6. Ceza Dairesi 2011/6156 E. , 2013/21232 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 13.07.2007 günü otogar civarında devriye görevini yapan kolluk görevlilerinin kırmızı renkli plakasız bir motosikleti seyir halinde iken durdurdukları, motosiklet üzerinde bulunan sanıkların şüpheli hareketleri nedeniyle kimlik kontrollerinin yapıldığı
**6. Ceza Dairesi 2011/6156 E. , 2013/21232 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 13.07.2007 günü otogar civarında devriye görevini yapan kolluk görevlilerinin kırmızı renkli plakasız bir motosikleti seyir halinde iken durdurdukları, motosiklet üzerinde bulunan sanıkların şüpheli hareketleri nedeniyle kimlik kontrollerinin yapıldığı ve yapılan üst aramalarında sanıklardan ...'ın cebinden kutu içerisinden bir adet 22 Ayar altın yüzük elde edildiği, sanık ...'in cebinden ise Nokia 8310 marka cep telefonunun elde edildiği, sanıkların alınan ifadelerinde, bahse konu motosiklet ile Osmaniye mahallesinde dolaştıkları sırada yolda tek başına yürüyen ve omuzunda çanta olan bir bayan gördüklerini, motosiklet ile bayana yaklaştıklarını ve sanık ...'ın mağdur'un omuzunda bulunan çantayı aldığı, mağdurun arkalarından “Hırsız var” diyerek bağırdığını ancak olay yerinden kaçtıklarını beyan ettikleri, mağdur'un karakola herhangi bir müracaatının olmaması üzerine sanıklardan elde edilen cep telefonu için yapılan araştırmada, telefonun ... ... isimli şahsa ait olduğunu ve en son 13.07.2007 günü saat:15.41 sıralarında kullanıldığının tespit edildiği, eylemin mağdurunun da bu kişinin eşi olduğu belirtilen ... olduğunun değerlendirildiği ve sanıklar hakkında ...'a karşı hırsızlık eyleminden dolayı kamu davası açıldığı, kovuşturma aşamasında işin tutuklu olması gerekçe gösterilerek adı geçen mağdurun zorla getirilmesine karar verildiği, ancak mağdura ulaşılamadığı ve dinlenilmesinden vazgeçilerek, sanıkların ikrarları doğrultusunda mahkumiyet hükümlerinin tesis edildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere; Ceza Hukukunun temel amacı, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer kalmaksızın açığa çıkarılmasıdır. Delilden sanığa ulaşma ilkesinin bir tezahürü olarakta, faiilin beyanları kendisine yönelik suç şüphesine dair cevap ve dolayısıyla savunmadan ibaret olup, sadece saptanan beyanlarından delil elde edilme yoluna da gidilemez, aksine sanık ya da sanıkların hakime verdiği cevap, yan kanıtlarla doğrulanmalıdır. Kaldı ki hakim huzurundaki ikrar bile tek başına kesin kanıt olarak kabul edilemez. Zira bir insanın kendisini suçlu kabul etmesi veya bir başkasının suçunu kabullenmesi olanaklı olduğu gibi ikrar içeren beyanlarda, suçun vasıflandırmasına yönelik unsurların gizlenip daha az cezaya yada verilecek cezada indirime sebebiyet verebilecek nitelikte ifadelere yer verilebileceği gözardı edilmemelidir. Bu itibarla ikrarın içeriğindeki maddi ve hukuki olguların, suça etki eden hafifletici ve ağırlaştırıcı nedenlerin, şahsi cezasızlık sebeplerinin, eylemin hukuki unsurlarının, suçun mağdurunun kim olduğu ve eylemin başkaca bir suça vücut verip vermediği gibi hususların; salt sanık ikrarından ve tahminlerden yola çıkarak değil her türlü şüpheden uzak bir biçimde ortaya konulması gerekmektedir. Hal böyle olunca; Soruşturma ve kovuşturma aşamasında yakınan olarak değerlendirilen ...'un açık adresi resen araştırılıp tespit edildikten sonra, mahkemece usulüne uygun olarak celp edilip olayla ilgili bilgisi saptanıp, sanıkların açıklamalarına göre TCK'nın 168. maddesinin uygulama olanağının tespit ve takdiri gerekirken eksik soruşturma ile yetinilip, TCK'nın 168. maddesinin karar yerinde tartışmasız bırakılması, Bozmayı gerektirmiş sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 31.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.