T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2037 KARAR NO : 2025/2572 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... ... : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/07/2023 NUMARASI : 2021/347 E. - 2023/359 K. DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüz, Haksız Rekabet Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2037 KARAR NO : 2025/2572 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... ... : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/07/2023 NUMARASI : 2021/347 E. - 2023/359 K. DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüz, Haksız Rekabet Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/07/2023 Tarih ve 2021/347 Esas - 2023/359 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili,müvekkilinin 98/019489 sayılı “... ŞEKİL” ibareli markasını, 18.12.2006 tarihinde ... Dergi Dershane Yayıncılık Reklam Eğitim Gıda San ve Tic. Ltd. Şti ne, 41. Sınıfta yer alan “Ana okulları ve çocuk külünü, öğretim amaçlı kurslar, eğitim ve öğretim hizmetleri” için kısmen devrettiğini, devir sonrasında yine 18.12.2006 tarihli münhasır lisans sözleşmesi ile “Ana okulları ve çocuk kulübü” hizmetleri üzerinde münhasır lisans aldığını, devir işlemi ve münhasır lisans sözleşmesinin sicile de tescil ettirildiğini, sözleşmeye göre müvekkilinin markasının koruma süresi boyunca Türkiye Cumhuriyeti milli sınırlarının bütünü içinde markanın, lisansa konu hizmetler yönünden kullanılmasına ilişkin her türlü tasarrufta bulunma hakkına sahip olduğunu, yine müvekkilinin "Gündüz bakımı (kreş)" hizmetlerinde tescilli 2013/28877 sayılı ve “... ŞEKİL” ibareli markanın da sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin hem münhasır lisans hakkına sahip olduğu markanın ve hem de tescilli markasının esas unsuru olan “...” ibaresini, aynı sınıfta yer alan hizmetler üzerinde kullandığını, bu kullanımlarının Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/28 D. İş dosyasında alınan bilirkişi raporuyla sabit olduğunu ileri sürerek, davalı yan fiillerinin, müvekkilinin münhasır lisans sahibi olduğu markadan ve tescilli markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, davalı yanın tecavüz eylemlerinin men'i ve ref'ine, bu kapsamda olmak üzere ihlale konu tabelanın kaldırılmasına, davalının işyerinde kullanılan "..." ibareli her türlü materyalin toplatılmasına, "https://www...com/gelisimcocukakademisi/" adlı web sayfasına erişimin engellenmesine, davalı fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabetin önlenmesine, SMK'nın 151/2-c maddesine göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 7.500,00 TL manevi tazminatın, ihlalin tespit edildiği 17.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bedel artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 1.428,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı taraf süresinde davaya cevap vermemiş, yargılama sırasındaki beyanlarında davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,Davacıya ait 2013/28877 sayılı "Şekil+..." ibareli markanın 43. sınıfta yer alan "Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri." bakımından 10.04.2014 tarihinde tescil edildiği, dava tarihi itibariyle söz konusu markanın koruma süresinin devam ettiği, davacı yanın üzerinde malik sıfatıyla iş bu markaya dayalı olarak marka hakkı ihlali ve haksız rekabet iddialarından kaynaklı hukuki koruma talep edebileceği gibi davacının dava dışı "... Dergi Dershane Yayıncılık Reklam Eğitim Gıda Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi"nden aldığı inhisari lisans sözleşmesine intifa hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu şekilde yapılan uygulama neticesinde, davacıya sınırlı ayni hak sağlayan lisans sözlemesinin, sözleşmeye konu markanın lisans veren tarafından mülkiyetinin devredilmesi ve bu devir olgusunun üçüncü kişiler arasında da devam etmesi olgusunun, lisans sözleşmesinin varlığına ve hüküm-sonuçlarını doğurmasına engel teşkil etmeyeceği, 50 yıl süreli olarak akdedilen lisans sözleşmesinin iş bu dava tarihi itibariyle etkisinin devam ettiği, dolayısıyla; davacı yanın üzerinde inhisari lisans alan sıfatıyla 98/019489 sayılı markaya dayalı olarak marka hakkı ihlali ve haksız rekabet iddialarından kaynaklı hukuki koruma talep edebileceği, davacının hak sahibi olduğu markalar ile davalının tespit edilen markasal kullanımları karşılaştırıldığında; davacının hak sahibi olduğu markaların esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğu, markalarda yer alan "..." sözcüğünün "..." sözcüğüne göre oldukça küçük punto ile yazıldığı ve markasal ayırt edicilik incelemesinde arka planda kaldığı, markalarda yer alan "..." figürlerinin "Söz görünümden yüksek sesle konuşur." ilkesi uyarınca "..." sözcüğüne göre ikincil konumda kaldıkları, dolayısıyla davacı yanın hak sahibi olduğu markaların asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı yanın bir kısım markasal kullanımlarında "..." ibaresi ve bu ibarenin yanında bulunan ayırt ediciliği bulunmayan tali sözcükler ve basit bir şekil unsurunun yer aldığı, davalının fiziki ve sanal ortamlarda yer alan iş bu markasal kullanımların asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalıya ait diğer bir kısım markasal kullanımlarda ise "... ..." ibaresi ve bu ibarenin yanında bulunan ayırt ediciliği bulunmayan tali sözcükler ve basit bir şekil unsurunun yer aldığı, her ne kadar "..." sözcüğünün davaya konu hizmetler bakımından başlangıçta bulunan ayırt ediciliğinin kavramsal olarak güçlü olmadığı kabul edilse de, davacı yanın, bu ibarenin, davaya konu hizmetler bakımından ayırt ediciliğini arttırdığı, ayırt ediciliğin arttırılmasının, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesini artıran bir unsur olarak göz ardı edilemeyeceği, davalının gerek "...", gerekse "... ..." ibareli markasal kullanımlarında, "..." sözcüğünün kavramsal otonomisini markasal kullanımların genel görünümü içinde kaybetmediği, davalının markasal kullanımlarının asli unsurlarından biri olarak ayırt edici özelliğini koruduğu, buna göre; daha önce davacının hak sahibi olduğu "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra; davalı yanın tespit edilen "..." ve "... ..." ibareli markasal kullanımları, davacının hak sahibi olduğu markaları ile vermiş olduğu hizmet ile aynı/aynı tür hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde; gerek hizmetlerin aynı/aynı tür olacak şekilde benzer olması, gerekse davacı yanın "..." ibaresine markasal olarak katmış olduğu ayırt edici etki de dikkate alındığında, davalının markasal kullanımları ile davacının hak sahibi olduğu markalar arasında ilişki kuracağı, markaların aynı ticari kökeni işaret ettiği hususunda yanılsamaya yaşayacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, bu nedenle; davalı yanın yukarıda belirtilen markasal kullanımlarının, davacının hak sahibi olduğu marka haklarına tecavüz ve davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğu, davalı yan her ne kadar markasal kullanımlarını, dava dışı 3.kişi ile yapmış olduğu franchising sözleşmesinin bahşettiği tescilli markasal kullanıma icazet olgusuna dayandırmışsa da; davalı yanın, davaya cevap verme süresi sona erdikten sonra, ilk olarak 25.03.2022 tarihli dilekçesi ile ileri sürdüğü bu savunmaya, savunmanın genişletilmesi yasağı nedeniyle usul yönünden itibar edilmediği, usul yönünden bir eksiklik bulunmasaydı dahi; davalı yanın markasal kullanımlarına mesnet gösterdiği markaların, davacının iş bu davada mesnet gösterdiği markalardan sonraki tarihli oldukları, SMK m.155 hükmü uyarınca, sonraki tarihli markaların, önceki tarihli markalardan kaynaklı ihlal iddiası bakımından hukuka uygunluk sebebi oluşturmayacağının da açık olduğu, davacının SMK'nın 151/2-c maddesi uyarınca talep edebileceği maddi tazminatın 1.428,00 TL olduğu, davacı yararına manevi tazminat koşullarının da oluştuğu, 2.5000 TL manevi tazminatın uygun görüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının, davacıya ait 2013/28877 sayılı marka