10. Hukuk Dairesi 2023/11945 E. , 2024/5665 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/9 E., 2023/151 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş, kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Mahkeme tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalılar vekilince te
**10. Hukuk Dairesi 2023/11945 E. , 2024/5665 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/9 E., 2023/151 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş, kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Mahkeme tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından direnmenin bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiş iş bu kararın davalı İSKİ Genel Müdürlüğü ile ... Dış Tic. Paz. Oto. Tic. Ltd. Şti. vekillerinin temyiz ettiği anlaşılmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ... ... ...’un davalı ... İnşaat Peyzaj Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (... Limited Şirketi)’nin taşeronu olan davalı ... Dış Ticaret Pazarlama Otomotiv Ticaret Limited Şirketi (... Dış Ticaret Limited Şirketi) işçisi olarak çalışırken 27.07.2006 tarihinde geçirdiği iş kazasında vefat ettiğini, davalı ... Limited Şirketinin Sazlıdere Baraj Gölü havzasındaki bitkilerin bakımı ve korunması işini davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünden (İSKİ/İdare) ihale ile aldığını, ancak davalı İSKİ tarafından barajda yeterli güvenlik önlemi alınmadığını, ayrıca murisin 27.07.2006 tarihinde çalışmaya başlamasına rağmen sigorta girişinin Kuruma iş kazasından sonra 19.01.2007 tarihinde bildirildiğini, müvekkillerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından maaş bağlandığını ancak maddi zararlarının tam olarak karşılanmadığını, manevi olarak da zarara uğradıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılardan maddi ve manevi tazminat talep etmiş, 04.02.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini arttırmıştır. II. CEVAP 1. Davalı İSKİ vekili cevap dilekçesinde özetle; ölen işçinin müvekkili idarenin işçisi olmadığını, davalı şirketlerle asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle müvekkili hakkındaki davanın husumetten reddi gerektiğini, öte yandan müvekkili İSKİ ile davalı ... Limited Şirketi arasında yapılan sözleşmede her türlü hukukî ve cezai sorumluluğun davalı şirkete ait olduğunun kararlaştırıldığını, baraj havzalarında göle girmenin tehlikeli ve yasak olduğuna ilişkin uyarı levhaları bulunduğu gibi, gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını, kaldı ki güvenlik önlemlerini almakla yüklenici şirketin yükümlü olduğunu, kazalı işçinin de iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uymayıp göle girerek kusurlu davrandığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödeme varsa mahsubu gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı (Yargılama sırasında ... Dış Tic. Paz Oto. Tic. Ltd. Şti unvanını alan) ... Dış Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Bakırköy 6. İş Mahkemesinde açılan 2007/1242 Esas sayılı davada alınan bilirkişi raporunda tüm kusurun kazalı işçide olduğunun belirtildiğini, temyiz incelemesinde olan sözü edilen davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, kazalı işçinin kurallara uymadan göle girmesi nedeniyle kusurlu olduğunu, kusur raporu ile hesap raporlarını kabul etmediklerini, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, kazadan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete usulüne uygun tebligat yapılmadığını, yıllar önce boşaltılan adrese tebligat yapılarak usulî işlemlerin yürütüldüğünü, bu nedenle savunma yapılamadığını, ehil bilirkişi kurulundan dosyaya etki edebilecek tüm hususları değerlendiren rapor alınması ve kazalı işçinin kusuru bulunup bulunmadığının ön yargısız olarak