T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/161 - 2026/337 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/161 KARAR NO : 2026/337 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/04/2023 NUMARASI : 2021/166 E. - 2023/177 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Hakl…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/161 - 2026/337 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/161 KARAR NO : 2026/337 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/04/2023 NUMARASI : 2021/166 E. - 2023/177 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/04/2023 tarih ve 2021/166 E. - 2023/177 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili tarafından yoğun emek ve etkin tanıtım faaliyetleri sonucu tüketiciler nezdinde müvekkili ile özdeşleşmesi sağlanan markalardan en önemlileri arasında yer alanın “...” kök ibareli seri markaları olduğunu, dava konusu 2019/123020 sayılı “... ...” ibaresi ile davacı şirket adına tescilli “...” ibaresi taşıyan markanın görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, markada yer alan “...” kelimesinin markaya ayırt edicilik katmadığını, markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, her iki markanın da “...” ibaresi ile başladığını, bu markaların sözcüklerinin ilk heceleri, ilk seslerinin aynı olduğunu ve bu durumun fonetik benzerliği arttırdığını, itiraz konusu markanın, davacı yana ait markanın devamı, farklı bir versiyonu ve özellikle “...” markasının işletmelere özel mal ve hizmet sunmak üzere oluşturulan türü olarak algılanması ihtimali olduğunu, sözgelimi tüketicilerin “...” ile “... ...” ibareli markaları birbirinden ayırt etseler bile, bu markaları taşıyan mal ve hizmetlerin aynı işletmeden geldiğini ya da bunların üreticileri arasında bir ekonomik, organik bağlantı bulunduğunu düşünebileceklerini, davaya konu “... ...” ibareli marka başvurusunun müvekkiline ait “...” markalarıyla ilintili hizmetleri kapsadığını, davalı marka başvurusunun davacı adına tescilli markanın devamı, seri markası olarak anlaşılma tehlikesi bulunmakta olduğunu ve bu durumlardan dolayı da davacının maddi ve manevi zarar görmesi, davalının da haksız kazanç elde etmesi söz konusu bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-2848 sayılı kararının iptaline, 2019/123020 sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Davalı ... vekili, davaya konu marka başvurusu ile davacı adına kayıtlı itiraza mesnet markaların ortak unsurunun “...” ibaresi olduğunu, markalar arasında başkaca ortak unsur bulunmadığını, “...” ibaresinin günlük hayatta sıklıkla kullanılan bir kelime olup ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğunu, dava konusu markada “... ...” ibaresinin kullanıldığını, vurgunun muteriz markalarının aksine “...” ibaresine yapıldığını, bu haliyle muteriz markalara karşı yeterli ayırt ediciliğin kazanıldığı ve davacı markasından uzaklaşıldığını, bu bağlamda davaya konu marka ile davacının itiraza mesnet markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak SMK m.6/1 anlamında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Hizmetleri Sanayi Ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne izafeten İflas Masası vekili, davalı müflis şirkete ait başvuruda yer alan "... ..." ibaresinin tek başına ön planda olmadığını, davalı müflise ait slogan niteliğindeki markanın "... ..." biçiminde görsel, işitsel ve kavramsal bir bütün olarak okunup algılanması gerektiğini, dava konusu markaların düzenleme tarzları, yazım stilleri, genel görünümleri, ihtiva ettikleri farklı kelime unsurlarının birbirinden farklı olmasının yanı sıra markaların bütünüyle genel izleniminin de birbirinden önemli ölçüde farklı olduğunu, söz konusu farklılıklar nedeniyle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarında yer alan sair unsurlar ve özellikle ilgili markalarda kullanılan ilave kelimelerin birbirlerinden ayrıştırılmaları için yeterli olduğu, gerek taraf markalarının benzer görülen emtialarında gerekse de farklı pek çok sektörde yaygın kullanımı bulunan “...” ibaresinin güçlü ayırt ediciliği bulunan bir sözcük olarak kabul edilmesinin yerinde olmayacağı, markaları oluşturan işaretlerin bütünsel kompozisyonlarının birbiri ile iltibasa neden olacak bir ilişkilendirmeye sahip olmadığı, taraf markalarının bir bütün olarak kavramsal olarak da farklılaştığı, her ne kadar taraf markalarının kapsamları aynı/aynı tür/benzer mal ve hizmetleri kapsamakta iseler de, markaların bütünsel algıları itibariyle, ilgili tüketici kitlesi nezdinde, aralarında karışıklığa neden olacak düzeyde benzerlik taşımadıkları, markaların birbirlerinin serisi/devamı olarak da algılanmayacakları, bu sebeplerle işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescilli olmadığından hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, davalı markasının “... ...” ibaresi ile müvekkili şirket adına tescilli “...” ibaresini taşıyan markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve bu benzerliğin iltibasa yol açacağını, markada yer alan “...” kelimesinin, markaya ayırt edicilik katmadığını, markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, bu durumun tüketiciler nezdinde karıştırılmaya yol açacağını, davalı markasının, sanki müvekkiline ait markanın devamı, farklı bir versiyonu ve özellikle “...” markasının işletmelere özel mal ve hizmet sunmak üzere oluşturulan türü olarak algılanması ihtimalinin kaçınılmaz bulunduğunu, karşılaştırma konusu markaların kendileri arasında karıştırma ihtimali mevcut bulunmasa dahi bu markaları taşıyan mal ve hizmetlerin kökenleri bakımından bir karıştırma ihtimalinin de olduğunun dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, bir bütün olarak dava konusu “... ...” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, bu hale göre dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.