7. Hukuk Dairesi 2014/8526 E. , 2014/15720 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi : Mersin 3. İş Mahkemesi Tarihi : 18/03/2014 Numarası : 2013/54-2014/52 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirin
**7. Hukuk Dairesi 2014/8526 E. , 2014/15720 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : Mersin 3. İş Mahkemesi Tarihi : 18/03/2014 Numarası : 2013/54-2014/52 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine 2-Davacı, davalının işyerinde 01/02/2003-23/04/2013 tarihleri arasında çalıştığını, fazla çalışma ve ücretinde iyileştirme istemesi üzerine iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ve fazla mesai alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının iş akdini kendisinin feshettiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş akdinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğinin davacının ihbar tazminatına hak kazanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacının ücret fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. 4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi (6098 Sayılı TBK 147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7'nci maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 inci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir. Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def'i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir. Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içinde cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. Somut olayda, dava dilekçesi 20.05.2013 tarihinde, ıslah dilekçesi ise 06.02.2014 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş, davalı tarafından 03.06.2013 tarihinde davaya 20.02.2014 tarihinde de ıslaha karşı cevap verilmiş ve zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Bu durumda yapılacak iş; davacının hangi aylara ilişkin ücret alacağının bulunduğunu açıklamasından ve ücret alacağı ile ilgili yukarıda belirtilen araştırma yapıldıktan sonra bilirkişiden ek rapor alınarak süresi içinde zamanaşımı savunmasında bulunan davalının zamanaşımı savunması değerlendirilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir. 3-Davacı 07:30-19:00 saatleri arasında çalıştığını iddia ederek fazla mesai ücreti talebinde bulunmuş, hâkim havalesi bulunmayan 19.02.2014 tarihli 25. Bölge Mersin Eczacı Odası yazısından davalıya ait eczane işyerindeki çalışma düzeninde yaz ve kış ayları ayrımına gidildiği, 2008 yılı yaz uygulamasının 30.03.2008 - 27.10.2008 tarihleri arasında 08:00-19:00 saatleri arasında, 2009 yılı yaz uygulamasının 30.03.2009-26.10.2009 tarihleri arasında 08:00-19:00 saatleri arasında, 2010 yılı yaz uygulamasının 29.03.2010-01.11.2010 tarihleri arasında 08:00-19:00 saatleri arasında, 2011 yılı yaz uygulamasının 28.03.2011 - 31.10.2011 tarihleri arasında 08:00-18:30 saatleri arasında, 2012 yılı yaz uygulamasının 26.03.2012 - 30.10.2012 tarihleri arasında 08:00-19:00 saatleri arasında, 2013 yılı yaz uygulamasının 01.03.2008 - 28.10.2013 tarihleri arasında 08:00-19:00 saatleri arasında, bu yıllarda kış uygulamasının ise diğer zaman dilimler içerisinde 08:00-18:00 saatleri arasında yapıldığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bütün zamanlar için yaz saati uygulaması 01 Nisan-31 Ekim tarihlerinde saat 08:00-19:00 saatleri arasında; kış saati uygulamasının ise 1 kasım- 31 mart tarihlerinde 08.00-18:00 saatleri arasında yapıldığı kabul edilmiştir. Davacının çalıştığı işyeri eczane olup kamusal denetime tabidir. Çalışma saatleri özel olarak belirlenmektedir. Bu resmi çalışma saat ve günlerine göre fazla çalışmanın hesaplanması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. 4-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık kuralı gereğince Hakim talepten fazlasına hükmedemez. Somut olayda, davacı 01/02/2003-23/04/2013 arasında çalıştığını ileri sürerek kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin tahsiline karar verilmesini istediği halde, bilirkişinin hatalı raporu esas alınarak talep aşılmak suretiyle 01.02.2001-23.04.2013 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilerek davacının kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınması hatalı olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09.07.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.