Başvuru, konutun bulunduğu sokaktan yüksek gerilimli iletim hattı geçirilmesinin çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı ile uygun bulunması işleminin iptal edilmesi talebiyle açılan dava ile söz konusu iletim hattının kaldırılması talebiyle açılan davaların reddedilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının, yargılamaların makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; konutun bulunduğu sokaktan yüksek gerilimli iletim hattı geçirilmesinin çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı ile uygun bulunması işleminin iptal edilmesi talebiyle açılan dava ile söz konusu iletim hattının kaldırılması talebiyle açılan davaların reddedilmesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının, yargılamaların makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından 6/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 4/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 11/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 24/4/2014 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 2005 yılında Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) tarafından yürütülen Hasköy-Akköprü Enerji İletim Hattı Projesi kapsamında Ankara ili Keçiören ilçesi Kavacık Subayevleri Mahallesi'nde yer alan ve mülkiyeti başvurucuya ait olan taşınmazın bulunduğu Bando Sokak’ta, yüksek gerilim taşıyan elektrik iletim kablolarının yer altına alınması işlemi gerçekleştirilmiştir. Söz konusu işlemler devam ederken başvurucu tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına hitaben sunulan 7/10/2005 tarihli dilekçe ile iskânlı güzergâhta ve trafiğe açık yolun altında bulunan yüksek gerilim hattının faaliyete geçirilmeden önce hayati tehlike oluşturup oluşturmadığı, meydana getirdiği manyetik alanın insan sağlığına etki edip etmediği ve mevcut doğalgaz tesisatına zarar verip vermediği hususlarının ilgili bağımsız kuruluşlar tarafından incelenip raporlanması ve rapor hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi talebinde bulunulmuştur. TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından 26/1/2006 tarihinde verilen cevap yazısında yüksek gerilim taşıyan yer altı kablolarının döşeneceği güzergâh belirlenirken öncelikle altyapısı oturmuş yapıların bulunduğu ve hattın en kısa mesafeden götürülmesine olanak veren yerlerin tercih edildiği, bunun nedeninin proje maliyetlerinin çok yüksek olmasından kaynakladığı, güzergâhın belirlenmesinin TEİAŞ’ın tasarrufunda bulunduğu, belirlenen güzergâhın ilgili Belediyenin kazı ve tesis ruhsatı vermesi durumunda tescil edildiği, söz konusu ruhsatların verilmemesi hâlinde şartlara uygun olarak başka güzergâhların belirlendiği, ileri teknolojiyle üretilen bu tür kabloların yeterli derinlikte gömülü olduğu sürece insan sağlığına olumsuz bir etkisinin bulunmadığı, güzergâh boyunca uyarı levhaları konduğu, bunun amacının ise gelişigüzel yapılabilecek kazıların önlenmesi olduğu, teknik şartnamelere uygun şekilde belirlenen Hasköy-Akköprü güzergâhının ilk hâlinde Şehit Makbule Sokak’ın bulunduğu ancak anılan sokakta kablo kanalı için uygun genişlik bulunmaması, altyapının sıkışık ve trafiğin yoğun olması gibi nedenlerle ilgili Belediyeden kazı ruhsatı alınamadığı, bu nedenle güzergâh üzerindeki Şehit Makbule Sokak’ının çıkarıldığı ve yerine nihai hedefe en uygun şekilde Bando Sokak’ın eklendiği, bu sokakta kabloların sorunsuz şekilde yer altına döşendiği ve bunun da güzergâhın isabetli olarak belirlendiği anlamına geldiği şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Başvurucu 13/2/2006 tarihinde Ankara Valiliğine yaptığı bilgi edinme başvurusunda, 154 kV geriliminde Hasköy-Akköprü Enerji İletim Hattı Projesi kapsamında belirlenen yeni güzergâh hakkında çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) kararı alınıp alınmadığı hakkında bilgi talep etmiştir. Valilik tarafından verilen 14/3/2006 tarihli cevap yazısında 16/12/2003 tarihli ve 25318 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin maddesi gereğince söz konusu proje hakkında ilgili Bakanlık tarafından “Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir.” kararı verildiği, kararın askıda ilan edilerek halka duyurulması konusunda gereğinin yapılması amacıyla ilgili kaymakamlıklara gönderildiği belirtilmiştir. Başvurucu, elektrik iletim kablolarının Bando Sokak’ta yer altına alınmaya başlanmasından itibaren proje kapsamında gerçekleştirilen işlemler ve eylemlerin durdurulması talebiyle farklı tarihlerde birden fazla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Ankara Valiliği, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, TEİAŞ Genel Müdürlüğü, Keçiören Belediye Başkanlığı, Subayevleri Muhtarlığı gibi birçok kurum ve kuruluşa dilekçe sunmuştur. Taleplerinin reddedilmesi üzerine başvurucu, yüksek gerilimli elektrik kablolarının yer altına alındığı Bando Sokak’ta elli yıldır ikamet ettiğini, Hasköy-Akköprü Enerji İletim Hattı Projesi'nde belirlenen ilk güzergâhın elli metre genişliğinde ve kamulaştırılmış bir araziden geçtiğini, bu güzergâhın projeye çok daha uygun olduğunu, buna rağmen güzergâhın sekiz metre genişliğinde dar bir sokak olan Bando Sokak'ı kapsayacak şekilde rant sağlama amacıyla değiştirildiğini, bu değişiklikle hem hattın uzunluğunun artması nedeniyle kamu zararının doğduğunu hem de her iki tarafı da iskânlı olan sokakta oturan binlerce insanın can ve mal güvenliğinin