irdelenmesi gerektiğini, kazalı işçinin işi ile alakalı olmayan bir davranış sonucu yaşamını yitirmesi olayında kusursuz kabul edilmesinin akla ve mantığa aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı İSKİ’den aldığı işi tüm sorumlulukları ile birlikte davalı ... Dış Ticaret Limited Şirketine devrettiğini, bu nedenle müvekkili şirkete kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.04.2015 tarihli ve 2013/354 E., 2015/139 K. sayılı kararı ile davacıların murisi işçinin geçirdiği iş kazasında vefat ettiği, davalıların iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranmaları nedeniyle kusurlu oldukları, işçiye gerekli eğitimi vermedikleri, çalışma usul ve esasları konusunda yeterli denetim ve gözetim yapmadıkları, buna ilişkin delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 105.490,06 TL maddi, 80.000 TL manevi, Bengisu için 33.167,70 TL maddi, 50.000 TL manevi, Alperen için 28.253,64 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.07.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 21.03.2016 tarihli ve 2015/12180 E., 2016/4714 K. sayılı kararı ile; “…Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacılar murisi sigortalı ... ...'un 27.07.2006 tarihinde Sazlıdere Baraj gölü kenarında, ağaçların bakımı ile yabani otların temizlenmesi işinde çalışırken, iş arkadaşları ... ... ve ... ...'ın kimseden izin almaksızın sandalla göle açıldıkları, sandalın içeriside bulunanların sandalı idare edememesi üzerine kıyıda bulunan murisin onlara yardım etmek için yüzerek sandala çıkmak istediği esnada boğularak vefat ettiği, SGK Teftiş Kurulu başkanlığı tarafından olayın iş kazası kabul edildiği, Mahkemece bilirkişi heyetinden alınan 28.01.2013 tarihli kusur raporunda davalı İSKİ Genel Müdürlüğü ile ... Elektronik İnşaat Peyzaj Ltd. Şti'.nin %80 oranında, davalı ... Dış Ticaret Paz. Oto Tic. Ltd. Şti.'nin %20 oranında kusurlu olduğu tespit edilirken, kazalıya kusur yüklenemeyeceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, bilirkişi heyetinden alınan 28.01.2013 tarihli rapora dayanılarak davalıların %100 kusurlu olduğu kabul edilirken, davacıların murisinin kusursuz olarak kabul edilmesinin olayın oluşuna uygun olmadığı, alınan kusur raporunun yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Yapılacak iş; İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşullar göz önünde tutularak, dosyanın konusunda uzman 3 kişilik iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi heyetine incelettirilerek, davacıların murisi sigortalının, olayın gerçekleşmesinde ağır kusurunun bulunup bulunmadığı, kazalının eylemi nedeniyle illiyet bağının kesilip kesilmediği yönünden olayın oluşuna uygun rapor alınarak, sonuca gidilmesiyken; yetersiz raporu hükme esas alarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Direnilerek Verilen Karar Mahkemenin 14.11.2016 tarihli ve 2016/170 E., 2016/457 K. sayılı kararı ile 11.02.2013 havale tarihli raporu hazırlayan bilirkişilerin iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olduğu, ayrıca üç kişilik heyetten rapor alındığı, raporda İş Kanunu’nun 77 nci maddesi tümüyle yazılarak iş güvenliği yönünden irdeleme yapıldığı, İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerine göre işçiye eğitim verildiğine dair belge bulunmadığı ve kazalı işçinin olay anında arkadaşlarının boğulduğunu gören vasıfsız ve eğitimsiz bir işçinin sergilediği davranışı gösterdiği belirtilerek vefat eden işçiye kusur izafe edilmediği, davalılar ... Limited Şirketi ve İSKİ’nin İş Güvenliği Tüzüğü’nün 2, 3 ve 4 üncü maddelerinde belirtildiği şekilde iş güvenliği önlemlerini aldıklarına ve işçiye eğitim verdiklerine ilişkin hiçbir delil sunmadığı, somut olayda boğulmakta olan arkadaşlarını kurtarma düşüncesi ile