7. Hukuk Dairesi 2022/1048 E. , 2023/2868 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1328 E., 2021/2578 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/298 E., 2020/4 K. Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahk
**7. Hukuk Dairesi 2022/1048 E. , 2023/2868 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1328 E., 2021/2578 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/298 E., 2020/4 K. Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; İstanbul ili, Kağıthane ilçesi, Gürsel Mahallesi, 8412 ada 19 parselde arsa vasıflı taşınmazlara tarafların paylı malik olduklarını, taşınmaz üzerindeki iki bodrum kat, zemin kat, 3 normal kat ve teras kattan oluşan binayı ise müvekkilleri ..., ... ile müvekkillerinden ..., ...ve ...'ın babaları olan ...'ın birlikte yaptıklarını, binanın yapımında müvekkili ...'un babası ... ...'un ve onun kızı ...'ün bir katkılarının olmadığını, davalıların ...'nin eşi ve çocuklarından ibaret olduğunu, müvekkili ...'un 1994 yılında, Çamlıca/Bulgurlu'daki dairesini 250.000.000 ETL'ye, sırasıyla 115.000,00 ETL'ye ve 15.000,00 ETL'ye de araçlarını satarak bu muhdesatı meydana getirdiğini, aralarında derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu, davalılar ve müvekkili arasındaki ecrimisil davasının da kesinleşerek ilâmın icraya konulduğunu beyan ederek; devam eden icrai satış işlemlerinin durdurulmasını, İstanbul ili, Kağıthane ilçesi, Gürsel Mahallesi, 8412 ada 19 parsel sayılı taşınmazdaki 2 bodrum kat, zemin kat, 3 normal kat ve teras kattan oluşan muhdesatın davacıların murisi Mehmet ile davacılar ... ve ... tarafından meydana getirildiğinin tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davaya konu muhdesatın, müvekkillerinin murisi ... ... ile ... ve ... tarafından inşa edilmiş olup bunun için ... ...'un edindiği birikimini kullandığını, inşaatın başlamasının ardından inşaatla bizzat ilgilenerek inşaatın 1994-1995 yılları arasında ve vefatından önce tamamlanmasını sağladığını beyan ederek; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davası bulunduğu, dolayısıyla hukuki yarar şartının gerçekleştiği anlaşılmıştır. Getirtilen tapu kaydına göre, İstanbul ili, Kağıthane ilçesi, Gürsel Mahallesi, 8412 ada, 19 parsel sayılı, 435,00 m2 yüzölçümlü arsa vasıflı taşınmazın 207/870 hissesi ..., 207/870 hissesi ..., 38/145 hissesi ..., 19/290'ar hissesi ..., ..., ... ve ... adlarına tapuda kayıtlıdır. İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyaya sunulan 2012/415 E.-2014/468 K. sayılı kararında belirtildiği üzere ... ...'un vefatıyla mirasının yarısı oğlu ...'a, yarısı da kızı ...'ye kalmıştır. ... ...'un kızı ...'ün mirasçıları... ve ...'tür. Bu husus ihtilafsızdır.. Tapu kaydı ve belirtilen mirasçılık belgelerine göre ...'un ve davalıların hisseleri ... ...'dan gelmektedir. Davacılar binanın ..., ... ve ... tarafından beraberce yapıldığını, davalıların murisi olan ... ...'un ve onun kızı ...'ün binanın yapılmasına bir katkısı bulunmadığını beyan ederek muhdesatın davacılara ait olduğunun tespitini talep etmişlerdir. İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen kararıyla; taşınmazın tamamının ...'un tasarrufunda bulunduğu, teras kat dışındaki alanların ... tarafından kiraya verildiği, davacıların hisseleri kapsamında ecrimisil talep edebilecekleri kanaatiyle davacılar (huzurdaki davalılar) lehine ecrimisile hükmedilmiştir. İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 2012/415 E.-2014/468 K. sayılı kararı kapsamında bizzat ... tarafından Kadir, Onur, ...ve ...'ün de binada hissedar olduğunun kabul edildiği; tanık beyanlarında da binanın müşterek muris ... tarafından yapıldığının anlatıldığı, ruhsat ile ilgili kayıtlarda ... ve ... ...'un isimlerinin yazılı olduğu, dolayısıyla binanın da arsa gibi müşterek muristen intikal ettiği kanaatine varılmış, bu kanaatle davanın ispatlanamadığı..." gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili; gerekçeli kararda 32.483,91 TL karşı vekâlet ücretine hükmedildiğini, dava dosyasına 16.11.2019 tarihinde sundukları dilekçe ile yalnızca davacı ... açısından 7.818,00 TL nisbi harç yatırılmış olup, diğer davacılar ..., ..., ...ve ... açısından harç yatırılmadığını, bu kişiler hakkında dava açılırken yalnızca 1.000,00 TL peşin harç yatırıldığını, zira bu kişilerce binanın yapıldığı hususunda bir ihtilaf olmadığını, buna rağmen peşin harcın tam yatırıldığı varsayılarak bu davacılar aleyhine de vekâlet ücreti hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmazın yapı değerinin 1.373.266,00 TL olup, muhdesatın tespiti davalarında davanın konusunun (müddeabih) davalıların payına isabet eden muhdesat değeri olduğunu, davalıların payının toplam 76/290, davacı ...'un payının 38/145 (76/290), diğer davacıların toplam payının 414/870 olduğunu, muhdesatın tespiti davalarında yargılama giderinden ve davalı yararına takdir edilen vekâlet ücretinin davacının tapudaki payı göz önünde bulundurularak hesaplanması gerektiğini, vekâlet ücreti toplam 80.864,31 TL olup müvekkili yönünden vekâlet ücretinin 21.192,00 TL hesaplanması gerekirken 32.483,91 TL hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davada beş davacı bulunup hangisinin kastedildiği belli olmayıp vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesi şeklinde hüküm kurulmasının tereddüte yol açtığını, İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasından verilen kararda o davadaki davacıların binada hissedar olduğunun kabul edildiği şeklindeki tespiti kabul etmediklerini, ecrimisil dosyasından dinlenen tanık ...'