İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 29/12/2025 YAZIM TARİHİ : 29/12/2025 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların ortak olduğunu, ...'nin dondurulmuş besin ürünleri ihraç eden bir şirket olduğunu, tarafların şirketi ayrı ayrı temsile yetkili olduklarını, davalı…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1144 KARAR NO : 2025/2796 KARAR TARİHİ : 29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas, ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Limited şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklanan şirket zararının tahsili İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 29/12/2025 YAZIM TARİHİ : 29/12/2025 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların ortak olduğunu, ...'nin dondurulmuş besin ürünleri ihraç eden bir şirket olduğunu, tarafların şirketi ayrı ayrı temsile yetkili olduklarını, davalı ...'in şirkete ait malları ihraç ederken karşı tarafla, yani alıcı ile anlaşarak malların bedellerinin faturalarda düşük gösterilmesi, alıcı firmanın faturalarda gösterilen miktar kadar parayı şirketin banka hesaplarına göndermesi, kalan kısmın ise ...'in banka hesabına gönderilmesi konusunda mutabık kaldıklarını, dava dilekçesinin ekinde söz konusu faturaların listesinin eklendiğini, bu liste dışında da benzer şekilde satış yapılarak çok miktarda paranın davalının zimmetine geçirdiğini tahmin ettiklerini, ... yıllarına ait olmak üzere davalının zimmetlerinin listede gösterildiğini, şirket çok fazla kar eder iken kendi zimmetini örtmek için davalının diğer ortaklarla anlaşarak tasfiye kararı aldığını, şirketin halen tasfiyede olduğunu ve tasfiye memuru olarak davalının atandığını belirterek, öncelikle davalının tedbiren tasfiye memurluğundan alınmasına, davalının zimmetine geçirdiği miktarın tespit edilerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 100.000,00.TL'nin faiziyle birlikte davalıdan alınarak ...'ne verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın eksik husumet ile açıldığını, tasfiye memurununda davalı gösterilmesi gerektiğini, davanın satış yapılan firmalara ihbar edilmesini istediklerini, davanın zamanaşımına uğradığını, ...-... yılları arasında davacının da şirketi temsille yetkili olduğunu, davaya konu edilen evrakların birçoğunda davacının imzasının bulunduğunu, eldeki davayı açmakta hukuki yarar bulunmadığını, davacının iyi niyetli olmadığını, genel kurullarda müvekkilinin ibra edildiğini, davacının liste halinde ibraz ettiği işlemlerin her birinde şirketi kimin temsil ettiğinin ve yetkili olarak kimin imza attığının araştırılması sonucu gerçeğin ortaya çıkacağını, şirketin her yıl denetlendiğini, davacının iddia ettiği bir zarar oluşmuş ise bunda davacının da kusurunun bulunduğunu, keza birçok işlemde imzasının olduğunu, tanık dinlenmesine ve iddianın genişletilmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, davacının iddiasına konu işlemlerin fazlalığı, ihracat işlemlerinin ilgili ülkelerdeki banka kanalıyla gerçekleşmesi nedeniyle bütün banka ve ilgili şirket ya da şahısların kayıtlarının incelenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; iddiaya konu faturaların ve ... yılı defterleri ibraz edilmediği, şirketin ... yılında tasfiye kararı alıncaya kadar her iki tarafta, şirketi münferiden temsile yetkili olarak defterleri tutmak ve korumakla yükümlü olduğu, Şirketin muhasebecisi ...'ın ... yıllarına ait defterleri soruşturma dosyasına ibraz ettiğini beyan etmesine rağmen soruşturma dosyasında ... yıllarına ait defterler bulunduğu, Gümrük İdaresinden ve Vergi Dairesinden Şirketin ... tarihleri arasında gerçekleştirdiği ihracatlara ait tüm bilgi ve belgeler araştırılmış, imha edilmeyip bulunabilenlerin gönderildiği, UYAP ortamında gerçek kişilerin hangi bankalarda hesapları bulunduğu tespit edilebildiğinden davalının hesap açtığı bankalardan dökümleri istendiği, ayrıca davalı şirkete ait hesap dökümleri dosyada bulunduğu, bilirkişi raporlarında faturaların, tavuk ayaklarının satın alındığı firmalara ait alış faturalarının ve tavuk ayağı bedeli için davalıya gönderilen havalelere ait banka hesap dökümlerinin ibrazı gerektiğinin belirtildiği, mevcut belge ve delillere göre iddiayı doğrulayacak bir bulguya ulaşılamadığı, davalıya ait olup celp edilen banka hesap dökümlerinde yurt dışından yapılan bir havaleye rastlanmadığı, alış ve satış faturalarının ibraz edilmediği, kaldı ki iddiaya göre; vergiden kaçmak amacıyla ihracat bedellerinin faturalara bilerek düşük yazıldığı, Vergi Dairesi ve Gümrük İdaresinde bu fatura bedelleri üzerinden işlem yapılmış olacağının açık olduğu, defterlere de fatura bedellerinin işleneceği, dolayısıyla iddia edildiği gibi resmiyete girmeyen ve fatura bedellerinin üzerinde kalan tutarlar var ise, bunların kayıt dışı kalacağı, defterler ile vergi kayıtları üzerinden ve faturalardan tespitinin mümkün olmayacağının açık olduğu, ancak davalıya haricen gönderilen