kazalı işçinin doğrudan göle girdiği, acil durumlarda nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda kazalı işçiye eğitim verildiğine ilişkin delil bulunmadığı, göle girmenin yasak olduğuna ilişkin levhaların ne zaman göl kenarına asıldığının belli olmadığı, kaldı ki bu levhaların işverenleri hukukî sorumluluktan kurtarmayacağı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 98 inci maddesindeki hüküm karşısında yeterli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayan davalı işverenlerin kusuru nedeniyle boğulmakta olan iş arkadaşına yardım etme düşüncesi ile göle giren kazalı işçiye kusur yüklenemeyeceği, raporda tüm bu hususların ayrıntılı olarak tartışıldığı, kaza ile ölüm arasında illiyet bağının kesilmediği belirtilerek önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı 1. Direnme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.11.2021 tarih ve 2018/(21)10-369 E.- 2021/1348 K. sayılı ilamında özetle; "İş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan 11.02.2013 havale ve 28.01.2013 düzenleme tarihli raporda; davalılardan asıl işveren konumundaki İSKİ ile alt işveren ... Limited Şirketinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 2, 3 ve 4 üncü maddeleri kapsamında işçilere iş güvenliği yönünden gerekli eğitimlerin verilmemesi, talimatlar düzenlenerek imza karşılığında teslim edilmemesi, işçilerin çalışmalarının denetlenerek güvenli çalışmanın işyeri uygulamasına dönüştürülmemesi, bu yönde iş disiplinin sağlanmaması ve acil durumlarda nasıl hareket edilmesi gerektiğinin önceden planlanarak işçilere öğretilmemesi nedenleriyle eşit oranda olmak üzere toplam %80, davalı ... Dış Ticaret Limited Şirketinin diğer davalılar tarafından alınan önlemlerin uygulanmasını takip etme yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle %20 oranında kusurlu olduğu, olay tarihinde 43 yaşında aklı ... bir kişi olan kazalı işçinin ise kendi ... emniyetini korumak için azami özeni göstermesi gerekmekle birlikte olay anında arkadaşlarının boğulduğunu gören vasıfsız ve eğitimsiz bir işçinin soğukkanlı olması ve sağlıklı düşünmesi beklenemeyeceğinden arkadaşlarının boğulduğunu görerek onları kurtarmak amacıyla düşünmeden göle girmesinin kendisine kusur olarak atfedilmesinin dosya kapsamına uygun düşmeyeceği belirtilerek kusursuz olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece bu rapor benimsenerek kazanın meydana gelmesinde davalıların tam kusurlu; kazalı işçinin kusursuz olduğu kabul edilmiş ise de, dosyada aksi yönde bir bilgi ve belge bulunmadığı gözetildiğinde 21.07.2006 tarihli “Bilgi notu” başlıklı jandarma tutanağı içeriğine göre; davacının küreksiz sandalla baraj gölüne giren arkadaşlarının bulunduğu sandalın rüzgarın etkisiyle sallanması nedeniyle sandalı kontrol edemediklerini görerek sandalı çıkarmak istediği sırada yaşamını yitirdiği, bilirkişi raporunda belirtilenin aksine arkadaşlarının boğulduğu yönünde bir tespit ve olgu bulunmadığı, bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun olayın oluşuna uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Hâl böyle olunca kaza tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşullar göz önünde tutularak konusunda ihtisas sahibi üç kişilik iş güvenliği uzmanından oluşturulacak bilirkişi kurulundan dosya içeriğindeki deliller değerlendirilerek davacıların murisi olan kazalı işçinin olayın meydana gelmesinde ağır kusurunun bulunup bulunmadığı, eylemi nedeniyle illiyet bağının kesilip kesilmediği yönünde oluşa uygun rapor alınarak sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemenin Son Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında; "Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı gözetilerek dosyanın ilk olarak kusur bilirkişi heyetine ve devamında hesap bilirkişisine tevdi edildiği, bu yönde ibraz edilen 18.04.