11. Hukuk Dairesi 2011/5136 E. , 2011/16061 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada ... (Balıkesir) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.07.2010 tarih ve 2003/273 - 2010/435 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.11.2011 gününde davalı avukatı..... gelip, davacı avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan
**11. Hukuk Dairesi 2011/5136 E. , 2011/16061 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada ... (Balıkesir) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.07.2010 tarih ve 2003/273 - 2010/435 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.11.2011 gününde davalı avukatı..... gelip, davacı avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davalı avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında davalıya ait fabrikanın temizlik hizmetlerinin yerine getirilmesiyle ilgili önceden sözleşme yapıldığını, 11.05.1999-31.12.1999 tarihlerini kapsar şekilde davalı tarafından satışa sunulan, ancak raf ömrü dolan yaklaşık 2.000 ton ürünün imhası işinin yapılması hususunda ayrıca sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin depolar kiralayarak, nakliyeler yaparak ve işçi çalıştırarak bu edimin yerine getirdiğini, şifahen kararlaştırılan ödemelerin yapılmadığını, 31.12.1999 tarihi itibariyle yaklaşık 403.450.560.000.-TL alacağının bulunduğunu, ihtara rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, şimdilik 500.000.000.-TL’nın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın dilekçede belirtilen mahkemede açılmadığını, esasen yetkili mahkemenin müvekkilinin merkezinin bulunduğu İstanbul mahkemeleri olduğunu, unvanının değiştiğini, dilekçede davalı gösterilen şirketin kayıtlarda bulunmadığını, 08.01.1999 tarihli temizlik hizmetlerini kapsayan sözleşmenin olduğunu, bu ilişkiden dolayı borcunun bulunmadığını, taraflar arasında yapıldığı iddia edilen ürün imha sözleşmesinin bir satım akdi olduğunu, davacının iade ürünleri alımına ilişkin bulunduğunu, imha nedeniyle bir ücret alacağının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında miadı dolan ürünlerin satın alınması ve temizlik hizmetlerinin verilmesine dair yazılı sözleşmeler olduğu, sözleşmelerin ifa edildiği, davacı tarafından davalıya 10.000.00 TL tutarlı teminat senedi verildiği, ayrıca davacının dava dışı firma ile imzaladığı 27.07.1999 tarihli sözleşmeden miadı dolmuş olmasına rağmen bozulmamış ürünleri yan sanayide kullanma amacı taşıdığı, ancak çöpe gidecek ürünler bakımından 1.00 TL bedel ödemesi ve teminat senedi vermesinin hayatın olağan akışına uymadığı, gerek tanık beyanları, davacının ibraz ettiği soğuk hava deposu kira kontrotosu, İlçe Tarım Müdürlüğü gıda mühendisleri raporundan, taraflar arasında böyle bir sözleşmenin olduğunun ortaya çıktığı, davacının üstlendiği hizmeti ifa ettiği, 208.00 TL kira bedeli ödediği, davacının ibraz ettiği kantar fişlerine göre davalı fabrikadan imha için 972.230 kg ürün çıkardığı, taşıyıcılar kooperatifinin verdiği nakliye bedeli esas alındığında davacı alacağının talebin üzerinde olduğu, talep miktarı esas alındığında işçi ücretleri, yükleme ve boşaltma ücretleri gibi hususlarda ayrıca değerlendirme yapılmasının gerekmediği, davalının unvanının değiştiği, husumet itirazının yerinde olmadığı, davalı şirketin şubesinin ...’de olduğu ve sözleşmenin burada imzalandığı dikkate alındığında mahkemenin yetkili bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 500.00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiş, miktar itibariyle kararın kesin olduğu gerekçesiyle mahkemece ek kararla bu istemin reddine karar verilmiştir. Ek karar, süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1-1086 sayılı HUMK'nun 427. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri birmilyar lirayı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, birmilyarlık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenecektir. Somut olayda davacı vekili hesaplama yöntemini de gösterip, toplam alacağının 403.450.560.000.