tehlikeye girdiğini, çevresel etki değerlendirmesinin gerekli olmadığına dair karar alındığı ve bilgilendirme için ilgili kurumların görevlendirildiği belirtilmesine rağmen proje hakkında çevre sakinlerinin bilgilendirilmediğini, 154 kV değerinde enerji taşıyan kabloların oluşturduğu elektromanyetik alanın insan sağlığına olumsuz etkilerinin olduğunu ve ölüm tehlikesi oluşturduğunu belirterek telafisi imkânsız zararların doğmaması için öncelikle söz konusu yüksek gerilimli iletim hattına gerilim verilmesini durduracak şekilde yürütmenin durdurulması kararı verilmesi ve neticede hattın kaldırılması talebiyle 21/2/2006 tarihli dilekçesiyle Ankara İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Söz konusu dava, anılan Mahkemenin 2006/476 Esas sırasına kaydedilmiştir. Davalı TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından dava dosyasına sunulan cevap dilekçesinde söz konusu iletim hattının 1956 yılından itibaren hizmet verdiği, zaman içerisinde şehrin artan nüfusu ve refah seviyesine göre oluşan ihtiyaçlar doğrultusunda kabloların yeraltına alınmaya başlandığı, proje kapsamında belirlenen güzergahlarda idari ve teknik sorunların ortaya çıkması hâlinde plan değişikliklerinin yapılabileceği, yüksek gerilim taşıyan kabloların mümkün olduğu ölçüde yapılaşmaların tamamlandığı cadde ve sokaklardan uygun derinlikteki kanallara doğrudan serilerek ya da boru içine döşenerek geçirilmesi gerektiği, 30/11/2000 tarihli ve 24246 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği (Yönetmelik) ve teknik şartnamelerdeki uygulama usulleri benimsendiği sürece ileri teknoloji ile üretilmiş iletim kablolarının insan sağlığına bir zararının bulunmadığı, başvurucunun iddialarının aksine söz konusu yüksek gerilimli kablo kanalları yerleştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen kazı ve inşa aşamalarında ilgili kuruluşların temsilcileri ve görevli kontrol elemanları hazır bulundurularak emniyetli bir çalışma yürütüldüğü ayrıca mahalle sakinleri ile görüşüldüğü, güzergâhta yapılan değişikliğin başlıca nedeninin Bando Sokak’taki mevcut altyapı tesislerinin konumu ve yol genişliği itibarıyla trafik akışı engellenmeden kablo kanallarının inşa edilmesine ve tesisine teknik açıdan imkân vermesinden kaynaklandığı, yaklaşım ve temas mesafeleri gözetildiğinde 154 kV değerindeki gerilim seviyesinin bir tehlike oluşturmayacağı, yer altı kablolarının bulunduğu kısımlar gelişigüzel kazılmadığı sürece insanların can ve mal güvenliklerini tehlikeye düşürecek, huzur ve esenliklerini bozacak bir durumun bulunmadığı, bu amaçla ayrıca uyarı levhalarının yerleştirildiği, Hasköy-Akköprü Enerji İletim Hattı Projesi'nin uluslararası standartlar gözetilerek ve yüksek kaliteli malzemeler kullanılarak hayata geçirildiği, hukuka aykırı bir işlem ya da eylem olmadığı gibi telafisi imkânsız bir durumunda bulunmadığı, bu nedenlerle yürütmenin durdurulması talebinin ve davanın reddinin gerektiği ifade edilmiştir. Diğer davalı olan Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından sunulan cevap dilekçesinde yüksek gerilimli iletim hattının yer altına alınması çalışmalarının bölgede uzmanlarca yapılan titiz incelemelerle ve teknik çalışmalarla gerçekleştirildiği, insan sağlığına bir zarar oluşturmayacağı, güzergâhın değişmesi neticesinde boşalan yerlerin yeşil alan olarak kullanılmak üzere Büyükşehir Belediyesine devredildiği ve bu amaç dışında kullanılmayacağı, rant elde edildiği şeklindeki iddianın asılsız olduğu ileri sürülmüştür. Anılan iletim hattının bulunduğu mahalde 30/1/2007 tarihinde yapılan keşif neticesinde şehir planlama uzmanı, elektrik mühendisi ve çevre mühendisi akademisyenlerden oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda, Batı ülkelerinde olduğu gibi yüksek gerilim hatlarının yer altına alınmasının güvenlik açısından tercih edilen bir yöntem olduğu, bu çerçevede kabloların özel nitelikli borular içine alınması ve diğer altyapı sistemlerinden belli mesafede ayrı konulması gerektiği, buna ilişkin esasların Yönetmelik’te belirlendiği, buradaki esasların TEİAŞ tarafından yerine getirildiğinin beyan edildiği, söz konusu kabloların yer altından değil de havai hat üzerinden geçirildiği durumda havai hat güzergâhı üzerinde çeşitli kamu kuruluşlarına ve özel hukuk kişilerine ait taşınmazların bulunması nedeniyle tehlike anında ya da müdahale gerektiğinde izin almanın veya kamulaştırmanın hem uzun zaman aldığı hem de kamu yararına uygun ekonomik bir tercih olmadığı, havai hat altındaki alanlardan rant sağlanacağı iddiasına karşı önlemler alınarak bu tür yerlerin yeşil alan olarak kullanılması koşulu getirildiği, güzergâhın Şehit Makbule Sokak’tan Bando Sokak’a kaydırılmasında altyapı tesislerinin çokluğu ve yol ortasında çok sayıda rögar bulunması gibi teknik birtakım gerekçelere dayanıldığı, Bando Sokak’tan güvenlik koşullarına uygun şekilde geçirilen yer altı kablolarının çevreye bir zararının bulunmadığı, sokakta yer alan uyarı levhalarının görsel kirlilik ve psikolojik olarak rahatsızlık oluşturduğu iddia edilmiş ise de şehirlerde bu tür levhaların çokça bulunduğu, ayrıca güzergâh değişikliği hakkında Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından ÇED olumlu kararı verildiği belirtilmiş ve yüksek gerilim taşıyan yer altı kablolarının Bando Sokak’tan geçirilmesinde teknik ve çevresel açıdan, ayrıca şehircilik ilkeleri bağlamında bir sakınca bulunmadığı şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Ankara İdare Mahkemesi 2006/476 esas sayılı dava dosyasında verdiği 26/9/2007 tarihli ara kararı ile yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir: “… Dava dosyasının incelenmesinden, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin bağlı ortaklığı olan Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından işletilmekte olan 33/6,3 kV 2*10 MVA kapasiteli Hasköy Dağıtım Merkezinin, yörenin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalması nedeniyle anılan saha davalı idareye devredilerek davalı idarenin 2004 yılı yatırım programında "0620 proje no'lu TEİAŞ Hasköy- Akköprü 89/154kV XLPE yalıtımlı yer altı kablosuyla enerji iletim tesisleri" projesine yer verildiği, davacının evinin Hasköy GIS TM ile Akköprü TM arasında yüksek gerilimle enerji iletimine mahsus 89/154 kV XLPE yer altı kablosu güzergahında kaldığı, projenin kesinleşmesi üzerine 2005 tarihinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun maddesi uyarınca ihale yapıldığı, yüklenici firma ile 2005 tarihinde sözleşme imzalandığı, projede Şehit Makbule Sokaktan geçirilmesi planlanan yüksek gerilim hattının işin devamı esnasında yüklenici firma ile davalı idarenin kontrol elemanları tarafından yapılan nihai etüd sonucunda davacının evinin bulunduğu Bando Sokaktan geçirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin 2006 tarihli kararı ile güzergah değişikliği ile ilgili olarak yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, bilirkişilerce hazırlanan raporda özetle; yüksek gerilim hatlarının yer altına döşenmesinin sağlık açısından bir risk oluşturmadığı, hatların oluşturduğu manyetik ve elektrik alan değerlerinin hattın toprak altına döşenmesi durumunda çok daha düşük olduğu, güzergahın Şehit Makbule Sokak yerine Bando Sokaktan geçirilmesi nedeniyle hattın bir miktar uzatıldığı, trafik akış yönü, sokaktaki ağaç sayısı, sokakta bulunan rögar kapaklarının sayısı, döşeme sırasında kablo ek yerlerinin nereye gelmesi gerektiği konularının güzergah belirlenmesinde göz önüne alınması gerektiği, bu hususlar göz önüne alındığında güzergah değişikliğinin yerinde olduğu, güzergah değişikliğinde ve yer altına döşenecek kabloların seçiminde Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğine uygun davranıldığı, tesis alanı kapatılmış olduğundan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinin 58/b/11 maddesinde belirtilen mesafelere uyulup uyulmadığının tespit edilemediği, belirtilen nedenlerle yüksek gerilim hattı kablolarının Bando Sokaktan geçirilmesinde teknik, çevresel ve şehircilik ilkeleri açısından sakınca bulunmadığı ifade edilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, davacı tarafından özellikle yüksek gerilim kablolarının yer altına döşenmesinde şartnamelere uyulmadığı, kazı yaptırılması ve uygun olarak döşenip döşenmediğinin tespiti istenilmiştir. Mahkememizin 2007 tarihli kararı ile ek keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ise de, 2007 tarihli kararı ile davalı idareden; Söz konusu alandaki yüksek gerilim kablolarının Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinin 58/ maddesine uygun, yani zemin yüzeyinden itibaren ne kadar derinliğe döşendiğine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin istenilmesine, Söz konusu alanda yüksek gerilim kablolarının yer altına alınmasına ilişkin ihale yapılıp yapılmadığının, yapıldı ise bu konuda Kamu İhale Kurumuna itirazen şikayet başvurusunda bulunulup bulunulmadığının, İdari Yargıda dava konusu edilip edilmediğinin sorulmasına, İhale yapıldı ise hazırlanan idari şartname, teknik şartname ve sözleşmenin bir örneğinin istenilmesine, İhaleye çıkılmadan önce uygulama projesi, ön veya kesin proje yapılıp yapılmadığının sorulmasına, Yapıldı ise söz konusu alanın üzerinde işaretlendiği projelerin istenilmesine, karar verilmiştir. Anılan karar üzerine davalı idareden gelen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; işe ait teknik şartnamenin maddesinde güç kablolarının yol seviyesinin minimum 1200 mm altına serileceğinin düzenlendiği, yer altına döşenecek kablolara ilişkin nihai projede asfaltın yol seviyesinden 10 cm., betonun 20 cm., ikaz bantlarının 20 cm., stabilize dolgu malzemesinin 30 cm., özel yataklama kumunun 40 cm. olmak üzere toplam 120 cm. olduğu, tesiste herhangi bir özür ya da eksiklik olmadığı tespit edilerek 2006 tarihinde Kabul Kurulu tarafından Geçici Kabul Tutanağı düzenlendiği görülmektedir. 2007 tarihli kararımız üzerine davalı idareden gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi üzerine ek keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasından bu aşamada vazgeçilmiştir. 2007 tarihli kararımız üzerine davalı idareden gönderilen bilgi ve belgeler ile verilecek karara esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi sonucunda; yüksek gerilim hattının söz konusu alanda yer altına alınması ve güzergah değişikliği yapılması işleminde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, olayda yukarıda anılan kanun hükmünde öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması isteminin reddine …oybirliğiyle karar verildi.” Anılan karar karşı yapılan itiraz Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 7/11/2007 tarihli ve 2007/5171 Y. İtiraz No.lu kararı ile reddedilmiştir. Dava süreci devam ederken başvurucu tarafından Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğüne hitaben sunulan 5/4/2006 tarihli dilekçe ile çevresel etki değerlendirmesinin gerekli olmadığına dair verilen kararın halka duyurulması konusunda gereğinin yapılmadığı, yaşadıkları sokağın kazılarak yer altına döşenen yüksek gerilim taşıyan kablolar nedeniyle can ve mal güvenliklerinin bulunmadığı, 16/12/2003 tarihli ve 25318 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin (ÇED Yönetmeliği) maddesine aykırı davranıldığı belirtilerek yatırımın durdurulması ve "ÇED gerekli değildir" kararının iptali talep edilmiştir. 