Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin alacağının sağlanması amacı ile .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile borçlu hakkında ilamsız icra takibine başlandığını, davalının süresi içerisinde borca itiraz ettiğini, davalının 2018 yılından devir eden 273,64-TL borcu olmasına rağmen siparişinin alındığını, 06.03.2019 tarihinde ... numaralı sevk irsaliyesi ile davalının çalışanı ...'e imzası karşılığında siparişin teslim edildiğini, aynı gün e-fatura kesilerek da
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... Bankası A.Ş. ... seri numaralı çekin çalındığını, buna ilişkin olarak 31.12.2019 tarihli dilekçeleri ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na taraflarınca şikâyette bulunulduğunu, şikayetlerinin ... Sor. numaralı dosyası ile incelenmekte olup soruşturma hala devam ettiğini, ayrıca çeklerin çalınmış olduğu 27.12.2020 tarihinde ilgili bankaya da bildirildiğini, çeklerin çalıntı olması ve çek üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmaması sebebiyle banka tarafından çekin arkasına “İşbu çekin keşideci imzası tutmadığı muhatap banka tarafından bildirildiğinden çek hakkında herhangi bir işlem yapılmamıştır” şeklinde şerh düşüldüğünü, buna rağmen davalı, haksız ve kötü niyetli şekilde .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas numaralı dosyası ile takip başlattıklarını, ancak müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, işbu davaya konu çek 15.08.2020 düzenlenme tarihli olduğunu, hâlbuki 2019 Aralık ayında taraflarınca çekin çalıntı olduğuna ilişkin şikâyette bulunulmuş olup bu durum dahi müvekkili şirketin borçlu olmadığını ortaya koymakta olduğunu, ayrıca çek üzerindeki imzanın gerek ekte sunulan imza sirkülerine göre çıplak göz ile yapılacak muayene ve gerekse mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile de tespit olunacağı üzere müvekkiline ait olmadığı ortada olduğunu, bilindiği üzere ticari davalarda arabulucuk görüşmeleri dava ön şartı olduğundan 21.10.2020 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu, fakat Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 2019/3684 Esas, 2020/960 Karar numaralı ilamı gereğince borçlunun İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi uyarınca tedbirden yararlanması hususunda gecikme ve sakıncalar doğabileceğinden tedbir istemli menfi tespit davasında zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmemesinde sakınca bulmadığını, bu nedenlerle menfi tespit davası açma zorunluluğu hâsıl olduğunu, her ne kadar uyuşmazlık konusu için arabuluculuğa başvurmuş olsalarda müzakere süresi içerisinde müvekkilinin haksız yere hak kaybına uğrayacağı muhtemel olduğundan aleyhe başlatılan icra takibinin durdurulması ve haciz işlemlerine başlanmaması açısından ivedi bir şekilde tedbir kararı verilmesi gerektiğini, açıklanan ve resen belirlenecek sebeplerle, davalarının kabulüne, karar verilinceye dek icra takibinin takdiren teminatsız olarak ihtiyaten durdurulmasına, çalıntı şerhine rağmen haksız surette ve kötü niyetli şekilde icra takibi yapan davalı hakkında çek bedelinin %20’si kadar icra inkâr tazminatına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.