Başvurucu, vazife malullüğü aylığı bağlanmamasına ilişkin işlemin iptali talebiyle açtığı davada verilen karar nedeniyle sosyal güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, vazife malullüğü aylığı bağlanmamasına ilişkin işlemin iptali talebiyle açtığı davada verilen karar nedeniyle sosyal güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 3/5/2013 tarihinde Tokat İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 17/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul ilinde polis memuru olarak görev yapmakta iken 28/11/1979 tarihinde ateşli silah ile yaralanmış, yapılan tedavi sonrasında tekrar görevine başlamıştır. Ayrıca başvurucu, Kağıthane ilçesi Gültepe Polis Merkezi amiri olarak görev yapmakta iken 2/1/2005 tarihinde madde bağımlısı bir kişiye müdahale ettiği sırada ağır bir şekilde yaralanmış, yaralanma nedeniyle bir çok kez ameliyat olmak zorunda kalmıştır. Başvurucu 1/1/2006 tarihinde yaş haddi nedeniyle emekliye sevk edilmiştir. Başvurucunun, vazife malulü olarak emekliye sevk edilmesine ve 12/4/1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu hükümlerinden yararlandırılmasına yönelik talebi Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 11/8/2006 tarihli işlemi ile reddedilmiştir. Başvurucu, 19/1/2007 tarihinde anılan işlemin iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Dava devam etmekte iken başvurucunun durumu yeniden incelenmiş, 28/11/1979 tarihinde meydana gelen olayın terör saldırısı olduğuna dair mahkeme kararının bulunmaması ve olay nedeniyle malul olmaması nedeniyle bu olay için vazife malulü kabul edilemeyeceği ve dolayısıyla 3713 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağı, ancak 2/1/2005 tarihinde gerçekleşen yaralanma olayına ilişkin olarak vazife malulü kabul edilerek hakkında ayrıca 3/11/1980 tarih ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş ve 30/4/2007 tarih ve 627189 sayılı işlemle 15/1/2006 tarihinden itibaren başvurucuya derece vazife malulü aylığı bağlanmıştır. Ankara İdare Mahkemesi, dava devam ederken başvurucunun vazife malulü kabul edilmesine yönelik işlemi de değerlendirmeye alarak 31/12/2007 tarih ve E.2007/253, K.2007/1996 sayılı kararı ile davanın, 5434 sayılı Kanun uyarınca başvurucunun vazife malulü sayılmaması kısmı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 3713 sayılı Kanun hükümlerinden yararlandırılmaması kısmı yönünden ise davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir: “Olayda, davacı 01/01/2006 tarihinden itibaren yaş haddinden emekli edilmiş ve dava konusu edilen 2006 tarihli işlemle vazife malülü sayılma istemi reddedilmiş ise de daha sonra, 02/01/2005 tarihli saldırıdan dolayı 5434 sayılı kanun uyarınca vazife malülü kabul edilerek hakkında ayrıca 2330 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi üzerine 30/04/2007 gün ve 627189 sayılı işlemle 15/01/2006 tarihinden itibaren derece vazife malülü aylığı bağlandığı görüldüğünden, dava konusu işlemin 5434 Sayalı Yasa uyarınca vazife malüllüğü sayılmaması kısmının konusuz kaldığı anlaşılmakla bu kısım açısından karar tesisi olanaklı bulunmamaktadır.Dava konusu işlemin, davacının 3713 sayılı Yasadan yararlandırılmamasına ilişkin kısmına gelince; dosyadaki bilgi ve belgelerden, 1979 tarihinde gerçekleşen ve ilgilinin işine gitmekte iken kimliği belirsiz kişilerce açılan ateş sonucu yaralanması olayının, terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirildiğine yönelik hukuken geçerli herhangi bir tespit olmadığı, olaya ilişkin yapılan yargılamada sanıkların beraat ettiği, dolayısıyla eylemin davacının görevi sırasında ya da bizzat terör önleme ile ilgili bir görevlendirme esnasında olmadığı anlaşıldığından 3713 sayılı Yasa ile tanınan haktan yararlanamayacağı sonucuna ulaşılmakla, tesis edilen işlemin bu isteme yönelik kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.” Başvurucu, davanın reddine ilişkin kısmını temyiz etmiş, Danıştay Onbirinci Dairesi 12/5/2010 tarih ve E.2008/7180, K.2010/4070 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararını gerekçe ekleyerek onamıştır. Dairenin gerekçesi şöyledir: “Davacının, 1979 tarihinde görevine giderken kimliği belirsiz kişilerce açılan ateş sonucu yaralanmasının terör eylemlerinin yoğun olduğu bir dönemde vuku bulması, olayın oluş biçimi ve zamanı, terör eyleminin sebep ve etkisiyle olma ihtimalini güçlendirdiği, ceza davasında sanıkların beraat etmesinin ise olayın 3713 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesine engel oluşturamayacağı, bu nedenle davacının 1979 yılındaki olayda terör eylemlerinin neden ve etkisiyle yaralandığının kabulü gerekmekte ise de, dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının maluliyetinin söz konusu olaydan kaynaklanmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacının 2005 tarihinde İstanbul’da bir ihbar üzerine polis ekibi ile birlikte gittiği yerde etkisiz hale getirmeye çalıştığı kişi tarafından bıçaklı saldırıya uğraması sonucu yaralandığı ve olayın güvenlik ve asayişle ilgili olması nedeniyle 2330 sayılı Kanun kapsamında vazife malülü kabul edilerek aylık bağlandığı anlaşılmış olup, davacının 1979 yılında meydana gelen olaydan dolayı malül kabul edilmemesi nedeniyle 3713 sayılı Yasadan yararlandırılmaması yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.” Bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 8/2/2013 tarih ve E. 2010/8774, K. 2013/1066 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 10/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 8/6/1949 tarih ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun mülga maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (Malül) denir ve haklarında bu kanunun malüllüğe ait hükümleri uygulanır." 5434 sayılı Kanun'un mülga maddesi şöyledir: "44 üncü maddede yazılı malüllük;a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa;b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa;c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle);ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (Vazife malüllüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malülü) denir." 3713 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Ayrıca; a) (Değişik bent: 28/02/1995 - 4082/6 md.) Malul olanlarla, ölenlerin aylığa müstehak dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı, bunların görevde olan emsallerinin almakta oldukları aylıklardan; emekli olanların öldürülmeleri halinde ise, dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı ve Kanuna göre kendisine bağlanabilecek emekli aylığından az olamaz. Yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak ve başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak derecede malül olanlar ile ölenlerin dul ve yetimlerine en yüksek devlet memuru aylığı üzerinden, diğerlerine mevcut aylıkları üzerinden, 30 yıl hizmet yapmış gibi emekli ikramiyesi ödenir. Bu bent hükümlerine göre ilgililere fazla olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı ilgili sosyal güvenlik kuruluşlarınca Hazineden tahsil edilir.…” 2330 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle , trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların ; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir.”