10/5/2006 tarihinde Ankara Valiliği, proje tanıtım dosyasında taahhüt edilen hususların yerine getirilmesi için ÇED Yönetmeliği’nin maddesi gereğince TEİAŞ Genel Müdürlüğüne altmış iş günü süre verilmesi ve taahhütler yerine getirilene kadar söz konusu 154 kV geriliminde Hasköy-Akköprü yer altı iletim hattına elektrik verilmemesi yönünde karar almıştır. Ankara Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından Valilik makamına sunulan ve proje hakkında değerlendirmeler içeren 21/8/2006 tarihli yazıda, yöre halkından gelen şikâyet dilekçeleri nedeniyle projenin çevresel bir baskıya neden olacağı, bu nedenle daha ayrıntılı incelenmesi gerektiği belirtilmiş ve güzergâh değişikliği için ÇED raporu hazırlanmasının gerekli olduğu yönünde karar verilmesi teklifinde bulunulmuştur. Bu doğrultuda Ankara Valiliği tarafından ÇED Yönetmeliği’nin maddesi gereğince "ÇED gereklidir" kararı verilmiştir. Ankara Valiliğinden Keçiören Kaymakamlığına gönderilen 6/11/2006 tarihli yazı ile, söz konusu iletim hattı projesi hakkında yörede oturanlar tarafından iki yüz altmış yedi adet şikâyet dilekçesi sunulduğu, yer altı kablolarına test amaçlı elektrik verildiği, Valiliğin 10/5/2006 tarihli kararı gereğince iletim hattına verilen elektriğin 9/10/2006 tarihinde kesildiği, güzergah değişikliğine ilişkin karar çıkmadan yer altı iletim hattına elektrik verilmesi nedeniyle TEİAŞ Genel Müdürlüğüne idari para cezası uygulandığı belirtilmiş ve tüm bu hususlar hakkında halkın bilgilendirilmesi talep edilmiştir. Bu kapsamda ÇED Yönetmeliği’nin maddesi gereğince yöre halkının proje hakkında bilgilendirilmesi, görüş ve önerilerinin alınması amacıyla 18/12/2006 tarihinde halkın katılımı toplantısı gerçekleştirilmiştir. Çevre ve Ormancılık Bakanlığının 12/3/2007 tarihli yazısından anlaşıldığı üzere söz konusu projede gerçekleştirilen güzergâh değişikliği hakkında ÇED Yönetmeliği’nin maddesi gereğince “ÇED olumlu" kararı verilmiştir. Başvurucu tarafından sunulan 12/4/2007 tarihli dilekçe ile anılan ÇED olumlu kararının yürütmesinin durdurulması ve iptal edilmesi talebiyle Ankara İdare Mahkemesinde dava açılmıştır. 2007/493 Esas sırasına kaydedilen dava dosyasına davalı Ankara Valiliği tarafından sunulan 24/7/2007 tarihli cevap dilekçesinde, başlangıçta proje hakkında ÇED gerekli değildir kararı verildiği, ihtiyaç üzerine yapılan güzergâh değişikliğinden sonra ise proje hakkında ÇED gereklidir kararı verildiği, yöre halkından gelen şikâyetler nedeniyle projenin çevresel etkilerinin daha kapsamlı incelenmesi gerektiği kanaatine ulaşıldığı, ÇED Yönetmeliği’nin Ek-I listesinde yer alan projeler ile ÇED gereklidir kararı verilen projelerde halkın katılımı toplantılarının düzenlendiği, anılan projenin ÇED Yönetmeliği’nin Ek-II listesinde yer aldığı, bu nedenle halkın katılımı toplantısı düzenlenmediği ancak ÇED gereklidir kararı ile bu yönde bir adım atıldığı, Valilik tarafından verilen süre içinde proje sahibi tarafından ÇED Yönetmeliği’ne uygun şekilde gerekliliklerin yerine getirildiği ve verilen ÇED olumlu kararının hukuka ve teknik düzenlemelere uygun olduğu belirtilmiştir. Diğer davalı Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından sunulan cevap dilekçesinde de benzer gerekçelere dayanılmış ve ÇED Yönetmeliği’nin ile maddelerinde belirtilen usul ve esaslar gözetilerek ÇED sürecinin tamamlandığı ve ÇED olumlu kararının verildiği ileri sürülmüştür. Mahkemece verilen 14/11/2007 tarihli ara kararı ile kanunda öngörülen şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle yürütmenin durdurulması talebi reddedilmiştir. Karara karşı yapılan itiraz Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 12/12/2007 tarihli ve 2007/5958 Y. İtiraz nolu kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu tarafından Ankara İdare Mahkemesinin E2006/476 sayılı dava dosyasına sunulan 8/1/2008, 19/2/2008, 12/3/2008 ve 7/4/2008 tarihli dilekçeler ile yeni ve tarafsız bir bilirkişi heyeti oluşturulması ve incelemelerin E.2007/493 sayılı dava dosyasını kapsayacak şekilde yapılması talep edilmiştir. Bu doğrultuda 11/4/2008 tarihinde dava konusu yüksek gerilim hattının Bando Sokak’tan geçen bölümü üzerinde yapılan keşif neticesinde hazırlanan ek bilirkişi raporunda hattın Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’ne uygun olarak döşendiği ancak teknik şartname hükümlerine aykırı olarak beton tabaka kalınlığının 20 cm yerine 18 cm olduğu, derinliğin de 120 cm’den az olduğu, davacının işaret ettiği gibi aynı kanallardan geçen su boruları ve benzeri altyapı tesislerinde oluşabilecek arızalarla ilgilenilirken diğer kurumların görevlileri tarafından yüksek gerilim hattına müdahale etme, özensiz çalışarak yapıyı bozma riskinin bulunduğu şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Ankara İdare Mahkemesi 26/6/2008 tarihli ve E.2006/476, K.2008/1670 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir: “… Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, yüksek gerilim hattının yer altına alınmasında Elektrikli Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğine uygun davranıldığı, ancak Yönetmelikte belirtilen mesafelerden daha fazla derinlik öngörülen Yapım Sözleşmesine 2 noktada uygunluk bulunmadığı anlaşılmakta olup, tesisin anılan Yönetmeliğe uygun olması nedeniyle, sözleşme hükümlerine aykırılığın idare tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı, davacı yanında müdahil ve TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından itiraz edilmiş ise de, bilirkişi raporundaki saptamalar karşısında itirazlar yerinde bulunmamıştır. Dosyada var olan bilgi ve belgeler ile verilecek karara esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, yüksek gerilim havai hattının yer altına alınmasında, güzergah seçiminde, tesisin yapılmasında ve havai hattın kaldırılmasıyla boşalacak alanın yeşil alan olarak kullanılmak üzere Ankara Büyükşehir Belediyesine devredilmesi işlemlerinde anılan mevzuata hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan, 2008 tarihli ara kararımız ile, yeşil alan olarak kullanılmak üzere Ankara Büyükşehir Belediyesine devredilen taşınmazın içinde yer aldığı herhangi bir plan yapılıp yapılmadığı sorulmuş olup, gelen cevabi yazıdan; AYKOME kararı ile kaldırılan enerji nakil hattının geçtiği güzergahın Keçiören Belediye Meclisinin 1990 tarih ve 259 sayılı kararı ile onanan Çubuk Çayı ve Çevresi Etap İmar Planı kapsamında kaldığı, onaylı imar planına göre enerji nakil hattının geçtiği güzergahın bir kısmının E=0,10, Hmax=6,50m yapılanma koşullu pazar alanı olarak ayrılırken diğer kısmının yeşil alan olarak ayrıldığı belirtilmiş olup, söz konusu plan veya plan tadilatının bu davanın konusu olmaması nedeniyle belirtilen husus incelenmemiş olup, plan veya plan tadilatının ayrıca dava konusu yapılabileceği de açıktır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine, … oybirliğiyle karar verildi.” Aynı Mahkeme 2007/493 esas sayılı dava hakkında ise 26/6/2008 tarihli ve E.2007/493, K.2008/1654 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir: “… Dava konusu olayda, TEİAŞ Genel Müdürlüğünce havai elektrik hattının yer altına indirilmesi için hazırlanan proje tanıtım dosyasında davalı idarelerden gerekli izin alınmaksızın güzergah değişikliği yapılması üzerine söz konusu hatta elektrik verilmemesine karar verilerek TEİAŞ Genel Müdürlüğü hakkında idari para cezası verildiği, daha sonradan güzergah değişikliği için verilen ÇED gereklidir kararına istinaden yapılan incelemeler ve halkın katılımı toplantısı sonucunda söz konusu proje için ÇED olumlu kararı verildiği görülmektedir. Mahkememizin E.200/476 esas numarasına kayden yine davacılar tarafından açılan yüksek gerilim havai hattının yer altına alınmasının durdurulmasına ilişkin başvurunun reddine yönelik 2006 gün ve 414 sayılı TEİAŞ Genel Müdürlüğü işlemi ile yüksek gerilim havai hattının kaldırılması ile ortaya çıkacak yeşil alanın Ankara Büyükşehir Belediyesine devrine ilişkin 2005 gün ve 204 sayılı davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı AYKOME ara genel kurul kararının iptali istemli davada güzergah değişikliği ile ilgili olarak yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; yüksek gerilim hatlarının yer altına döşenmesinin sağlık açısından bir risk oluşturmadığı, hatların oluşturduğu manyetik ve elektrik alan değerlerinin hattın toprak altına döşenmesi durumunda çok daha düşük olduğu, güzergahın Şehit Makbule Sokak yerine Bando Sokaktan geçirilmesi nedeniyle hattın bir miktar uzatıldığı, trafik akış yönü, sokaktaki ağaç sayısı, sokakta bulunan rögar kapaklarının sayısı, döşeme sırasında kablo ek yerlerinin nereye gelmesi gerektiği konularının güzergah belirlenmesinde göz önüne alınması gerektiği, bu hususlar göz önüne alındığında güzergah değişikliğinin yerinde olduğu, güzergah değişikliğinde ve yer altına döşenecek kabloların seçiminde Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğine uygun davranıldığı, tesis alanı kapatılmış olduğundan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinin 58/b/11 maddesinde belirtilen mesafelere uyulup uyulmadığının tespit edilemediği, belirtilen nedenlerle yüksek gerilim hattı kablolarının Bando Sokaktan geçirilmesinde teknik, çevresel ve şehircilik ilkeleri açısından sakınca bulunmadığı ifade edilmiştir. Bu durumda TEİAŞ tarafından hazırlanan projenin ilk halinde elektrik hattının Şehit Makbule Sokaktan geçirilmesi öngörülmüş ise de yukarıda söz edilen bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere adı geçen sokağın konumu, altyapının sıkışık olması ve yer altı kablo kanalı için uygun genişlik bulunmaması nedeniyle güzergah değişikliğine gidilmesi üzerine Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde öngörülen koşullara uygun olarak güzergah değişikliğine ilişkin proje hakkında “ÇED olumlu” kararı verilmesine yönelik tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine,… oybirliğiyle karar verildi.” Ankara İdare Mahkemesinin 26/6/2008 tarihli ve E.2006/476, K.2008/1670 sayılı kararına karşı yürütmenin durdurulması ve bozma talebiyle temyiz başvurusunda bulunulmuş; anılan karar Danıştay Dairesinin 16/11/2009 tarihli ve E.2009/4375, K.2009/11132 sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmiştir. Ayrıca