7. Hukuk Dairesi 2009/3194 E. , 2010/1147 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenildiği, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 152 ada 18 parsel sayılı 3.655.530,37 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kadim kullanıma ve mahkeme hükmüne dayanılarak mera niteliğiyle sınırlandırılmıştır. …
**7. Hukuk Dairesi 2009/3194 E. , 2010/1147 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenildiği, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 152 ada 18 parsel sayılı 3.655.530,37 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kadim kullanıma ve mahkeme hükmüne dayanılarak mera niteliğiyle sınırlandırılmıştır. Davacılar ... Sadi ve ... satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyalarının birleştirilerek yapılan yargılaması sonunda davanın kabulüne dava konusu 152 ada 18 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 01.12.2008 tarihli rapor ve eki haritada (D) harfi ile işaretlenen 7.973,82 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı ... adına, (G) harfiyle işaretlenen 15.608,07 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün ise davacı ... adına tapuya tesciline, geriye kalan ve (H) harfiyle işaretli 3.626.411,11 m2 yüzölçümündeki bölümün ise mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava ve temyize konu 152 ada 18 parsel sayılı taşınmazın temyize konu 1.12.2008 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (D) ve (G) harfleriyle gösterilen bölümlerinin kamu malı niteliğinde mera olmadığı tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş isede yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Gerçekten kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Dava ve temyize konu taşınmaz bölümlerin sınırlarını oluşturan 152 ada 18 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu olmayan bölümünün 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği ve tespitin iş bu hükümle kesinleştiği dosya içeriği ile belirlenmiştir. Çekişmeli taşınmaz bölümleri ile sınırlarını oluşturan 152 ada 18 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu olmayan bölümü arasında ayırıcı unsur olarak doğal yada yapay bir sınır yeri bulunmamaktadır. Kaldıki, bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki dere, tepe, hendek, çukur gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunması da mümkündür. Hal böyle olunca dava ve temyize konu taşınmaz kesimlerinin sınırlarını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen ve tespiti kesinleşen taşınmaza el atılarak kazanıldığının ve onun bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı gibi bir taşınmaz üzerinde ot biçmek suretiyle sürdürülen zilyetliğin de süresi ne olursa olsun hukuksal bir değeri yoktur. Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Hal böyle olunca hükme dayanak yapılan uzman ziraatçi bilirkişinin dava ve temyize konu taşınmaz bölümlerinin mera olmadığı yolundaki raporunun yasal bir dayanağı bulunmadığının kabulü gerekir. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın kabulüne dava ve temyize konu taşınmaz bölümlerinin de 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.