4. Hukuk Dairesi 2021/26616 E. , 2023/7686 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/353 Esas-2021/789 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kar…
**4. Hukuk Dairesi 2021/26616 E. , 2023/7686 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/353 Esas-2021/789 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 3.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalının kusuru oranında ve teminat limiti ile sınırlı sorumlu olduklarını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. BOZMADAN ÖNCEKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin16.01.2014 tarihli kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.02.2019 tarih, 2016/6296 esas, 2019/1468 karar sayılı ilamı ile hüküm; "...Mahkemece, davacı vekiline, müvekkilini hazır etmesi ve maluliyet raporu aldırılması için kesin süre verilmiş; mağdurun kesin süre içinde hazır edilmemesi sebebiyle maluliyet raporu alınamadığı ve kesin süreye uyulmadığından, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Kesin süreye rağmen davacı maluliyet raporu alınması için hazır edilmediğinden, bu konuda davacı tarafa yeniden süre verilemez ise de; muhatap makam, rapor düzenlenmesi için mağdurun hazır edilmesini istemediği sürece kişinin yaralanmalarına ilişkin tedavi gördüğü hastaneden tüm tıbbi belgeleri, film, grafi v.s. getirilerek hazır olmaksızın da davacının maluliyet durumuna ilişkin rapor alınabilecektir. Bu durumda mahkemece, davacının tüm tedavi evraklarının celbi ile bu evraklar üzerinden inceleme yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden veya en yakın üniversitenin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan veya Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nden davacının iş gücü kaybının tespiti yönünden rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması..." gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 20.732,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımının dolduğunu, ıslah edilen kısmın faiz başlangıcının ıslah tarihi olması gerektiğini, hesaplamada PMF Yaşam Tablosunun kullanılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıya trafik sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının bedensel zarar tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 41, 46 ve 60 ıncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 85, 86, 87, 88, 89, 90 ıncı maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Borçlar Kanunun 41 inci maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60 ıncı maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Buna karşılık, 2918 sayılı KTK'nın 109/1 inci maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesi ile 3.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07.06.2021 tarihli dilekçe ile HMK'nın 107 nci maddesi uyarınca talebini artırdığını bildirmiş, anılan dilekçenin davalıya tebliği üzerine davalı tarafça ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımının dolduğu savunulmuş, mahkemece; anılan dilekçenin HMK'nın 107 nci maddesi uyarınca talep artırım dilekçesi olduğu, HMK'nın 107/2 nci maddesi uyarınca zamanaşımının söz konusu olmadığı gerekçesi ile davalının savunmasının reddine karar verilmiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Öncelikle, eldeki davada HMK'nın 107/2 nci maddesinin uygulanması ve bu dilekçenin talep artırım dilekçesi olarak kabul edilebilmesi için davanın belirsiz alacak davası olarak açılması gerekir. Eldeki davanın açılış tarihi 03.08.2012 olup, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesiyle; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesine göre, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir, ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir. 6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede belirsiz alacak davası açma imkanı tanınarak, belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukuki yarar bulunmadan kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmakla birlikte, tamamen kaldırılmamıştır. Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür. Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Anılan maddeyle kısmi davaya ilişkin düzenleme yapıldığı düşünülerek ve Kanundaki sınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava açılabilecektir. Somut olayda, dava dilekçesinde, davanın açıkça, belirsiz alacak davası türünde açıldığı belirtilmediğinden eldeki davanın, belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğunun kabulü gerekir. Buna göre mahkemece, davanın kısmi dava türünde olduğu kabul edilerek sonuca gidilmesi gerekirken, ıslaha ilişkin sunulan 07.06.2021 tarihli dilekçenin talep artırım dilekçesi olarak kabulü doğru değildir. Açıklanan ilkeler ışığında; eldeki dava belirsiz alacak davası olmayıp kısmi dava olduğuna göre 07.06.2021 tarihli dilekçesi, belirsiz alacak davalarında söz konusu olan talep artırım dilekçesi olmayıp ıslah dilekçesi mahiyetindedir. Buna göre de; davaya konu kaza 09.07.2008 tarihinde gerçekleşmiş, ıslah dilekçesi ise 07.06.2021 tarihinde verilmiştir. Davaya konu trafik kazası sonucunda eylem, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/1 inci maddesi kapsamında kalmakta olup, aynı yasanın 66/1-5 maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Buna göre eldeki davada ıslah tarihi itibariyle uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmuştur. Hal böyle iken, mahkemece ıslah ile artırılan miktarın reddine karar verilmesi gerekirken, talebin kabulü yönünde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. 2. Bozma ilamının neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 08.06.2023 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.