ın (huzurdaki davanın davacısı), binanın temelini çıktıklarında ...'in parasının bittiğini, oğlu ...'in Çamlıcadaki dairesini, arabasını satıp parasını kendilerine getirdiğini beyan ettiğini, dosyadaki kira kontratlarının bir kısmının müvekkili tarafından, bir kısmının da... ve ... tarafından düzenlenmiş olup muris ... tarafından düzenlenen herhangi bir kontrat olmadığını, dosyadan alınan bilirkişi raporunda da dairelerin ... tarafından kiraya verildiğinin belirtildiğini, binanın yapımından bugüne kadar da bina ile ilgilendiğinin ifade edildiğini, dava konusu betonarme yapıya ait projeleri yaptıranın ... ve ... olduğunu, mal sahibi olarak "... ve hissedarları" yazıldığını, projenin antetli kısmında da yapı sahibi olarak ...'ın adının yazılı olduğunu, binaya başlanırken alınan evraklarda hissedar olduğu için muris ...'in isminin geçmesinin normal olduğunu, projede yapı sahibi olarak ismi geçen ...'ın murislerinin ise huzurdaki davayı açıp, binayı yaptıranlardan birinin müvekkili olduğunu, muris ...'in ise binayı yaptırmadığını, İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasından verilen kararda taşınmazın idaresinin müvekkilinde olduğuna, teras kat dışındaki dava konusu işyerlerinin her birinin ayrı kişilere verilmesinden dolayı müvekkilinin gelir elde ettiğine, davacıların (huzurdaki davada davalıların) taşınmazdan yararlanmadıklarına karar verildiğini, bu hususların da taşınmazın müvekkili tarafından yaptırıldığını ispatladığını, her ne kadar binayı müvekkili yaptırmış olsa da taşınmazın arsa payında davalıların hissesi olduğu için kira bedellerinde hakları olduğu düşünülerek müvekkilince ödeme yapıldığını, bu durumun iddiaları kabul ettiği anlamına gelmeyeceğini, ay sonunu zor getiren ... ...'un binayı hangi gelir ile inşa ettiğinin açıklanamadığını, mahkemece ecrimisil davası ile huzurdaki dava arasında bağlantı kurulmasının hatalı olup davaların taraflarının farklı olduğunu, ecrimisil davasının kesinleşmesinin huzurdaki dava açısından kesin hüküm teşkil etmeyeceğini beyan ederek; istinaf başvurunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Toplanan deliller, dosya kapsamı, dinlenen tanık anlatımları, öncesinde davacı ... ile davalılar arasında görülen ecrimisil davasındaki davalı ... beyanlarına göre, dava konusu yapıların davacı ... ve davalıların dip murisi hayatta iken yapıldığına, binanın diğer davacılar ile birlikte davacı ... tarafından kendi nam ve hesabına meydana getirildiği, satılan ev ve aracın parasının binanın yapımında kullanıldığı yazılı delille de ispat edilemediğine göre, yerel mahkemece ecrimisil davasındaki beyanların eldeki davada kuvvetli delil teşkil ettiği nazara alınarak, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olmasında ve davalılar pay değeri nazara alınarak aleyhe vekalet ücreti takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, hüküm kısmında vekalet ücretinin davacıdan alınması ibaresinin maddi hataya ilişkin olup mahallinde düzeltilmesi de mümkün olduğu..." gerekçesiyle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki başvuru nedenleriyle hükmü temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371inci maddeleri. 2. Bilindiği üzere ve kural olarak tespit davalarında; tespit davası açanın hukuki yararının varlığı gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.” denilmektedir. 3. 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin (h) bendine göre, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115 inci maddesi uyarınca mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve dava şartı noksanlığının tespiti hâlinde davanın usulden reddine karar verir. 4. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesat aidiyetinin tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddeleri şöyledir: “A. Taşınmaz mülkiyetinin içeriği III. Arazideki yapılar 1. Arazi ve yapı malzemesi b. Tazminat Madde 723- Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hâkim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir. IV. Araziye dikilen fidanlar Madde 729- Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır. Ağaçlar ve ormanlar üst hakkına konu olamaz.” 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.