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile 06.01.2023 tarihli hesap bilirkişisi raporunun dosyadaki bilgi ve belgeler ile uyumlu, hükme esas almak için yeterli ve denetime elverişli bulunduğu, buna göre davacıların murisi olan kazalı işçi ... ... ...’un, Sazlıdere Baraj Gölü çevresindeki yabani otların temizlenmesi işinde çalışırken, 21.07.2006 tarihinde iş arkadaşları olan ... ... ile ... ...’ın göl kenarında bulunan köylülere ait küreksiz sandalla kimseden izin almaksızın gezmek için göle girdikleri, bu sırada rüzgarlı havada sallanan sandalı kontrol edemediklerini görmesi üzerine yüzerek sandalı çıkarmak isterken sandalın rüzgarın etkisiyle hızlanması sonucunda sandala yetişemeyip yorularak boğulması neticesinde vefat ettiği, hükme esas alınan kusur bilirkişi heyet raporunda dava konusu olayda iş güvenliği eğitim ve denetim noksanlığı tespit edildiği, bu nedenle davalılar ... Elektronik İnşaat Peyzaj Ltd. Şti. ile ... Dış Tic. Paz. Oto Tic. Ltd. Şti.'nin sorumluluklarının olduğu, ayrıca asıl işveren konumundaki "İSKİ Genel Müdürlüğü"nün de eğitim ve denetime yönelik yetersizliklerden sorumluluğunun bulunduğu, dava konusu olayın iş kazası niteliğinde olduğu, davalıların sorumluluklarının olması ile olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi nedeniyle, kazalı işçinin eylemi nedeniyle illiyet bağının kesilmediğinin kabulünün gerektiği, iş kazasının meydana gelmesinde, asıl işveren konumundaki davalı asıl işveren İSKİ Genel Müdürlüğü'nün % 20, birlikte alt işveren olan davalılar ... Elektronik İnşaat Peyzaj Ltd. Şti. ile ... Dış Tic. Paz. Oto Tic. Ltd. Şti.'nin her birisi %30 (Y.otuz) olmak üzere toplamda %60, ve kazalı işçi ... ... ... 'un % 20 oranında kusurlu olduğu, hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporuna göre davacı ... Dal yönünden 775.558,48 TL, ... yönünden 28.376,83 TL ve Bengisu Dal yönünden ise 131.474,90 TL maddi tazminat talep edebileceği, ancak konuya ilişkin yasal mevzuat ve Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihadına göre, ıslah dilekçesinin, her davada bir kez verilebileceği, ikinci kez ıslah yoluna başvurulamayacağı, kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için gerek kısmi dava karara bağlanmadan önce, gerekse daha sonra ayrı bir dava açılması usulen olanaklı olduğu, eldeki uyuşmazlıkta ise 04.02.2015 tarihli ıslah dilekçesinin daha önceden ibraz edilmiş olduğu anlaşıldığından, mezkur ıslah dilekçesinde ileri sürülen talep ile bağlı kalınarak davacıların maddi tazminat isteminin kabulüne karar vermek gerektiği, azanın meydana geliş şekli, kaza tarihi, kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek manevi tazminata karar verilmesi ve manevi tazminata karar verilirken manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerekliliği dikkate alınarak, manevi tazminatlara hükmedildiği" gerekçeleriyle; maddi tazminat istemlerinin kabulü ile davacı ... için 105.490,06 TL, davacı ... için 33.167,70 TL ve davacı ... için 28.253,64 TL maddi tazminatın, 27.07.2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı ... için 80.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL ve davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, 27.07.2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesince yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı İSKİ Genel Müdürlüğü ile ... Dış Tic. Paz. Oto. Tic. Ltd. Şti. vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu iş kazasını gerçekleştiği alanla ilgili "İçme Suyu Baraj Havzalarında Mevcut Fidanların Bakımı ve Ağaçlandırma İşleri" için ihale yapıldığını, ihale neticesinde 19.07.2005 tarihinde ... Elektronik İnş. Pey. Ltd. Şti. firması ile