8. Hukuk Dairesi 2010/4611 E. , 2010/5147 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Tescil ve Tescil ... ile Hazine, Benliahmet Köyü Tüzel Kişiliği, ..ve ... aralarındaki tapu iptali tescil ve tescil davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 27.10.2009 gün ve 47/182 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı, miras yoluyla intikal ve eklemeli kazanmay…
**8. Hukuk Dairesi 2010/4611 E. , 2010/5147 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Tescil ve Tescil ... ile Hazine, Benliahmet Köyü Tüzel Kişiliği, ..ve ... aralarındaki tapu iptali tescil ve tescil davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 27.10.2009 gün ve 47/182 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı, miras yoluyla intikal ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak kadastro çalışmaları sırasında bir bölümü yol olarak paftasında gösterilen bir bölümü ise 134 ada 3 ve 10 parseller kapsamında davalı gerçek kişiler adına tesbit edilen yerlerin tapu kayıtlarının iptaliyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine temsilcisi, davalı Köy Muhtarı ile davalılardan ..., davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu A harfiyle gösterilen bölüm 1999 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak bırakılmış, B harfiyle gösterilen yer 134 ada 3 parsel kapsamında davalı ..., C harfiyle gösterilen yer ise, 134 ada 10 parsel kapsamında dava dışı Nurettin Iğdır adına tesbit edilmiş, 2005 yılında satış yoluyla davalı ... adına tescil edilmiştir. Dava; kadastro çalışmaları sırasında kadastro dışı bırakılan taşınmazın Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Kadastro dışı bırakma işleminde, taşınmazın geometrik durumu belirlenmediğinden bir tesbit işlemi değil ise de, görevlilerce bir yerin tescile tabi olmadığı saptanarak hukuksal durum belirlenmiş olduğundan yapılan bu işlem bir kadastro işlemidir. Yargıtay’ın kararlılık kazanan uygulamalarına göre; tesbit dışı bırakılan bir yerin, Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tescil edilebilmesi için, tesbit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda, taşınmazın paftasında yol olarak gösterildiği 1999 yılından davanın açıldığı 08.04.2009 tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresi dolmadığından kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez. Açıklanan nedenle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacının A harfiyle gösterilen bölüme ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün bu bölümünün açıklanan nedenlerle ONANMASINA,