10. Hukuk Dairesi 2025/10636 E. , 2026/960 K. "" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/15 E., 2025/1537 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/366 E., 2022/204 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve …
10. Hukuk Dairesi 2025/10636 E. , 2026/960 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/15 E., 2025/1537 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/366 E., 2022/204 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalarda özetle; müvekkilinin 2003 yılı başında davalı ...'in yanında servis şoförü olarak çalışmaya başladığını, 2016 Ağustos ayına kadar kesintisiz çalıştığını ancak sigorta girişinin yapılmadığını ileri sürerek davacının 2003 Ocak ayı ile 2016 Ağustos ayı arasında, 06.07.2022 tarihli beyan dilekçesi ile de 01.02.2004-15.08.2016 tarihleri arasındaki çalışmasının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, şoför eksikliği olduğu zaman davacının müvekkiline yardım ettiğini, hiçbir zaman servis şoförü olarak müvekkili nezdinde çalışmadığını, davacının 2010/10-2016/09 tarihleri arasında Bağ-Kur'a ve 4/b'ye bağlı olarak çalıştığını, iddiaların doğru olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kayıtlarında davacının sigortalı çalışmasının 04.10.2000 tarihinden itibaren olduğunu, tespit talebinde bulunduğu dönem bakımından 2003 Ocak ayından 2005 Şubat ayına kadar 4/b sigorta kolundan sigorta kaydının bulunduğunu, 2005 yılı Mart ayından 2016 sonuna kadar 4/b statüsünde sigorta kaydının bulunduğunu, hizmet tespit davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğini, özenle yürütülmesi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, A) 01.02.2004-03.02.2005 dönemi itibariyle talebin hak düşürücü süre sebebiyle reddine, B) 04.02.2005-19.01.2008 dönemi itibariyle 04.02.2005-08.02.2005 tarihleri arasında 5 günlük sürenin Kuruma bildirildiği, 2005/ Ocak ayında bildirilmeyen sürenin 22 gün olduğu, 2005/ Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık ayları olmak üzere ayda 30'ar günden, 2005 yılı itibariyle toplam 352 gün, 2006 yılı itibariyle 360 gün, 2007 yılı itibariyle 360 gün ve 01.01.2008-19.01.2008 tarihleri arasında gerçekleşen 19 gün olmak üzere toplam 1091 gün sigortalı niteliğinde çalıştığının ve Kuruma bildirilmediğinin tespitine, C)20.01.2008-31.12.2011 dönemi itibariyle hizmet tespit talebinin reddine, D)01.01.2012-15.08.2016 dönemi itibariyle 2012 yılında 360 gün, 2013 yılında 360 gün, 2014 yılında 360 gün, 2015 yılında 355 gün (26.11.2015-30.11.2015 tarihleri arasında dava dışı ... sicil numaralı iş yerinden bildirilen süre dışlanmak suretiyle) ve 01.01.2016-15.08.2016 tarihleri arasında 255 gün olmak üzere 1660 gün olarak ve asgari ücretle sigortalı çalıştığının ve Kuruma bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili özetle; 1.Mahkeme tarafından müvekkilin 01.02.2004 - 03.02.2015 arasındaki çalışmalarının tespiti talebinin hak düşürücü süre sebebiyle reddedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin o dönemlerde çalışmasının olduğunu, nitekim müvekkilin ... Bankası hesabına o dönemlerde davalı işveren adına paralar yatırıldığını ve fakat eksik inceleme sonucu müvekkilinin çalışmasının tespit edilemediğini, 2.Mahkemece müvekkilin 20.01.20 18... .12.2011 dönemleri arasındaki çalışmasının ise ispatlanamadığından reddine karar verildiğini, bu karara katılmanın mümkün olmadığını, 3.Bazı tanıkların beyanlarının dikkate alınmamasının müvekkilinin hak kaybına neden olduğunu, 4.Yerel Mahkeme hükmünde müvekkilinin 2015 yılında 355 gün çalışmasının tespit edilmiş, 26.11.2015 - 30.11.2015 tarihleri arasında dava dışı sicil numaralı iş yerinden bildirilen 5 günlük sürenin ise sigortalılık süresinden dışlanmış olduğunu, işbu 5 günlük sürenin dışlanmaması gerektiğini, zira 2015 yılı sonlarına doğru beş günlük süre içinde, o günlerdeki boş olduğu saatlerde dava dışı kişinin şöförünün olmaması sebebiyle, yardım amaçlı olarak o kişiye ait araçta çalıştığını ve bu şekilde o kişi tarafından bu beş günlük sürenin Kuruma bildirildiğini, ancak o beş günlük süre içinde yine davalının yanında çalışmasını sürdürdüğünü, Mahkeme kararı ile bu kısmın dışlanmasının doğru olmadığını, 5.Müvekkilinin vergi kaydının bulunması ve Bağ-Kur sigortalısı olması, hem de davalı yanında çalışması mümkün olup 01.02.2008-31.12.2011 arasındaki hizmet tespit taleplerinin reddedilmesinin doğru olmadığını, yerel Mahkemece eksik inceleme yapılarak, tanık beyanları dikkatle incelenmeksizin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili özetle; 1.Davacının da müvekkili ile aynı işi iştigal etmesi ve bu suretle müvekkili ile birbirlerini uzun yıllardır tanıyor olmaları münasebetiyle, davacının yalnızca müvekkilinin zor durumda kaldığı, şoför eksikliği olduğu zamanlarda müvekkiline yardım ettiğini, dava dilekçesinde ileri sürdüğünün aksine hiçbir zaman müvekkilinin bünyesinde servis şoförü olarak çalışmadığını, 2. İşbu davanın Kanunda belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının "04.02.2005-19.01.2008 dönemi