Ankara İdare Mahkemesinin 26/6/2008 tarihli ve E.2007/493, K.2008/1654 sayılı kararına karşı yürütmenin durdurulması ve bozma talebiyle temyiz başvurusunda bulunulmuş ise de yürütmenin durdurulması talebi Danıştay Dairesi tarafından 20/10/2009 tarihinde reddedilmiş ve anılan karar, aynı Dairenin 5/10/2010 tarihli ve E.2008/9842, K.2010/8768 sayılı ilamıyla onanmış; karar düzeltme talebi de Danıştay Dairesinin 12/6/2013 tarihli ve E.2011/10699, K.2013/4867 sayılı ilamıyla reddedilerek kesinleşmiştir. Danıştay Dairesi tarafından verilen 12/6/2013 tarihli nihai karar 12/8/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup başvurucu tarafından 29/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun “Elektrik piyasası faaliyetleri” kenar başlıklı mülga maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “Elektrik piyasası faaliyetleri bu Kanun hükümlerine göre piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin üretim, iletim, dağıtım, toptan satış, perakende satış, perakende satış hizmeti, ticaret, ithalat ve ihracat faaliyetleridir. Piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin faaliyetlerinde uymaları gereken usul ve esaslar bu Kanun ve ilgili yönetmeliklerle düzenlenir. … b) İletim faaliyeti gösterebilecek tüzel kişiler: Elektrik enerjisi iletim faaliyetleri Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından yürütülür. Kamu mülkiyetindeki tüm iletim tesislerini devralmak, kurulması öngörülen yeni iletim tesisleri için iletim yatırım planı yapmak, yeni iletim tesislerini kurmak ve işletmek, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketinin görevidir. (Değişik paragraf: 09/07/2008 - 5784 S.K./ md.) Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi; ayrıca, Kurul onayına tabi olan iletim, bağlantı ve sistem kullanım tarifelerini ve şebeke yönetmeliğini hazırlar, revize eder, denetler ve yük dağıtımı ile frekans kontrolünü gerçekleştirir, iletim sisteminde ikame ve kapasite artırımı yapar, gerçek zamanlı sistem güvenilirliğini izler, sistem güvenilirliğini ve elektrik enerjisinin öngörülen kalite koşullarında sunulmasını sağlamak üzere gerekli yan hizmetleri belirler ve bu hizmetleri Yan Hizmetler Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda sağlar. Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi, Bakanlığın kararı doğrultusunda uluslararası enterkonneksiyon çalışmalarını yapar, iletim sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan serbest tüketiciler dahil tüm sistem kullanıcılarına şebeke yönetmeliği ve iletim lisansı hükümleri doğrultusunda eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin iletim ve bağlantı hizmeti sunar. Piyasanın gelişimine bağlı olarak Kurul kararı doğrultusunda yeni ticaret yöntemleri ve satış kanallarının uygulanabilmesine yönelik alt yapının geliştirilmesi ve uygulanması Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından yürütülür. Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi, yönetmelik çerçevesinde, dağıtım şirketleri tarafından hazırlanan talep tahminlerini esas alarak üretim kapasite projeksiyonunu hazırlar ve Kurul onayına sunar. (Değişik paragraf: 09/07/2008 - 5784 S.K./ md.) İletim şebekesi dışında, ulusal iletim sistemi için geçerli standartlara uygun olan ve üretim faaliyeti gösteren tüzel kişinin lisansı kapsamındaki üretim tesisi ile müşterileri ve/veya iştirakleri ve/veya serbest tüketiciler arasında özel direkt hat tesisi, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi ile üretim faaliyeti gösteren tüzel kişi arasında yapılacak kontrol anlaşması ile mümkündür. (Ek paragraf: 09/07/2008 - 5784 S.K./ md.) Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi, uluslararası enterkonneksiyon hatlarının ulusal sınırlar dışında kalan kısmının tesisi ve işletilmesini yapabilir ve/veya bu amaçla uluslararası şirket kurabilir ve/veya kurulmuş uluslararası şirketlere ortak olabilir ve bölgesel piyasaların işletilmesine ilişkin organizasyonlara katılabilir. c) Dağıtım faaliyeti gösterebilecek tüzel kişiler: Elektrik enerjisi dağıtım faaliyetleri, dağıtım şirketleri tarafından lisanslarında belirlenen bölgelerde yürütülür. Dağıtım şirketleri, bulundukları dağıtım bölgesinde, başka bir tedarikçiden elektrik enerjisi ve/veya kapasite temin edemeyen tüketiciler bulunması halinde, perakende satış lisansı alarak bu tüketicilere perakende satış yapmak ve/veya perakende satış hizmeti vermekle yükümlüdür. Dağıtım şirketleri, bölgelerinde, başka perakende satış şirketi ve/veya şirketleri bulunsa dahi perakende satış lisansı almak suretiyle tüketicilere perakende satış yapabilir ve/veya perakende satış hizmeti verebilir. Lisanslarında belirtilen bölgelerdeki dağıtım tesislerini işleten ve/veya sahip olan dağıtım şirketleri, bu tesislerin yenileme, ikame ve kapasite artırım yatırımlarını yapar, dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan serbest tüketiciler dahil tüm sistem kullanıcılarına, dağıtım lisanslarının hüküm ve şartları ve dağıtım yönetmeliği hükümleri doğrultusunda ve yönetmelikte belirlenecek süreler içinde eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin elektrik enerjisi dağıtımı ve bağlantı hizmeti sunar. (Değişik paragraf: 09/07/2008 - 5784 S.K./ md.) Dağıtım şirketleri, Yan Hizmetler Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda yan hizmetleri sağlar. Yönetmelik çerçevesinde, dağıtım lisanslarında belirlenen