1. Ceza Dairesi 2022/8736 E. , 2023/1113 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme, yardım eden sıfatıyla nitelikli kasten öldürme, nitelikli yağmaya teşebbüs, silahla kasten yaralama HÜKÜM : Mahkumiyet İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik silahla kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyete ilişkin hükmünün istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu hükme yönelik temyizin niteliği dikkate a
**1. Ceza Dairesi 2022/8736 E. , 2023/1113 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme, yardım eden sıfatıyla nitelikli kasten öldürme, nitelikli yağmaya teşebbüs, silahla kasten yaralama HÜKÜM : Mahkumiyet İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik silahla kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyete ilişkin hükmünün istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu hükme yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. Maktulden katılanların, sanıklar hakkında katılan ...'a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs, sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik silahla kasten yaralama suçlarından açılan kamu davalarına katılma ve kurulan hükümleri temyiz etme hak ve yetkilerinin bulunmadığı belirlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan açılan kamu davası ile ilgili olarak mahallinde her zaman hüküm kurulmasının mümkün olması, sanık ... hakkında katılan... yönelik yaralama suçundan açılan kamu davasının bulunmaması nedeniyle katılanlar Cemil ve Şamil vekilinin bu hususlara ilişkin istemleri inceleme dışı bırakılmıştır. İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar ..., ..., ...., ve ...müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.06.2020 Tarihli ve 2018/490 Esas 2020/231 Karar Sayılı Kararıyla 1. Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82 ... maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 2. Sanıklar ..., ..., ...ve .... hakkında kasten öldürme suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 3. Sanıklar ..., ..., ..., ...ve ...hakkında katılan ...'a yönelik nitelikli yağma suçlarından, 5237 Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a-c-d-e) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve sanıklar ..., ...ve ...hakkında 58 ... maddesinin altıncı fıkrası uyarınca ayrı ayrı 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, 4. Sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik silahla kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 5. Sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik silahla kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 11.04.2022 Tarihli ve 2021/698 Esas, 2022/496 Karar sayılı Kararıyla 1. Sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik silahla kasten yaralama suçundan kurulan hükme ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. 2. İlk Derece Mahkemesince kurulan diğer hükümlere ilişkin olarak katılanlar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekili ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile ; a. Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 82 ... maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b. Sanıklar ..., ..., ...ve ...hakkında yardım eden sıfatıyla nitelikli kasten öldürme suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 39 uncu maddesinin birinci fıkrası ve ikinci fıkrasının (a-c) bentleri, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve sanıklar ...ve ...hakkında 58 ... maddesinin altıncı fıkrası uyarınca ayrı ayrı 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, c. Sanıklar ..., ..., ..., ...ve ...hakkında katılan ...'a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından, 5237 Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a-c-d-e) bentleri, 35 ... maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve sanıklar ...ve ...hakkında 58 ... maddesinin altıncı fıkrası uyarınca ayrı ayrı 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, netice cezaların 