aralığındaki 1091 gün sigortalı niteliğinde çalıştığına yönelik hizmetinin tespitine" ilişkin verilen kararın, dava tarihinin 08.08.2017 tarihi olduğu ve dava tarihi itibariyle üzerinden 5 yıl geçen dönemlerin hizmet tespiti talebinde hak düşürücü süre nedeniyle değerlendirilemeyeceği gözetilerek kararın bozulması gerektiğini, 3.Davacı yanın kendi adına bağımsız çalıştığı sigorta hizmet dökümü ile sabit iken salt soyut tanık anlatımlarına göre müvekkili nezdinde çalıştığı tespitinin kabulünün mümkün olmadığını, nitekim Mahkeme huzurunda dinlenen tanık beyanları ile davacının devamlı çalışması olmayıp ihtiyaç olduğunda ... olarak tabir edilen şekilde yardıma geldiğinin anlaşıldığını, 4.Yerel Mahkeme dosyasına ibraz edilen Kurum cevabi yazılarından da anlaşıldığı üzere, davacının kendi adına bağımsız olarak çalışmakta olup aynı dönem içerisinde birden fazla sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak sigortalı olunamayacağı yasal gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddiaların haksız olduğunun aşikar olduğunu, 5.Yerel Mahkeme hükmünde “Davacının 01.01.2012-15.08.2016 dönemi itibariyle 2012 yılında 360 gün, 2013 yılında 360 gün, 2014 yılında 360 gün, 2015 yılında 355 gün (26.11.2015-30.11.2015 tarihleri arasında dava dışı ... sicil numaralı iş yerinden bildirilen süre dışlanmak suretiyle) ve 01.01.2016-15.08.2016 tarihleri arasında 255 gün olmak üzere 1660 gün, olarak ve asgari ücretle sigortalı çalıştığının ve Kuruma bildirilmediğinin tespitine" ilişkin kısmının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının bu dönem aralığında çalışma iddiasını destekleyen herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını ve davacının ... sicil numaralı iş yerinde sigortalı göründüğü hususu birlikte değerlendirildiğinde; davacının iddiasının ispat edemediğinin hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde ortada olduğunu ileri sürmüştür. Fer'i müdahil Kurum vekili özetle; 1.Davacının söz konusu dönemlerde Kurum kayıtlarında 4/b statüsünde (Bağ-Kur ve Tarım Bağ-Kur) sigortalı olduğunu, bu kayıtlar ile çelişen bir çalışma iddiasının kabulü için Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, açık, kesintisiz ve bordrolarla desteklenmiş bir 4/a kapsamında fiili çalışma olgusunun ortaya konulması gerektiğini, 2.İlk Derece Mahkemesince ve istinaf dairesince davacının çalışma iddiasının yalnızca tanık beyanlarına dayanılarak kabul edildiğini, tanık anlatımlarının ise çalışmanın düzenli, sürekli ve tam zamanlı olmadığını açıkça ortaya koyduğunu,davacının yalnızca ihtiyaç halinde çağrıldığı, “...” olarak çalıştığının ifade edildiğini, 3.Ayrıca; çalışmanın geçtiği iddia edilen yıllarda iş yerinin faaliyet durumu, fiilen çalışmayı kanıtlayacak yazılı belgelerin (ücret bordrosu, sevk fişi, teslim-tesellüm kayıtları vb.) Mahkemece yeterince araştırılmadığını, salt tanıklıkla kamu düzenine ilişkin bir hak olan sigortalılık statüsü tesis edildiğini, 4.Hem İlk Derece Mahkemesi hem de istinaf mercii tarafından yapılan değerlendirmelerin yetersiz, eksik incelemeye dayalı ve kamu düzenine aykırı olduğunu, re’sen araştırma ilkesinin gereğinin yerine getirilmediğini, kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 2.Eldeki davada, davacı 01.02.2004-15.08.2016 tarihleri arasında davalıya ait araçta servis şoförü olarak çalıştığını ileri sürerek hizmet tespiti davası açmış olup, Mahkemece, bildirim öncesi dönemin hak düşürücü süre nedeniyle; 21.01.2008-30.12.2011 tarihleri arasında ise davacının kapıdan perakende ticaret kapsamında vergi kaydı ve 1479 sayılı Kanun'a göre sigortalı olduğu, bu dönem çalışmalarının ispat edilemediği gerekçesiyle bu döneme ilişkin talep reddedilmek suretiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de verilen hüküm eksik incelemeye dayalıdır. 3.Dosyanın incelenmesinden, davaya konu dönemde davacının davalıya ait iş yerinden 04.02.2005 tarihinde işe giriş bildirgesinin verildiği, 5 gün sigorta bildiriminin yapıldığı, başka bildirimin bulunmadığı; 2005 yılında davalıya ait araçta davacıya değişik tarihlerde 3 adet trafik cezası uygulandığı, 06.01.2005-08.01.2013 tarihleri arasında düzenli olarak davacının banka hesabına asgari ücret civarında para gönderildiği anlaşılmaktadır. 4.Mahkemece davacının 21.01.2008 tarihinde başlayan 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı gerekçe gösterilerek, davacının hesabına ödeme yapılan süreler dikkate alınmaksızın davacının bu iş yerinde çalışmadığının kabul edilmesi dosya kapsamına uygun değildir. Mahkemece bu ödeme kayıtları üzerinde durulmalı; davanın somutlaştırılması kapsamında davacının beyanı alınmak suretiyle tam olarak ne iş yaptığı, servis şoförlüğü işinin tüm gün sürüp sürmediği, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığına esas olan faaliyetlerinin neler olduğu sorulup çakışan sigortalılık durumu irdelenmeli, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının çalışmaları tereddütsüz bir şekilde ortaya konulup sonucuna göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.