bölgelerde talep tahminlerinin hazırlanması ve Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketine bildirilmesi görevi dağıtım şirketlerine aittir. Kurul bu talep tahminlerini onaylar ve tahminler Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından yayımlanır. Mülkiyeti kamuda olan dağıtım tesislerinin, Kurul onaylı talep tahminleri doğrultusunda yatırım planlarının hazırlanması ve Kurul onayına sunulması, onaylanan yatırım planı uyarınca yatırım programına alınan, dağıtım tesislerindeki gerekli iyileştirme ve güçlendirme işlerinin gerçekleştirilmesi ve/veya yeni dağıtım tesislerinin inşa edilmesi görevi söz konusu dağıtım tesislerini işleten dağıtım şirketlerine aittir. …” 2/3/2001 tarihli ve 24334 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5/2/2001 tarihli ve 2001/2026 sayılı Bakanlar Kurulu Kararname’nin eki maddesi şöyledir: “Elektrik üretimi, yük tevzii ve işletme planlaması hizmetlerini yürütmek üzere “Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi”, … unvanlarında … iktisadi devlet teşekkülü kurulmuştur.” 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Çevresel etki değerlendirilmesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Petrol, jeotermal kaynaklar ve maden arama faaliyetleri, Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamı dışındadır. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” Başvuru konusu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 16/12/2003 tarihli ve 25318 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin “Yetki” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bu Yönetmeliğe tabi projeler hakkında “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu”, “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz”, “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir” veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Ancak Bakanlık gerekli gördüğü durumlarda “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir” veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının verilmesi konusundaki yetkisini, sınırlarını belirleyerek Valiliklere devredebilir.” Belirtilen Yönetmelik’in “Çevresel Etki Değerlendirmesine Tabi Projeler” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bu Yönetmeliğin; a) EK-I listesinde yer alan projeler ile, b) Ek-II listesinde bulunup “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir” kararı verilen projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanması zorunludur.” Belirtilen Yönetmelik’in “Halkın Katılımı Toplantısı” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Komisyonun Kapsam belirleme toplantısından önce, halkı yatırım hakkında bilgilendirmek, projeye ilişkin görüş ve önerilerini almak üzere proje sahibi tarafından projenin gerçekleştirileceği yerde Bakanlık ile mutabakat sağlanarak belirlenen tarihte, halkın katılımı toplantısı düzenlenir. Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinden önce proje sahibi tarafından, halkı bilgilendirmek amacıyla anket, seminer vb. çalışmalar yapılabilir. a) Toplantı yeri Valilik ve proje sahibi tarafından belirlenir ve Valilik tarafından Bakanlığa bildirilir. Toplantı için projeden en çok etkilenmesi beklenen yöre halkının kolaylıkla ulaşabileceği merkezi bir yerin seçilmesine özen gösterilir. b) Proje sahibi, toplantı tarihini, saatini, yerini ve konusunu belirten bir ilanı ulusal düzeyde yayımlanan bir gazete ile o yörede yayımlanan yerel bir gazetede toplantı tarihinden en az üç gün önce yayınlatır. c) Toplantı İl Çevre ve Orman Müdürünün veya görevlendireceği bir yetkilinin başkanlığında yapılır. Toplantıda; halkın proje hakkında bilgilendirilmesi, görüş ve önerilerinin alınması sağlanır. Başkan katılımcılardan görüşlerini yazılı olarak vermelerini isteyebilir. Toplantı tutanağı, bir sureti Valilikte kalmak üzere Bakanlığa gönderilir. Komisyon üyeleri, 8 inci madde de belirlendiği şekilde kendi isteklerine bağlı olarak Kapsam belirleme toplantısı öncesinde proje uygulama yerini inceleyebilir, kendilerine iletilen tarihe göre halkın katılımı toplantısına katılabilirler. Halkın katılımı toplantısı çalışmaları ile ilgili sekreterya hizmeti, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülür.” Belirtilen Yönetmelik’in “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz Kararı” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bakanlık, komisyonun rapor hakkındaki çalışmalarını dikkate alarak beş işgünü içinde proje için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu”ya da “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz” kararı verir, bu kararı proje sahibine ve ilgili kurum ve kuruluşlara yazılı olarak bildirir. Valilik, alınan kararı gerekçeleri ile beraber uygun araçlarla yöre halkına duyurur. “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı verilen proje için beş yıl içinde yatırıma başlanmaması durumunda “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı geçersiz sayılır. “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz” kararı verilen projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz” kararı verilmesine neden olan koşulların tamamında değişiklik olması durumunda proje sahibi yeniden başvuruda bulunabilir.” Belirtilen Yönetmelik’in “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bakanlık 15 inci maddenin (a), (b), (c) bendinde yer alan projeleri, EK-IV’deki kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde proje sahibinden projesi ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık on beş işgünü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlayarak proje hakkında “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir” veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararını beş işgünü içinde verir, kararı Valiliğe ve proje sahibine bildirir. Valilik bu kararı taşra teşkilatlarına ve halka duyurur. Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir kararı verilen proje için 5 yıl içinde yatırıma başlanmaması durumunda Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir kararı geçersiz sayılır. “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir” kararı alınan projeler 7 nci madde uyarınca Çevresel Etki Değerlendirmesine tabidir. Bir yıl içinde 8 inci maddeye göre Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin başlatılmaması durumunda başvuru geçersiz sayılır.” Belirtilen Yönetmelik’in “Yönetmeliğe Aykırı Uygulamaların Durdurulması” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bu Yönetmelik kapsamındaki projelerde; a) “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” ya da “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadan yatırıma başlandığının tespit edilmesi durumunda,Valilik tarafından yatırım durdurulur. “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” ya da “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça durdurma kararı kaldırılmaz. b) “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı ya da “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verildikten sonra, proje sahibi tarafından Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyasında taahhüt edilen hususlara uyulmadığının tespit edilmesi durumunda sözkonusu taahhütlere uyulması için Bakanlıkça da uygun görülmesi halinde Valilikçe bir defaya mahsus olmak üzere süre verilebilir. Bu süre sonunda taahhüt edilen hususlara uyulmaz ise yatırım durdurulur. Yükümlülükler yerine getirilmedikçe durdurma kararı kaldırılmaz.” Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği’nin maddesi şöyledir: “Bu Yönetmeliğin kapsamına giren tesislerde Türk Standartlarına uygun kablolar kullanılacaktır. Bunlar bulunmadığında Madde 1‘de belirtilen standartlara uygun kablolar kullanılacaktır. … b) Kabloların döşenmesi: 1) Yer altı kablolarının döşendikleri yerler kimyasal, mekanik ve ısıl etkilerden olabildiğince uzak ya da bunlara karşı korunmuş olmalıdır. … 11) Yeraltına döşenecek kablolar, sokak ve alanlarda en az 80 cm derinliğe gömülmelidir. Bu yerlerin dışında en az 60 cm olmalıdır. Bu derinlik zorunlu durumlarda özel koruyucu önlemler alınarak 20 cm dolaylarında azaltılabilir. … e) Kablo yerlerinin işaretlenmesi: Kablo tesisleri bulunan kuruluşlar, bunların yerlerini tam olarak işaretleyerek bu kabloların geçiş güzergahlarını gösteren planları, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyelere, diğer yerlerde de ilgili mülki idare amirliklerine vermelidir. Yer altı kablo güzergahları kaplamasız yerlerde işaretli beton kazıklarla, kaplamalı yerlerde oyulmuş işaretlerle belirtilmelidir. Şöyle ki güzergahı görünmeyen kablolar (mesela hendek içindekiler), kablo güzergahı ve niteliği anlaşılacak şekilde işaretlenmelidir. Bu çerçevede düz güzergah maksimum 100 m‘de bir, ek ve branşman yerleri dönüş noktaları vb. yanılgıyı önleyecek şekilde işaretlenmelidir. Bu işaretler yerine göre beton kazık, pirinç veya döküm levha ya da kaldırım kaplamasında oyulmak suretiyle yapılmalıdır. …” 1992 yılında Rio de Janeiro'da yapılan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı sonucunda kabul edilen Çevre ve Kalkınma Üzerine Rio Bildirisi’nin 10 numaralı prensibi şöyledir: “Çevre sorunlarını ele almanın en iyi şekli ve uygun olan çözüm konuyla ilgili her aşamada ilgili bütün vatandaşların kararlara katılımını sağlamaktır. Ulusal düzeyde, her kişi, tehlikeli faaliyet ve maddeler ile ilgili bilgiler dahil olmak üzere, kamu makamlarının sahip olduğu çevre ile ilgili tüm bilgilere ulaşabilmeli ve karar alma sürecine katılma olanağına sahip olmalıdır. Devletler, bu bilgilere halkın ulaşmasını sağlamalı ve ayrıca halkın alınacak kararlara katılımını ve duyarlılığını kolaylaştırmalı ve özendirmelidir. Devletler ayrıca ilgililerin bu konuda yapabilecekleri idari ve yargısal başvuru haklarının kolaylaştırılmasını sağlamalıdır.” Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin çevre ve insan haklarına ilişkin 27/6/2003 tarihli ve 1614 sayılı Tavsiye Kararı'nın ilgili kısmı şöyledir: “Parlamenterler Meclisi, üye Devletlerin hükümetlerine şu hususları tavsiye eder: i) Hükümetler, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin , ve maddelerinde ve Sözleşme’nin eki Protokol’ün maddesinde güvence altına alındığı gibi, kişinin yaşam hakkı, sağlık hakkı, özel yaşamı ve aile yaşamı ile vücut ve mal bütünlüğünü, özellikle çevrenin korunması gerekliliğini de gözönüne alarak, etkili biçimde koruyucu tedbirler almalıdır. ii) Hükümetler, tercihen anayasal düzeyde ve fakat en azından yasal düzenlemeler sonucunda çevre hakkının Devlet açısından mutlak olarak korunması gereken nesnel bir insan hakkı olduğunu kabul etmelidirler. iii) Hükümetler, Aarhus Anlaşmasında kabul edildiği üzere, çevre alanında bireylerin bilgi edinme ve alınan kararlara katılım hakları ile kişisel nitelikteki yargısal başvuru haklarını güvence altına almayı kabul etmelidirler.”