Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı asıl işveren DHMİ Genel Müdürlüğüne ait Kayseri Havalimanında alt işveren Şirkette güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davalı Şirketin son alt işveren olduğunu, davacının aylık ücretinden müfettiş raporlarına istinaden geçmiş dönemde fazla ücret ödendiği iddiası ile 2012 yılı içinde 1.000,00 TL tutarında kesinti yapıldığını, müfettiş raporlarına dayandırılan ve 2010 ile 2011 yıllarında fazla ücret ödemesi yapıldığı yönündeki davalı iddiasın
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı asıl işveren DHMİ Genel Müdürlüğüne ait Kayseri Havalimanında alt işveren Şirkette güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davalı Şirketin son alt işveren olduğunu, davacının aylık ücretinden müfettiş raporlarına istinaden geçmiş dönemde fazla ücret ödendiği iddiası ile 2012 yılı içinde 1.000,00 TL tutarında kesinti yapıldığını, müfettiş raporlarına dayandırılan ve 2010 ile 2011 yıllarında fazla ücret ödemesi yapıldığı yönündeki davalı iddiasının haksız olduğunu, davacının aylık ücreti asıl işveren ve alt işveren arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri uyarınca asgari ücretin 2 katı olduğundan muvafakati olmaksızın ücretten kesinti yapılmasının 4857 sayılı İş Kanunu'na aykırı olduğunu savunarak ücret kesintisi ve ücret farkının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, davacının fark ücret alacağı bulunup bulunmadığı ile işverence davacının ücretinden kesinti yapılmasının hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı DHMİ Genel Müdürlüğü vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.