sözleşme imzalandığını, ihale makamı olduğundan asıl işveren kabul edilemeyeceğinden sorumluluğunun da bulunmadığını, ayrıca iş kazasının gerçekleştiği baraj içi alanın sözleşmenin 5.maddesi kapsamında çalışmanın yürütülmeyeceği alan olması nedeniyle sorumluluğuna gidilemeyeceğini, öte yandan kazanın çalışmanın yürütüldüğü zaman diliminde değil öğlen ara verme süresinde gerçekleştiğinden iş dolayısıyla meydana gelmediğinin de açık olduğunu, ayrıca kazanın gerçekleştiği Sazlıdere Baraj Gölü etrafında, muhtelif yerlerde, göle girmenin tehlikeli ve yasak olduğuna dair uyarı levhaları bulunduğundan işçinin tam kusurlu olduğundan kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... Dış Tic. Paz. Oto. Tic. Ltd. Şti vekili temyiz dilekçesinde özetle; müteveffanın somut olayda çalıştığı iş kapsamının dışına çıkarak eş bir deyişle görevi ile ilgili olmayan bir alanda gerek insani, gerek ise vicdani muhasebesiyle yardımcı olabilmek amacıyla göle girdiğini, olayın oluşuna göre, iş güvenliği açısından ne kadar tedbir alınmış olursa olsun, bu olayın meydana gelmesinin önlenemeyeceğini, bu sebeple hükme esas alınan rapordaki kusur oranlarının vakıaya uygun düşer nitelikte olmadığını, işçinin vasıfsız bir işçi olsa dahi ... emniyeti için azami ölçüde dikkat göstermesi gerektiğini, kusurun %20’den fazla kabulü gerektiğini, asıl işveren İSKİ Genel Müdürlüğü ve yüklenici diğer davalı ... şirketinin işyerinde mevcut eksiklikler nedeniyle sorumlu tutulması gerektiğini, SGK’dan davacılara Bağlanan gelir tespit edilmeden hesap raporu düzenlemesinin hatalı olduğunu, bakiye ömür tespitinin uzun tespit edildiğini, ... vasıfsız çalışan olduğu halde asgari ücret üzerindeki ücretin dikkate alınmasının yine, davacı eş için evlenme ihtimali yönünden olay tarihinin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatların çok fazla olduğunu, mükerrer Islah nedeniyle lehlerine ret vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken takdir edilmediğinden kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının desteğinden yoksun kalan eş ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun temyizle ilgili 369, 370 ve 371 inci maddeleri, ile aynı Kanun'un 110 uncu maddesi, kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gözetilerek; tazminatın belirlenmesi noktasında 818 sayılı Borçlar Kanunun 332, 41, 42, 43, 44 ve 46 ncı maddeleri, olayın iş kazası olarak kabulü ile bağlanacak gelir noktasında 506 sayılı Kanun'un 11, 12, 16, 19, 21 ve 26 ncı maddeleri, tazminattan yapılacak indirim noktasında 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7 nci maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesidir. 3. Değerlendirme 1.Olayın iş kazası olarak tespiti halinde olay tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile, işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez. 2.Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler. 3.Mevzuatta bulunan bir kısım boşluklar kanun koyucu tarafından 30.06.2012 yürürlük tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331 sayılı Kanun) ile doldurulmaya çalışılmıştır. 6331 sayılı Kanun'un 37 nci maddesiyle 4857 sayılı Kanun'un 77 ve devamı bir kısım maddeler yürürlükten kaldırılarak, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeni düzenlemeler getirilmiştir. 6331 sayılı Kanun ile işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerinin düzenlemesi amaçlanmıştır. 