hakkına ve davacının inhisari lisans sahibi olduğu 98/019489 sayılı marka hakkına tecavüz ve davacı aleyhine haksız rekabet oluşturan eylemlerde bulunduğunun tespitine, tecavüz eylemlerinin men ve ref'ine, bu kapsamda ihlale konu üzerinde "..." ibaresi bulunan tabelaların kaldırılmasına, davalının işyerinde kullanılan "..." ibareli her türlü tanıtıcı materyalin toplatılmasına, "https://www...com/gelisimcocukakademisi/" ibareli web sayfasına erişimin engellenmesine, 1.428,00 TL maddi ve 2.500,00 TL manevi tazminatın 17/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde masrafı davalı yandan karşılanmak kaydıyla hüküm fıkrasının ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede ilan edilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, mahkemece dosyaya sundukları beyanlarının dikkate alınmadığını, müvekkiline ait kurumun 05.06.2017 tarihinde ... Gündüz Bakımevi adıyla kurulduğunu, müvekkili tarafından kullanılan marka ve logoların isim hakkına sahip olan ...'ın markalarını "..." başlığı altında toplayarak taraflarına frnacise sözleşmesi ile kullanım hakkı tanındığını, davacının daha önceden taleplerine istinaden iyi niyetli olarak tabelelar ve kurumlar nezdinde kullandıkları isimlerin değiştirildiğini, buna rağmen farklı bir ilçede faaliyet gösteren ve müvekkilinim iş yerinde 11 km mesafede olan davacının müvekkilinin iş yerinde tespit yaptırıldığını, davacının markaları ile müvekkilinin kullandığı markalar arsında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin logosunu uzun yıllardır kullandığını, "..." ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, "müvekkilinin "..." ibaresini kullanmadığını "... ..." ibaresini de francise sözleşmesi kapsamında kullandığını, müvekkilinin ... hesabının şifrelerini bulunmadığından/kaybolduğundan ilgili site içeriğinde değişiklik yapılmadığını, ilgili sitedeki son paylaşımın 31.08.2018 tarihinde yapıldığını bu paylaşımlarda davacının markası ile iltibasa neden olacak bir kullanım yer almadığını, müvekkilinin "... ..." markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, markaya tecavüzün ref'i, maddi-manevi tazminat ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının dava konusu "..." ve "... ..." ibareli kullanımlarının davacının hak sahibi olduğu "..." ibareli mesnet markalara tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, zira davacının mesnet markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu kullanımlarda asli unsur olarak yer aldığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere davacının "..." ibaresine, markaların tescil kapsamında bulunan ve dava konusu kullanımların da gerçekleştiği hizmetler yönünden, kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandırdığı, davalının anılan ibareyi bu hizmetlerde kullanmasının markalar arasında iltibasa neden olacağı, davalı tarafın ilk kez 25.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu kullanımların dava dışı kişi ile yaptığı franchising sözleşmesi ile kullanım hakkı devralınan markalara dayalı olduğu savunmasının HMK'nın 141. maddesi uyarınca savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olup davacı tarafın açık muvafakati de bulunmadığından bu savunmaya itibar edilmesi mümkün olmadığı gibi biran için aksinin kabulünde dahi SMK'nın 155. maddesi uyarınca bahsi geçen franchising sözleşmesinde kullanım hakkı devralınan markaların, davacının mesnet markalarından sonraki tarihli olması nedeniyle, davalının kullanımlarını hukuka uygun hale getirmeyeceği, SMK'nın 149. maddesi kapsamında maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu, mahkemece hükmedilen maddi tazminatın davacının tercih hakkını kullandığı SMK'nın 151/2-c maddesine uygun olarak belirlendiği, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının olayın oluş şekli, olay tarihindeki paranın satın alma gücü gözetildiğinde, hakkaniyete uygun bulunduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 345,55-TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... ... ...