(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3302 E. , 2009/4177 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.12.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair 24.07.2007 verilen günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildik…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3302 E. , 2009/4177 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.12.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair 24.07.2007 verilen günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayalı temliken tescil, kademeli istek ise tazminat ödetilmesine ilişkindir. Mahkemece istek hüküm altına alınmış, kararı davalılar temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 724.maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyi niyetin Türk Medeni Kanununun 3.maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşın bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Malzeme malikinin tescil istemi ile açtığı davada iyi niyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarih, 17/1 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü, bu gibi durumlarda kötü niyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyi niyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. Somut olaya gelince; davacı ve davalılar çekişme konusu 47 ve 57 parsel sayılı taşınmazların tapu maliki ... ...’nın mirasçılarıdır. Davacı, babasının 1981 yılında ölümünden sonra davalı annesi ... ve kardeşi ...’un rızası ile kendisine gösterilen alana, babasından intikal etmiş olması ve bu hususta anlaşma sağlandığına inanarak ve tamamen iyi niyetle kendi olanakları ile bir ev ve iki adet odunluk yaptığını, bir kısım meyve ağaçları dikerek araziye değer kazandırdığını, yaptığı evde 16 yıldır oturduğunu, yapı değerinin arazi değerinden fazla olduğunu belirterek, yapının bulunduğu arazinin uygun bedel karşılığında adına tescilini, bu mümkün olmadığı takdirde söz konusu gayrimenkul ve ağaçlar sebebi ile davalıların sebepsiz zenginleşeceği gerekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 8.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir. Dinlenen tanıklardan bir kısmı binanın davacı tarafından yapıldığını ifadelerinde belirtmişler, bir kısım tanıklar da davalıların maddi desteği ile bu ... yapımında katkıda bulunduklarını söylemişlerdir. Görülüyor ki; davacı dava konusu taşınmazın tapuda muris babası adına kayıtlı olduğunu bilerek, ancak davalıların rızası dahilinde bu yapıları yaptığını iddia etmektedir. Binanın yapımında davacının masraf ve emek harcamış olması arsanın mülkiyetinin de devredildiği veya devredilebileceği sonucunu doğurmaz. Davacı, binanın arsasının mülkiyetinin davalı annesi ve kardeşi tarafından kendisine verildiğine veya ilerde mülkiyetin kendisine geçirileceği inancıyla hareket ettiğine dair yeterli delil ibraz edememiştir. Çaplı taşınmazda mülkiyetin ne şekilde devredileceği kanunda belirtilmiştir. O halde, olayda temliken tescil isteminin, zorunlu koşullarından olan sübjektif unsur gerçekleşmemiştir. Mahkemece davanın reddi yerine, yazılı gerekçe ile kabulü doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir. Kabulü göre de; hükme dayanak yapılan teknik bilirkişi ... ...’a tarafından düzenlenmiş 10.07.2006 tarihli krokinin ölçeksiz olup, infaza elverişli bulunmayan bir kroki olduğunun gözetilmemesi de doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.