-TL olduğunu açıklayarak şimdilik 500.000 TL’lık kısmının hüküm altına alınmasını istemiştir. Mahkemece de bu miktarın tahsiline karar verilmiştir. Davacı vekili kararı süresinde temyiz etmiş, miktar itibariyle kesin olduğundan bahisle mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karar da süresinde temyiz edilmiştir. Ancak, dava edilen kısmın, var olduğu iddia edilen alacağın tamamı olmadığı, bir kısmına ilişkin bulunduğu ve iddia edilen alacağın tamamı dikkate alındığında, kararın temyiz edilme bakımından kesinlik sınırının çok üzerinde bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde temyiz isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, mahkemenin 27.08.2010 tarih ve 2003/273-2010/435 karar sayılı ek kararının kaldırılarak temyiz incelemesi yapılmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanmış olmasına, miadı dolan ürünlerin imha edildiğinin anlaşılmasına, çekişmenin sözleşmenin hukuki niteliği ile bu sözleşmeden kaynaklanan alacağın ödenmediği noktasında toplanmış bulunmasına, BK'nun 73. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde davacının ikametgahı yer mahkemesi ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin de yetkili olmasına göre, davalı vekilinin yetkiye yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3-Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacağını tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 11.05.1999 tarihinden geçerli olmak üzere 14.05.1999 tarihli yazılı sözleşme imzalandığı, davacı tarafın davasını işbu sözleşmeye dayandırdığı, davalının raf ömrünü doldurmuş bir takım ürünlerinin imhası işini üstlendiğini, bu edimini yerine getirdiğini, sözlü olarak kararlaştırılan hizmet bedelinin ödenmediği ileri sürerek temyize konu kısmi davayı açtığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davalı vekili, sözleşmenin hizmet niteliği taşımadığını, miadı doldurulan ürünlerin satılmasına ilişkin bulunduğunu savunmuştur. Taraflar arasında imzalandığı çekişmesiz olan 14.05.1999 tarihli sözleşmede sözleşmenin konusu, davalının raf ömrünü dolduran ürünlerin davacı tarafından satın alınması olarak tarif edilmiştir. Diğer sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde davacının, bu ürünleri işleyerek veya başka şekilde piyasaya yeniden sürme amaçlı satın aldığı anlaşılmaktadır. Esasen, davacının, dava dışı Astosan A.Ş ile miadı dolmuş sütlerin toz ürün haline getirilmesiyle ilgili yaptığı sözleşme ile yine dava dışı Sarıköy Belediyesi'yle yaptığı soğuk hava deposunun kiralanmasına dair sözleşme de bu amaçla hareket ettiğini göstermektedir. Ayrıca, bu ölçekte imha işine ilişkin sözleşmede hizmet bedelinin belirlenmemiş olması, sözleşmenin bu kısmında sözlü olarak anlaşıldığı yönündeki iddia, ticari hayatın olağan akışına aykırı bir durum olup, yazılı kanıtla ispatlanması gereken bir olgudur. O halde, tarafların tacir oldukları, sözleşme serbestisi kapsamında bir araya gelerek, davacının, davalıya ait miadı dolan ürünlerinin imhası işini üstlendiği, davalının da sembolik bir bedel karşılığında miadı dolmuş, ancak sanayide tekrar değerlendirilebilecek emtiaları davacıya teslimle yükümlendiği kendine özgü sözleşme imzaladıkları, davacının kamu düzenini ilgilendiren mevzuat hükümleri gereği amacına ulaşamadığı, dava dışı firma ile yaptığı sözleşmenin ifasının idarece engellendiği, tacir olan davacının işlemlerinin sonucunu öngörmesi gerektiği, sembolik 1 TL alacak bedeline ilişkin talebin olmadığı, davacının davasını ispat edemediği dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mahkemece tesis edilen temyiz isteminin reddine dair ek kararın kaldırılmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yetkiye yönelik temyiz itirazının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.