ve yurt dışından gelen paraların bulunduğu bir hesabın varlığı halinde bu hesaba ait dökümlerin, faturalar ve defterlerle karşılaştırılması halinde bir sonuca varılabileceği, böyle bir hesabın varlığının tespit edilemediği gibi davacı tarafından da ispatlanamadığı, hangi ihracatın kim tarafından gerçekleştirildiği, işlemleri hangi müdürün yaptığı ve faturayı kimin düzenlediği de belli olmadığı, davalının bir çok belgede davacının imzasının bulunduğunu ileri sürdüğü, üstelik davacı işlerin bu şekilde yürüdüğünü başından itibaren bildiğini ve bu şekildeki çalışmanın vergi kaçırmak amacıyla yapıldığını beyan ettiği, dolayısıyla davacının iddia ettiği şekilde satışlar yapılmış ise de bu işlemlere başından itibaren muvafakat gösterdiği kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya ait Türkiye'de bulunan tüm banka hesaplarının ve hesap hareketlerinin dökümünün tam anlamı ile celbedilmediğini, davanın en kritik detaylarına bu nedenle ulaşılamadığını, neticede müvekkilinin iddialarını ispatlaması için HMK kapsamındaki haklarının kullanımının sağlandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tamamından müvekkilinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, sadece ... yılının ...aylarına ait dökümlerin geldiğinin tespit edildiğini, Vergi Dairesince gönderilen bilgi ve belgelerin eksik olduğunu, davayı aydınlatacak nitelikte olmadığını, bilirkişiler tarafından istenilen belgelere kendilerinin ulaşmasının mümkün olmadığını, ...'nin ...ile ... yıllarına ait tüm alış ve satış faturalarının şirket içerisinde olduğunu, davalı ...'ye ait 1.500.000.USD değerindeki Makineler ve Soğuk Hava Deposu araçlarının usulsüzce ...'ye fatura ettiğini, bu hususun celbedilecek belgelerden de tespit edileceğini, ancak bu taleple ilgili mahkemece işlem yapılmamasının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklanan şirket zararının tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının, dava dışı ....'nin ortağı ve yetkilisi olduklarını, ancak davalı şirket yetkilisinin şirket tarafından yurt dışına ihraç edilen ürünlere ilişkin eksik fatura düzenlediğini ve satışı yapılan ürünlerin fatura miktarlarından fazla olduğunu, alıcı firmalar tarafından fatura içeriğindeki ürünlere ilişkin satış bedellerinin şirket hesabına yatırıldığını, bunun dışındaki ürün bedellerinin ise davalının hesabına yatırıldığını, davalının bu şekilde zimmetine para geçirdiğini belirterek oluşan zararın davalıdan tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiş olup, davalı vekili ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Neticede mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 6102 sayılı Kanunun 553/1 maddesi uyarınca limited şirkette kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Somut olayda dava, şirket yöneticisi davalının şirkete ait parayı zimmetine geçirdiği iddiasına dayalı açılmış olup, hukuki niteliği itibariyle sorumluluk davasıdır. Buna göre davanın 6102 sayılı Kanun'un 560. maddesinde düzenlenen uzamış ceza zaman aşımına tabidir. Davacı gerçek kişi ortağın, dava açma hakkı doğrudan ve dolaylı zarar iddiasına göre değişiklik gösterir. Şirket yöneticisinin ortaklığa verdiği zarar, şirket ortaklarının dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Limited şirketlerde TTK'nun 644. maddesinin yollamasıyla 553. maddesi uyarınca, şirket yöneticileri Kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete, hem de pay sahipleri ve şirket alacaklılarına karşı, şirkete verdikleri zarar sebebiyle sorumlu olurlar. Ancak, TTK'nın 555. maddesi uyarınca, şirket pay sahipleri dolaylı zarar nedeniyle açacakları davalarda hükmedilecek tazminatın kendilerine değil, ancak ortaklığa verilmesini isteyebilirler. Yöneticilerin eylemleri sonucunda, şirket ortaklarının doğrudan zararlarının varlığı halinde ise, ortaklığın zararından müstakil olarak kişisel zararları söz konusu olacağından, ortaklar, tazminatın kendilerine verilmesini isteyebilirler. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, her ne kadar davalı şirket yetkilisinin ihracata konu ürünlerle ilgili zimmetine para geçirdiği ve bu şekilde şirketi zarara uğrattığı iddia edilmiş ise de, bu hususu ispatlar mahiyette bilgi ve belge sunulamadığı, celbedilen banka kayıtları ve alınan bilirkişi raporuna göre davalının banka hesaplarına yurt dışından gelen bir para bulunmadığı, davacının şirketin kuruluşundan bu yana şirket ortağı ve yetkilisi olduğu, ayrıca ... tarihli duruşmada alınan beyanına göre dava dilekçesinde ileri sürülen durumdan baştan bu yana haberdar olduğu, sırf daha az vergi ödemek amacıyla ihracat fatura miktarlarının düşük gösterildiğini bildiği, bu haliyle davacının iddialarını ispatlayamadığı ve davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından talep eden lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere ve oybirliğiyle karar verildi. 29/12/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır