine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde KDV tutarının hüküm altına alınmayarak maddi tazminata ilişkin davanın kısmen reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir. 2-Davacının manevi tazminata yönelik yaptığı temyiz itirazlarına gelince; davacının davaya konu kaza nedeniyle yaralandığı, tedavi gördüğü, kaza nedeniyle pelvis kırığı oluştuğu dosya içeriğinden anlaşılmış ise de mahkemece davacının bu kaza nedeniyle meydana gelen yaralanmasının niteliği, bu yaralanma nedeniyle kaç gün iş ve gücünden kaldığı, yaralanmasının kalıcı maluliyete yol açıp açmadığı hususlarında gerek davacıya ait tüm tedavi ve hastane kayıtları, gerekse doğrudan davacı muayene edilerek alınmış bir rapor olmadığı gibi dosyada davacının yaralanması nedeniyle alınmış kesin bir rapora dahi rastlanmamıştır. Bu durumda mahkemece davacının yaralanması nedeniyle uğradığı manevi zararın takdir edilebilmesi için davacının bu kaza sonucu oluşan yaralanmasının niteliği, tedavi süresi, yaralanmasının iş ve güç kaybına yol açıp açmadığı hususlarının da tespit ettirilerek sonucuna göre olay tarihi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, somut olayın özelikleri de nazara alınarak davacının olay nedeniyle duyduğu elem ve ıstırabı kısmen dahi olsa telafi etmeye elverişli, makul ve adalete uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken mahkemece davacının yaralanmasının niteliği üzerinde durulmadan yazılı şekilde manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir. 3-Öte yandan, davacının istemde bulunmuş olmasına rağmen hüküm altına alınan manevi tazminat yönünden faize karar verilmemiş olması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir. 4-Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin mahkemece hüküm altına alınmayan KDV bedeli için davalılar yararına vekalet ücretine karar verilmesine ilişkin temyiz itirazının ise incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.