5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 10 yıl 10 ay olarak belirlenmesine, d. Sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik silahla kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasının (e) bendi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık ...'in temyiz dilekçesinin gerekçe içermemesi nedeniyle temyiz isteminin reddine, katılanlar vekili tarafından kasten yaralama ve yağma suçları yönünden istinaf talebi bulunmasına rağmen, istinaf merciince bu konuda karar verilmemiş olması gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılanlar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekili vekilinin temyiz sebepleri ; 1. Sanıklar ..., ..., ...ve ...hakkında yardım eden sıfatıyla değil fail sıfatıyla suça iştirakten cezalandırılmaları gerektiğine, 2. Vekalet ücretine, İlişkindir. B. Sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri ; 1. Gerekçeye, 2. Sübuta, İlişkindir. C. Sanık ... ve sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri ; eksik incelemeye ilişkindir. D. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri ; 1. Haksız tahrikin varlığına, 2. Meşru savunmaya, 3. Cezadan takdire bağlı indirim yapılması gerektiğine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Sanıklar ... ve ...'in yanlarında bulunan kişilerle suç tarihi öncesi zaman zaman katılanlar ... ve oğlu ...'in ikametine giderek para istedikleri, olay günü sanıkların olay yeri olan Ay sokakta aldıkları alkol ve uyuşturucu madde etkisi altında sanık ...'da bıçak olduğu halde birlikte katılanlar ... ve oğlu ...'i yağmalamak amacıyla ikametlerini gittikleri, kapıya mağdur ...'ın çıktığı, sonrasında diğer katılan ...'un geldiği ve sanıklara gitmelerini söylediği, ancak sanıkların bedenen kendisini savunamayacak durumda olan katılana aldırmadan zorla ikametlerine girdikleri, sanıkların ......,'tan para istedikleri, katılanın karşı koyması üzerine sanık ...'ın bıçakla katılanı tehdit ettiği, sanık ...'in ise ....., ve .....,'ı darp ederek bozuk paraları aldığı, sonra ...'a moruk şeklinde hitap ederek paraları sökülmesini istediği, bu kargaşayı gören ve bir kısmı aynı sokakta ikamet eden diğer katılanlar ve maktulün yardım etmek amacıyla olay yerine geldikleri, sanık ...'in katılan ...'e taş atarak yaraladığı, sanık ...'ın da gelen katılanlara taşla saldırdığı, sanık ...''in de aynı şekilde yardım için gelenlere saldırdığı, bu sırada sanık ...'dan bıçağını alan sanık ...'ın önce katılan ...'ya savurduğu ancak isabet ettiremediği, ardından da maktul ...'a bıçakla vurduğu ve maktulün yaralanarak yere düştüğü, bunu gören tüm sanıklaran olay yerinden birlikte kaçarak uzaklaştıkları olayda, sanıkların fikir ve eylem birliği içinde katılan ...'a yönelik nitelikli yağma suçunu, sanık ...'ın ani gelişen kastla yağma suçu nedeniyle yakalanmamak amacıyla nitelikli kasten öldürme suçunu işlediği, diğer sanıklar ..., ..., ...ve .....,'ın nitelikli kasten öldürme suçuna iştiraklerinin bulunmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verildiği, anlaşılmıştır. 2. Maktul hakkında Adlî Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 15.08.2018 tarihli ; "Kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı kot kesisi ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu" Görüşünü içeren otopsi raporu dava dosyasında bulunmaktadır. 3. Olay yeri inceleme raporu ve basit krokisi, sanıklar, katılanlar .....,...., .....,....., ve ......,hakkında düzenlenen adli muayene raporları, kamera görüntüsü inceleme tutanağı, sanıklar ...ve ...'a ait adli sicil sabıka kayıtları ifadeleri ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1. Sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik silahla kasten yaralama suçundan kurulan hükme ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. 2. İlk Derece Mahkemesince kurulan diğer hükümlere ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde, olayın gelişim süreci ve oluş şekli aynı kabul edilmiş ise de; sanıklar ..., ..., ...ve ...'ın diğer sanık ...'ın nitelikli kasten öldürme suçuna aynı kastla yardım eden sıfatıyla iştirak ettikleri, sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesinin uygulamasının aksine katılan ...'a yönelik değil, katılan ...'a yönelik nitelikli yağma eylemleri nedeniyle kamu davası açıldığı ve suçun teşebbüs aşamasında kaldığı, sanık ... ve beraat kararları kaldırılan diğer sanıklar hakkında nitelikli kasten öldürme ile yardım eden sıfatıyla nitelikli kasten öldürme, sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik silahla kasten yaralama ve sanıklar hakkında nitelikli yağma suçlarından kurulan hükümler yönünden sanıklar hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmaması gerekçeleriyle hükümlerin kaldırılmasına ve yeniden mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Sanıklar hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından hüküm kurulurken meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak ve 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesindeki ilkeler de gözetilerek, 10 yıl ile 15 yıl arasında ceza öngören TCK.’nin 149/1.maddesi uyarınca makul oranda cezaların belirlenmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde üst hadden hapis cezaları tayin olunması suretiyle fazla cezalara hükmolunması, sanıklar hakkında anılan suçtan 5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza miktarları yönünden kazanılmış haklarının saklı tutulması nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır. A. Sanık ... Hakkında Katılan ...'e Yönelik Silahla Kasten Yaralama İle Sanıklar Hakkında Katılan ...'a Yönelik Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik silahla kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyete ilişkin hükmünün istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu hükme yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. Maktulden katılanların, sanıklar hakkında katılan ...'a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs, sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik silahla kasten yaralama suçlarından açılan kamu davalarına katılma ve kurulan hükümleri temyiz etme hak ve yetkilerinin bulunmadığı belirlenmiştir. B. Tebliğname Yönünden Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanıklar müdafileri ve katılanlar katılanlar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekilinin istinaf istemleriyle ilgili karar verildiği, sanık ...'in 15.04.2022 tarihli temyiz dilekçesi temyiz gerekçelerini barındırdığı anlaşılmakla, bu yönlerden bozma ve temyiz isteminin reddine ilişkin Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır. C. Katılanlar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... Vekili Yönünden 1.Suça İştirakin Niteliği Sanıkların yağma amacıyla katılan ... ve .....,'ın ikametine gittikleri, bu aşamada katılanların yardımına diğer katılanlarla birlikte gelen maktulü sanık ...'ın ani gelişen kastla öldürdüğü, diğer sanıkların katılanların ve maktulün direncini kırdıkları, sanık ...'ın yanında bulunmak suretiyle onda bulunan suç işleme kastını kuvvetlendirmek suretiyle yardım ettikleri anlaşılmakla, sanıkların fail sıfatıyla eylem ve irade birliğinde hareket ettiklerine dair yeterli delil elde edilemediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Vekalet Ücreti Maktulden katılanların dava dosyasını vekil vasıtasıyla temsil ettirdikleri ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca maktu vekalet ücretinin sanıklardan tahsiline karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. D. Sanık ... ve Sanıklar Müdafileri Yönünden 1.Gerekçesizlik İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi'nin gerekçeli kararlarında olayın kabulü, mevcut delillerle sanıkların suçlarının sübutları ve suç vasıflarının tayinin yapıldığı, savunmalarda ileri sürülen nedenlerin tartışıldığı ve gerekçelerin kanunda belirtilen nitelik ile şartları taşıdığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sübut Mağdur katılanların beyanları ve bunlarla örtüşen olay yeri inceleme raporu ile adli muayene raporları ve otopsi raporu, sanıkların içinde bulunduğu grupta suçta kullanılan bıçağın bulunduğuna ilişkin bir kısım sanıkların ikrarı, sanıkların olay yerinde bulunduklarına yönelik ikrarları karşısında sanıkların eylemlerinin sübut bulduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. E. Sanık ... ve Sanık ... Müdafileri Yönünden Eksik İnceleme Olay sonrası soruşturma aşamasında mevcut delillerin araştırılarak tespit edildiği ve dosyaya alındığı, kovuşturma aşamasında da toplanan deliller dışında yargılamaya yenilik katacak ve esasa etki edecek başkaca delilin bulunmadığı, mahallinde yapılacak keşif incelemesinin de eylemin oluşu yönünden yapılacak değerlendirmede yarar sağlamayacağı anlaşılmakla, bu haliyle eksik incelemeden söz edilemeyeceğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. F. Sanık ... Müdafii Yönünden 1. Haksız Tahrik Sanıkların yağma amacıyla katılan ... ve ...'ın ikametine gittikleri ve ilk haksız hareketin sanıklardan geldiği, diğer katılanlar ve maktulün yardım etmek ve bu duruma engel olmak amacıyla olay yerine geldikleri, ellerinde silah niteliğine haiz alet dahi olmadığı, bu haliyle maktulden sanıklara yönelen ve haksız tahrik teşkil eden söz ve davranış bulunmadığı anlaşılmakla sanık yararına haksız tahrik nedeniyle indirim yapılmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Meşru Savunma Maktulden sanığa yönelen haksız bir saldırı olmadığı, elinde silah niteliğine haiz alet olmadığı halde sanık tarafından suçta kullanılan öldürmeye elverişli bıçakla eylemin gerçekleştirildiği, bu haliyle sanık lehine meşru savunma koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Takdiri İndirim Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanmasının Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında olduğu, ancak bu takdirin sınırsız ve denetime kapalı bir yetkiyi barındırmadığı, Yargıtay tarafından yapılacak değerlendirmenin, Mahkemenin takdirinin dava dosyasında mevcut veriler ile uyumlu şekilde şekillenip şekillenmediği ve yerinde ve yeterli gerekçeye dayanıp dayanmadığı ile sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece; "Sanığın geçmişi dikkate alınarak" şeklindeki gerekçeye istinaden sanık lehine takdiri indirim sebebi uygulanmamasına karar verilmesi, güncel adli sicil kaydından da sabıkasının bulunduğu anlaşılan sanığın suça eğilimli kişiliği karşısında Mahkemenin takdirinin dava dosyası kapsamına uygun şekillendiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A. Sanık ... Hakkında Katılan ...'e Yönelik Silahla Kasten Yaralama İle Sanıklar Hakkında Katılan ...'a Yönelik Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde yer alan (A) paragrafında açıklanan nedenlerle sanık ... müdafii ile katılanlar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekilinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE, B. Sanık ... Hakkında Maktule Yönelik Nitelikli Kasten Öldürme, sanıklar ..., ..., ...ve ... ... Hakkında Maktule Yönelik Yardım Eden Sıfatıyla Nitelikli Kasten Öldürme, Sanıklar Hakkında Katılan ...'a Yönelik Nitelikli Yağmaya Teşebbüs İle Sanık ... Hakkında Katılan ...'e Yönelik Silahla Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 11.04.2022 tarihli ve 2021/698 Esas, 2022/496 Karar sayılı kararında katılanlar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekili ve sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin reddine, Ancak ; Sanık ... hakkında kurulan hükümler yönünden 5237 sayılı Kanun'un 58 ... maddesi uyarınca yasal koşulları oluşmadığı halde ikinci kez mükerirlere özgü infaz rejiminin uygulanması, sanık ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçu yönünden aleyhe istinaf istemi bulunmamasına rağmen 5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 58 ... maddesi ile yapılan uygulama yönünden kazanılmış hakkının saklı tutulmaması suretiyle ikinci kez mükerirlere özgü infaz rejiminin uygulanması, Kanun'a aykırı bulunduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hüküm fıkrasında; sanık ... yönünden kurulan hükümlerde 5237 sayılı Kanun'un 58 ... maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerindeki "ikinci kez" ibarelerinin çıkarılmasına, sanık ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçu yönünden kurulan hükme ilişkin olarak 5237 sayılı Kanun'un 58 ... maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümüne“5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 ... maddesi ile yapılan uygulama yönünden kazanılmış hakkının saklı tutulmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanıklar ..., ..., ....., ve ...müdafilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.03.2023 tarihinde karar verildi. (M) (M) (M) KARŞI OY: Sanıklar ... ve ...'in yanlarında bulunan kişilerle suç tarihi öncesi zaman zaman katılanlar ... ve oğlu ...'in ikametine giderek para istedikleri, olay günü sanıkların olay yeri olan Ay sokakta aldıkları alkol ve uyuşturucu madde etkisi altında sanık ...'da bıçak olduğu halde birlikte katılanlar ... ve oğlu ...'i yağmalamak amacıyla ikametlerini gittikleri, kapıya mağdur ...'ın çıktığı, sonrasında diğer katılan ...'un geldiği ve sanıklara gitmelerini söylediği, ancak sanıkların bedenen kendisini savunamayacak durumda olan katılana aldırmadan zorla ikametlerine girdikleri, sanıkların ...'tan para istedikleri, katılanın karşı koyması üzerine sanık ...'ın bıçakla katılanı tehdit ettiği, sanık ...'in ise ... ve ...'ı darp ederek bozuk paraları aldığı, sonra ...'a moruk şeklinde hitap ederek paraları sökülmesini istediği, bu kargaşayı gören ve bir kısmı aynı sokakta ikamet eden diğer katılanlar ve maktulün yardım etmek amacıyla olay yerine geldikleri, sanık ...'in katılan ...'e taş atarak yaraladığı, sanık ...'ın da gelen katılanlara taşla saldırdığı, sanık ...''in de aynı şekilde yardım için gelenlere saldırdığı, bu sırada sanık ...'dan bıçağını alan sanık ...'ın önce katılan ...'ya savurduğu ancak isabet ettiremediği, ardından da maktul ...'a bıçakla vurduğu ve maktulün yaralanarak yere düştüğü, bunu gören tüm sanıklaran olay yerinden birlikte kaçarak uzaklaştıkları olayda, sanıkların fikir ve eylem birliği içinde katılan ...'a yönelik nitelikli yağma suçunu, sanık ...'ın ani gelişen kastla yağma suçu nedeniyle yakalanmamak amacıyla nitelikli kasten öldürme suçunu işlediği, diğer sanıklar ..., ..., ...ve ...'ın nitelikli kasten öldürme suçuna iştiraklerinin bulunmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verildiği, [adres satırı maskelendi] mağdur ...'nın ise yaralanmadığı, ancak bıçağın mağdur ...'in montuna isabet ettiği, maktulün ise sol koltuk altı bölgesine isabet eden 1 adet kesici/delici alet yaralanmasının sebep olduğu kot kesisi ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu öldüğü anlaşılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir. Kanun’un 37. maddesindeki; "(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur. (2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası,üçte birden yarısına kadar artırılır" şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir. Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nin 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır. Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: 1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır. 2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. "Yardım etme" ise 5237 sayılı TCK'nin 39. maddesinde; "(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. (2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur: a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek. b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak. c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde, "Bağlılık kuralı" da aynı Kanun'un 40. maddesinde; "(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. (2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. (3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir" biçiminde düzenlenmiştir. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 sayılı TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanun’un 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, Olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, Şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır. Sanıkların katılanlar ... ve oğlu ...'e yönelik yağma suçunu işlemek için bir araya geldikleri, olayın başlangıcında olay yerinde bulunmayan mağdur ...'nün olaya müdahale etmek istediği, yine mağdurlar ... ve ...'ın komşuları olan maktul ... ile mağdurlar ..., ..., ... ve ... .....'nın mağdurlara yardım etmek ve sanıklara engel olmak amacıyla olay yerine geldikleri, Sanıklar toplamda 5 kişi iken karşılarında 8 kişinin bulunduğu, sanıkların ....., ve ...'e yönelik yağmaya teşebbüs eylemi akabinde gelen 6 kişiyle ayrı ayrı eylemlerinin söz konusu olduğu, sanık ...'dan bıçak alan sanık ...'ın önce mağdur ...'ya iki kez bıçak salladığı, isabet ettiremediği, ardından da maktul ...'ya bıçakla vurduğu, sanık ...'ın bu eylemlerini ani bir kasıtla yaptığı, bu eylemleri yapabileceğini değil diğer sanıkların kendisinin bile önceden düşünmeme ihtimalinin bulunduğu, başkalarını yağmaya kalkışırken hiç hesapta olmayan başka bir şahsı öldürebileceğini düşünme, akla getirme halinde değil herhangi bir suça kalkışma sanık ... veya diğer sanıkların olay yerine bile yaklaşmayı dahi istemeyebilecekleri, kaldıki maktüle yönelik eylemin en fazla birkaç saniye içerisinde gerçekleşebileceği, diğer sanıkların diğer mağdurlarla uğraştıkları için bu eylemi farketmeme ihtimalleri olabileceği gibi, farkeden sanık veya sanıkların sanık ...'ın niyetini anlayıp sözlü veya fiili müdahalede bulunmalarının imkansıza yakın olduğu, diğer sanıkların sanık ...'a olan uzaklıkları, bu olayın önlerindemi, arkalarındamı, sağ veya sol taraftalarındamı, müdahale veya etki alanlarındamı bu durumların belirlenmesi, sanık ...'ın eylemine nasıl, ne şekilde yardımcı olduklarının veya kolaylaştırdıklarının ortaya konulması gerektiği, aksi kanaat halinde başka benzer olaylarda planlanan hedef suç dışı işlenen tüm suçlardan olay yerinde bulunan tüm sanıkların sorumluluğuna gidilebileceği sonucunu doğuracağı, sanık ... dışındaki sanıkların fikir ve irade birliği içerisinde oldukları yağmaya teşebbüs suçunun hedef mağdurları olan ... ve oğlu ...'den birisinin ağır bir şekilde yaralanması veya öldürülmesi halinde tüm sanıkların yağma suçu dışındaki ağır bir şekilde yaralanma veya öldürme eyleminden sorumlu tutulabilecekleri, ancak olayımızdaki gibi eylemi yapan asıl sanık ...'ın bile öngöremeyebileceği, ani bir kasıtla işlediği, diğer sanıkların müdahale edemeyecekleri öldürme fiilinden sorumlu tutulmalarının adalet, hakkaniyet, önceden belirlilik ilkeleriyle bağdaşmayacağı, başka bir anlatımla böyle bir kararın adil olmayıp, haksızlığa neden olacağı görüşündeyim. 16.03.2023 ... Muhalif Üye KARŞI OY: Sanıklar ... ..., ..., ... ve ... haklarında baba oğul olan mağdurlar ... ve ...'e karşı nitelikli yağma suçundan açılan kamu davasında mahkemece TCK 149/1. fıkranın a,c,d,e bentleri gereği taktiren ve teşdiden üst sınırdan 15 yıl hapis cezası verilmekle sanıklara fazla ceza verildiği ve yine sanıkların işlediği nitelikli yağma suçunun tamamlanmış olduğunu düşündüğümden teşebbüs aşamasında kaldığını kabul eden İstanbul Bam 1. Ceza Dairesinin kararının bozulması gerekir iken onaylayan dairemizin çoğunluk görüşüne muhalifim. Şöyleki; Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... daha önce mahallede yağma ve hırsızlık suçları işledikleri bilinen kişiler olup olay tarihi öncesinde de özürlü oğlu ...ile beraber yaşayan dosyadaki ATK 2. İhtisas Dairesinin raporuna göre kendini beden ve ruh bakımından savunamayacak durumdaki .....,tan zorla para aldıkları dosya kapsamındaki beyanlardan anlaşılmakta olup olay günü de yine bu sanıklar birlikte baba oğulun yaşadığı eve gelerek kapıyı çalmış evden çıkan oğul ...'ın kapıda sanıklarla tartışması üzerine baba ... dışarıya çıkarak sanıklara bastonu ile müdahale etmiş, sanıkların zorla eve girmek ve yine mağdurlardan para istemeleri üzerine mağdurlar kendilerine karşı çıkınca sanık ... bıçak çıkartarak "sökülün paraları" diyerek mağdurları tehdit etmiş diğer sanık ... de bu esnada baba ...., ...'ın cebinde bulunan cüzdanını zorla alarak içinde para olup olmadığına bakmış ve para bulunmadığını anlayınca cüzdanı yere atmış ve mağdurları zorla evlerine sokmaya çalışmışlardır. Sanıkların ve mağdurların durumlarını gören, bilen mağdurlara yardım için olaya müdahale etmeye çalışan komşuların müdahalesini önlemek için tüm sanıklar taş atarak ve bıçakla gelen kişilere saldırıda bulunmuş ve bu bağlamda sanıklardan ... da ...'dan aldığı bıçak ile olay yerine gelen katılanların komşusu ...'ya vurmak suretiyle ölümüne sebebiyet vermiştir. Yağma suçu kişilerin mal varlığına yönelen hırsızlık suçunun cebir ve ,veya tehdit suçu ile birleşmesi halinde ortaya çıkan, mürekkep suç kabul edilen ve TCK'nin 148. maddesinde ilgili eşyanın mağdurun üzerinden zorla alınması anında gerçekleştiği kabul edilen bir suçtur. Her ne kadar bu suçun içerisinde hırsızlık suçu ile cebir ve veya tehdit suçu ayrı ayrı bulunup hırsızlık suçunun oluşabilmesi için sanığın ele geçirdiği malı kendi hakimiyet alanı altına sokması gerektiği kabul olunmuş olayımızda da sanığın cüzdanı zorla alıp içini kontrol edip boş olduğunu görünce orada yere attığı yani hakimiyet alanına sokulmadığı savunulabilir ise de yağma suçunun düzenlendiği TCK'nin 148. maddesinde bu suçun hırsızlıktan daha nitelikli ve kişilerin özgürlük alanlarını ağır şekilde ihlal ettiğinden bu suçun oluşabilmesi için sanığın yağma suçuna konu eşyayı cebir veya tehditle alması suçun tamamlanması için yeterli görülmüş ayrıca bu malın alındıktan sonra kendi hakimiyet alanına sokulması şartı yasada düzenlenmemiştir. Bu nedenle dosyamız kapsamına göre daha önce birden çok kez bu suçları işlediği tanıklar ve mağdurlarca söylenen sanıklar her ikiside özürlü olan mağdurların yaşadığı eve gelerek kapıdan içeri girip bu mağdurlardan bıçakla tehdit edip zorla para almak istemişler ve bıçak zoruyla mağdur ...'un cebindeki cüzdanı zorla alan Tanık ... cüzdanında para bulunmadığını görünce yere atmıştır sanık ...'in yanındaki diğer sanıklarda bu suçun işlenebilmesi için bıçakla bıçakla ve taşlarla olaya müdahale etmeye etmeye çalışan komşulara engel olarak bu suçların işlenmesine asli fail olarak yardımcı olmuşlardır . Sanıkların sübuta eren eylemleri nedeniyle nitelikli yağma suçu tamamlanmış olduğundan teşebbüs aşamasında kaldığını kabul eden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin kararının bozulması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daire kararını onayan Dairemiz kararına muhalifim. ... Muhalif Üye KARŞI OY: Sanıkların mağdur ...'e yönelik eylemlerinin nitelikli yağmaya teşebbüs olarak kabul edildiği, bu bağlamda oluşa ve dosya kapsamına göre alkol ve uyuşturucunun etkisi altında mağdur ... ile oğlu .....,'ın birlikte ikamet ettikleri eve zorla girdikten sonra yaşlı ve sakat olan mağdur ...'tan para isteyen, bıçakla tehditte bulunan, bu tehditin yaratığı korkunun da etkisiyle mağdurun cüzdanını alan ancak iradelerini özgüledikleri maddi değer taşıyan parayı bulamayınca sahiplenme ve yağmalama kastı olmaksızın cüzdanı yere atan sanıkların eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığının kabulünde isabetsizlik yoksa da, olayın devamında amaçladıkları yağma eylemini gerçekleştiremedikleri için kapıldıkları öfke ve infial duygusu altında mağdurlar ... ve ...ile olaya müdahale etmek isteyen komşuları maktul ...'ya yönelik bıçaklı saldırıları sonucunda maktulün hayatını kaybettiği olayda, esasen yağma suçunun tamamlanmadığı ve teşebbüs boyutunda kaldığı, sanıkların artık suçu işlemek, kolaylaştırmak, delillerini ortadan kaldırmak veya yakalanmamak amacıyla değil, eylemlerini tamamlama konusunda kendilerine engel olan maktule yönelik infial altında işledikleri kanısına varıldığından eylemlerinin TCK'nin 82/1-i bendi kapsamında değerlendirilmesi ve bu yönüyle vasıf bozması yapılması gerektiği düşüncesinde olmam nedeniyle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum. ... Muhalif Üye