4. İşverenin işçiyi gözetme borcu kapsamında işyerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alması gerekmekte olup ayrıca mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer. 5. Bu önlemler konusunda işveren işyerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer işyerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. Bu açıklamalara göre, iş kazasının oluşumuna etki eden kusur oranlarının saptanmasına yönelik olarak yapılan incelemede, ihlâl edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır. 6. Bununla birlikte sorumluluğun asli şartı; zararla söz konusu davranış veya olay arasında bir sebep sonuç ilişkisinin bulunmasıdır. Bu sebep sonuç ilişkisine genel anlamda illiyet bağı denir. Burada sözü edilen illiyet bağı uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre, sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Uygun illiyet bağı, sorumluluğu, zarar veren bakımından öngörülebilir risklerle sınırlamaktadır (..., s.561). Başka bir deyişle, hayatın olağan akışı ve hayat tecrübesi bakımından öngörülemez zararlar uygun illiyet bağı kapsamında sorumluluğu doğurmayacaktır. 7. İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Aynı zamanda sorumluluktan kurtulma sebebi olan bu üç sebep, sadece kusur sorumluluğunda değil, kusursuz sorumlulukta da kabul edilmektedir (..., s. 561). Her üç neden açısından da illiyet bağının kesildiği iddiası, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmemelidir. Bu bakımdan sorumluluktan kurtulmak oldukça zorlaştırılmıştır. 8. Somut olayda; davalı İski Genel Müdürlüğünün, içme suyu baraj havzaları etrafından mevcut fidanların bakımı ve ağaçlandırılması fidanların ve ağaçlandırma sahalarının korunması maksadıyla kafesli çit ile çevrilmesi, bekçilik, çapa ve sulama tırpanlama, toprak sürümü işlerini ihale neticesinde düzenlenen sözleşme ile davalı ... Elektronik İnş. Pey. Ltd. Şti.'ye verdiği, iş bu şirketin de Sazlıdere Baraj gölündeki işleri diğer davalı, yargılama sırasında ... Dış Tic. Paz Oto. Tic. Ltd. Şti. unvanını alan ... Dış Ticaret Paz. Oto Tic. Ltd. Şti'.ye verdiği davacılar desteği sigortalı ... ...'un 27.07.2006 tarihinde Sazlıdere Baraj gölü kenarında, ağaçların bakımı ile yabani otların temizlenmesi işinde çalışırken, iş arkadaşları ... ... ve ... ...'ın kimseden izin almaksızın, kime ait olduğu da anlaşılamayan bir sandalla göle açıldıkları, sandal içerisinde bulunanların sandalı idare edememesi üzerine kıyıda bulunan murisin onlara yardım etmek için yüzerek sandala ulaşmak istediği esnada boğularak vefat ettiği, hükme esas alınan kusur raporunda her ne kadar "çalışan işçilerin göle girmemeleri için herhangi bir tedbir alınmadığı, çalışanların denetimsiz olarak çalıştırıldığı, çalışanlarda iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ile iş sağlığı ve güvenliğine riayet bilincinin oluşturulmadığı" şeklindeki gerekçelerle davalılara kusur verilmiş ise de söz konusu gerekçelerdeki açıklamaların soyut nitelikte olup, anılan tedbirlerin alınması halinde dahi sigortalının hayatın olağan akışına aykırı olarak kıyıdan uzaklaşmakta olan kayığa yüzerek onları kurtarma şeklindeki ağır kusurlu eyleminden alıkoymayacağı, giderek iş kazasının gerçekleşmesine de engel olmayacağı açıktır. O halde davaya konu olayda ... sigortalının ağır kusurlu olduğu ve giderek ağır kusuru ile illiyet bağının kesildiğinin kabulü ile (davacılar lehine temyiz etmeyen davalı ... Elektronik şirketi yönünden oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek, temyiz eden davalılar yönünden) davanın reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 9. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 10. O halde, temyiz eden davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek Mahkemece verilen karar bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar İSKİ Genel Müdürlüğü ile ... Dış Tic. Paz. Oto. Tic. Ltd. Şti. vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nun 428.maddesi gereğince Mahkeme kararının BOZULMASINA, 2. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 3. Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.