4. Hukuk Dairesi 2021/26565 E. , 2023/625 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/59 E., 2021/97 K. HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasındaki müdahalenin meni ve maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.01.2023
**4. Hukuk Dairesi 2021/26565 E. , 2023/625 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/59 E., 2021/97 K. HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasındaki müdahalenin meni ve maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.01.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... duruşmaya geldiler. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ikamet ettikleri Adana ili, ... ilçesi, ... kasabası yanında bulunan davalı şirkete ait kömür depolama sahasının sağlıklarına; bağ, bahçe, ağaç ve tarlalarına zarar verdiğini, kasabadaki tüm konutların ekonomik değerini tamamen yitirmesine neden olduğunu belirterek maddi zararlarının tazminine, mevzuata aykırı olarak kurulan davalı işletmenin faaliyetinin sonlandırılmasına (müdahalesinin men'ine) karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin haksız bir eylemi bulunmadığından herhangi bir sorumluluğundan bahsetmenin de mümkün olmadığını, ilgili mevzuat kapsamında her türlü tedbir ve önlemlerin alındığını ve alınmaya da devam edildiğini, dava dilekçesinin yasal şartları bulunmadığından kesin süre verilerek dava sebebinin ve talep sonucunun 74 davacı bakımından ayrı ayrı açıklattırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 21.01.2016 tarihli ve 2013/115 - 2016/67 sayılı karar ile davalı şirket kurallara uygun bir şekilde tesisi işletse de, yine de davacıların maddi zararlarının olduğu, ancak davalının gerek ÇED raporu, gerekse mevzuata uygun çalışması sebebi ile men kararı verilemeyeceği gerekçesi ile istemin kısmen kabulüne 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, müdahalenin men'i talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin 21.01.2016 tarihli ve 2013/115 Esas, 2016/67 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 15.01.2019 gün ve 2016/5933-2019/91 sayılı ilamında; "Bir haksız fiilden birden fazla kişi zarar görebilir. Bu zarar, şahıs veya mal varlığı değerlerine ilişkin olabileceğinden her mutazarrır yönünden ayrı ayrı meydana gelir. Maddi hukuk bakımından geçerli olan bu belirlemenin usul hukuku bakımından sonucu aynı haksız fiilden kaynaklansa da her zarar görenin dava ve talep hakkının diğerinden bağımsız olmasıdır. Yani zararları aynı haksız fiilden kaynaklanmış olsa bile zarar görenlerin açacağı tazminat davalarında zorunlu dava arkadaşlığı değil ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olur (HMK 57/1-C). İhtiyari dava arkadaşları aynı dava dilekçesi ile dava açmış olsalar bile davaları birbirinden bağımsızdır (HMK 58). Öte yandan, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda mahkeme ayrı olarak açılmış davaları birleştirebileceği gibi yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için birlikte açılmış davaların ayrılmasına da karar verebilir (HMK 167). Bu konuda kanun hakime takdir hakkı tanımıştır. Ancak hakim takdir hakkını, yargılamanın makul süre içerisinde bitirilmesini ve düzenli bir şekilde yürütülmesini emreden usul ekonomisi ilkesini de gözeterek kullanmak durumundadır. Bu genel açıklamadan sonra somut olaya bakıldığında; Her ne kadar davacılar vekilince, Adana ili, Ceyhan ilçesi, Kurtpınarı Kasabası sakini oldukları ve davalı şirketin faaliyetleri sebebiyle zarar gördüklerini iddia ettiği 74 davacı adına bir dilekçe ile tek dava açılmış ve mahkemece de esasen ortada 74 ayrı dava olduğu düşünülmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de; yürütülen yargılama ve sonucunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece yapılması gereken iş, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlamak açısından birlikte açılmış olan davaları ayırmak, her bir davacının talebini açıklattırmak, mülkiyet ve zilyetlik durumlarını gözetmek suretiyle husumet ehliyetini tayin ve tespit etmek, sonrasında davacıların isteklerinin esası ile ilgili karar vermektir. "gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesince; tefrik işleminden önce davacılar vekilinin dava dilekçesini somutlaştırması gerektiği, bu konuda davacılar vekiline süre verildiği, davacı vekilinin 29.09.2020 tarihli celsede yeniden süre verildiği takdirde her müvekkili yönünden somut zararlarını açıklar şekilde dilekçe sunacağını bildirdiği, buna rağmen somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamına göre mahkemece öncelikle yapılması gereken işlemin dosyaların tefrik edilmesi olması gerekmekteyken dosyalar tefrik edilmeden önce davacıların somut zararının karşılanması yönünde ara karar verilmesinin hatalı olduğunu, sözlü yargılama için gün tayin edilmediğini, müvekkili davacıların adli yardımdan yararlandırılmaları talep edilmesine rağmen bu hususta da karar verilmediğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; haksız eylem ve çevre hukukuna dayalı müdahalenin men’i ve maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3.Değerlendirme Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar HMK’nın 334 ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1. maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukukî yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından mali yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin mali durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Başka bir deyişle söz konusu iddia veya savunmada açıkça haksız durumda bulunmamak ve haklı olduğu yolunda hâkimde yaklaşık bir kanaat oluşturabilmek gerekir. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmasının engellenebilmesi için haklılık koşulu özenle incelenmelidir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419). Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2. maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir. Öte yandan talepte bulunanın mali gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle mali yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. Haklılık koşulunun ispatında ispat ölçüsü, yaklaşık ispattır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacılar vekilinin 25.02.2021 tarihli dilekçesiyle adli yardım talebinde bulunduğu, 25.02.2021 tarihli celsede mahkemece davacılar vekilinin her bir davacı yönünden talebini somutlaştırması halinde dosyanın tefriki ile adli yardım talebinin değerlendirilmesi yönünde ara karar kurulduğu, 27.04.2021 tarihli hüküm celsesinde ise HMK'nın 330/6. Maddesi gereğince adli yardım talebinde bulunan kişiler yönünden yargılama giderlerini karşılayacak durumda olmadığını gösteren mali durumlarına ilişkin belgeler mahkemeye sunulmadığından davacıların adli yardım taleplerinin reddine karar verildiği aynı celse davanın reddi yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardım talebinin incelenmesi” başlıklı 337. maddesinin 1. fıkrasında, mahkemenin, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebileceği, ancak talep hâlinde incelemenin duruşmalı olarak yapılacağı düzenlenmiştir. 2. fıkrada ise “Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.” hükmü yer almaktadır. Şu durumda; mahkemece davacılar vekilinden hangi davacılar yönünden adli yardım talep edildiğinin açıklattırılması, adli yardım talep edilen davacıların yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadıklarını gösteren mali durumlarına ilişkin belgeleri açıklama dilekçesi ile birlikte ibraz etmeleri gerektiği hususunda davacılar vekilinin ihtar edilmesi, akabinde her bir davacı yönünden adli yardım talebinin ayrı ayrı değerlendirilmesi, adli yardıma ilişkin kararın HMK'nın 337/2. maddesi uyarınca itiraza tabi olduğu gözetilerek itiraz olması durumunda itiraz prosedürünün işletilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeksizin davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 18.01.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.