T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/26 - 2026/514 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/26 KARAR NO : 2026/514 KARAR TARİHİ : 02/04/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 24/12/2024 KARAR TARİH : 04/11/2025 NUMARASI : 2024//6…
T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/26 - 2026/514 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/26 KARAR NO : 2026/514 KARAR TARİHİ : 02/04/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 24/12/2024 KARAR TARİH : 04/11/2025 NUMARASI : 2024//674 Esas - 2025/622 Karar DAVACI : ULUSOY KAĞIT GIDA TURİZM VE İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : SAKARYA ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVA İHBAR OLUNAN : AK SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ ... VEKİLİ :Av. ... DAVA : Ayıplı hizmet nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun Esastan reddi İSTİNAF EDEN : Davalı vekili Taraflar arasındaki "ayıplı hizmet nedeniyle tazminat" davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin kararı davalı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin davalı kurum nezdinde ... abonelik numarası ile elektrik aboneliği bulunduğu, 06/09/2024 günü saat 09:00'da müvekkili şirkete ait olan otelin bulunduğu mahallede elektriklerin kesildiği, müvekkili şirketin tüm ısrarlı aramalarına, kontrol taleplerine, oluşturduğu arıza kayıtlarına rağmen SEDAŞ'ın hiçbir sorumluluk kabul etmeyip süreci yavaşlatarak sorunu çözmekten kaçınması sebebiyle müvekkil şirket zarara uğradığını, müvekkilinin eksik faz nedeniyle uğramış olduğu zararlar için şimdilik 20.000,00 TL'nin arızanın meydana geliş tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte sorumlu davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın ticari bir dava olmadığı, görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu, ayrıca davanın yetkisiz mahkemede açıldığı, yetkili Mahkemenin Sakarya Mahkemeleri yahut Gölcük Mahkemeleri olduğu, zamanaşımı itirazlarının bulunduğu, dava konusu alacağın hesaplanabilir olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, davacı şirkete ait jeneratörlerin devreden çıkamaması sebebiyle otelin elektrik hattından faydalanamamış olmasının tamamen davacıdan kaynaklı bir sebep olduğu ve müvekkili kurumun hiçbir kusuru olmadığından davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;... Davacının açmış olduğu davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi ile; 245.005,12 TL maddi tazminatın 06/09/2024 tarihli kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin Reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmayan davanın reddi gerektiğini, HMK'nın 107/2 süresi geçtikten sonra yapılan değer (bedel) artırımının dikkate alınmasının usulsüz olduğunu, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda eksik–çelişkili noktaların, noksanlıkların giderilmeden hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, faiz türü ve başlangıcının hatalı olduğunu beyanla, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafın istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların tamamı haksız ve mesnetsiz olup müvekkilin yaşamış olduğu mağduriyet sonucunda uğramış olduğu zararın sorumlusunun davalı taraf olduğunu beyanla, davalı tarafça yapılan istinaf başvurunun reddini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, " ayıplı hizmet nedeniyle tazminat " istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 3. Değerlendirme Dava, ayıplı hizmet nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (HMK 107/1) Davaya konu talep tazminat olup belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunduğundan davalının bu yöne değinen istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dava konusu olayda davalı şirket (SEDAŞ) bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2020/1899 E., 2020/4058 K. Nolu 14/09/2020 tarihli ilamında da vurgulandığı üzere; Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrinde kusursuz sorumluluk halleri olağan sebep sorumluluğu-tehlike sorumlu- luğu şeklinde ikili ayırıma tabi tutulurken, TBK tarafından açıklanan hakkaniyet sorumluluğu- özen (sebep) sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ayırıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (cura in custodio) gereği, kusur unsur olarak aranmaz. Özen sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğun düzenlendiği TBK'nın 69. maddesi gereğince "…imal olunan her hangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur." TBK'nın 71/1.maddesine göre de; "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur." Belirtilen yasal düzenlemeler gereğince, davalı, zarar-landırıcı sonucun doğmasına yol açan enerji hattının yapım ve bakım eksikliklerinden kaynaklanan zararlardan sorumludur. Sorumluluktan kurtulmanın olumsuz koşulu ise, zarar ile yapım bozukluğu ve bakım eksikliği arasındaki nedensellik bağının kesilmiş olmasıdır. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira, bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, yine de çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple, sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından; bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır. (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15) Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etmek zorunluluğu yoktur. Aksine kusursuz sorumlu olan davalının, olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir. Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Uygun illiyet bağı ancak, üç halde kesilir. Bunlar; mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusurudur. Somut olay değerlendirildiğinde, davacı şirketin ... numaralı elektrik aboneliği bulunduğu, 06/09/2024 günü saat 09:00'da davacı şirkete ait olan otelin bulunduğu mahallede elektrikler kesildiği, otelde jeneratörler "faz sıralaması hatası" nedeni ile devreden çıkmadığı ve otel elektrik hattından faydalanamadığı, 19.05.2025 tarihli bilirkişi raporuna göre Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına ilişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliğinin ilgili maddeleri kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda davaya konu alacağa dayanak gösterilen faz kesintisinin davalı dağıtım şirketi SEDAŞ‘ın planlı kesinti aşamasında yapmış olduğu hizmet kusurundan kaynaklanmakla birlikte, davacı zararı oluşturan arızaya ilişkin tespit ve bildirimi yönetmelik belirtilen süre içerisinde yapmış olması ve davalı dağıtım şirketi SEDAŞ tarafından bildirim sonrasında yapılan inceleme sonucunda cevap yazısında da belirtildiği üzere söz konusu arızanın kendi altyapısında bölgeyi etkileyen teknik aksaklıklarla ilişkili olmasından dolayı davacı tarafın söz konusu faz kesintisinden doğacak zarardan sorumlu olduğu kanaati bildirilmiş, otelde kurulu jeneratör sisteminin kesinti süresi olarak belirlenen 06.09.2024 günü saat 23 ila 09.09.2024 günü saat 10:00 arasında geçen 65 Saat süreyle çalışır durumda olduğu, jeneratör sisteminin 65 saat süreyle tüketmiş olduğu yakıt miktarı 225.558,36 TL olarak hesaplanmış, davacının yüksek gerilim arıza ve servis hizmet bedeli KDV dahil 36.000,00 TL belirlenmiş olup, toplam zarar bedeli 261.558,36 TL olarak tespit olunmuştur. Dava konusu işletmede kesinti olmasaydı ödenecek tutar 16.553,22 TL elektrik bedeli mahsup edilerek kalan miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesi dosyasında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-KOCAELİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 04/11/2025 tarih, 2024/674 E - 2025/622 K sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 16.736,29 TL harçtan, peşin yatırılan 4.185,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.551,29 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, (harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,) 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca 02/04/2026 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. * Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır