10. Hukuk Dairesi 2011/12318 E. , 2012/19545 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :278-242 Dava, yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz işleğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, Bağ-Kur'dan yaş…
**10. Hukuk Dairesi 2011/12318 E. , 2012/19545 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :278-242 Dava, yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz işleğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, Bağ-Kur'dan yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, 5335 sayılı Yasa kapsamında bulunan kamu işyerinde çalışan sigortalıya yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davalının çalıştığını bildiği halde, aylık bağlayan ve ödeyen Kurumun hatalı olması ve sigortalının iyiniyetli bulunmasına göre, Borçlar Kanunu hükümlerine göre davalının iade yükümlülüğünün bulunmadığına karar verilmiş ise de; Mahkemenin bu kararının, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 96. maddesidir. Anılan Kanunun "Yersiz ödemelerin geri alınması" başlıklı 96. maddesinin birinci fıkrasında, "Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunlarm bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır." hükmü öngörülmüştür. Söz konusu Kanunun geçici maddelerinde, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğine işaret eden herhangi bir kural da bulunmadığından, sonuç olarak 96'ncı madde düzenlemesinin, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacaklarına ilişkin süregelen uyuşmazlıklara uygulanması zorunlu olduğu gibi, bu konuda 818 sayılı Borçlar Kanununun, geri verilmesi gereken tutarın belirlenmesinde genel hüküm niteliğinde bulunan 63'üncü maddesinin de gözetilmesi gerekmektedir. Anılan maddeye göre; haksız olarak (nedensiz) bir edinimde bulunan kimse, onun geri alınması zamanında elinden çıkmış olduğunu kanıtladığı tutar oranında ret ve geri vermekle yükümlü değil ise de, haksız edinimde bulunan, o şeyi kötü niyetle elden çıkarmış veya onu elden çıkarırken sonradan ret ve geri vermeye zorunlu tutulacağını biliyor ise ret ve geri vermekle yükümlüdür. Bir başka anlatımla; iyi niyetli zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar oranında ret ve geri vermeyle yükümlü olmayacak, buna karşın; zenginleşen, zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise, kötü niyetli sayılacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki; 5510 sayılı Kanunun 96'ncı maddesi, sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, zamanaşımı hükmü olarak tanımı ve yorumlanması olanaksızdır. Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; 5335 sayılı Kanuna göre, kamu işyerinde çalışan sigortalının aylığının kesilmesi zorunluluğu bulunmakla birlikte, yaşlılık aylığı talebi sırasında çalıştığını saklamayan davacının iyiniyetli olduğu, ve Kurumun kendi hatasından kaynaklanarak yaşlılık aylığı bağladığı belirgindir. Bu bakımdan, davalının sorumluluğu noktasında 5510 sayılı Kamımın 96'ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında irdeleme vc uygulama yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul vc yasaya aykın olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli vc hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi