T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/709 Esas KARAR NO: 2026/738 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2025/825 Esas - 2026/92 Karar TARİHİ: 04/02/2026 DAVA: Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 09/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yo…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/709 Esas KARAR NO: 2026/738 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2025/825 Esas - 2026/92 Karar TARİHİ: 04/02/2026 DAVA: Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 09/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ...... ili .. ilçesinde "..." adı altında emlakçılık işi ile iştigal ettiğini, diğer davalı ... ile ortak emlakçılık işleri yaptıklarını, davacı müvekkilinin gayrimenkul yatırımı yapmak amacıyla davalılarla görüştüğünü ve davalıların müvekkiline yatırım amaçlı ...ili, ... ilçesinde hisseli taşınmaz toplayabileceklerini belirttiklerini, bunun üzerine davacı müvekkili ... ...ili merkezinde ve ... İlçesinde faaliyet gösteren davacılar ... ve ... isimli emlak alım satım işi ile uğraşan kişilerle .... ... ilçesi bölgesinde 13 parça hisseli tarla vasfında taşınmazların alımı konusunda anlaştıklarını ve toplamda bu kişilere hisseli tarlaların bedeli olarak 5.000.000,00 TL ödeme yaptıklarını, müvekkilinin bedelini ödeyip satın aldığı ...ili ... ilçesi... köyünde ... ada/parselde bulunan yaklaşık 14 dönüm taşınmaz tarla vasfında ve hisseli olduğunu, ayrıca davalıların müvekkiline sattıkları tarlaların hisseli olduğunu ancak tapuları en kısa davacı müvekkile sattıkları tarlaların hisseli olduğunu ancak tapuları en kısa sürede müvekkiline devredileceğini söylediklerini, hatta müvekkiline satışlarını vaadettikleri taşınmazların 13 hissenin 12 hissesini aldıklarını bir hissenin kaldığını, vekaletlerin ellerinde olduğunu son bir kişi için ise son aşamaya geldiklerini kısa bir süre içinde alıp tamamını teslim edeceklerini söylediklerini, müvekkilinin davalılardan satın aldığı hisseli tarlaların karşılığını ödediğini ve tapu devri yapılıncaya kadar davalılardan 5.000.000TL bedelli 25.01.2023 düzenleme ve 01.06.2023 vade tarihli bonoyu aldığını, müvekkilinin davalılardan almış olduğu bononun arka yüzüne davalılardan ...'ın kendi el yazısı ile satın aldığı tarlaların tapu bilgilerini ,ada ve parsel bilgilerini ve taşınmazların teslim edilmesi yani devir edilmesi halinde imzalanan senedin hükümsüz olduğuna dair yazısını da yazdırdığını, borçluların 5.000.000 TL. bedelli 25.01.2023 düzenleme tarihli bononun ön yüzüne davacı müvekkile borçlu olduklarını açıkça gösteren isim ve imzalarını attıklarını ve şimdiye kadar imzalarını inkar etmediklerini, davalılardan ...'ın bununla da yetinmeyerek bononun arka yüzüne de bononun neden verildiğini yani yukarıda tapu bilgileri verili tarlaların davacı alıcı müvekkile tapuda devrinin yapılması karşılığında verildiğinin açıkça belirtildiğini ve imzaladığını, özetle her iki davalının da bononun ön yüzüne imzalarını attığını ve bonoda yazılı bedeli alıcı müvekkiline ödemeyi kabul ettiklerini beyan ettiklerini, bononun arka yüzündeki kayıt ve imzaların ise asıl borç ilişkisini yani temel borç ilişkisine dair yazı ve imzalar olduğunu, buna göre her iki davalı ve borçlunun iş bu bonoyu imzalamakla davacı müvekkilden tarlaların devrine karşılık 5.000.000,00 TL para aldıklarını tapu devrini davacı müvekkile yapamadıkları takdirde tarlaların bedelini müvekkile iade etmeyi imzalarıyla kabul ettiklerini, borçluların bono bedellini ödememek için mallarını kaçırma çabasına girdiklerinden ötürü taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizleme ve kaçırma çaba ve alacağın tahsilini engellemek için hileli işlemlerde bulunma ihtimaline karşı menkul, g.menkul ve 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davalıların bonodaki imzalarını inkar etmedikleri dikkate alınarak muaccel ve teminatsız 5.000.000,00 TL alacaklarının tahsili bakımından,öncelikle teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini, şayet mahkeme aksi kanaatte ise davacı müvekkilin tapuya kayıtlı gayrimenkulü üzerine teminat amaçlı şerh düşülmesine karar verilmesini, ...ili ... ilçesi... köyünde ... ada/parselde bulunan taşınmazların davalılar tarafından davacıya tapuda devri yapılmaması nedeniyle; müvekkilin ödemiş olduğu bonoya dayalı alacağının, HMK 107.maddesine göre zararının bilirkişi incelemesi ve hesaplaması sonucu çıkacak bedelin talep artırım yoluyla artırılması hakları saklı kalmak üzere belirsiz alacak davası olarak açılan davada müvekkilinin uğradığı zararın telafisi bakımından satışı vaadedilen taşınmazların dava tarihindeki ikame piyasa rayiç değerlerinden hesaplanan bedelinin ve avans faizinin , bu olmazsa bono bedeli olan 5.000,000,00 TL’sının ve bono vade tarihinden itibaren işleyecek avans faizinin, bu da mümkün olmadığı takdirde müvekkili tarafından taşınmazların alım bedeli olarak ödenen bedelin denkleştirici adalet kuralı ve hakkaniyet gözetilerek, sözleşme tarihinde satış bedeli olarak verilen paranın, talep edildiği dava tarihi itibariyle enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaşları ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak suretiyle ulaşacağı alım gücü, paranın reel değeri tespit edilerek bu bedel yani davacı müvekkilin zararı denkleştirme ve hakkaniyet kuralları gözetilerek ödeme tarihindeki güncellenmiş değerinin ve avans faizinin belirsiz alacak davası olarak ,müvekkilinin uğramış olduğu aşkın zararı talep etme hakları saklı kalmak kaydıyla tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacının iddia ettiği şekilde kendisinden 5.000.000,00 TL gibi bir bedel almadığı gibi herhangi bir taşınmaz satışı taahhüdünde de bulunmadığını, müvekkilinin dava dilekçesinde de iddia edilen satış vaat edilmiş taşınmazların maliklerinden olmadığı gibi tapu devri yapabilecek yetkisi de bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği ve dayandığı 01.06.2023 vadeli bono, davacının iddialarının aksine teminat senedi niteliğinde olduğunu kayıtsız şartsız ödeme vaadi içermediğini, bu hususun daha önce görülen ...1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2023/554 E. – 2024/76 K. sayılı kararı ile de tespit edildiğini, Sakarya BAM 8. Hukuk Dairesi tarafından da onandığını, dolayısıyla bonoya dayanılarak ihtiyati haciz talebinde bulunulması ve davacının bu senetle alacak talep etmesinin de hukuken mümkün olmadığını, davacının iddialarının, müvekkili haksız yere ve dayanaksız şekilde “borçlu” konumuna getirmeye çalışmaktan ibaret olduğunu, müvekkili ile davacı arasında doğrudan bir satış ilişkisi de bulunmadığını, davacının iddialarının, asıl olarak diğer davalı ... ile yaptığı görüşmelere dayandığını, davacının dilekçesinde yer verdiği “malların kaçırıldığı, hileli işlemler yapıldığı” yönündeki soyut iddiaların somut hiçbir delili olmadığını, ayrıca davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü malvarlığının gizlendiğine veya alacaklılarını zarara uğratacak işlemlerin yaptığına dair hiçbir belge de ibraz edemediğini, bu nedenle ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacı görünen tarafa herhangi bir borcu olmadığını, müvekkilinin ikamet adresinin dosyaya sunulan teminat senedinde de yer aldığı üzere ''...Mah. ... Sok. No:.. ...'' olduğunu, HMK 6. Maddesi uyarınca genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, davayı görmeye yetkili mahkemenin ...Mahkemeleri olduğunu, davalılardan ...'ın yerleşim yerinin İstanbul sınırları içerisinde olduğunu anacak davacının dava dilekçesinin deliller bölümünde dayandığı ve dosyaya celbini talep ettiği taraflar arasında daha önce görülen ...1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/554 E, 2024/76 K. sayılı itirazın kaldırılması davasında dava konusu alacak için müvekkiline karşı Kocaeli'de dava açtığını, görüldüğü üzere davacının, huzurdaki davanın...'de görülmesi gerektiğini bilmesine rağmen müvekkilimi sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirtmek amacıyla davayı İstanbul Anadolu adliyelerinde ikame ettiğini, bu durumun HMK.nın 7/2.maddesine aykırılık teşkil ettiğini, huzurdaki davaya dayanak teşkil eden belgenin kambiyo ya da kambiyo vasfına haiz belgelerden olmadığını, senedin arkasında yazılı ibarenin ise geçersiz bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi olduğunu, dava TBK hükümlerine dayanak açılan alacak davası olduğunu, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin emlak işiyle iştigal etmesinin söz konusu olmadığını bu sebeplerle davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde genel hükümlere tabi alacak davası olarak görülmekte gerektiğini, davacının davayı belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararı bulunmadığını, Müvekkiline husumet yöneltilirken ekli senedin, hem ön yüzünde isim ve imzasının bulunmasına, hem de arka yüzünde yazdığı ibareye dayanıldığını, senedin arka yüzünde ..... tarafından, ''Okudum. Bu ada ve parseller teslim edildiğinde senet hükümsüzdür.'' ibaresi yazıldığını ve imzalandığını, dolayısıyla müvekkiline yöneltilen husumetin mecburi dava arkadaşlığı sebebiyle .........'a da yöneltilmesi zaruri olup, husumetin yalnızca müvekkiline ve kefile yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, takip dayanağı 5.000.000 TL bedelli senet, senet arkasında bilgileri yazılı taşınmazların ortaklığının giderilerek ...'a devri konusunda imzalatılmış teminat senedi olduğunu, taşınmazların paydaşı ...., 400.000 TL ödemeyi alan ise ... olduğunu, ... parayı aldıktan sonra ...... ile işbirliği yaparak ortaklığın giderilmesi davası açmak yerine işleri sürüncemede bıraktığını, ...'ı müvekkile dava açması konusunda kışkırttığını, 400.000 TL yerine 5.000.000 TL tahsil etmesini öğütleyerek aralarında gizli iş birliği yaptıklarını, dolayısıyla davacıya borçlu olan kişi bononun arkasına ''Bu ada ve parseller teslim edildiğinde senet hükümsüzdür.'' yazan........... ve 400.000 TL bedeli alan kişi ... olduğunu, dava dilekçesindeki aleyhe olan sair tüm hususları reddettiklerini, huzurdaki davanın haksız yere ikame edildiği ortada olup davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 04/02/2026 tarih ve 2025/825 Esas - 2026/92 Karar sayılı kararında; "......Somut olayda; iki gerçek kişi arasındaki şahsi bir taşınmaz satış vaadi ilişkisinden kaynaklanmakta olduğundan uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile, ''1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davanın yalnızca bir taşınmaz satış vaadi uyuşmazlığı olduğunu kabul ederek görevsizlik kararı verdiğini, oysa ki davacı tarafın iddialarını bir bono ilişkisine dayandırdığını ve bu senedin arkasındaki kayıtların temel borç ilişkisini gösterdiğini bizzat ikrar ettiğini, her ne kadar belgenin "kambiyo vasfı" tartışılmış olsa da, taraflar arasındaki ilişkinin ticari bir organizasyon (emlakçılık faaliyeti) çerçevesinde gerçekleştiği iddiasının mahkemece yeterince tartışılmadığını, görev hususunun kamu düzeninden olduğunu, uyuşmazlığın niteliği tam olarak netleştirilmeden dosyanın elden çıkarılmasının hatalı olduğunu, nitekim işbu doğrultuda yerel mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, gayrimenkul alım satımından kaynaklı alacak istemine ilişkindir.Mahkemece, görevsizlik kararı verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK'nın 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davaları, tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari dava; TTK'da düzenlenen bir hususa ilişkin olmamakla birlikte iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren davalar ise nispi ticari davadır.Hükme göre bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, hem davanın taraflarının tacir olması hem de uyuşmazlığın iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi gerekir. Ticari davalara bakma görevi ise, aksine kanuni bir düzenleme yoksa, asliye ticaret mahkemelerine aittir (TTK m.5). Somut olayda, uyuşmazlığın dayanağı hukuki ilişki taşınmaz satışına ilişkin olup, satış sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar, TTK'nun 4. Maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na atıfla mutlak ticari dava konusu kabul ettiği sözleşmelerden de değildir. Davacı ve davalı gerçek kişilerin tacir olduğu iddia edilmediği gibi dosya kapsamı itibariyle bu yönde delil de olmadığı tespit edildiğinden, davanın nispi ticari dava mahiyetinde olmadığı yönündeki mahkeme kabulünde isabetsizlik yoktur. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesinin ticari dava olmayan eldeki uyuşmazlığa bakma görevinin asliye hukuk mahkemelerine ait olduğu gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğundan reddine dair verdiği karar usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ...'ın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.